Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2021/798 E. , 2022/7096 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2021/798
Karar No : 2022/7096
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı
(… Başkanlığı)
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : … Fonu
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, … Bankası nezdindeki depo hesabında muhafaza edilmekte olan Devlet İç Borçlanma Senetlerinden elde ettiği faiz geliri üzerinden yapılan kesintinin iadesi istemiyle yapılan düzeltme-şikayet başvurusunun reddine dair işlemin iptali ve yapılan kesintinin faiziyle beraber iadesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davacı Fonun 193 sayılı Kanun’un 75. maddesinin ikinci fıkrasının (5) numaralı bendi kapsamında elde ettiği gelirlerin, söz konusu gelirlerin ödenmesi esnasında ilgili bankaca 193 sayılı Kanunun geçici 67. maddesi kapsamında gelir vergisi (stopaj) tevkifatına tabi tutulduğu anlaşılmakta olup, uyuşmazlığın çözümü bakımından 5411 sayılı Kanun’un 140. maddesinde yer alan yasal düzenlemenin, 193 sayılı Kanunun geçici 67. maddesinde yer alan yasal düzenleme ile birlikte değerlendirilip yorumlanması gerektiği dikkate alındığında, dava konusu edilmek istenilen işleme ilişkin uyuşmazlığın herhangi bir kuşku ya da hukuki tartışmaya meydan bırakmayacak şekilde açık bir vergi hatası kapsamında kaldığı kabul edilmeyeceğinden ve hukuki ihtilaf niteliğinde olduğundan ancak süresinde açılacak davalarda incelenecek mahiyette bulunduğu, diğer bir ifadeyle de ihtilafın çözümü maddi olayların ve farklı mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesini ve yorumunu gerektirdiğinden, 213 sayılı Kanun’da öngörülen düzeltme/şikayet yolu izlenmek suretiyle tesis ettirilen işleme karşı açılan davanın reddi gerektiğinden, davacının düzeltme-şikayet başvurusunun zımnen reddine dair işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 140. maddesi uyarınca her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olduğunu ileri süren davacı Fon’un, elde ettiği gelirden yapılan vergi tevkifatında hata bulunduğundan bahisle davalı İdareye yapmış olduğu düzeltme/şikayet başvurusunun reddi üzerine, bu işlemin iptali ve kesinti yapılan tutarın faiziyle birlikte iadesi istemiyle açtığı davada, iddialarının 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 118. maddesinde tanımlanan vergilendirme hatalarından, mükellefiyette hata kapsamında olduğu anlaşıldığından aksi yöndeki Mahkeme kararında isabet görülmediği, 01/11/2005 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren ve özel kanun niteliğinde olan 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 140. maddesinde “Fon, her türlü vergi, resim ve harçtan muaftır.” denilmek suretiyle, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna hiçbir sınırlama getirilmeksizin her türlü vergi, resim ve harçtan muafiyet sağlandığı, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 75. maddesinde, menkul sermaye iradı, sahibinin ticari, zirai veya mesleki faaliyeti dışında nakdi sermaye veya para ile temsil edilen değerlerden müteşekkil sermaye dolayısıyla elde ettiği kâr payı, faiz, kira ve benzeri iratlar olarak tanımlandığı, aynı maddenin 7. bendinde, mevduat faizleri, bankalara, bankerlere, tasarruf sandıklarına, tevdiat kabul eden diğer müesseselere yatırılan vadeli, vadesiz paralara ödenen faizler menkul sermaye iradı olarak kabul edildiği, Kanunun 94. maddesinde ise kamu idare ve müesseseleri, iktisadi kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadi işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya zirai işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçilerin, maddede sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecbur olduklarının kurala bağlandığı, 193 sayılı Kanunun, 31/12/2004 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 5281 sayılı Kanunun 30. maddesi ile 01/01/2006 tarihinden itibaren elde edilen gelirlere uygulanmak üzere ve 01/01/2006 tarihinde yürürlüğe girecek şekilde geçici 67. maddenin eklendiği, maddenin 2. fıkrasında, her nevi tahvil ve Hazine bonosu faizlerinin; 4. fıkrasında mevduat faizlerinin ve kâr paylarının ödenmesi esnasında vergi tevkifatı yapılacağının düzenlendiği, maddenin 5. fıkrasında ise, gelir sahibinin gerçek veya tüzelkişi ya da dar veya tam mükellef olması, vergi mükellefiyeti bulunup bulunmaması, vergiden muaf olup olmaması ve elde edilen kazancın vergiden istisna olup