Danıştay Kararı 13. Daire 2019/442 E. 2022/4472 K. 29.11.2022 T.

Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2019/442 E.  ,  2022/4472 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2019/442
Karar No:2022/4472

TEMYİZ EDEN (DAVALI): … Genel Müdürlüğü
VEKİLİ: Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI): … İletişim Hizmetleri A.Ş.
VEKİLİ: Av. …

İSTEMİN_KONUSU: … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nca Altyapı Hizmetleri İşletmeciliği yapmak üzere yetkilendirilen davacı şirket tarafından, İzmir-Çeşme karayolu güzergâhında fiberoptik haberleşme altyapısı tesisi için geçiş hakkı verilmesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin Karayolları Genel Müdürlüğü’nün … tarih ve … sayılı işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi’nce Dairemizin 22/09/2016 tarih ve E:2016/90, K:2016/2976 sayılı bozma kararına uyularak verilen kararda; İzmir – Çeşme otoyolunda bulunan mevcut haberleşme borularından 18 mm çapında fiber optik haberleşme kablosu çekimi yapılmasına yönelik davacı şirket tarafından yapılan başvurunun, konuya ilişkin devam eden idari ve teknik çalışmaların tamamlanmadığı belirtilerek 15/09/2014 tarihinde reddedildiği, Danıştay Onüçüncü Dairesi’nin 20/06/2016 tarihli ara kararına verilen cevaptan söz konusu idari ve teknik çalışmalar kapsamında hâlen Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun görüşünün beklenildiği ve çalışmaların ne zaman sonuçlanacağına ilişkin öngörülebilir bir zaman diliminin de belirtilmediği; Mahkemelerinin 16/06/2015 tarihli ara kararına verilen cevapta, davanın kabulü hâlinde çalışma yapılacak kesimlerde otoyolda trafik güvenliğini tehlikeye düşürecek kazıların yapılmasına olanak sağlanacağı ve bu kazıların diğer firmalar talepte bulundukça tekrarlanacağı belirtilmiş ise de, davacı tarafından İzmir – Çeşme otoyolunda bulunan mevcut haberleşme borularından kablo çekimi yapılmasına yönelik başvuruda bulunulduğu, başka bir anlatımla yeni hat döşenmesine yönelik bir başvurunun bulunmadığı anlaşıldığından, yola kalıcı zarar verme ve yol güvenliğinin tehlikeye atılması durumunun söz konusu olmadığı; ayrıca, İzmir – Çeşme otoyolunda hâlihazırda 2×70 mm olmak üzere toplam 140 mm çapında iki adet PVC kablo kanalının yer aldığı, mevcut kablo kanallarında … A.Ş.’ye ait 3×15 mm çapında PVC çoklandırıcı borularının bulunduğu, bunlardan bir adedinin anılan şirket tarafından fiber optik kablolar geçirilerek kullanıldığı görüldüğünden, davacı tarafından geçirilmesi talep edilen 18 mm çapında haberleşme kablosu için yeterli boş alanın bulunduğu, bununla birlikte, davalı idare tarafından, otoyolların kameralarla izlenebilmesi için çalışma yapıldığı ve kameralara ait kabloların söz konusu kanallardan geçirilmesinin planlandığı ileri sürülmüş ise de, bu konuda yapılmış bir proje bulunup bulunmadığı, varsa projenin zamanı ve bu proje kapsamında mevcut hatta kullanılacak olan alan ile ilgili herhangi bir değerlendirme yapılmadığı;
Bu itibarla, davalı idarece, İzmir – Çeşme otoyolunda hâlihazırda 2×70 mm olmak üzere toplam 140 mm çapında iki adet PVC kablo kanalının mevcut olduğu, her iki kanalın kapasitesinin ilave kablo çekilmesine uygun bulunduğu göz ardı edildiğinden davacının mevcut kablo kanallarından geçiş hakkı verilmesi için yaptığı başvurunun, mevzuat hükümlerinde yer alan kriterler dikkate alınarak bir değerlendirmeye tabi tutulması gerekirken, mevcut olan iki kablo kanalı ile ilgili bir değerlendirme yapılmadan, makul ve haklı sebepler gösterilmeksizin, ne zaman sonuçlanacağı belli olmayan birtakım idari ve teknik çalışmaların tamamlanmasının beklenildiği gibi genel ve soyut gerekçeler ile reddedilmesinde hukuka uygunluk bulunmadığı, diğer taraftan, davacının İzmir – Çeşme otoyolunda mevcut iki adet PVC kablo kanalından geçiş hakkı talebi ile ilgili olarak davalı idarece mevzuat çerçevesinde yeniden bir değerlendirme yapılacak olduğundan, verilen bu kararın davacı şirkete doğrudan geçiş hakkı tanınması neticesini doğurmayacağının da tabii olduğu sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davalı idare tarafından, mevzuatın kamu kurum ve kuruluşlarına geçiş hakkı taleplerini belirli kriterler dâhilinde değerlendirme hak ve yetkisi tanıdığı, geçiş hakkı talebinin değerlendirilmesi sırasında keyfi davranılması, ayrım yapılması, haklı veya makul sebepler sunulmaması gibi bir durumun söz konusu olmadığı, dava konusu işlemde belirtilen idarece yürütülen çalışmanın talepte bulunan davacı ve davacı gibi şirketlerin taleplerinin değerlendirilebilmesi adına zorunluluk arz ettiği, idarenin sorumluluğunda bulunan yolların gövdesinden yola paralel kazılar yapılması hâlinde tahribat meydana gelebildiği, bu tahribatın Genel Müdürlükçe onarıldığı, bunun dışında çalışmanın yapıldığı yol kesiminde zamanla kazı yapılan kısımda ve onarılan kısım çevresinde oturmalar, kırılmalar, yüzeyde ve dolguda bozulmalar oluşabildiği, kamu yararının sağlanmaya çalışıldığı, mevcut haberleşme boruları idarece yol güzergâhında tesis edilen sistemlerin kablo muhafaza altyapısı olarak kullanıldığından/kullanımına ayrıldığından uygun bulunmadığı, otoyol güzergâhındaki kablo kanalındaki Genel Müdürlüğe ait kablonun sadece sinyalizasyon kablosu olmadığı, idari işlemler üzerindeki yargısal denetimin bu işlemlerin hukuka uygunluğunun saptanmasıyla sınırlı olduğu, idare aleyhine harca hükmedilmesinin de hukuka aykırılık teşkil ettiği, Mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, dava konusu işlemin sebep, konu ve maksat unsurları yönünden hukuka aykırı olduğu, hiçbir haklı neden olmamasına rağmen geçiş hakkı talebinin reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu, ayrıca, söz konusu kararın haberleşme kamu hizmetinin sunulmasında aksamalara neden olacağı, kamu hizmetinin süreklilik ve uyarlanma ilkelerine uygun şekilde sunulmasının engellenmesinin ise kamu yararına aykırı bulunduğu, dava konusu işlemle elektronik haberleşme sektöründe bir şirket lehine haksız bir durumun oluşmasına, böylece bu sektörde rekabetin bozulmasına neden olacağı, yapılan yatırımın miktarı da dikkate alındığında, söz konusu altyapı tesisinin engellenmesinin, mali açıdan son derece ağır ve olumsuz sonuçlara yol açacağı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi’nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalının temyiz isteminin reddine,
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptali yolundaki … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından anılan Mahkeme kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Dosyanın anılan Mahkeme’ye gönderilmesine,
5. 2577 sayılı Kanun’un Geçici 8. maddesi uyarınca, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (on beş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 29/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.