Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2018/6921 E. , 2022/6942 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2018/6921
Karar No : 2022/6942
DAVACI : …
VEKİLİ : Av. …
DAVALILAR : 1- … Bakanlığı
VEKİLİ : I. Hukuk Müşaviri Yrd. V. …
2- … Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. …
DAVANIN KONUSU :
Merzifon Polis Meslek Eğitim Merkezi’nde öğrenci olan davacının,
1- Hakkında yaptırılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz sonuçlandığından bahisle Merzifon Polis Meslek Eğitim Merkezi’nden ilişiğinin kesilmesine dair Merzifon Polis Meslek Eğitim Merkezi Müdürlüğü Yönetim Kurulu’nun … tarih ve … sayılı işlemi ile,
2- Dava konusu işlemin dayanağı olan ve davalı İçişleri Bakanlığı’nın 07/11/2016 tarihli oluru ile yürürlüğe giren Özel Harekat Birimlerinde İstihdam Edilmek Üzere Polis Meslek Eğitim Merkezlerine Alınacak Öğrencilerin Giriş Şartları ve Eğitim Öğretimlerine İlişkin Usul ve Esaslar’ın 7/e-2. maddesinde yer alan “bu suçlardan dolayı devam etmekte olan bir soruşturma veya kovuşturma bulunmamak” hükmünün iptaline karar verilmesi istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI :
Özel Harekat Birimlerinde İstihdam Edilmek Üzere Polis Meslek Eğitim Merkezlerine Alınacak Öğrencilerin Giriş Şartları ve Eğitim Öğretimlerine İlişkin Usul ve Esaslar’ın 7/e-2. maddesinde yer alan “bu suçlardan dolayı devam etmekte olan bir soruşturma veya kovuşturma bulunmamak” ibaresinin Anayasa’da yer alan “masumiyet karinesine” aykırılık teşkil ettiği, davacı hakkında “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” kararı verildiği, söz konusu kararın davacının denetim süresini iyi halli tamamlaması halinde düşeceği, söz konusu Usul ve Esasların, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi kapsamında teminat altına alınan hukuki sonuç doğurmama yasağını ortadan kaldırdığı ileri sürülmektedir.
DAVALI İDARELERİN SAVUNMALARI:
… BAKANLIĞI’NIN SAVUNMASI : Usule ilişkin olarak; davacı yönünden menfaat ihlali koşulunun oluşmadığı, ayrıca davacının dava konusu yönünden dava açma ehliyetinin bulunmadığı, esasa yönelik olarak ise; dava konusu Usul ve Esas hükmünün üst hukuk normlarına uygun olduğu, davacının ilgili düzenlemede yer alan şartları taşımadığından ilişiğinin kesildiği, tesis edilen ilişik kesme işleminin hukuka uygun olduğu savunulmaktadır.
… GENEL MÜDÜRLÜĞÜ’NÜN SAVUNMASI: Usule ilişkin olarak; davacı yönünden menfaat ihlali koşulunun oluşmadığı, ayrıca davacının dava konusu yönünden dava açma ehliyetinin bulunmadığı, esasa yönelik olarak ise; davacı hakkında yaptırılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması neticesinde davacının … Asliye Ceza Mahkemesinde … Soruşturma ve … E. sayısı ile “hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma” suçundan yargılanmasının devam ettiğinden bahisle ilişiğinin kesildiği, Özel Harekat Birimlerinde İstihdam Edilmek Üzere Polis Meslek Eğitim Merkezlerine Alınacak Öğrencilerin Giriş Şartları ve Eğitim Öğretimine ilişkin Usul ve Esasların 7. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinde “e) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile, adayın kendisinin ve evli ise eşinin; 1) Kasten işlenen bir suçtan dolayı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olsa dahi bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına mahkûm olmamak, 2) Affa uğramış veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, kaçakçılık veya cinsel dokunulmazlığa karşı suçlardan dolayı mahkûm olmamak veya bu suçlardan dolayı devam etmekte olan bir soruşturma veya kovuşturma bulunmamak veya kovuşturması uzlaşma ile neticelenmemiş olmak,” hükmünün yer aldığı, ilgili düzenlemedeki şartları taşımayan davacının ilişiğinin kesilmesinin hukuka uygun olduğu savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : …
DÜŞÜNCESİ : Dava, Merzifon Polis Meslek Eğitim Merkezinde öğrenci olan davacının durumunun, Özel Harekat Birimlerinde İstihdam Edilmek Üzere Polis Meslek Eğtim Merkezlerine İlişkin Usul ve Esasların 7. maddesinin (e/2) fıkrasında belirtilen hükme uygun olmadığından okul ile ilişiğinin kesilmesine ilişkin Polis Meslek Eğitim Müdürlüğü’nün … tarih ve … sayılı işlem ile işlemin dayanağı olan Yönetmeliğin 7. maddesinin (e/2) fıkrasında yer alan “….veya bu suçlardan dolayı devam etmekte olan bir soruşturma veya kovuşturma bulunmamak” ibaresinin iptali istemine ilişkindir.
