Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2021/8934 E. , 2022/7118 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2021/8934
Karar No : 2022/7118
TEMYİZ EDEN TARAFLAR : 1- … Sigorta Fonu
VEKİLİ : Av. …
2- … Vergi Dairesi Başkanlığı (… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek taraflarca aleyhlerine olan hüküm fıkralarının bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem : Davacı tarafından, T.C. Merkez Bankası depo hesabında muhafaza edilmekte olan devlet iç borçlanma senetlerinden elde ettiği faiz geliri üzerinden yapılan kesintinin tecil faiziyle beraber iadesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 01/01/2005 tarihinde yürürlüğe giren geçici 67. maddesinde, gelir sahibinin vergiden muaf olup olmamasına bakılmaksızın mevduat faizi ödemelerinde bankalarca %15 oranında vergi tevkifatı yapılacağının açık olarak hükme bağlandığı, fakat mezkur kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra 01/11/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nda vergi türü ayrımı yapılmaksızın ve hiçbir istisnaya yer verilmeksizin Fon’un her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olduğu düzenlemesine yer verildiği dikkate alındığında, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’na göre, her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olan davacının elde ettiği faiz geliri üzerinden tevfikat yapılmasında hukuka uygunluk bulunmadığı ve yapılan kesintinin ödeme tarihinden itibaren tecil faiziyle beraber iadesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; 193 sayılı Kanun’a, 31/12/2004 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 5281 sayılı Kanun’un 30. maddesiyle 01/01/2006 tarihinden itibaren elde edilen gelirlere uygulanmak üzere ve 01/01/2006 tarihinde yürürlüğe girecek şekilde geçici 67. maddenin eklendiği, maddenin 2. fıkrasında, her nevi tahvil ve hazine bonosu faizlerinin, 4. fıkrasında mevduat faizlerinin ve kâr paylarının ödenmesi esnasında vergi tevkifatı yapılacağı, maddenin 5. fıkrasında ise, gelir sahibinin gerçek veya tüzel kişi ya da dar veya tam mükellef olması, vergi mükellefiyeti bulunup bulunmaması, vergiden muaf olup olmaması ve elde edilen kazancın vergiden istisna olup olmamasının (1), (2), (3) ve (4) numaralı fıkra hükümleri uyarınca yapılacak tevkifatı etkilemeyeceğinin hüküm altına alındığı, 193 sayılı Kanun’un 94. maddesinde, banka hesaplarından elde edilen faiz gelirlerinden vergi tevkifatı yapılacağı ve geçici 67. maddede de gelir sahibinin gerçek veya tüzel kişi ya da dar veya tam mükellef olması, vergi mükellefiyeti bulunup bulunmaması, vergiden muaf olup olmaması ve elde edilen kazancın vergiden istisna olup olmamasının (1), (2), (3) ve (4) numaralı fıkra hükümleri uyarınca yapılacak tevkifatı etkilemeyeceği kuralına yer verilmişse de, 01/11/2005 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nda, Fon’un her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olduğu hükmüne yer verilmesi ve anılan Kanun’un özel kanun niteliğinde bulunması karşısında Gelir Vergisi Kanunu’ndaki düzenlemelerin davacı açısından uygulanmasına olanak bulunmadığı ve yasayla her türlü vergiden muaf tutulduğu anlaşılan davacının elde ettiği faiz gelirinden yapılan vergi tevkifatında yasal isabet görülmediğinden dava konusu işlemin iptali ile kesinti suretiyle tahsil edilen verginin tecil faiziyle iadesi yolundaki Vergi Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmadığı, davacının istinaf başvurusuna ait dilekçede, kesintinin yapıldığı tarihten itibaren faiz ödenmesine hükmedilmesi gerektiği ileri sürülerek, kararın bu kısmının kaldırılması istemi incelendiğinde ise, vergi sorumlularının, istihkak sahiplerine (mükelleflere) ödeme yapıldığı sırada tevkif suretiyle mükelleflerden tahsil ettikleri gelir vergisini muhtasar beyannameyle beyan ederek vergi dairesine yatırdıkları, 213 sayılı Kanun’un 112. maddesinin 4. fıkrası gereği mükelleften kaynaklanmayan yersiz tahsilat nedeniyle iade edilecek vergiye ait faizin hesaplanmasında başlangıç tarihi olarak esas alınacak tahsil tarihinin, tevkif suretiyle tahsil edilen vergilerde istihkak sahiplerine yapılan ödeme tarihi, diğer yandan da kesintinin yapıldığı tarih olduğu açık olup, Vergi Mahkemesi kararında iadesine hükmedilen faizin hesaplanmasına başlangıç tarihi olarak “ödeme tarihi”nin esas alınmasında isabetsizlik görülmediğinden, davacının istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü iddianın, Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığı belirtilerek istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDEN DAVACININ İDDİALARI : Davacı tarafından, kararın faizin başlangıç tarihine ilişkin kısmının bozulması veya düzeltilerek onanması gerektiği ileri sürülmektedir.
TEMYİZ EDEN DAVALININ İDDİALARI : Davalı idare tarafından, Gelir Vergisi Kanunu uyarınca yapılan tevkifatın hukuka uygun olduğu ve kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
DAVACININ SAVUNMASI :Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
DAVALININ SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, davacının Vergi Mahkemesi kararında faizin başlangıcının ödeme tarihinden itibaren değil kesinti tarihinden itibaren olması gerektiğine yönelik istinaf başvurusunun Vergi Dava Dairesince, tevkif suretiyle tahsil edilen vergilerde istihkak sahibi olan davacıya yapılan ödeme tarihinin aynı zamanda kesintinin yapıldığı tarih olduğunun açık olduğu gerekçesiyle reddedildiği de dikkate alınarak gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.Tarafların temyiz istemlerinin reddine,
2.Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3.Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına,
4.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın anılan Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 28/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.