Danıştay Kararı 6. Daire 2019/13994 E. 2022/10130 K. 24.11.2022 T.

Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2019/13994 E.  ,  2022/10130 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2019/13994
Karar No : 2022/10130

DAVACI : … Odası
VEKİLİ : Av. …

DAVALI : … Bakanlığı/ANKARA
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri V. …

DAVANIN KONUSU : Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca 07/01/2019 tarihinde onaylanan, Sinop-Kastamonu-Çankırı Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliğinin …, …, …, …, …, …, … ve … sayılı plan notlarının ve çevre düzeni planını değişikliğinin tamamının iptali istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu işlemde, kararın içeriğinde ayrıntılı olarak yer verilen iddialar doğrultusunda, şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına uyarlık bulunmadığı ileri sürülmüştür.

DAVALININ SAVUNMASI : Dava konusu işlemde, kararın içeriğinde ayrıntılı olarak yer verilen savunmalar doğrultusunda, şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına aykırılık bulunmadığı ileri sürülmüştür.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ :
Dava, Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca 07/01/2019 tarihinde onaylanan, Sinop-Kastamonu-Çankırı Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliğinin …, …, …, …, …, …, … ve … sayılı plan notlarının ve çevre düzeni planını değişikliğinin tamamının iptali istemiyle açılmıştır.
1. Çevre Düzeni Planı Değişikliğinin katılımcı ve halkı bilgilendirme mekanizmalı bir planlama anlayışından uzak bir şekilde onaylandığı ve ilgili kurum-kuruluş görüşlerinin alınmadığı iddiası bakımından; uyuşmazlık konusu planın hazırlanması aşamasında, planlama bölgesi içinde bulunan illerde yerel yönetimlerin ve illerdeki diğer temsilcilerin katıldığı toplantılar düzenlendiği, gerekli kurum ve kuruluş görüşlerinin alındığı, sivil toplum kuruluşları, yerel yönetimler, üniversiteler ve halkın planlama sürecine katılımının sağlandığı, ayrıca dava konusu ÇDP değişikliğinin gerekçe raporunda, değişikliğinin bakanlıkta yürütülen çalışmalar doğrultusunda diğer ÇDP’ları ile uygulama birlikteliğinin sağlanması amacıyla yapıldığı, bu kapsamda, plan hükümlerinde yer alan bakanlık logosu ve ismi, genel müdürlük ismi, diğer kurum ve kuruluş isimlerinin güncellenmesi, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinde yer alan bazı kullanım kararlarının gösterim paftasına eklenmesi suretiyle düzenleme yapıldığı anlaşıldığından incelenen kısım yönünden mevzuata aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
2. Dava konusu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin … sayılı plan notuna ilişkin olarak; dava konusu ÇDP değişikliğinin … sayılı plan notu ile konut dışı kentsel çalışma alanlarına ilişkin olarak, 03.07.2017 tarihli, 30113 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde getirilen ve halen yürürlükte bulunan düzenlemenin aynen plan notlarına aktarıldığı anlaşıldığından incelenen kısım yönünden mevzuata aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
3. Dava konusu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin … sayılı plan notuna ilişkin olarak; dava konusu ÇDP değişikliğinin … sayılı plan notu ile imar planlarının yapılmasına ilişkin temel mevzuata göre özel nitelikte olan Kanun ve Yönetmelikler uyarınca yapılacak uygulamalara ilişkin başvurulara yönelik düzenlemeye yer verildiği, bu başvuruların 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının koruma, gelişme ve planlama ilkeleri ve nüfus kabulleri ve çevre imar bütünlüğü çerçevesinde alt ölçekli planlarda değerlendirileceğinin açıkça düzenlendiği, anılan maddenin, 1/100.000 ÇDP ölçeğinde bir düzenleme içermediği, kaldı ki dava konusu edilen plan notunun, ÇDP’nda kentsel yerleşme alanları içinde kalan TOKİ’ye tahsisli alanlara ilişkin olduğu göz önünde bulundurulduğunda hali hazırda ÇDP ile kentsel yerleşme alanı lekesi getirilen bu alanlarda yapılacak uygulamalarda arazi kullanım kararı değiştirilmeksizin konut amaçlı kullanımlara yer verilebilmesi mümkün olduğundan planlama sistemine aykırı bir durum oluşmayacağı açıktır.
7.43 sayılı plan notu ile de ilgili idaresince hazırlanan alt ölçekli planların Bakanlığın veri tabanına işleneceğine ilişkin düzenleme getirilmesinin Yönetmelik hükümlerinin bir gereği olduğu sonucuna ulaşıldığından alt ölçekteki planlara ilişkin düzenleyici nitelikteki plan notunda mevzuata aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
4. Dava konusu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin … sayılı plan notuna ilişkin olarak; Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin plan ilke ve esaslarını düzenleyen 19. maddesinin 1. fıkrasının h) bendi uyarınca çevre düzeni planının hazırlanmasında afet tehlikelerine ilişkin mevcut raporlar ve jeolojik etütler gözetilerek afet risklerini azaltıcı önerilerin dikkate alınmasının esas olduğu, iptali istenilen plan hükmüyle, afet tehlikesi bulunması nedeniyle özel durumu olan alanlarda yapılacak olan uygulamalarda tatbik edilecek kanun ve yönetmeliklerin belirtildiği, AFAD tarafından “Afetzede Yerleşim Alanı” olarak belirlenen alanlarda yapılacak alt ölçekli planların 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının koruma, gelişme ve planlama ilkeleri ve nüfus kabulleri ve çevre imar bütünlüğü çerçevesinde alt ölçekli planlarda değerlendirileceğinin açıkça düzenlendiği, anılan maddenin, 1/100.000 çevre düzeni planı ölçeğinde bir düzenleme içermediği görülmüştür.
Yukarıda, … sayılı plan notuna yönelik Daire değerlendirmesinde ayrıntılı olarak belirtildiği üzere, dava konusu çevre düzeni planı değişikliğinin, temel coğrafi verilerin gösterildiği, çeşitli sektörlere ilişkin genel arazi kullanım kararlarını belirleyen, koruma-kullanma dengesini sağlayan, alt ölçekli planları yönlendirici nitelikte, düzenleyici ve genel hükümler içeren leke plan özelliğinde olduğu, uygulamada gerçekleştirilecek her tür plan kararının 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında gösterilmesinin mümkün olmadığı, ayrıca 7.30 sayılı plan notuyla, ilgili idaresince hazırlanan alt ölçekli planların Bakanlığın veri tabanına işleneceğine ilişkin düzenleme getirilmesinin Yönetmelik hükümlerinin bir gereği olduğu sonucuna ulaşıldığından alt ölçekteki planlara ilişkin düzenleyici nitelikteki plan notunda mevzuata aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
5. Dava konusu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin 7.49 sayılı plan notuna ilişkin olarak; Çevre düzeni planı kararları kurumlardan ve arazi çalışmalarından elde edilen veriler, nüfus projeksiyonları ve yerel idarelerin imar planları, bölgesel yatırım kararları, koruma statülü alanlar, ulaşım ağları gibi plana girdi sağlayan verilerin değerlendirilmesi sonucunda oluşturulması gereken kararlar olup çevre düzeni planı niteliğindeki planlar, bölgesel nitelikte genel arazi kullanım kararları getiren stratejik nitelikte planlar olarak hazırlanmaktadırlar.
Dava konusu planda, ölçeği (1/100.000) göz önünde bulundurulduğunda parsel bazında plan kararları üretilmesi mümkün olamayacağından genel arazi kullanım kararları değerlendirilerek ve bölge ve havza bazında mevzuata uygun olarak planlama yapılmak suretiyle alt ölçekli plan kararlarına esas olacak yapılaşma şartlarını ortaya koyan genel arazi kullanım kararları üretilmesi esastır. Bu kapsamda, belirlenen kullanım kararının tam olarak hangi parselleri kapsadığı veya sınırlarının ne şekilde geçirildiğinin çevre düzeni planı üzerinden anlaşılması mümkün olmayacaktır.