3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu’nun ek 24. maddesinin 3. fıkrasına dayanılarak hazırlanan Özel Birimlerinde İstihdam Edilmek Üzere Polis Meslek Eğitim Merkezlerine Alınacak Öğrencilerin Giriş Şartları Ve Eğitim – Öğretimlerine İlişkin Usul Ve Esaslar Yönetmeliği’nin 7.maddesinin e/2 fıkrasında;2) Affa uğramış veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, kaçakçılık veya cinsel dokunulmazlığa karşı suçlardan dolayı mahkûm olmamak veya bu suçlardan dolayı devam etmekte olan bir soruşturma veya kovuşturma bulunmamak veya kovuşturması uzlaşma ile neticelenmemiş olmak koşulunun öğrenci adaylarından aranacağı hükme bağlanmıştır.
Genel olarak, emniyet görevlisi polislere, toplumun her anlamda huzur ve güvenliğini sağlamak, korumak ve devam ettirmek konusunda yetki, görev ve sorumluluklar tanınmıştır.Yürüttükleri hizmetin niteliği ve sahip oldukları yetki ve sorumluluklar, polislerin güvenilir ve disiplinli kişiler olmasını gerektirmektedir. Bu doğrultuda, bu mesleğe alınacak ve devam edeceklerde bazı özel niteliklerin aranması amacına yönelik düzenlemeler yapılmasının kamu yararı ve hizmet gereği olduğu tartışmasızdır.
Dava konusu edilen Yönetmelik maddesinin ceza yargılaması ile bağlantısı olması nedeniyle uyuşmazlığın çözümlenebilmesi için özelde ceza yargılaması, genelde hukukun temel ilkeleri açısından bazı kavramların irdelenmesi gerekmektedir.
Ceza Muhakemesi Kanununun 2. maddesinin 1.fıkrasının (b) bendinde; Sanık; kovuşturmanın başlamasından itibaren hükmün kesinleşmesine kadar suç şüphesi altında bulunan kişiolarak; (f) bendinde de Kovuşturma; iddianamenin kabulüyle başlayıp hükmün kesinleşmesine kadar geçen evre olarak tanımlanmış, devamı maddelerinde yargılamanın nasıl yapılacağına ilişkin ayrıntılı düzenlemeler yer almıştır. Yargılamanın sonucunda, hangi kararların verileceği bu kararların niteliğini de ortaya koyacak şekilde düzenlenmiştir.
Yerleşik yargı içtihatlarına göre ceza yargılamasının amacı, somut gerçeğin hiçbir şüpheye yer verilmeyecek şekilde saptanmasıdır. Bu doğrultuda sanığın suçluluğu yönündeki iddia araştırılarak suçlu ya da suçsuz olduğu ortaya konulmaktadır.
Ceza yargılamasını yönlendiren temel ilkelerden biri olan suçsuzluk karinesi, bir suçtan dolayı kovuşturulan kişinin suçluluğu yapılan yargılama sonucu verilen karar ile sabit bulunmadıkça suçlu sayılmaması anlamına gelmektedir.
Suçsuzluk karinesi, Ülkemizin de taraf olduğu İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin 11/1. maddesi ile İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesinin 6/2. maddesinde adil yargılanma hakkının kapsamı içinde tanımı yapılmış bir haktır. Bu karine, CMK da açıkca düzenlenmemiş olmakla birlikte Anayasada düzenleme altına alınmıştır.
