Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2021/8941 E. , 2022/7117 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2021/8941
Karar No : 2022/7117
TEMYİZ EDEN TARAFLAR : 1-… Sigorta Fonu
VEKİLİ : Av. …
2- … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek taraflarca aleyhlerine olan hüküm fıkralarının bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem : Davacı tarafından, T.C. Merkez Bankası depo hesabında muhafaza edilmekte olan devlet iç borçlanma senetlerinden elde ettiği faiz geliri üzerinden yapılan kesintinin yasal faiziyle beraber iadesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:… , K:… sayılı kararda; 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nda, Fon’un her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olduğu hükmüne yer verilmiş olması ve anılan Kanun’un özel kanun niteliğinde bulunması nedeniyle her türlü vergiden muaf tutulduğu anlaşılan davacının elde ettiği faiz geliri üzerinden yapılan kesintinin hukuka uygun olmadığı ve yapılan kesintinin tahsil tarihinden itibaren tecil faiziyle birlikte davacıya iadesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; davalının istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü iddiaların, Mahkeme kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığı, davacının istinaf başvurusu yönünden ise, vergi sorumlularının, istihkak sahiplerine (mükelleflere) ödeme yapıldığı sırada gelir vergisini, tevkif suretiyle mükelleften tahsil ederek, mükelleflerden tahsil ettikleri bu vergiyi muhtasar beyannameyle beyan ederek vergi dairesine yatırdıkları, 213 sayılı Kanun’un 112. maddesinin 4. fıkrası gereği mükelleften kaynaklanmayan yersiz tahsilat nedeniyle iade edilecek vergiye ait faizin hesaplanmasında başlangıç tarihi olarak esas alınacak tahsil tarihinin, tevkif suretiyle tahsil edilen vergilerde istihkak sahiplerine yapılan ödeme tarihi, diğer yandan da kesintinin yapıldığı tarih olduğu açık olup, Vergi Mahkemesi kararında iadesine hükmedilen faizin hesaplanmasına başlangıç tarihi olarak “tahsil tarihi”nin esas alınmasında isabetsizlik görülmediğinden, davacının istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü iddianın, Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığı belirtilerek istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDEN DAVACININ İDDİALARI : Davacı tarafından, kararın faizin başlangıç tarihine ilişkin kısmının bozulması veya düzeltilerek onanması gerektiği ileri sürülmektedir.
TEMYİZ EDEN DAVALININ İDDİALARI : Davalı idare tarafından, Gelir Vergisi Kanunu uyarınca yapılan tevkifatın hukuka uygun olduğu ve kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
DAVACININ SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
DAVALININ SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, davacının Vergi Mahkemesi kararında faizin başlangıcının tahsil tarihinden itibaren değil kesinti tarihinden itibaren olması gerektiğine yönelik istinaf başvurusunun Vergi Dava Dairesince, mükelleften kaynaklanmayan yersiz tahsilat nedeniyle iade edilecek vergiye ait faizin hesaplanmasında başlangıç tarihi olarak esas alınacak tahsil tarihinin, tevkif suretiyle tahsil edilen vergilerde istihkak sahibi olan davacıya yapılan ödeme tarihi ve dolayısıyla kesintinin yapıldığı tarih olduğunun açık olduğu gerekçesiyle reddedildiği de dikkate alınarak gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların temyiz istemlerinin reddine,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın anılan Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 28/11/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
İdari Yargılama hukukunun yerleşik içtihatlarından biri olan “taleple bağlılık ilkesi” uyarınca, idari yargı merciilerinde açılan davalarda mahkemelerin, davacının istemi ile sınırlı inceleme yapabileceği, istemi genişletecek veya daraltacak biçimde karar veremeyeceği açıktır.
Uyuşmazlıkta davacı tarafından, haksız olarak tahsil edildiği iddia edilen vergilerin yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi istenilmektedir. Dava dilekçelerinde talep edilen yasal faizin kanuni dayanağı gösterilmemekle birlikte bu talepten kanuni faize ilişkin özel düzenleme içeren 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’un 1. maddesinde düzenlenen “kanuni faiz”in anlaşılması gerekmektedir.
Dava dilekçesinde yasal faiz talebinde bulunulması durumunda yargı yerince taleple bağlı kalınmayarak 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 112. maddesinin 4. fıkrasında belirtilen tecil faizine hükmedilmesi hukuka aykırılık teşkil etmektedir.
Bu nedenle haksız olarak tahsil edildiği tespit olunan verginin kesinti tarihinden itibaren “taleple bağlılık ilkesi” göz önünde bulundurularak yasal faiziyle birlikte davacıya iadesi gerektiğinden davalı idarenin temyiz isteminin kısmen kabulü ile Vergi Dava Dairesi kararının faize ilişkin hüküm fıkrasının bozulması gerektiği görüşüyle kararın belirtilen kısmına katılmıyoruz.