İncelenmekte olan plan notunda, dava konusu ÇDP’nda getirilen genel arazi kullanım kararlarının bu alanlar için kesin nitelikte olmadığı belirtilmektedir. Anılan plan notunun, planın ölçeği gereği sembollerle ifade edilmesi nedeniyle meydana gelebilecek belirsizlikler bakımından yol gösterici olmak adına düzenlendiği anlaşılmaktadır. Bu kapsamda, ilgili kurum görüşleri doğrultusunda ve alanın imar bütünlüğü gözetilerek alt ölçekli planlarda açıkça ortaya koyulabileceği ve planın ölçeği gereği arazi kullanım türünün ve sınırlarının gösterim tekniği nedeniyle algılanamadığı alanlara ilişkin olarak, bu planın diğer hükümlerine aykırı olmayacak şekilde alt ölçekli planlarda netleştirilebileceği düzenlemesine yer verildiği görüldüğünden şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına uygun olarak getirildiği sonucuna varılan dava konusu plan notunda mevzuata aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
6. Dava konusu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin 7.50 sayılı plan notuna ilişkin olarak; Dava konusu ÇDP’nın 1 sayılı plan notunda planın Sinop, Kastamonu ve Çankırı il sınırları içerisinde uygulama alanı bulduğu ve bu kapsamda 7.50 sayılı dava konusu plan notunda, planlama alanı içindeki il sınırları ve alt düzeydeki mülki idare bölümlerine ait sınırların yürürlükteki sınırlar olarak kabul edileceği, sınırlarda değişiklik olması halinde yeni sınırların geçerli olacağı, yapılan değişikliklerin planın veri tabanına işleneceği düzenlemesine yer verildiği görülmektedir.
Dava konusu ÇDP’nda belirlenen sınırların, yukarıda yer verilen 5442 sayılı Kanun ve Sınır Anlaşmazlığı, Mülki Ayrılma ve Birleşme ile Köy Kurulması ve Kaldırılması Hakkında Yönetmelik hükümlerinden bağımsız olarak düşünülemeyeceği açıktır.
ÇDP’nın uygulanması aşamasında karşılaşılması muhtemel uyuşmazlıkların önlenmesi bakımından getirilen 7.50 sayılı plan notunun, mülki idare bölümlerinin güncel sınırları ile ÇDP’nda belirlenen sınırlarda uyumsuzluk olması veya planda belirlenen sınırların kesin olarak nereden geçtiğinin anlaşılamaması durumunda yol gösterici ve yardımcı olduğu anlaşıldığından güncel sınırların esas alınmasına ilişkin plan notunda mevzuata aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
7. Dava konusu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin … sayılı plan notuna ilişkin olarak; Dava konusu … sayılı plan notunda 5543 sayılı İskân Kanunu uyarınca belirlenmiş/belirlenecek kırsal yerleşme alanları ile güncel köy yerleşik alan ve civarı sınırlarının geçerli olacağı düzenlemesine yer verildiği görülmektedir.
Dava konusu ÇDP’nda yer verilen kırsal yerleşme alanları ve köy yerleşik alanı sınırlarının 5442 sayılı Kanun, 5543 sayılı Kanun ve Sınır Anlaşmazlığı, Mülki Ayrılma ve Birleşme ile Köy Kurulması ve Kaldırılması Hakkında Yönetmelik hükümlerinden bağımsız olarak düşünülemeyeceği açıktır.
ÇDP’nın uygulanması aşamasında karşılaşılması muhtemel uyuşmazlıkların önlenmesi bakımından getirilen …sayılı plan notunun, köy yerleşik alanları ve kırsal yerleşme alanlarının güncel sınırları ile ÇDP’nda belirlenen sınırlarda uyumsuzluk olması veya planda belirlenen sınırların kesin olarak nereden geçtiğinin anlaşılamaması durumunda yol gösterici ve yardımcı olduğu anlaşıldığından güncel sınırların esas alınmasına ilişkin plan notunda mevzuata aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
8. Dava konusu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin … ve … sayılı plan notlarına ilişkin olarak; Sit alanları, mevzuatta öngörülen usül ve esaslar çerçevesinde konusuna göre yetkili idarelerin kararları doğrultusunda tespit edilerek tescil edilmektedir. Çevre düzeni planı kararları da kurumlardan ve arazi çalışmalarından elde edilen veriler, nüfus projeksiyonları ve yerel idarelerin imar planları, bölgesel yatırım kararları, koruma statülü alanlar, ulaşım ağları gibi plana girdi sağlayan verilerin değerlendirilmesi sonucunda oluşturulmaktadır.
Dava konusu çevre düzeni planı, bölgesel nitelikte genel arazi kullanım kararları getirilmektedir. Çevre düzeni planında belirlenen arazi kullanım kararlarının, niteliği itibariyle çevre kirliliğinin oluşmadan önce önlenebilmesi ve sağlıklı çevrenin oluşturulmasına yönelik hedef, ilke, strateji ve politikaları sağlayacak plan kararları olup, bu yönüyle söz konusu plana dayanılarak yapılacak alt ölçekli planlarda öngörülen ve parsel bazında fiziki kullanım durumunu belirleyen arazi kullanım kararlarından farklılık arz ettiği kuşkusuzdur.
Ülke ve bölge plan kararlarına uygun olarak konut, sanayi, tarım, turizm, ulaşım gibi yerleşme ve arazi kullanılması kararlarını belirleyen çevre düzeni planında, sit alanı belirlemesi yapılmadığının ilgili idarece tespit edilmesi halinde tescil edilen sit alanlarının, paftalara aktarılması ve plan notlarıyla sit alanlarında uygulanacak usül ve esasların düzenlendiğinin vurgulanması gerekmektedir.
Bu durumda, Kanun koyucunun iradesi, sit alanı ilan edilen alanların korunmasında çevre düzeni planının ve notlarının da sit statüsüne uygun hale getirilmesi yönünde olduğuna göre, sit alanlarıyla ilgili kararların alt ölçekli planlara aktarılmasına ilişkin 8.7.8.2 ve 8.7.8.3 sayılı plan notlarında hukuka aykırı bir yön bulunmamaktadır.

Bu durumda, uyuşmazlık konusu çevre düzeni planının, davacı iddiaları kapsamında hukuka aykırı bir yanı bulunmadığı sonucuna ulaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI …’NUN DÜŞÜNCESİ: Dava, Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca 07/01/2019 tarihinde onaylanan, Sinop-Kastamonu-Çankırı Planlama Bölgesi 1/100.000 Ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliğinin …, …, …, …, …, …, … ve … sayılı plan notlarının ve çevre düzeni planını değişikliğinin tamamının iptali istemiyle açılmıştır.
Sinop-Kastamonu-Çankırı Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı (ÇDP) 13/07/2007 tarihinde onaylanmış, söz konusu planda 1 Nolu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 102. maddesi uyarınca, 07/01/2019 tarihli dava konusu değişiklik yapılmıştır.
Uyuşmazlığa konu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin 4.18 sayılı plan notuna ilişkin olarak;
Anılan notta; “Konut dışı kentsel çalışma alanları: çevre sağlığı yönünden tehlike oluşturmayan imalathanelerin, patlayıcı, parlayıcı ve yanıcı maddeler içermeyen depoların, toptan ticaret pazarlama ve depolama alanlarının, konaklama tesislerinin, lokantaların, halı saha, tenis kortu gibi açık spor tesisleri ve düğün salonunun yapılabileceği kentsel çalışma alanlarıdır.” kuralına yer verilmiştir.
Davaya konu Planı Değişikliğinin “Tanımlar” başlığı altında düzenlenen ve iptali istenilen 4.18 sayılı plan notunda; “Konut dışı kentsel çalışma alanları: çevre sağlığı yönünden tehlike oluşturmayan imalathanelerin, patlayıcı, parlayıcı ve yanıcı maddeler içermeyen depoların, toptan ticaret pazarlama ve depolama alanlarının, konaklama tesislerinin, lokantaların, halı saha, tenis kortu gibi açık spor tesisleri ve düğün salonunun yapılabileceği kentsel çalışma alanlarıdır.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinin 4. maddesinin 1. fıkrasında; Konut dışı kentsel çalışma alanının; çevre sağlığı yönünden tehlike oluşturmayan imalathanelerin, patlayıcı, parlayıcı ve yanıcı maddeler içermeyen depoların, toptan ticaret pazarlama ve depolama alanlarının, konaklama tesislerinin, lokantaların, halı saha, tenis kortu gibi açık spor tesisleri ve düğün salonunun yapılabileceği kentsel çalışma alanlarını ifade ettiği tanımına yer verilmiştir.