Anayasada Temel Haklar ve Ödevlerin düzenlendiği İkinci Kısmın “Kişinin Hakları ve Ödevlerini” düzenleyen İkinci Bölümünün “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38/4. maddesinde de; “suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimse suçlu sayılamaz” kuralına yer verilmiş ve Anayasada yer alış şekli ile bu karine, genel bir ilke olarak belirlenmiştir.
Bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere suçsuzluk karinesi, sanığın, yargılama sonucunda suçu kanıtlanmadan suçlu kabul edilmesini önleyerek suçsuz olduğu varsayımı ile hareket edilmesini sağlayan, korunması gereken dokunulmaz temel bir hak olarak Anayasada güvence altına alınmıştır.
Bu açıklamalar ışığında suçsuzluk karinesinin, hukukun genel bir ilkesi olmasının yanı sıra hukuk devletinin doğal ve zorunlu bir sonucu olduğu ve insan haklarına saygı prensibine dayandığı açıktır.
Gerek tarafı olduğumuz sözleşmelerde gerek Anayasada korunması gerekli temel bir hak olarak belirlenmiş olan suçsuzluk karinesi, yargılama organları dışında tüm resmi makamları ve üçüncü kişileri de bağlayan temel bir ilkedir. Bu bakımdan, henüz yargılaması devam eden bir kişi açısından adil yargılanma hakkı kapsamında suçsuzuk karinesi olarak tanınmış bir hakkı ihlal eden, onu suçlu gösteren ya da suçlu gibi işlem görmesine neden olan her türlü işlem ve eylemin hukuken kabul edilemez olduğu tartışmasızdır.
Bu açıklamalar değerlendirildiğinde, dava konusu Yönetmelik maddesinde yer alan ibarenin, Yönetmelikle getirilen düzenlemenin genel amacını aşarak Anayasada ve taraf olduğumuz sözleşmelerde güvence altına alınmış hakkın ihlali sonucunu doğurduğu anlaşılmaktadır.
Öte yandan, davalı idarenin kovuşturması devam eden ilgililer hakkında yargılama sonucu verilen kararın niteliği ve hukukun temel ilkeleri doğrultusunda her zaman işlem tesis etme yetkisi bulunduğu tartışmasızdır.
Aksine bir kabul ile devam eden kovuşturma nedeniyle işlem tesis edilmesi, ilgililerin yapılan yargılama sonucu suçsuz olduklarının ortaya konulması durumunda, yine Anayasada ve taraf olduğumuz sözleşmelerde güvence altına alınmış olan eğitim ve öğretim hakkı ile devamında çalışma hakkını da ihlal ederek bu hakların kullanımını engelleyecek şekilde ağır bir sonuç yaratacağı gibi yargı kararının hukuki etki ve sonuçları da geçersiz kılınmış olacaktır.
Bu durumda, dava konusu Yönetmelik maddesinde yer alan ibare ve bu ibare uyarınca davacı hakkında devam eden kovuşturmanın sonucu beklenmeden tesis olunan işlemde hukukun genel ilkelerine, Anayasa ve taraf olduğumuz sözleşmelere uyarlık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu Yönetmelik maddesinin “devam etmekte olan bir soruşturma veya kovuşturma bulunmamak” ibaresinin ve bu madde gereğince davacı hakkında tesis olunan bireysel işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ SÜREÇ :
Dava konusu Usul ve Esaslar, 4/6/1937 tarihli ve 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanununun ek 24. maddesinin 3. fıkrasına dayanılarak hazırlanmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Merzifon Polis Meslek Eğitim Merkezinde özel harekat öğrenci adayı olan davacı hakkında yaptırılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasında Polatlı 1. Asliye Ceza Mahkemesinde 2015/2461 soruşturma ve E:2016/671 sayısı ile “hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma” suçundan yargılanmasının devam ettiğinden bahisle Merzifon Polis Meslek Eğitim Merkezi Müdürlüğü Yönetim Kurulu’nun … tarih ve … sayılı işlemi ile ilişiğinin kesilmesine karar verildiği, Polis Akademisi Başkanının 10/12/2018 tarihli oluru ile de ilişiğin kesilerek dosyanın işlemden kaldırılması üzerine ilişik kesme kararının iptali için bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İNCELEME VE GEREKÇE:
Usul yönünden:
Davalı idarelerin usule yönelik iddiası kabul edilmeyerek işin esası incelendi:
İlgili Mevzuat:
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 124. maddesinde Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabileceği düzenlenmiştir.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun “tanımlar” başlıklı 2. maddesinde “e) Soruşturma: Kanuna göre yetkili mercilerce suç şüphesinin öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen evreyi, f) Kovuşturma: İddianamenin kabulüyle başlayıp, hükmün kesinleşmesine kadar geçen evreyi, …ifade eder.”, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172. maddesinde “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. (2) (Değişik: 2/1/2017-KHK-680/10 md.; 1/2/2018-7072/9 md.) Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmedikçe ve bu hususta sulh ceza hâkimliğince bir karar verilmedikçe, aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz.”, “İddianamenin kabulü ve duruşma hazırlığı” başlıklı 175. maddesinde “(1) İddianamenin kabulüyle, kamu davası açılmış olur ve kovuşturma evresi başlar. (2) Mahkeme, iddianamenin kabulünden sonra duruşma gününü belirler ve duruşmada hazır bulunması gereken kişileri çağırır.” hükmüne yer verilmiştir.
