DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/2586 E. , 2022/3426 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/2586
Karar No : 2022/3426
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Sendikası
VEKİLİ : Av. …
DAVACI YANINDA MÜDAHİLLER: 1- …
2- … 3- …
4- …
5- …
6- …
7- …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onikinci Dairesinin 12/03/2021 tarih ve E:2018/3783, K:2021/1279 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 3717 sayılı Adli Personel ve Devlet Davalarını Takip Edenlere Yol Gideri ve Tazminatı Verilmesi Hakkındaki Kanun uyarınca havuz hesabında biriken paraların hak sahiplerine dağıtımının yapılması, dağıtım esaslarından idari yargı çalışanları ile adli yargı çalışanlarının eşit şekilde faydalandırılması, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4. maddesinin (C) fıkrası uyarınca görevlendirilen sözleşmeli personel lehine bir düzenlemenin yapılması, 146/1 sayılı Genelge’de yer alan dağıtım programının düzeltilmesi istemleriyle yapılan başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali, yol tazminatının ödenmeyen kısmının “4/C” kapsamındaki personele ödenmesi ile Adalet Bakanlığı İdari ve Mali İşler Dairesi Başkanlığının 13/02/2006 tarih ve 127 sayılı “Yol Giderleri ve Tazminatı” konulu Genelgesi’nin iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Onikinci Dairesinin 12/03/2021 tarih ve E:2018/3783, K:2021/1279 sayılı kararıyla;
Danıştay Onbirinci Dairesinin, davanın ehliyet yönünden reddine ilişkin 18/04/2013 tarih ve E:2010/7809, K:2013/3877 sayılı kararının, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 28/04/2016 tarih ve E:2014/988, K:2016/1862 sayılı kararıyla bozulması üzerine, bu usuli bozma kararına uyularak uyuşmazlığın esası incelenmiş;
Dava konusu Adalet Bakanlığının “Yol gideri ve tazminatı” konulu, 13/02/2006 tarih ve 127 sayılı Genelge’nin 1. maddesinin ilk fıkrası ile aynı fıkranın (a) bendi ve 3. maddesinin iptali istemi yönünden;
Anayasa’nın 128. maddesinin ikinci fıkrasındaki; memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işlerinin kanunla düzenleneceği,
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4. maddesinin (mülga) (C) fıkrasındaki; geçici personelin; “bir yıldan az süreli veya mevsimlik hizmet olduğuna Devlet Personel Başkanlığının ve Maliye Bakanlığının görüşlerine dayanılarak Bakanlar Kurulunca karar verilen görevlerde ve belirtilen ücret ve adet sınırları içinde sözleşme ile çalıştırılan ve işçi sayılmayan kimseler” olduğu,
16/05/1991 tarih ve 20873 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 3717 sayılı Adlî Personel ve Devlet Davalarını Takip Edenlere Yol Gideri ve Tazminat Verilmesi ile 492 Sayılı Harçlar Kanunu’nun Bir Maddesinin Yürürlükten Kaldırılması Hakkında Kanun’un 2. maddesinin birinci fıkrasında; tebliğden başka bir işlem yapmak için makamından uzaklaşma durumunda olan hakimler, savcılar, askeri mahkemelerdeki subay üyeler ve icra müdürleri ile yardımcılarına, adli tabiplere, yazı işleri müdürlerine, zabıt katiplerine, mübaşirlere, hizmetlilere ve bu işlemlere katılan hazine avukatlarına, hazine avukatı olmayan il ve ilçelerde davaları takibe yetkili daire amirleri ile 3402 sayılı Kanun’a göre yetkili kılınan kişiler ile muhakemat hizmetlerinde görev yapan memurlara yol giderlerinden başka yol tazminatının verileceği; altıncı fıkrasında, birinci fıkrada keşif ve icra işlemleri için makamından uzaklaşma durumunda olan Bakanlık personeline Kanun’da belirtilen miktarda yol tazminatının, Kanun’da unvanları sayılan personel yanında, “diğer personel” olarak tanımlanan ilgili personele de ödeneceğinin öngörüldüğü, aynı maddenin sekizinci fıkrasında ise; hesapların açılması, kesintilerin bu hesaplara yatırılması, merkez teşkilatındaki personele yapılacak ödeme miktarı ve mahsup işlemleri ile uygulamaya dair diğer usul ve esasların belirlenmesi yönünden Adalet Bakanlığına yetki verildiği,