Davaya konu plan notuna konut dışı kentsel çalışma alanlarına ilişkin Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde öngörülen ve halen yürürlükte bulunan düzenlemenin aynen aktarıldığı görüldüğünden mevzuata aykırılık bulunmamaktadır.
Çevre düzeni planı değişikliğinin 7.43 sayılı plan notuna ilişkin olarak;
Anılan plan notuyla “Bu planda kentsel yerleşme alanları içinde kalan ve Toplu Konut İdaresi’ne (TOKİ) tahsis edilmiş alanlarda TOKİ tarafından yürütülen uygulamalara, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nca yürütülen faaliyetlere, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanuna tabi alanlara ilişkin uygulamalara ve İller Bankası Anonim Şirketi Genel Müdürlüğü tarafından 6107 sayılı Kanun uyarınca yapılacak uygulamalara ilişkin başvurular, bu planın koruma, gelişme ve planlama ilkeleri ve nüfus kabulleri ve çevre imar bütünlüğü çerçevesinde ilgili idaresince alt ölçekli planlarda değerlendirilir. Bu doğrultuda hazırlanacak alt ölçekli planlar sayısal ortamda veri tabanına işlenmek üzere Bakanlığa gönderilir.” kuralı getirilmiştir.
Dava konusu plan notu, planın kentsel yerleşme alanlarına yönelik bir kural getirmiş ve imar planlarının yapılmasında özel nitelikte olan Kanun ve Yönetmelikler uyarınca verilen yetkiye dayanılarak yapılacak uygulamalarda ilgili idarelerce yapılan başvurulara açıkça bir sınır çizmiştir. Bu sınır alt ölçekli planların yapımında 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının koruma, gelişme ve planlama ilkeleri ve nüfus kabulleri ve çevre imar bütünlüğü çerçevesini kapsamaktadır. Planlama alanının kentsel yerleşme alanları içinde kalan TOKİ’ye tahsisli alanlara ilişkin kısmında arazi kullanım kararının değiştirilmesinin mümkün olmadığı dolayısıyla alt ölçekli planları yönlendirici nitelikte, düzenleyici ve genel hükümler içeren leke plan özelliğindeki 1/100.000 ölçekli planın genel sistematiğine aykırı bir plan kararı getirilemeyeceği, ilgili idaresince hazırlanan alt ölçekli planların Bakanlığın veri tabanına işleneceğine ilişkin düzenleme getirilmesine yönelik plan notunda şehircilik, planlama ilke ve esaslarına aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin … sayılı plan notuna ilişkin olarak;
Anılan plan notunda; “Bu plan kapsamında kalan alanlarda, “Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik” hükümleri geçerlidir. Bu plan kapsamındaki alanlarda, 7269 sayılı “Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun” uyarınca hak sahibi afetzede ailelere kalıcı konut yapılması amacıyla AFAD tarafından “Afetzede Yerleşim Alanı” olarak belirlenen alanlarda yapılacak alt ölçekli planlar; bu planın koruma, gelişme ve planlama ilkeleri, nüfus kabulleri ve çevre imar bütünlüğü çerçevesinde, ilgili kurum ve kuruluş görüşleri doğrultusunda ilgili idaresince değerlendirilerek, bu planda değişiklik yapılmaksızın onaylanabilir. Bu doğrultuda hazırlanacak alt ölçekli planlar sayısal ortamda veri tabanına işlenmek üzere bakanlığa gönderilir.” düzenlemesi getirilmiştir.
Yukarıda … sayılı plan notundaki değerlendirmede de belirtildiği üzere imar planlarının yapılmasında özel nitelikte olan Kanun ve Yönetmelikler uyarınca verilen yetkiye yönelik alt ölçekli planların yapımında ilgili idarelerin başvurularının 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının yönlendirici nitelikteki, düzenleyici ve genel hükümler içeren leke planın genel sistematiğine aykırı bir plan kararı getirilemeyeceği, ilgili idaresince hazırlanan alt ölçekli planların Bakanlığın veri tabanına işleneceğine ilişkin plan notunda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin … sayılı plan notuna ilişkin olarak;
Anılan notta; “Bu planda sembol olarak gösterilen kullanım türlerinde, sembolün bulunduğu alan planın ölçeği gereği yer seçimi kararı verilmiş kesin alan olmayıp bu kullanıma ilişkin yer seçimi ilgili kurum ve kuruluşların görüşleri doğrultusunda çevre imar bütünlüğü dikkate alınarak alt ölçekli planlarla yapılabilecektir. Ayrıca bu planın ölçeği gereği arazi kullanım türünün ve sınırlarının gösterim tekniği nedeniyle (sembol, yol vb.) algılanamadığı alanlarda, bu planın diğer hükümleri dikkate alınarak alt ölçekli planlarda yetkili idarelerce kullanım kararı belirlenir.” kuralına yer verilmiştir.
Üst ve alt ölçekli planlarda esnekliğin sağlanması açısından alt ölçekli planları yönlendirici nitelikte, düzenleyici ve genel hükümler içeren leke plan özelliğindeki 1/100.000 ölçekli planın genel sistematiğine aykırı olmayacak şekilde planın ölçeği gereği arazi kullanım türü ile sınırlarının gösterim tekniği nedeniyle algılanamadığı alanlarda alt ölçekli planlarda değiştirilmesi plan dinamizmi açısından gerekli ise de; planın sembol olarak gösterilen hangi kullanım türlerinin çevre düzeni planında değişiklik gerektireceği hangilerinin gerektirmeyeceği konusunda net bir düzenleme yapılarak yeniden oluşturulması gerekmektedir. Aksi halde üst ölçekli planda öngörülmemiş değişikliklerin alt ölçekle yapılması planın genel çerçevesi üzerinde belirsizlik yaratarak Çevre Düzeni Planlamasını değersizleştirmeye yol açma potansiyeli taşıyacağı açıktır. Bu nedenle … sayılı plan notunda şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin … sayılı plan notuna ilişkin olarak;
Anılan notta; “Plandaki gösteriminde farklılıklar olsa dahi, yürürlükteki idari sınırlar geçerlidir. Bu sınırlarda değişiklik olması durumunda, kabul edilen yeni sınırlar plan değişikliğine gerek olmaksızın geçerli olacaktır. Sınır değişiklikleri sayısal ortamda-koordinatlı, bu planın veri tabanına işlenmek üzere bakanlığa gönderilir.” düzenlemesi getirilmiştir.
Uygulama sınırı Sinop, Kastamonu ve Çankırı il sınırları içerisi olan planlama alanında güncel sınırlar ile planda belirlenen sınırlarda uyumsuzluk ya da belirsizlik olması halinde güncel sınırların esas alınmasına ilişkin plan notunda hukuka aykırı bir yön görülmemiştir.
1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin … sayılı plan notuna ilişkin olarak;
Anılan notta; “Bu alanlarda, ilgili kanun ve yönetmeliklere göre karara bağlanmış ve bağlanacak olan köy yerleşik alan ve civarı sınırları geçerlidir. “5543 sayılı İskân Kanunu uyarınca belirlenmiş/belirlenecek kırsal yerleşme alanları çevre düzeni planı değişikliğine gerek olmaksızın geçerli olacaktır. Belirlenen kırsal yerleşme alan sınırları veri tabanına işlenmek üzere ilgili idaresince bakanlığa gönderilir.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Davaya konu planın uygulanması aşamasında kırsal yerleşme alanları ve köy yerleşik alanı sınırlarının 5442 sayılı Kanun, 5543 sayılı Kanun ve Sınır Anlaşmazlığı, Mülki Ayrılma ve Birleşme ile Köy Kurulması ve Kaldırılması Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak, anılan alanların güncel sınırları ile planda belirlenen sınırlarda uyumsuzluk veya belirsizlik olması durumunda yapılacak uygulamaya yol göstermek amacıyla güncel sınırların esas alınmasına ilişkin plan notunda mevzuata aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin … ve … sayılı plan notlarına ilişkin olarak;
İptal istemine konu … sayılı notta; “Bu planın onayından önce mevzuata uygun olarak onaylanmış imar planı, mevzi imar planı bulunan alanların sit alanı ilan edilmesi durumunda, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu ve 1 Numaralı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ve ilgili yönetmelikleri ile ilke kararları ve yeni koruma statüleri doğrultusunda, sit alanı ilanı öncesinde onaylanan imar planlarındaki kararların incelenerek ilgili kurum ve kuruluşların görüşleri doğrultusunda, mevzuat gereği yapılması gerekli olan koruma amaçlı imar planları, bu planda değişikliğe gerek olmaksızın ilgili idaresince onaylanabilir.” düzenlemesine, … sayılı plan notunda; “Bu planın onayından önce mevzuatına uygun olarak onaylanmış imar planı, mevzii imar planı varken, sonrasında sit ilan edilen alanların koruma statüsünün kaldırılması durumunda, sit alanı ilanından önce onaylanan imar planlarındaki kararlar incelenerek mevzuat gereği zorunlu olan imar planına ilişkin düzenlemeler, bu planda değişikliğe gerek olmaksızın alt ölçekli planlar Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği çerçevesinde ilgili idaresince onaylanabilir.” kuralına yer verilmiştir.