3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanununun ek 24. maddesinin 3. fıkrasında “(Ek fıkra : 15/8/2016-KHK-671/26 md.; Değişik fıkra: 3/10/2016-KHK-676/28 md.; Aynen kabul: 9/11/2016-6757/23 md.) Özel harekat birimlerinde istihdam edilmek üzere, yirmisekiz yaşından gün almamış olmak kaydıyla, en az lise veya dengi okul mezunları, Kamu Personel Seçme Sınavı şartı aranmaksızın, fiziki yeterlilik ve mülakat sınavları ile polis meslek eğitim merkezlerine alınabilir. Bu fıkra kapsamında alınacak olanların eğitim süresi ve eğitim şekline ilişkin usul ve esaslar ile diğer hususlar Bakanlık tarafından belirlenir.” hükmü yer almaktadır.
Söz konusu hükme dayanılarak çıkarılan Özel Harekat Birimlerinde İstihdam Edilmek Üzere Polis Meslek Eğitim Merkezlerine Alınacak Öğrencilerin Giriş Şartları ve Eğitim Öğretimine ilişkin Usul ve Esasların 7. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinde “e) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile, adayın kendisinin ve evli ise eşinin; 1) Kasten işlenen bir suçtan dolayı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olsa dahi bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına mahkûm olmamak, 2) Affa uğramış veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, kaçakçılık veya cinsel dokunulmazlığa karşı suçlardan dolayı mahkûm olmamak veya bu suçlardan dolayı devam etmekte olan bir soruşturma veya kovuşturma bulunmamak veya kovuşturması uzlaşma ile neticelenmemiş olmak,”, aynı fıkranın (i) bendinde “i) Sağlık Yönetmeliği hükümleri hariç, polis eğitim kurumlarından çıkarılmamış olmak,”, 20. maddesinin 2. fıkrasında “(2) Sağlık Yönetmeliği hükümleri hariç, POMEM’den çıkarılan adaylar bir daha POMEM giriş sınavlarına başvuruda bulunamazlar. Bu durum, çıkarılan adaylara yazılı olarak tebliğ edilir.”, 30. maddesinin 2. fıkrasında “(2) Sağlık Yönetmeliği hükümleri hariç, POMEM’den çıkarılan öğrenciler bir daha POMEM Giriş sınavlarına başvuruda bulunamazlar. Bu durum, çıkarılan öğrencilere yazılı olarak tebliğ edilir.” hükümleri yer almaktadır.
Özel Harekat Birimlerinde İstihdam Edilmek Üzere Polis Meslek Eğitim Merkezlerine Alınacak Öğrencilerin Giriş Şartları ve Eğitim Öğretimlerine İlişkin Usul ve Esaslar’ın 7/e-2. maddesinde yer alan “bu suçlardan dolayı devam etmekte olan bir soruşturma veya kovuşturma bulunmamak” hükmü yönünden inceleme;
Uyuşmazlık konusu olayda davacı tarafından ilişik kesme işleminin dayanağı olarak Özel Harekat Birimlerinde İstihdam Edilmek Üzere Polis Meslek Eğitim Merkezlerine Alınacak Öğrencilerin Giriş Şartları ve Eğitim Öğretimlerine İlişkin Usul ve Esaslar’ın 7/e-2. maddesinde yer alan “bu suçlardan dolayı devam etmekte olan bir soruşturma veya kovuşturma bulunmamak” hükmü gösterilmişse de, davacının devam eden bir yargılamasının bulunduğundan dolayı ilişiği kesildiğinden dolayı iptali istenilen düzenlemedeki “…kovuşturma bulunmamak…” ibaresi yönünden hasren inceleme yapılmıştır.
