Danıştay Kararı 13. Daire 2020/1217 E. 2022/4398 K. 24.11.2022 T.

Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2020/1217 E.  ,  2022/4398 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2020/1217
Karar No:2022/4398

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : …. Fonu
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN_KONUSU : … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu II. Tahsilat Daire Başkanlığı’nın … tarih ve … sayılı ödemeye çağrı mektubunun ve dayanağı … tarih ve … sayılı Fon Kurulu kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi’nce, Mahkemelerinin … tarih ve E:…, K:… sayılı davanın reddi kararının Dairemizin 01/03/2017 tarih ve E:2015/1349, K:2017/518 sayılı kararıyla, … tarih ve … sayılı Fon Kurulu kararının davacıya ilişkin kısmının iptali istemi yönünden onanması; … tarih ve … sayılı ödemeye çağrı mektubunun iptali istemi yönünden bozulması üzerine bozma kararına uyularak verilen kararda; davacının … Turizm A.Ş.’de 08/07/1997- 09/05/2001 tarihleri arasında kendi beyanına göre 2001 yılı Temmuz ayına kadar birinci derece imza yetkisiyle yönetim kurulu üyesi olarak kanunî temsilcilik görevinde bulunduğu ve adı geçen şirket tarafından ödenmeyen ve temlik alınmakla Fon alacağı niteliği kazanan borçtan 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un Mükerrer 35. ve 5411 sayılı Kanunu’nun Geçici 26. maddeleri uyarınca sorumlu tutulması gerektiği, öte yandan, 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun 15/3. maddesinde, Fon’un, devraldığı alacağın takibine, alacağın devralındığı gün itibarıyla banka defter, kayıt ve belgelerine göre anapara, her türlü faiz, komisyon ve sair giderlerin toplamından oluşan birikmiş alacak tutarı üzerinden başlayacağı, bu alacakların, Fon tarafından devralındığı tarihten itibaren amme alacağı niteliğini kazanacağı ve birikmiş alacak tutarına, 6183 sayılı Kanun’un 51. maddesinde belirtilen oranda gecikme zammı uygulanacağı, 15/7-b maddesine göre madde kapsamında kalan alacaklara zararın ve/veya alacağın doğmasına sebebiyet veren haksız işlemin yapıldığı tarihten itibaren 6183 sayılı Kanun’un 51. maddesinde belirtilen oranda gecikme zammı uygulanacağı, Fon Alacaklarının Tahsilinde Kullanılacak Usul ve Esaslara İlişkin İşlem Yönergesi’ne göre ise Fon alacakları için alacağın Fon’a devrinden önce İcra ve İflas Kanunu’na göre takibe geçilmişse, bu alacakların 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre takip edilmesi ve karar tarihine kadar temerrüt faizi uygulanması, bu tarihten sonra ise 6183 sayılı Kanun’a göre gecikme zammı uygulanması gerektiği belirtildiğinden, anılan Yönerge kuralının gecikme zammı ve temerrüt faizi hesabı yönünden Kanuna aykırı olduğu, Yönerge’deki temerrüt faizi ve gecikme zammı düzenlemesinin kanuni dayanağının bulunmadığı ve uyuşmazlığa konu Fon alacağı mevzuata aykırı olarak hesaplandığından dava konusu ödemeye çağrı mektubunda hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu ödemeye çağrı mektubunun iptaline karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, Kanun maddesi ile Yönerge kuralı arasında herhangi bir uyumsuzluk bulunmadığı, davacı hakkında daha önce İcra ve İflas Kanunu uyarınca başlatılmış bir icra takibinin olmadığı, dolayısıyla Yönerge’de geçen faiz hesabının dava konusu alacak ile bir ilgisinin bulunmadığı, Grubun 403.961.472,00-USD nakdi ve 198.964.809,00-USD gayrinakdi borcunun bulunduğu düşünülürse yapılan veya yapılacak olan tahsilatların Grubun borcunu kapatmayacağının açık olduğu, … A.Ş,’nin … Ticaret ve Sanayi A.