Uyuşmazlığa konu planın onayından önce imar planları ve mevzi planları bulunan ve plan tarafından kabul gören alanlarda sit alanı ilan edilmesi veya sit ilanının kaldırılması halinde 2863 sayılı Kanun uyarınca koruma kurulları ilke kararları doğrultusunda onayı gereken koruma amaçlı imar planların ve sit alanlarıyla ilgili kararlarının alt ölçekli planlara aktarılmasına ilişkin … ve … sayılı plan notlarında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Davacı tarafından; uyuşmazlık konusu alanda yapılan planlamanın katılımcı olmadığı ve halkı bilgilendirme anlayışından uzak bir yaklaşımla hazırlandığı, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 19.maddesi gereği kurum görüşlerinin alınmasına ilişkin kurala aykırı davranıldığı iddia edilmekte ise de; dosyadaki belgelerden, plan hazırlık aşamasında katılım ilkesine uyulduğu, sivil toplum kuruluşları, yerel yönetimler ve kamu kurumlarının katılımıyla bilgilendirme toplantılarının yapıldığı, planlama bölgesi içinde bulunan illerde yerel yönetimlerin ve illerdeki diğer temsilcilerin katıldığı toplantılar düzenlendiği gibi gerekli kurum ve kuruluş görüşlerinin alındığı, dolayısıyla söz konusu kurumlar ve halkın planlama sürecine katılımının sağlandığı görüldüğünden planda bu yönüyle mevzuata aykırılık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle dava konusu 07/01/2019 onay tarihli Sinop-Kastamonu-Çankırı Planlama Bölgesi 1/100.000 Ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliğinin 7.49 sayılı plan notunun iptali, …, …, …, …, …, …, … ve … sayılı plan notlarına yönelik davanın reddi gerektiği düşünülmüştür.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Sinop-Kastamonu-Çankırı Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı (ÇDP) 13/07/2007 tarihinde onaylanmıştır.
Söz konusu planda, 1 Nolu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 102. maddesi uyarınca, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yapılan 07/01/2019 tarihli değişiklik üzerine, Sinop-Kastamonu-Çankırı Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının …, …, …, …, …, …, … ve … sayılı plan notlarının ve kurum görüşlerinin alınmadığı ve katılım ilkesine aykırı davranıldığından bahsile çevre düzeni planını değişikliğinin tamamının iptali istemiyle görülmekte olan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
2872 sayılı Çevre Kanununun 9. maddesinin 1. fıkrasının b bendinde; “Ülke fizikî mekânında, sürdürülebilir kalkınma ilkesi doğrultusunda, koruma-kullanma dengesi gözetilerek kentsel ve kırsal nüfusun barınma, çalışma, dinlenme, ulaşım gibi ihtiyaçların karşılanması sonucu oluşabilecek çevre kirliliğini önlemek amacıyla nazım ve uygulama imar plânlarına esas teşkil etmek üzere bölge ve havza bazında 1/50.000-1/100.000 ölçekli Çevre düzeni plânları Bakanlıkça yapılır, yaptırılır ve onaylanır. Bölge ve havza bazında çevre düzeni plânlarının yapılmasına ilişkin usûl ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.” hükmüne yer verilmiştir.
10/07/2018 tarih ve 30474 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ve işlem tarihinde yürürlükte olan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin “Mekansal Planlama Genel Müdürlüğü” başlıklı 102. maddesinin 1. fıkrasında; “a) Yerleşme, yapılaşma ve arazi kullanımına yön veren, her tür ve ölçekte fiziki planlara ve uygulamalara esas teşkil eden üst ölçekli mekânsal strateji planlarını ve çevre düzeni planlarını ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği yaparak hazırlamak, hazırlatmak, onaylamak ve uygulamanın bu stratejilere göre yürütülmesini sağlamak. (…) c) Havza ve bölge bazındaki çevre düzeni planları da dâhil her tür ve ölçekteki çevre düzeni planlarının ve imar planlarının yapılmasına ilişkin usul ve esasları belirlemek, havza veya bölge bazında çevre düzeni planlarını yapmak, yaptırmak, onaylamak ve bu planların uygulanmasını ve denetlenmesini sağlamak.” Mekânsal Planlama Genel Müdürlüğünün görevleri arasında sayılmıştır.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca çıkarılan ve 14.06.2014 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 4. maddesinin “Tanımlar” başlıklı 1. fıkrasının c bendinde, “Çevre düzeni planı: Varsa mekânsal strateji planlarının hedef ve strateji kararlarına uygun olarak orman, akarsu, göl ve tarım arazileri gibi temel coğrafi verilerin gösterildiği, kentsel ve kırsal yerleşim, gelişme alanları, sanayi, tarım, turizm, ulaşım, enerji gibi sektörlere ilişkin genel arazi kullanım kararlarını belirleyen, yerleşme ve sektörler arasında ilişkiler ile koruma-kullanma dengesini sağlayan 1/50.000 veya 1/100.000 ölçekteki haritalar üzerinde ölçeğine uygun gösterim kullanılarak bölge, havza veya il düzeyinde hazırlanabilen, plan notları ve raporuyla bir bütün olarak yapılan planı, (…) ifade eder.” tanımına yer verilmiştir.
