Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2022/2888 E. 2022/3418 K. 28.11.2022 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2022/2888 E.  ,  2022/3418 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/2888
Karar No : 2022/3418

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU: Danıştay Beşinci Dairesinin 23/12/2021 tarih ve E:2017/2937, K:2021/4718 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararına karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun … tarih ve … sayılı kararının iptaline, bu karar nedeniyle yoksun kaldığı tüm özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 23/12/2021 tarih ve E:2017/2937, K:2021/4718 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin iddiaları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş,
“Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verildiği, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun … Bölge Adliye Mahkemesi … Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla esastan reddedildiği, anılan kararın temyiz edilmesi üzerine … Ceza Dairesinin … tarih ve E:.. K:… sayılı kararı ile “…sanığın (davacının) adının geçtiği tespit edilen Bylock içeriği nazara alınarak; öncelikle sanığın (davacının) kendi adına ya da başkaları adına kayıtlı hatlarla örgütsel gizliliği ve bağlantıyı sağlamak amacıyla herhangi bir örgütsel bir iletişim ağı, programı kullanıp kullanmadığının ilgili birimlerden tekrar sorulması, sanığın (davacının) adının geçtiği tespit ve değerlendirme tutanağına göre karşılıklı konuşmayı gerçekleştiren başka dosya şüphelisi … ile … id kullanıcısının kimliğinin tespiti yapıldıktan sonra mümkünse tanık olarak ifadelerine başvurularak … isimli şahsın sanık (davacı) olup olmadığının sorulması, yine UYAP’ta oluşturulan örgütlü suçlar bilgi bankasında sanık (davacı) hakkında bilgi ve beyan olup olmadığı araştırılarak varsa beyanların aslı veya onaylı suretleri getirtilmesi, gerekirse bu şahısların da tanık olarak dinlenilmelerinin sağlanması, tüm bu delillerin CMK’nın 217. maddesi uyarınca duruşmada sanık (davacı) ve müdafiine okunup diyecekleri sorulduktan sonra, özellikle kovuşturma aşamasında da dinlenen ‘sanığın (davacının) Anayasa Mahkemesi raportörü olarak görev yaptığı 2015 yıllarında sohbet adı altında düzenlenen örgütsel toplantılara katıldığına’ yönelik beyanlarda bulunan gizli tanık ifadeleri de gözetilerek sonucuna göre sanığın (davacının) hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken yetersiz belgelere dayanarak eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması, ….Suç tarihinin, gerekçeli karar başlığında ise temadinin kesildiği yakalanma tarihi olan ’19/07/2016′ yerine ’15/07/2016′ olarak gösterilmesi, ….” gerekçesiyle bozulduğu, Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu, davacının silahlı terör örgütüne üyelik suçuna ilişkin olarak yargılamasının … Ağır Ceza Mahkemesinin … esas sayılı dosyasında devam ettiğinin görüldüğü,
ByLock delili yönünden, davacı hakkında düzenlenmiş olan “ByLock CBS Sorgu Sonucu Raporu” ile “ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı”nın birlikte incelenmesinden; davacının “…” ID numarasıyla ve bir kullanıcı adı almak suretiyle bu ağa dâhil olduğunun anlaşıldığı,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, örgütün sohbet adını verdiği toplantılarına katıldığına ve diğer hususlara yönelik kararda yer verilen tanık ifadelerinin değerlendirilmesi sonucunda, söz konusu tanık ifadelerinin davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olduğu sonucuna varıldığı,
Yıllık kurulu üyeliği/sınıf başkanlığı yönünden, davacının örgütün yargıda etkin olduğu dönemde Adalet Akademisinde yıllık kurulu üyeliği yapmasının, kararda yer verilen tespit ve açıklamalar doğrultusunda FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğunun değerlendirildiği,
Unvanlı görev yönünden, davacının, FETÖ/PDY terör örgütünün HSK’da, Adalet Bakanlığında ve yargı kurumlarında etkin olduğu dönemde Adalet Bakanlığı Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü Tetkik Hakimi ve Anayasa Mahkemesi Raportörü olarak görevlendirilmesinin, kararda yer verilen tespitler ile birlikte değerlendirildiğinde anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varıldığı,