Ş.’den olan alacağını Fon’a temlik ettiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, Yönerge ile Kanun arasında uyumsuzluk bulunduğu, Grup ile imzalanan Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmesi’nin borcun dış yüklenimi niteliğinde olduğu, …bank’tan kredi kullanan firmaların ve kefillerinin TMSF’ye karşı bir sorumluluklarının kalmadığı, dolayısıyla kendisine atfedilebilecek bir sorumluluğun da bulunmadığı, 6183 sayılı Kanun’un Mükerrer 35. maddesine ilişkin olarak Anayasa Mahkemesi’nin verdiği iptal kararı dikkate alındığında 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun Geçici 26. maddesinin de kendisine uygulanma imkânının kalmadığı, yapılan takibin hukuken geçerliliğinin bulunmadığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Mahkeme kararının Dairemiz kararında belirtilen gerekçeyle onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi’nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Fon Kurulu’nun … tarih ve … sayılı kararıyla tahsilde tekerrüre yer vermemek koşulu ile kredileri kullanmış olan şirketlerde kanuni temsilci sıfatını haiz şahıslar hakkında 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun Geçici 11. maddesinin atfıyla uygulanmasına devam edilen mülga 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun 15. maddesinin üçüncü fıkrası ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 134. maddesinde belirtilen esaslar doğrultusunda 6183 sayılı Kanun’un Mükerrer 35. maddesi kapsamında takip ve tahsil işlemlerine başlanılmasına karar verildiği, ancak başlatılan bu takiplerle ilgili olarak … Grubu şirketlerine kullandırılan kredilerin bazılarının … A.Ş. kaynaklı olması ve … A.Ş.’nin Fon’a devrine ilişkin işlemin yargı kararı ile iptal edilmesi nedeniyle Bayındır Grubu şirketlerinde kanuni temsilci olarak görev yapan kişiler hakkında tesis edilen 6183 sayılı Kanun kapsamındaki takip işlemlerinin dava konusu … tarih ve … sayılı Fon Kurulu kararı ile iptal edilmesine karar verildiği, aynı Fon Kurulu kararı ile … A.Ş.’den kullanılan kredilerden kaynaklanan borç tutarı düşülerek … Grubu’ndan kaynaklanan alacaklar için 6183 sayılı Kanun’un Mükerrer 35. maddesi kapsamında yeniden takip yapılmasına karar verildiği, bu kapsamda davacının kanuni temsilcisi olduğundan bahisle … A.Ş.nin …, …, … ve …’den kullandığı kredilerden kaynaklanan 15.146.118,00-TL asıl, 85.247.263,00-TL gecikme zammı olmak üzere toplam 100.393.381,00-TL Fon alacağının tahsili amacıyla Fon Kurulu tarafından … tarih ve … sayılı kararın alındığı ve akabinde … tarih ve … sayılı ödemeye çağrı mektubunun düzenlendiği anlaşılmıştır.
Bakılan dava Fon Kurulu’nun … tarih ve … sayılı kararı ile … tarih ve … sayılı ödemeye çağrı mektubunun hukuka aykırı olduğu iddialarıyla açılmıştır.
… sayılı Fon Kurulu kararı ile ödemeye çağrı mektubunun iptali istemiyle açılan davada, … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
Dairemizin 01/03/2017 tarih ve E:2015/1349, K:2017/518 sayılı kararıyla anılan İdare Mahkemesi kararının … tarih ve … sayılı Fon Kurulu kararı yönünden davanın reddine ilişkin kısmı onanmış, davacı adına düzenlenen … tarih ve … sayılı ödemeye çağrı mektubu yönünden davanın reddine ilişkin kısmı ise bozulmuştur.
İdare Mahkemesi tarafından, Dairemizin kısmen bozma kararına uyularak 100.393.381,00-TL tutarlı, … tarih ve … sayılı ödemeye çağrı mektubunun iptaline karar verilmiştir.

İLGİLİ MEVZUAT:
5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun Geçici 11. maddesinin birinci fıkrasında, bu Kanun’un yayımı tarihinden önce, 26/12/2003 tarihine kadar temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Fon’a intikal eden ve/veya bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izin ve yetkileri ilişkili Bakan, Bakanlar Kurulu veya Kurul tarafından kaldırılarak tasfiyeleri Fon eliyle yürütülen veya Fon tarafından tasfiye işlemleri başlatılan bankalar hakkında başlatılan işlemler sonuçlanıncaya ve her türlü Fon alacakları tahsil edilinceye kadar bu Kanun’la yürürlükten kaldırılan 4389 sayılı Kanun’un 14, 15, 15/a, 16, 17, 17/a ve 18. maddeleri, Ek 1, 2, 3, 4, 5 ve 6. maddeleri ile Geçici 4. maddesinde yer alan düzenlemelerin uygulanmasına devam edileceği kurala bağlanmıştır.