Anılan Yönetmeliğin “Plan ilke ve esasları” başlıklı 19. maddesinin 1. fıkrasında, “Çevre düzeni planları hazırlanırken; a) Varsa mekânsal strateji planlarına uygunluğun sağlanması, b) Yeni gelişmeler ve bölgesel dinamiklerin dikkate alınması, c) İlgili kamu kurum ve kuruluşlarının mekânsal kararları etkileyecek nitelikteki bölge planı, strateji planı ve belgesi, sektörel yatırım kararlarının dikkate alınarak değerlendirilmesi, ç) Sürdürülebilir kalkınma amacına uygun olarak ekolojik ve ekonomik kararların bir arada değerlendirilmesi, d) Tarihi, kültürel yapı ile orman alanları, tarım arazileri, su kaynakları ve kıyı gibi doğal yapı ve peyzajın korunması ve geliştirilmesi, e) Doğal yapının, ekolojik dengenin ve ekosistemin sürekliliğinin korunması amacıyla arazi kullanım bütünlüğünün sağlanması, f) Ulaşım ağının arazi kullanım kararlarıyla birlikte ele alınması suretiyle imar planlarında güzergahı netleştirilecek yolların güzergah ve yönünün genel olarak belirlenmesi, g) Çevre sorunlarına neden olan kaynaklara yönelik önleyici strateji ve politikaların belirlenerek arazi kullanım kararlarının oluşturulması, ğ) İmar planlarına esas olacak şematik ve grafik dil kullanılarak arazi kullanım kararları ile koruma ve gelişmenin sağlanması, h) Afet tehlikelerine ilişkin mevcut raporlar ve jeolojik etütler dikkate alınarak afet risklerini azaltıcı önerilerin dikkate alınması esastır.” kuralına, aynı maddenin 2. fıkrasında, “Çevre düzeni planlarının hazırlanması sürecinde, planlama alanı sınırları kapsamında aşağıda genel başlıklar halinde belirtilen konular ile diğer konularda ilgili kurum ve kuruluşlardan veriler elde edilir; bu veriler kapsamında analiz, etüt ve araştırmalar yapılır: a) Sınırlar. b) İdari ve bölgesel yapı. c) Fiziksel ve doğal yapı. ç) Sit ve diğer koruma alanları, hassas alanlar, doğal karakteri korunacak alanlar. d) Ekonomik yapı. e) Sektörel gelişmeler ve istihdam. f) Demografik ve toplumsal yapı. g) Kentsel ve kırsal yerleşme alanları ve arazi kullanımı. ğ) Altyapı sistemleri. h) Yeşil ve açık alan kullanımları. ı) Ulaşım sistemleri. i) Afete maruz ve riskli alanlar. j) Askeri alanlar, askeri yasak bölgeler ve güvenlik bölgeleri. k) Planlama alanına yönelik bölgesel ölçekli kamu projeleri ve yatırım kararları. l) Her tür ve ölçekteki plan, program ve stratejiler. m) Göller, barajlar, akarsular, taşkın alanları, yeraltı ve yüzeysel su kaynakları ve benzeri hidrolojik, hidrojeolojik alanlar. n) Çevre sorunları ve etkilenen alanlar.” düzenlemesine, anılan maddenin 4. fıkrasında, “Plan hazırlık sürecinde ihtiyaç duyulan veri, bilgi ve belgeler; ilgili veriyi hazırlamakla sorumlu kurum ve kuruluşlardan, bilimsel çalışmalardan ve uzmanlarca arazide yapılacak çalışmalardan elde edilir.” kuralına, 5.fıkrasında, “Planlama sürecinde coğrafi bilgi sistemleri ve uzaktan algılama yöntemleri kullanılarak güncellenebilir ve sorgulanabilir sayısal veri tabanı oluşturulur.” kuralına yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1. Çevre Düzeni Planı Değişikliğinin katılımcı ve halkı bilgilendirme mekanizmalı bir planlama anlayışından uzak bir şekilde onaylandığı ve ilgili kurum-kuruluş görüşlerinin alınmadığı iddiası bakımından;
Davacı tarafından; uyuşmazlık konusu alanda yapılan planlamanın katılımcı ve halkı bilgilendirme mekanizmalı bir planlama anlayışından uzak olduğu, dava konusu ÇDP’nın hazırlanma aşamasında, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 19. maddesinde düzenlenen kurum görüşlerinin alınmasına ilişkin kurala aykırı davranıldığı ileri sürülmektedir.
Davalı tarafından; dava konusu çevre düzeni planı değişikliğinin askıya çıkarılarak aleniyetinin sağlandığı, planın ilk kez yapımı aşamasında katılım ilkesine uyulduğu, sivil toplum kuruluşları, yerel yönetimler ve kamu kurumlarının katılımıyla bilgilendirme toplantılarının yapıldığı, uyuşmazlık konusu değişikliğinin diğer ÇDP’ları ile uyum sağlanması, kurum ve kuruluş adlarının düzeltilmesi ve mevzuat değişikliklerine uyumlu hale getirilmesi için yapıldığı, yeni bir arazi kullanım kararı getirilmediği, bu nedenle kurum görüşlerinin alınmasına gerek olmadığı, planın ilk hazırlık aşamasında ilgili kurum ve kuruluş görüşleri alınarak 13/07/2007 tarihinde onaylandığı savunulmaktadır.
Dairemizce yapılan değerlendirmede; Uyuşmazlık konusu planın hazırlanması aşamasında, planlama bölgesi içinde bulunan illerde yerel yönetimlerin ve illerdeki diğer temsilcilerin katıldığı toplantılar düzenlendiği, gerekli kurum ve kuruluş görüşlerinin alındığı, sivil toplum kuruluşları, yerel yönetimler, üniversiteler ve halkın planlama sürecine katılımının sağlandığı, ayrıca dava konusu ÇDP değişikliğinin gerekçe raporunda, değişikliğinin bakanlıkta yürütülen çalışmalar doğrultusunda diğer ÇDP’ları ile uygulama birlikteliğinin sağlanması amacıyla yapıldığı, bu kapsamda, plan hükümlerinde yer alan bakanlık logosu ve ismi, genel müdürlük ismi, diğer kurum ve kuruluş isimlerinin güncellenmesi, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinde yer alan bazı kullanım kararlarının gösterim paftasına eklenmesi suretiyle düzenleme yapıldığı anlaşıldığından incelenen kısım yönünden mevzuata aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

2. Dava konusu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin 4.18 sayılı plan notuna ilişkin olarak;
Sinop-Kastamonu-Çankırı Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliğinin “Tanımlar” başlığı altında düzenlenen ve iptali istenilen 4.18 sayılı plan notunda; “Konut dışı kentsel çalışma alanları: çevre sağlığı yönünden tehlike oluşturmayan imalathanelerin, patlayıcı, parlayıcı ve yanıcı maddeler içermeyen depoların, toptan ticaret pazarlama ve depolama alanlarının, konaklama tesislerinin, lokantaların, halı saha, tenis kortu gibi açık spor tesisleri ve düğün salonunun yapılabileceği kentsel çalışma alanlarıdır.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Davacı tarafından; 4.18 sayılı plan notunda yapılan değişiklik ile konut dışı kentsel çalışma alanlarına ilişkin tanımdaki, “dumansız, kokusuz, artık ve atık bırakmayan” imalathaneler olması zorunluluğunun kaldırıldığı, bu nedenle tehlikeli olacak depolama ve imalathane kullanımlarının önünün açıldığı, kamu yararı içermeyen bir değişiklik olduğu ileri sürülmektedir.
Davalı tarafından; söz konusu plan notunun önceki halinin mülga Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliğinde konut dışı kentsel çalışma alanları için getirilen düzenleme doğrultusunda düzenlendiği ve Yönetmelikteki ifadenin aynen alındığı, ayrıca plan notundaki “çevre sağlığı yönünden tehlike oluşturmayan” ifadesi dolayısıyla davacının iddialarının temelsiz kaldığı savunulmaktadır.
Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinin “Tanımlar” başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasında; “zz) Konut dışı kentsel çalışma alanı: Çevre sağlığı yönünden tehlike oluşturmayan imalathanelerin, patlayıcı, parlayıcı ve yanıcı maddeler içermeyen depoların, toptan ticaret pazarlama ve depolama alanlarının, konaklama tesislerinin, lokantaların, halı saha, tenis kortu gibiaçık spor tesisleri ve düğün salonunun yapılabileceği kentsel çalışma alanlarını,
” ifade ettiği düzenlenmiştir.
Dairemizce yapılan değerlendirmede; Dava konusu ÇDP değişikliğinin 4.18 sayılı plan notu ile konut dışı kentsel çalışma alanlarına ilişkin olarak, 03.07.2017 tarihli, 30113 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde getirilen ve halen yürürlükte bulunan düzenlemenin aynen plan notlarına aktarıldığı anlaşıldığından incelenen kısım yönünden mevzuata aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

3. Dava konusu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin 7.43 sayılı plan notuna ilişkin olarak;
Sinop-Kastamonu-Çankırı Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliğinin “Genel hükümler” başlığı altında düzenlenen ve iptali istenilen … sayılı plan notunda; “Bu planda kentsel yerleşme alanları içinde kalan ve Toplu Konut İdaresi’ne (TOKİ) tahsis edilmiş alanlarda TOKİ tarafından yürütülen uygulamalara, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nca yürütülen faaliyetlere, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanuna tabi alanlara ilişkin uygulamalara ve İller Bankası Anonim Şirketi Genel Müdürlüğü tarafından 6107 sayılı Kanun uyarınca yapılacak uygulamalara ilişkin başvurular, bu planın koruma, gelişme ve planlama ilkeleri ve nüfus kabulleri ve çevre imar bütünlüğü çerçevesinde ilgili idaresince alt ölçekli planlarda değerlendirilir. Bu doğrultuda hazırlanacak alt ölçekli planlar sayısal ortamda veri tabanına işlenmek üzere Bakanlığa gönderilir.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Davacı tarafından; … sayılı plan notunda yapılan değişiklikle açıkça üst ölçekli plana aykırı olan düzenlemelerin alt ölçekli planlar ile yapılmasına müsaade edildiği, bu durumun planlar arasındaki hiyerarşiye ve Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğine aykırı olduğu, Mekansal Planlar Yönetmeliğinin 7. maddesinin (ı) bendinde ülke ve bölge düzeyinde karar gerektiren büyük projelerin mekansal strateji planı veya çevre düzeni planında değerlendirilmesinin esas olduğu, bu nedenle değişikliğin anılan Yönetmeliğe aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
Davalı tarafından; çeşitli yasalarla planlama yetkisi kendisine verilmiş olan kurumların yasa gereği yaptığı planların dava konusu ÇDP’nda kentsel yerleşme alanları içinde kalan ve Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) adına tahsis edilen alanlarda TOKİ tarafından yürütülen uygulamalara ilişkin olarak bu koşulları sağlaması halinde ÇDP değişikliğine gerek olmaksızın plan süreçlerinin hızlandırılması amaçlanarak bu düzenlemenin getirildiği, bu hükmün alt ölçekli planlarda yapılan değişikliklerin üst ö.li plana aykırı olacağı anlamına gelmediği, kentsel yerleşme alanlarından başka kullanımlarda kalan alanlardaki taleplerin ise Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin ilgili hükümleri gereğince plan değişikliği ile yapılacağı savunulmaktadır.