19/08/1991 tarih ve 449 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 3717 sayılı Kanun’un 2. maddesinin altıncı fıkrasının; “…birinci fıkrada sayılanlardan adli yargı hakim ve savcıları ile adli yargıda görevli yazı işleri müdürü, zabıt katibi, mübaşir, icra müdürü, icra müdür yardımcısı ile diğer personele tahakkuku müteakip yol tazminatının 1/2’si ödenir. Yol tazminatının kesilen 1/2’si o yerdeki bir kamu bankasında açılan bir hesaba yatırılır. Bu hesaba yatırılan paraların %10’u her ayın ilk haftası içinde Ankara’da bir kamu bankasında açtırılan Adalet Bakanlığı merkez hesabına gönderilir. Mahalli hesapta toplanan paraların arta kalanı, o yargı çevresinde görevli adli yargı hakim savcıları ile adli yargıda görevli yazı işleri müdürü, zabıt katibi, mübaşir, icra müdürü, icra müdür yardımcısı ile diğer personeline (ceza infaz kurumu personeli hariç) ayda bir, eşit miktarda ödenir; ancak bu ödemenin yıllık tutarı en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) yıllık tutarının yarısını geçemez” şeklinde değiştirildiği,
Anayasa Mahkemesince verilen iptal kararından önce, 24/12/2005 tarih ve 26033 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 5435 sayılı Hakimler Savcılar Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 48. maddesiyle, 3717 sayılı Kanun’un 2. maddesinin 6. fıkrasına; “Ancak, bu ödemelerin aylık toplamı en yüksek Devlet memuru aylığını (ek gösterge dahil) geçemez” şeklinde ekleme yapıldığı,
Bu itibarla, 5435 sayılı Kanun’un 48. maddesiyle ilgili fıkraya eklenen kısım, yukarıda belirtilen 17/05/2007 tarih ve E:2004/46, K:2007/60 sayılı Anayasa Mahkemesi kararının kapsamı dışında kaldığı,
01/08/2010 tarih ve 27659 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6009 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 30. maddesi; “8/5/1991 tarihli ve 3717 sayılı Adli Personel ile Devlet Davalarını Takip Edenlere Yol Gideri ve Tazminat Verilmesi ile 492 Sayılı Harçlar Kanununun Bir Maddesinin Yürürlükten Kaldırılması Hakkında Kanunun 2. maddesinin birinci fıkrasında; “Daire dışında yapılması gereken her keşif ve icra işlemi için; hâkimlere, Cumhuriyet savcılarına, askerî mahkemelerdeki subay üyelere, adlî tabiplere, icra müdürleri ve yardımcıları ile icra işlemlerini yapmakla yetkili memurlara, Hazine avukatlarına, Hazine avukatı olmayan il ve ilçelerde davaları takibe yetkili daire amirleri ve 3402 sayılı Kadastro Kanununa göre yetkili kılınan kişilere (275); yazı işleri müdürlerine, hâkim veya Cumhuriyet savcısının kararı üzerine görevlendirilen sosyal çalışmacı, psikolog ve pedagoglara, muhakemat hizmetlerinde görev yapan memurlara, zabıt kâtiplerine ve ceza ve infaz kurum personeli hariç olmak üzere diğer adlî ve idarî yargı personeline (200); mübaşir ve hizmetlilere (150) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutar kadar yol tazminatı ödenir.” kuralına yer verilerek,
Dava konusu 127 sayılı Genelge’nin 3. maddesinin ikinci cümlesi ile yol giderleri tazminatından yararlandırılacak “diğer personel”in kapsamının belirlendiği ve hakim adayları, ceza infaz kurumları personeli, denetimli serbestlik personeli, seçim personeli ve Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından 657 sayılı Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasının (C) bendi uyarınca görevlendirilen sözleşmeli personelin Kanun kapsamı dışında tutulduğunun anlaşıldığı,
Anayasa Mahkemesinin 30/03/2011 tarih ve E:2010/46; K:2011/60 sayılı kararında; geçici personel statüsünün, belli bir vasıf gerektirmeyen, daha çok bedensel çalışmalara ağırlık veren, başlangıç ve bitişi belli olan, süreli işlerde çalışmayı öngördüğü; bu personelin, idare ile yaptıkları bir sözleşme uyarınca idare için belirli bir iş yapan kişi olarak tarif edildiği ve bu statüdeki personelin görevinin, geçici veya mevsimlik olduğu, asli ve sürekli görevlerden sayılmayacağı; bu nedenle geçici personelin; Anayasa’nın 128. maddesi kapsamında belirtilen memur ve diğer kamu görevlileri kavramı dışında kalan, sözleşme ile çalıştırılan, işçi de olmayan, kendine özgü istisnai bir istihdam türü olduğunun belirtildiği,
Dairelerinin ara kararına cevaben davalı Bakanlık tarafından sunulan yazıda; 24/12/2017 tarih ve 30280 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 696 saylı Kanun Hükmünde Kararname’nin 17 ve 18. maddeleri ile 657 sayılı Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasının (C) bendinin yürürlükten kaldırılarak, anılan bent kapsamındaki personelin aynı fıkranın (B) bendi kapsamına alındığı, 30/03/2018 tarih ve 30376 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslarda Değişiklik Yapılmasına Dair Esaslar uyarınca, bu kapsamda görev yapan personelden yükseköğretim mezunu olanların, idari büro görevlisi; diğerlerinin ise, idari destek görevlisi olarak atandığı, halen Bakanlık merkez ve taşra kadrolarında anılan maddenin (C) bendi kapsamında görev yapan personel bulunmadığı; bahsi geçen personelin teknisyen, tekniker, hizmetli, memur, şoför, aşçı, bekçi, kaloriferci, mübaşir gibi unvanlarda görev yaptığının bildirildiği; davacı tarafından düzenlemeden yararlandırılması istenilen personelin, Adalet Bakanlığı bünyesinde idari destek personeli ve büro personeli olarak görev yaptığının bildirildiği,