4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun 15. maddesinin üçüncü fıkrasında, “Fon, her türlü vergi, resîm ve harçtan muaftır. 14. maddesinin (6) numaralı fıkrasının (b) bendi ile verilen yetkiler saklı kalmak kaydıyla, Fon kaynakları ile her türlü alacaklarının ve hisseleri kısmen veya tamamen Fon’a intikal eden bankaların; yönetim ve denetimini doğrudan ya da dolaylı olarak tek başına veya birlikte elinde bulunduran ortaklarından, bu ortakların yönetim ve denetimini doğrudan ya da dolaylı olarak tek başına veya başkalarıyla birlikte elinde bulundurdukları şirketlerden ve iştiraklerinden, yönetim ve denetim kurulu üyeleri, genel müdür ve yardımcıları, kredi komitesi başkan ve üyeleri ile imzaları bankayı ilzam eden memurları ve bunların eş ve çocuklarından olan alacakları ile hisseleri Fon’a intikal eden diğer bankaların bunlardan olan alacaklarından Fon tarafından devralınanlar ile (7) numaralı fıkranın (b) bendinde belirtilen kişilere ait olup Fon tarafından devralınan alacakların takip ve tahsilinde 6183 sayılı Kanun hükümleri uygulanır. Fon devraldığı alacağın takibine, alacağın devralındığı gün itibarıyla banka defter, kayıt ve belgelerine göre anapara, her türlü faiz, komisyon ve sair giderlerin toplamından oluşan birikmiş alacak tutarı üzerinden başlar. Bu alacaklar, Fon tarafından devralındığı tarihten itibaren amme alacağı niteliğini kazanır ve birikmiş alacak tutarına, 6183 sayılı Kanun’un 51. maddesinde belirtilen oranda gecikme zammı uygulanır. Ancak Fon, her türlü alacakları ve devraldığı alacaklarla ilgili olarak borçlu aleyhine 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu hükümlerine göre başlatılmış bulunan takipler ile alacağın tahsiline yönelik davalara kaldığı yerden devam edebileceği gibi, takibi devam ettirmekten ve/veya davanın takibinden sarfınazar ederek devraldığı alacağın kaldığı yerden 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre takip ve tahsiline de karar verebilir.” kuralına yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dosyanın incelenmesinden, davacının kanuni temsilcisi olduğu şirket tarafından … A.Ş.’den kullanılan, şirket tarafından ödenmeyen ve temlik alınmakla Fon alacağı niteliği kazanan borçtan da sorumlu olduğu anlaşılmaktadır. Dairemizin E:2015/648 sayılı dosyasında verilen 14/12/2015 tarihli ara kararına davalı idarece verilen cevapta, … A.Ş.’nin ….A.Ş. hakim ortağı … Grubuna bağlı olarak factoring işlemleri alanında faaliyet göstermek üzere kurulduğu, …A.Ş.’nin Fon’a devrolunmasını müteakip 2001 yıl sonu itibarıyla yarı faal olarak Fon bünyesinde iştirak konumuna geçtiği belirtilmiştir. Ancak, ….A.Ş.’nin temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetiminin 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun 14. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na devredilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu kararının iptali istemiyle açılan davada Danıştay Onuncu Dairesi’nin 05/11/2004 tarih ve E:2004/8038, K:2004/7170 sayılı kararı ile işlemin iptaline karar verildiği, davalı idarenin temyiz talebinin ise Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 14/04/2005 tarih ve E:2005/202, K:2005/276 sayılı kararıyla reddedildiği dikkate alındığında davacının kanuni temsilcisi olduğu … A.Ş.’nin …’den kullandığı kredilerin dava konusu olan ve 6183 sayılı Kanun uyarınca yapılan takibe konu edilmesi mümkün bulunmamaktadır.
Öte yandan, 4389 sayılı Kanun’un 15. maddesinin üçüncü fıkrasına göre, Fon’un, devraldığı alacağın takibine, alacağın devralındığı gün itibarıyla banka defter, kayıt ve belgelerine göre anapara, her türlü faiz, komisyon ve sair giderlerin toplamından oluşan birikmiş alacak tutarı üzerinden başlayacağı ve bu alacakların Fon tarafından devralındığı tarihten itibaren amme alacağı niteliğini kazanacağından, birikmiş alacak tutarına Fon tarafından alacağın devralındığı tarihten itibaren 6183 sayılı Kanun’un 51. maddesinde belirtilen oranda gecikme zammı uygulanabileceği açıktır.
Dosyaya sunulan hesaplama tablosunda ise kredilerin kullandırıldığı tarihten itibaren gecikme zammı uygulanarak hesaplama yapıldığı görülmektedir. Bu nedenle, davacının sorumlu olduğu kredilerden kaynaklı alacakların hangi tarihlerde Fon tarafından temlik alındığı tespit edilip, hesaplamanın anılan Kanun’a göre yeniden yapılması gerekmektedir.
Bu itibarla, dava konusu ödemeye çağrı mektubunun iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla hukukî isabetsizlik bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalının temyiz isteminin reddine,
2. Dava konusu işlemin iptali yolundaki … İdare Mahkemesi’nin …. tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından anılan Mahkeme kararının yukarıda belirtilen GEREKÇEYLE ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davalıya iadesine,
5. Dosyanın anılan Mahkeme’ye gönderilmesine,
6. 2577 sayılı Kanun’un Geçici 8. maddesi uyarınca, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (on beş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 24/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.