Dairemizce yapılan değerlendirmede; Dava konusu ÇDP değişikliğinin 7.43 sayılı plan notu ile imar planlarının yapılmasına ilişkin temel mevzuata göre özel nitelikte olan Kanun ve Yönetmelikler uyarınca yapılacak uygulamalara ilişkin başvurulara yönelik düzenlemeye yer verildiği, bu başvuruların 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının koruma, gelişme ve planlama ilkeleri ve nüfus kabulleri ve çevre imar bütünlüğü çerçevesinde alt ölçekli planlarda değerlendirileceğinin açıkça düzenlendiği, anılan maddenin, 1/100.000 ÇDP ölçeğinde bir düzenleme içermediği, kaldı ki dava konusu edilen plan notunun, ÇDP’nda kentsel yerleşme alanları içinde kalan TOKİ’ye tahsisli alanlara ilişkin olduğu göz önünde bulundurulduğunda hali hazırda ÇDP ile kentsel yerleşme alanı lekesi getirilen bu alanlarda yapılacak uygulamalarda arazi kullanım kararı değiştirilmeksizin konut amaçlı kullanımlara yer verilebilmesi mümkün olduğundan planlama sistemine aykırı bir durum oluşmayacağı açıktır.
Uyuşmazlık konusu çevre düzeni planının, orman, akarsu, göl ve tarım arazileri gibi temel coğrafi verilerin gösterildiği, kentsel ve kırsal yerleşim, gelişme alanları, sanayi, tarım, turizm, ulaşım, enerji gibi sektörlere ilişkin genel arazi kullanım kararlarını belirleyen, yerleşme ve sektörler arasında ilişkiler ile koruma-kullanma dengesini sağlayan, alt ölçekli planları yönlendirici nitelikte, düzenleyici ve genel hükümler içeren leke plan özelliğinde olduğu, bu durumun planlama anlayışının bir gereği olarak yukarıda anılan Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 4. ve 19. maddesinde düzenlendiği, uygulamada gerçekleştirilecek her tür plan kararının 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında gösterilmesinin mümkün olmadığı, ayrıca anılan Yönetmeliğin 19. maddesinin 5. fıkrasında planlama sürecinde coğrafi bilgi sistemleri ve uzaktan algılama yöntemleri kullanılarak güncellenebilen sayısal veri tabanının oluşturulacağı kuralına yer verildiği, 7.43 sayılı plan notu ile de ilgili idaresince hazırlanan alt ölçekli planların Bakanlığın veri tabanına işleneceğine ilişkin düzenleme getirilmesinin Yönetmelik hükümlerinin bir gereği olduğu sonucuna ulaşıldığından alt ölçekteki planlara ilişkin düzenleyici nitelikteki plan notunda mevzuata aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

4. Dava konusu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin 7.30 sayılı plan notuna ilişkin olarak;
Sinop-Kastamonu-Çankırı Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliğinin “Genel hükümler” başlığı altında düzenlenen ve iptali istenilen 7.30 sayılı plan notunda; “Bu plan kapsamında kalan alanlarda, “Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik” hükümleri geçerlidir. Bu plan kapsamındaki alanlarda, 7269 sayılı “Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun” uyarınca hak sahibi afetzede ailelere kalıcı konut yapılması amacıyla AFAD tarafından “Afetzede Yerleşim Alanı” olarak belirlenen alanlarda yapılacak alt ölçekli planlar; bu planın koruma, gelişme ve planlama ilkeleri, nüfus kabulleri ve çevre imar bütünlüğü çerçevesinde, ilgili kurum ve kuruluş görüşleri doğrultusunda ilgili idaresince değerlendirilerek, bu planda değişiklik yapılmaksızın onaylanabilir. Bu doğrultuda hazırlanacak alt ölçekli planlar sayısal ortamda veri tabanına işlenmek üzere bakanlığa gönderilir.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Davacı tarafından; dava dilekçesinde detaylı açıklamaya yer verilmemekle birlikte, dava konusu ÇDP değişikliği ile düzenlenen 7.30 sayılı plan hükmünün de 4.18 ve 7.43 sayılı plan hükümleri ile benzer şekilde düzenlendiği belirtilerek anılan plan hükümlerinin iptaline ilişkin gerekçelerle bu plan notunun da iptalinin gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı tarafından; afetzede yerleşim alanı olarak belirlenen alanlarda plan değişikliğine gerek kalmaksızın, ilgili kurum tarafından alt ölçekli planların yapılabileceğinin düzenlendiği, bu hükmün afetzedelerin ihtiyaçlarının ivedilikle sağlanması amacına yönelik olduğu, kamu yararı içerdiği, alt ölçekli planlarda yapılacak düzenlemelerle, üst ölçekli planlara aykırılık oluşacağı anlamına gelmediği savunulmaktadır.
Dairemizce yapılan değerlendirmede; Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin plan ilke ve esaslarını düzenleyen 19. maddesinin 1. fıkrasının h) bendi uyarınca çevre düzeni planının hazırlanmasında afet tehlikelerine ilişkin mevcut raporlar ve jeolojik etütler gözetilerek afet risklerini azaltıcı önerilerin dikkate alınmasının esas olduğu, iptali istenilen plan hükmüyle, afet tehlikesi bulunması nedeniyle özel durumu olan alanlarda yapılacak olan uygulamalarda tatbik edilecek kanun ve yönetmeliklerin belirtildiği, AFAD tarafından “Afetzede Yerleşim Alanı” olarak belirlenen alanlarda yapılacak alt ölçekli planların 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının koruma, gelişme ve planlama ilkeleri ve nüfus kabulleri ve çevre imar bütünlüğü çerçevesinde alt ölçekli planlarda değerlendirileceğinin açıkça düzenlendiği, anılan maddenin, 1/100.000 çevre düzeni planı ölçeğinde bir düzenleme içermediği görülmüştür.