olmamasının (1), (2), (3) ve (4) numaralı fıkra hükümleri uyarınca yapılacak tevkifatı etkilemeyeceğinin hüküm altına alındığı, her ne kadar 193 sayılı Kanunun 94. maddesinde, banka hesaplarından elde edilen faiz gelirlerinden vergi tevkifatı yapılacağı ve geçici 67. maddede ise, gelir sahibinin gerçek veya tüzelkişi ya da dar veya tam mükellef olması, vergi mükellefiyeti bulunup bulunmaması, vergiden muaf olup olmaması ve elde edilen kazancın vergiden istisna olup olmamasının (1), (2), (3) ve (4) numaralı fıkra hükümleri uyarınca yapılacak tevkifatı etkilemeyeceği kuralına yer verilmişse de, 01/11/2005 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Kanununda, Fon’un her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olduğu hükmüne yer verilmesi ve anılan Kanunun özel kanun niteliğinde bulunması karşısında Gelir Vergisi Kanunu’ndaki düzenlemelerin davacı açısından uygulanmasına olanak bulunmadığı ve yasayla her türlü vergiden muaf tutulduğu anlaşılan davacının elde ettiği faiz gelirinden yapılan vergi tevkifatında yasal isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle istinaf başvurusunun kabulü ile Mahkeme kararı kaldırılarak davanın kabulüne ve yapılan kesintinin tecil faiziyle birlikte iadesine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Kararın hukuka aykırı olduğu ve bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 116. maddesinde, vergi hatasının, vergiye müteallik hesaplarda veya vergilendirmede yapılan hatalar yüzünden haksız yere fazla veya eksik vergi istenmesi veya alınması olarak tanımlanmış, 117. maddesinde “Hesap hataları”, 118. maddesinde ise “Vergilendirme hataları” sayılmak suretiyle belirtilmiştir. Aynı Kanunun 122. maddesinde, mükelleflerin, vergi muamelelerindeki hataların düzeltilmesini vergi dairesinden yazı ile isteyebilecekleri, 124. maddesinde de, vergi mahkemesinde dava açma süresi geçtikten sonra yaptıkları düzeltme talepleri reddolunanların şikayet yoluyla Maliye Bakanlığına müracaat edebilecekleri hükmüne yer verilmiştir.
Yukarıda belirtilen kanun hükümlerine göre, dava açma süresi geçtikten sonra, ancak kanunda belirtilen durumlarla sınırlı olarak, hukuki ihtilaf içermeyen basit ve açık hataların düzeltme ve şikayet yolu ile dava konusu edilmesi mümkündür. Aksi takdirde, her türlü uyuşmazlığın düzeltme zamanaşımı içinde dava konusu edilebilmesi söz konusu olur ki, bu da dava açma sürelerine ilişkin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7. maddesinin konuluş amacına uygun düşmeyecektir.
Dosyanın incelenmesinden, davacı tarafından, … Bankası nezdindeki depo hesabında muhafaza edilmekte olan Devlet İç Borçlanma Senetlerinden elde ettiği faiz geliri üzerinden yapılan kesintinin iadesi istemiyle yapılan düzeltme-şikayet başvurusunun reddine dair işlemin iptali ve kesintinin faiziyle beraber iadesi istemiyle açılan davada Vergi Dava Dairesince, birbirinden farklı hükümler içeren 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun ilgili maddeleri ile bu maddelerin kanun koyucu tarafından kabulü tarihi ve yürürlüğe girdiği tarih dikkate alınarak uygulanacak kanun maddesinin özel kanun-genel kanun, önceki tarihli kanun-sonraki tarihli kanun yönlerinden bir hukuki değerlendirme ve yorum yapılarak uyuşmazlık konusu olaya 5411 sayılı Kanun hükmünün uygulanması gerektiği belirlenmek suretiyle, bu Kanun hükmü uyarınca davacı Fon’un her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olduğundan yapılan kesintide ve düzeltme-şikayet başvurusunun reddine dair işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.
Bu durumda, uyuşmazlığın çözümü, birbirinden farklı hükümler içeren 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun ilgili maddeleri uyarınca davacının elde ettiği faiz geliri üzerinden kesinti yapılıp yapılamayacağının ortaya konulmasına bağlı olup, hangi mevzuat hükmünün uygulanacağının belirlenmesi hukuki yorum gerektirdiğinden, davacı tarafından ileri sürülen iddiaların, ancak süresi içerisinde açılan davada incelenmesi mümkündür. Dolayısıyla, hukuki ihtilaf niteliğindeki dava konusu uyuşmazlığın vergi hatası kapsamında incelenmesi mümkün olmadığından, iade talebinin esası incelenmek suretiyle davanın kabulü yönünde verilen Vergi Dava Dairesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kabulüne,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 28/11/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin reddi gerektiği görüşüyle karara katılmıyorum.