Yer verilen yasal düzenlemeler ve Anayasa Mahkemesi kararı ile dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler bir bütün halinde değerlendirildiğinde, yol tazminatından yararlandırılması öngörülen “diğer personel”in; yol tazminatına hak kazanılacak nitelikteki bir görevi yerine getirmesi gerektiği, dava konusu Sendika üyesi olan ve dava konusu işlem tarihinde 657 sayılı Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasının mülga (C) bendi kapsamında görev yapan personelin, davalı idarede teknisyen, tekniker, hizmetli, memur, şoför, aşçı, bekçi, kaloriferci, mübaşir, idari destek personeli ve büro personeli gibi unvanlarda görev yaptığının görülmesi karşısında; bu personelin, 3717 sayılı Kanun kapsamında yol tazminatı ödenmesini gerektirecek nitelikte bir görevinin olmadığı, bu nedenle aynı Kanun’un 2. maddesinin altıncı fıkrası uyarınca yol tazminatı ödenmesi öngörülen “diğer personel” statüsünde kabul edilmesine imkân bulunmadığı,
Öte yandan,
Anayasa Mahkemesinin yukarıda belirtilen iptal kararının; yol tazminatının tahakkuku müteakip ilgili personele 1/2’sinin ödeneceğine dair sınırlandırmayı kapsamadığı, sınırın üzerinde olan miktarın ise, adli ve idari yargı yol tazminatları hesabında tutulmaya devam edildiğinin açık olduğu,
Bu durumda, yol tazminatının ödenmesine üst sınırlama getiren ve Kanun hükmünün uygulamasını gösteren, dayanağı Kanun hükmüne aykırılık taşımayan ve kapsamını sınırlandırıcı veya daraltıcı nitelikte kurallar getirmeyen ve idari takdir yetkisi kapsamında kamu yararı ve hizmet gerekleri gözetilerek hazırlandığı anlaşılan dava konusu 13/02/2006 tarih ve 127 sayılı Genelge’nin iptal istemine konu kısımlarında hukuka aykırılık görülmediği,
31/07/2010, 07/08/2010 ve 12/08/2010 tarihli başvuruların reddine ilişkin dava konusu 01/09/2010 tarihli işlemin iptali ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4. maddesinin birinci fıkrasının (C) bendi kapsamındaki personelin yoksun kaldığı iddia olunan parasal haklarının tazmini istemi yönünden;
Davacı Sendika tarafından 31/07/2010, 07/08/2010 ve 12/08/2010 tarihlerinde yapılan başvuruların; 3717 sayılı Kanun kapsamında yayımlanan 146/1 sayılı Genelge’de açık şekilde, dağıtımda 127 sayılı Genelge’de belirtilen hususlara riayet edileceğinin belirtildiği, Kanun hükümlerine göre işlem yapıldığı bildirilmek suretiyle reddedilmesine yönelik Adalet Bakanlığı İdari Mali İşler Dairesi Başkanlığının 01/09/2010 tarihli işleminde de, dayanağı olan dava konusu 127 sayılı Genelge’nin hukuka uygun bulunması nedeniyle hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı,
Öte yandan, dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık görülmediğinden, bu işlemlere dayalı parasal hak isteminin de hukuki dayanaktan yoksun bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu Genelge ile 3717 sayılı Kanun’a aykırı olarak kısıtlama getirilmek suretiyle 657 sayılı Kanun’un 4/C maddesi kapsamındaki personelin mağdur edildiği, eşitliğe aykırı düzenlemenin iptali gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Onikinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Üyeler … ve …’nun, “dava dilekçesinde, dava konusu Adalet Bakanlığı İdari ve Mali İşler Dairesi Başkanlığının 13/02/2006 tarih ve 127 sayılı “Yol Giderleri ve Tazminatı” konulu Genelgesi’nin tamamının iptali istenilmesine rağmen, Daire tarafından hasren inceleme yapılmasında hukuken isabet olmadığı ve eksik inceleme yapıldığı” yönündeki usule yönelik oyuna karşılık, dava dilekçesindeki davacı iddiaları dikkate alındığında, Dairece hasren inceleme yapılarak karar verilmesinde, yargılama usulüne bir aykırılık görülmeyerek, uyuşmazlığın esasının incelenmesine geçildi:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Onikinci Dairesinin temyize konu 12/03/2021 tarih ve E:2018/3783, K:2021/1279 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 28/11/2022 tarihinde usulde oyçokluğu, esasta oybirliği ile karar verildi.