Yukarıda, … sayılı plan notuna yönelik Daire değerlendirmesinde ayrıntılı olarak belirtildiği üzere, dava konusu çevre düzeni planı değişikliğinin, temel coğrafi verilerin gösterildiği, çeşitli sektörlere ilişkin genel arazi kullanım kararlarını belirleyen, koruma-kullanma dengesini sağlayan, alt ölçekli planları yönlendirici nitelikte, düzenleyici ve genel hükümler içeren leke plan özelliğinde olduğu, uygulamada gerçekleştirilecek her tür plan kararının 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında gösterilmesinin mümkün olmadığı, ayrıca 7.30 sayılı plan notuyla, ilgili idaresince hazırlanan alt ölçekli planların Bakanlığın veri tabanına işleneceğine ilişkin düzenleme getirilmesinin Yönetmelik hükümlerinin bir gereği olduğu sonucuna ulaşıldığından alt ölçekteki planlara ilişkin düzenleyici nitelikteki plan notunda mevzuata aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

5. Dava konusu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin … sayılı plan notuna ilişkin olarak;
Sinop-Kastamonu-Çankırı Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliğinin iptali istenilen … sayılı plan notunda; “Bu planda sembol olarak gösterilen kullanım türlerinde, sembolün bulunduğu alan planın ölçeği gereği yer seçimi kararı verilmiş kesin alan olmayıp bu kullanıma ilişkin yer seçimi ilgili kurum ve kuruluşların görüşleri doğrultusunda çevre imar bütünlüğü dikkate alınarak alt ölçekli planlarla yapılabilecektir. Ayrıca bu planın ölçeği gereği arazi kullanım türünün ve sınırlarının gösterim tekniği nedeniyle (sembol, yol vb.) algılanamadığı alanlarda, bu planın diğer hükümleri dikkate alınarak alt ölçekli planlarda yetkili idarelerce kullanım kararı belirlenir.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Davacı tarafından; dava dilekçesinde detaylı açıklamaya yer verilmemekle birlikte, dava konusu ÇDP değişikliği ile düzenlenen … sayılı plan hükmünün de … ve … sayılı plan hükümleri ile benzer şekilde düzenlendiği belirtilerek anılan plan hükümlerinin iptaline ilişkin gerekçelerle bu plan notunun da iptalinin gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı tarafından; plandaki sembollerin, planın ölçeği gereği yer seçim kararı verilmiş kesin alanlar olmadığı, fonksiyon türünün ve sınırlarının anlaşılamadığı yerlerde yetkili idarelerce alt ölçekli planlarda kullanım kararlarının belirleneceğinin düzenlendiği, ÇDP ölçeği gereği genel kullanım kararları içeren bir plan türü olduğu, bu planlarda şematik ve grafik bir dil kullanıldığı, uygulamaya esas olamayacağı, alt ölçekli planların bu plana uygun olarak yapılacağı savunulmaktadır.
Dairemizce yapılan değerlendirmede; Çevre düzeni planı kararları kurumlardan ve arazi çalışmalarından elde edilen veriler, nüfus projeksiyonları ve yerel idarelerin imar planları, bölgesel yatırım kararları, koruma statülü alanlar, ulaşım ağları gibi plana girdi sağlayan verilerin değerlendirilmesi sonucunda oluşturulması gereken kararlar olup çevre düzeni planı niteliğindeki planlar, bölgesel nitelikte genel arazi kullanım kararları getiren stratejik nitelikte planlar olarak hazırlanmaktadırlar.
Dava konusu planda, ölçeği (1/100.000) göz önünde bulundurulduğunda parsel bazında plan kararları üretilmesi mümkün olamayacağından genel arazi kullanım kararları değerlendirilerek ve bölge ve havza bazında mevzuata uygun olarak planlama yapılmak suretiyle alt ölçekli plan kararlarına esas olacak yapılaşma şartlarını ortaya koyan genel arazi kullanım kararları üretilmesi esastır. Bu kapsamda, belirlenen kullanım kararının tam olarak hangi parselleri kapsadığı veya sınırlarının ne şekilde geçirildiğinin çevre düzeni planı üzerinden anlaşılması mümkün olmayacaktır.
İncelenmekte olan plan notunda, dava konusu ÇDP’nda getirilen genel arazi kullanım kararlarının bu alanlar için kesin nitelikte olmadığı belirtilmektedir. Anılan plan notunun, planın ölçeği gereği sembollerle ifade edilmesi nedeniyle meydana gelebilecek belirsizlikler bakımından yol gösterici olmak adına düzenlendiği anlaşılmaktadır. Bu kapsamda, ilgili kurum görüşleri doğrultusunda ve alanın imar bütünlüğü gözetilerek alt ölçekli planlarda açıkça ortaya koyulabileceği ve planın ölçeği gereği arazi kullanım türünün ve sınırlarının gösterim tekniği nedeniyle algılanamadığı alanlara ilişkin olarak, bu planın diğer hükümlerine aykırı olmayacak şekilde alt ölçekli planlarda netleştirilebileceği düzenlemesine yer verildiği görüldüğünden şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına uygun olarak getirildiği sonucuna varılan dava konusu plan notunda mevzuata aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
6. Dava konusu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin 7.50 sayılı plan notuna ilişkin olarak;
Uyuşmazlık konusu 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliğinin iptali istenilen 7.50 sayılı plan notunda; “Plandaki gösteriminde farklılıklar olsa dahi, yürürlükteki idari sınırlar geçerlidir. Bu sınırlarda değişiklik olması durumunda, kabul edilen yeni sınırlar plan değişikliğine gerek olmaksızın geçerli olacaktır. Sınır değişiklikleri sayısal ortamda-koordinatlı, bu planın veri tabanına işlenmek üzere bakanlığa gönderilir.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Davacı tarafından; dava dilekçesinde detaylı açıklamaya yer verilmemekle birlikte, dava konusu ÇDP değişikliği ile düzenlenen 7.50 sayılı plan hükmünün de 4.18 ve 7.43 sayılı plan hükümleri ile benzer şekilde düzenlendiği belirtilerek anılan plan hükümlerinin iptaline ilişkin gerekçelerle bu plan notunun da iptalinin gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı tarafından; plandaki gösterimleri farklı olsa dahi yürürlükteki idari sınırların geçerli olduğu, bu sınırlarda değişiklik olması halinde planda değişiklik yapılmasına gerek olmaksızın yeni idari sınırların geçerli olacağı, bu hükmün kapanan belde belediyeleri gibi sınır değişiklikleri için getirildiği, davacının iddia ettiği üzere alt ölçekli planlarda üst ölçekli planlara ne şekilde bir aykırılık oluşmasına neden olacağının anlaşılamadığı savunulmaktadır.
5442 sayılı İl İdaresi Kanununun mülki idare bölümlerinin kuruluşunu düzenleyen birinci bölümünde yer alan 2. maddesinde; “İl, ilçe ve bucak kurulması, kaldırılması, adlarının, bağlılıklarının, merkez ve sınırlarının belirtilmesi ve değiştirilmesi aşağıda gösterilen şekilde yapılır: A) İl ve ilçe kurulması, kaldırılması, merkezlerinin belirtilmesi, adlarının değiştirilmesi, bir ilçenin başka bir il’e bağlanması kanun ile; B) Bucak kurulması, kaldırılması, merkezinin belirtilmesi, il ilçe ve bucak sınırlarının ve bucak adlarının değiştirilmesi bir köyün veya kasabanın veya bucağın başka bir il ve ilçeye bağlanması, mühim mevki ve tabii arazi adlarının değiştirilmesi Cumhurbaşkanı onayı ile (…) yapılır.” kuralı bulunmaktadır.
Sınır Anlaşmazlığı, Mülki Ayrılma ve Birleşme ile Köy Kurulması ve Kaldırılması Hakkında Yönetmeliğin “Sınırın Değişmezliği” başlıklı 4. maddesinde; “5442 sayılı İl İdaresi Kanununa göre belirlenmiş sınırların değişmezliği esastır. Mevcut sınırın değiştirilmesi ancak, sınır noktalarının belirginlik ve değişmezlik niteliklerini yitirmiş olması, idari birimlerin sosyal, ekonomik, idari ve coğrafi durumlarında eskiye oranla farklılıkların meydana gelmesi ve bu sonuçların sınır anlaşmazlığına yol açmış olduğunun Bakanlıkça tespit edilmesi halinde mümkündür.
” düzenlemesine yer verilmiştir.
Sinop-Kastamonu-Çankırı Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının “Amaç” başlıklı 1. maddesinde; “Sinop-Kastamonu-Çankırı Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı, 2025 yılı hedef alınarak, Sinop, Kastamonu ve Çankırı il sınırları içinde sürdürülebilir ve yaşanabilir bir çevre yaratılmasını; tarımsal, turistik ve tarihsel kimliğin korunmasını ve Türkiye’nin kalkınma politikaları kapsamında, sektörel gelişme hedeflerine uygun olarak belirlenen planlama ilkeleri çerçevesinde; sosyal, ekonomik, kültürel ve mekânsal açıdan sağlıklı gelişmeyi ve büyümeyi amaçlamaktadır.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Dairemizce yapılan değerlendirmede; Dava konusu ÇDP’nın 1 sayılı plan notunda planın Sinop, Kastamonu ve Çankırı il sınırları içerisinde uygulama alanı bulduğu ve bu kapsamda 7.50 sayılı dava konusu plan notunda, planlama alanı içindeki il sınırları ve alt düzeydeki mülki idare bölümlerine ait sınırların yürürlükteki sınırlar olarak kabul edileceği, sınırlarda değişiklik olması halinde yeni sınırların geçerli olacağı, yapılan değişikliklerin planın veri tabanına işleneceği düzenlemesine yer verildiği görülmektedir.