Yurt dışı yüksek lisans eğitimi ve yurt dışı görevlendirme yönünden, davacının, FETÖ’nün Adalet Bakanlığında ve HSK’da etkin olduğu dönemde 2008-2009 yılları arasında yüksek lisans yapması amacıyla gerekli izin verilerek yurt dışına gönderildiğine ve 08/03/2011-31/12/2012 tarihleri arasında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde görevlendirildiğine ilişkin tespitlerin davacı hakkındaki kararda aktarılan diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varıldığı,
Dijital materyaller yönünden, davacı hakkında kararda yer verilen diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacıdan ele geçen bir kısım dijital materyallerden elde edilen verilerin davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varıldığı,
Ev aramasında ele geçirilen dökümanlar yönünden, davacının evinde yapılan aramada FETÖ lideri Fetullah Gülen’e ait kitapların bulunması hususu, davacı hakkında kararda aktarılan diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olarak değerlendirildiği belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı tüm özlük haklarının iadesine karar verilmesine yönelik isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, OHAL döneminde alınan tedbirlerin sadece OHAL süresi ile sınırlı olarak geçerli olacağı, 18 Temmuz 2018 tarihinde OHAL’in sona erdiği, 667 sayılı KHK’nin 3. maddesi ve bu hükmü onayan 6749 sayılı Kanun’un 3.maddesinin geçerliliğinin kalmadığı, geçerliliği sadece OHAL süresi ile sınırlı bu hükme dayalı olarak uygulanan cezanın yasal dayanağı olduğunun iddia edilemeyeceği; Anayasa’nın 140/3. maddesine göre hakim ve savcıların meslekten çıkarılmaları sonucunu doğuracak iş ve eylemlerin 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu kapsamında yapılması gerektiği, 2802 sayılı Kanun’u işlevsiz hale getiren düzenlemeler getirilmek suretiyle usuli güvence olan savunma hakkının ihlal edildiği; AİHM ve Anayasa Mahkemesi kararları dikkate alındığında hakkında ileri sürülen iddiaların suç teşkil etmediği, dolayısıyla idari işleme dayanak alınması nedeniyle kararın hukuka aykırı olduğu; CMK 148.madde uyarınca yasa dışı delil niteliğinde olan itirafçı tanık/sanıkların beyanlarının hiçbir hukuki değerinin bulunmadığı, dava konusu işlemle AİHS’de düzenlenen birçok hakkın ihlal edildiği; davalı idare vekili, tüm hâkim ve savcılar için matbu dilekçe hazırladığından vekâlet ücreti olarak sadece dilekçe ücreti adı altında cüzi bir vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken, adil olmayan bir karar verildiğinden kararın bu yönüyle de bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması”,
sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Öte yandan, UYAP kayıtlarının incelenmesinden, Daire kararının “Maddi Olay ve Hukuki Süreç” kısmının “Davacıya İlişkin Süreç” bölümünde sözü edilen, Yargıtay bozma kararı sonrasında, … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararı ile davacının “silahlı terör örgütüne üyelik” suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, anılan kararın henüz kesinleşmediği anlaşılmıştır.
667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ”kavuşan, bitişen, birleşen”, irtibatlı kavramını ise ”bağlantılı” olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir.
Bu itibarla, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçunun tespitinde delil olarak değerlendirilecek bir kısım fiil ve davranışlar, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecek nitelikte olduğundan, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin bu davada, ”silahlı terör örgütüne üye olmak” isnadıyla açılan ceza davasında verilen kararın kesinleşmesinin beklenmesi gerekmemektedir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 23/12/2021 tarih ve E:2017/2937, K:2021/4718 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına,
4. Kesin olarak, 28/11/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.