Hukuk düzenimizde var olan normlar [Anayasa, kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi, tüzük, yönetmelik ve adsız düzenleyici işlemler (usul ve esaslar, genel tebliğler, tebliğler, genelgeler vs.)] belli bir sıralamaya ve hiyerarşiye, yani astlık-üstlük ilişkisine tabi tutularak düzenlenmiştir. Bu hiyerarşi gereği, her norm kendisinden bir üstteki norma uygun olarak düzenlenmek ve bu normlara aykırı hükümler taşımamak; başka bir anlatımla, üst normun kendisine verdiği hukuksal sınırın içinde kalmak zorunda olup, kendisinden üst bir norma aykırı veya bu normu değiştirici nitelikte bir hüküm içermesi durumunda hukuka aykırı olacağı tabiidir.
Kanun koyucu tarafından idareye tanınan düzenleme yetkisinin başta kamu yararı olmak üzere hizmet gereklerine, hukuk devleti, hukuk güvenliği ve kazanılmış haklara riayet ilkelerine uygun olarak kullanılması gerekmektedir.
Kamu yararı kavramı, tüm devlet organlarının işlem ve eylemlerinin genel nitelikteki amacını ve aynı zamanda nedenini oluşturmakta, çeşitli hak ve özgürlükler açısından bir sınırlama nedeni niteliği de taşımakta olup; bu kavram genel bir ifadeyle bireysel, özel çıkarlardan ayrı ve bunlara üstün olan toplumsal yararı ifade etmektedir.
Genel bir emniyet görevlisi olarak polislere, toplumun her anlamda huzur ve güvenliğini sağlamak, korumak ve devam ettirmek konusunda yetki, görev ve sorumluluklar tanınmıştır. Yürüttükleri hizmetin niteliği ve sahip oldukları yetki ve sorumluluklar, polislerin güvenilir ve disiplinli kişiler olmasını gerektirmektedir. Bu doğrultuda bu mesleğe alınacak ve devam edeceklerde bazı özel niteliklerin aranması amacına yönelik düzenlemeler yapılmasının kamu yararı ve hizmet gereği olduğu tartışmasızdır.
Bu durumda, polislik mesleğinin niteliği gereği bu mesleğe alınacaklarda bazı özel niteliklerin aranmasında ve toplumun huzur ve güvenliğini sağlamak, korumak ve devam ettirmek için dava konusu Yönetmelik maddesi ile getirilen düzenlemede kamu yararı ve hizmet gerekleri yönünden hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Davacının ilişiğinin kesilmesine yönelik işlem yönünden yapılan inceleme;
Merzifon Polis Meslek Eğitim Merkezinde özel harekat öğrenci adayı olan davacı hakkında “hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma” suçundan … Cumhuriyet Başsavcılığının … tarih ve E:… sayılı iddianamesi ile kamu davasının açıldığı, söz konusu suçtan dolayı yargılandığı ve … Asliye Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile 4 ay 5 gün hapis ve 20 TL adli para cezasıyla cezalandırıldığı ve söz konusu ceza hükmünün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda Merzifon Polis Meslek Eğitim Merkezinde özel harekat öğrenci adayı olan davacı hakkında “hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma” suçundan yargılamanın devam ettiği görüldüğünden, Özel Harekat Birimlerinde İstihdam Edilmek Üzere Polis Meslek Eğitim Merkezlerine Alınacak Öğrencilerin Giriş Şartları ve Eğitim Öğretimlerine İlişkin Usul ve Esaslar’ın Dairemizce hukuka uygun bulunan hükmü uyarınca davacının ilişiğinin kesilmesine yönelik tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca …-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,
4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’na temyiz yolu açık olmak üzere,
29/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.