Dava konusu ÇDP’nda belirlenen sınırların, yukarıda yer verilen 5442 sayılı Kanun ve Sınır Anlaşmazlığı, Mülki Ayrılma ve Birleşme ile Köy Kurulması ve Kaldırılması Hakkında Yönetmelik hükümlerinden bağımsız olarak düşünülemeyeceği açıktır.
ÇDP’nın uygulanması aşamasında karşılaşılması muhtemel uyuşmazlıkların önlenmesi bakımından getirilen 7.50 sayılı plan notunun, mülki idare bölümlerinin güncel sınırları ile ÇDP’nda belirlenen sınırlarda uyumsuzluk olması veya planda belirlenen sınırların kesin olarak nereden geçtiğinin anlaşılamaması durumunda yol gösterici ve yardımcı olduğu anlaşıldığından güncel sınırların esas alınmasına ilişkin plan notunda mevzuata aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
7. Dava konusu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin 8.1.2.1 sayılı plan notuna ilişkin olarak;
Dava konusu ÇDP değişikliğinin “Kırsal Yerleşim Alanları” başlığı altında düzenlenen ve iptali istenilen 8.1.2.1 sayılı plan notunda; “Bu alanlarda, ilgili kanun ve yönetmeliklere göre karara bağlanmış ve bağlanacak olan köy yerleşik alan ve civarı sınırları geçerlidir. “5543 sayılı İskân Kanunu uyarınca belirlenmiş/belirlenecek kırsal yerleşme alanları çevre düzeni planı değişikliğine gerek olmaksızın geçerli olacaktır. Belirlenen kırsal yerleşme alan sınırları veri tabanına işlenmek üzere ilgili idaresince bakanlığa gönderilir.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Davacı tarafından; dava dilekçesinde detaylı açıklamaya yer verilmemekle birlikte, dava konusu ÇDP değişikliği ile düzenlenen … sayılı plan hükmünün de … ve … sayılı plan hükümleri ile benzer şekilde düzenlendiği belirtilerekanılan plan hükümlerinin iptaline ilişkin gerekçelerle bu plan notunun da iptalinin gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı tarafından; kırsal yerleşme alanlarında, köy yerleşik alan ve civarı sınırlarının geçerli olduğu, İskan Kanunu uyarınca belirlenmiş veya belirlenecek olan kırsal yerleşme alanlarının plan değişikliğine gerek kalmaksızın geçerli olacağı düzenlemesinin yapıldığı, davacının iddialarının dayanaksız olduğu savunulmaktadır.
442 sayılı Köy Kanununun 10. ek maddesinde; “Valilikçe resen veya köy muhtarının talebi uygun bulunduğu takdirde, köy yerleşme planının yapılması için Köy Yerleşme Alanı Tespit Komisyonuna gönderilir. Köy Yerleşme Alanı Tespit Komisyonu, Vali Yardımcısı başkanlığında Maliye ve Gümrük, Bayındırlık ve İskan, Tarım Orman ve Köyişleri Bakanlıkları ve Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü mahalli kuruluşlarının birer teknik elemanı ile köy temsilcisinden oluşur. Gerektiğinde bu komisyona ilgili diğer kuruluşlardan da uzman eleman iştirak ettirilir. Komisyon, köyün halihazır ve gelişme durumunu dikkate alarak, konut ve genel ihtiyaçlarına göre köy yerleşme planını düzenler. Bu plan üzerinde Tarım Orman ve Köyişleri Bakanlığı, meri İmar Kanunu ve bu konudaki yönetmelik hükümlerine tabi olmaksızın, parsellerin konumunu belirleyen işleri yapar veya yaptırır. Bu plan valilikçe onaylanarak kesinleştirilir ve yürürlüğe girer.” düzenlemesi bulunmaktadır.
Sinop-Kastamonu-Çankırı Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliğinin “Kırsal yerleşim alanları” başlıklı … sayılı plan notunda; “Kentsel yerleşim alanları dışında kalan, köy ve mezraları kapsayan, bu planda sınırları şematik olarak gösterilmiş veya plan ölçeği gereği gösterilememiş olan alanlardır.
” tanımına, … sayılı plan notunda; “Bu planda, plan ölçeği gereği gösterilememiş olan köy ve mezralara ilişkin yerleşik alanlarda, bu planın kırsal yerleşim alanlarına ilişkin “8.1.2 maddesi”ndeki plan hükümlerine göre uygulama yapılacaktır.” hükmüne yer verilmiştir.
Dairemizce yapılan değerlendirmede; Dava konusu … sayılı plan notunda 5543 sayılı İskân Kanunu uyarınca belirlenmiş/belirlenecek kırsal yerleşme alanları ile güncel köy yerleşik alan ve civarı sınırlarının geçerli olacağı düzenlemesine yer verildiği görülmektedir.
Dava konusu ÇDP’nda yer verilen kırsal yerleşme alanları ve köy yerleşik alanı sınırlarının 5442 sayılı Kanun, 5543 sayılı Kanun ve Sınır Anlaşmazlığı, Mülki Ayrılma ve Birleşme ile Köy Kurulması ve Kaldırılması Hakkında Yönetmelik hükümlerinden bağımsız olarak düşünülemeyeceği açıktır.
ÇDP’nın uygulanması aşamasında karşılaşılması muhtemel uyuşmazlıkların önlenmesi bakımından getirilen … sayılı plan notunun, köy yerleşik alanları ve kırsal yerleşme alanlarının güncel sınırları ile ÇDP’nda belirlenen sınırlarda uyumsuzluk olması veya planda belirlenen sınırların kesin olarak nereden geçtiğinin anlaşılamaması durumunda yol gösterici ve yardımcı olduğu anlaşıldığından güncel sınırların esas alınmasına ilişkin plan notunda mevzuata aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
8. Dava konusu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin … ve … sayılı plan notlarına ilişkin olarak;
Sinop-Kastamonu-Çankırı Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliğinin “Sit alanları” başlığı altında düzenlenen ve iptali istenilen … ve .. sayılı plan notunda sırasıyla; “Bu planın onayından önce mevzuata uygun olarak onaylanmış imar planı, mevzi imar planı bulunan alanların sit alanı ilan edilmesi durumunda, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu ve 1 Numaralı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ve ilgili yönetmelikleri ile ilke kararları ve yeni koruma statüleri doğrultusunda, sit alanı ilanı öncesinde onaylanan imar planlarındaki kararların incelenerek ilgili kurum ve kuruluşların görüşleri doğrultusunda, mevzuat gereği yapılması gerekli olan koruma amaçlı imar planları, bu planda değişikliğe gerek olmaksızın ilgili idaresince onaylanabilir.” düzenlemesine ve “Bu planın onayından önce mevzuatına uygun olarak onaylanmış imar planı, mevzii imar planı varken, sonrasında sit ilan edilen alanların koruma statüsünün kaldırılması durumunda, sit alanı ilanından önce onaylanan imar planlarındaki kararlar incelenerek mevzuat gereği zorunlu olan imar planına ilişkin düzenlemeler, bu planda değişikliğe gerek olmaksızın alt ölçekli planlar Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği çerçevesinde ilgili idaresince onaylanabilir.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Davacı tarafından; dava dilekçesinde detaylı açıklamaya yer verilmemekle birlikte, dava konusu ÇDP değişikliği ile düzenlenen … ve … sayılı plan notlarının da … ve … sayılı plan hükümleri ile benzer şekilde düzenlendiği belirtilerekanılan plan hükümlerinin iptaline ilişkin gerekçelerle bu plan notlarının da iptalinin gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı tarafından; bu planın onayından önce onaylanan imar planları ve mevzi planları bulunan alanlarda sit alanı ilan edilmesi veya sit ilanının kaldırılması halinde koruma kurulları ilke kararları doğrultusunda önceki imar planının kararlarının incelenerek ilgili kurum ve kuruluş görüşleri doğrultusunda yapılması gereken koruma amaçlı imar planlarının dava konusu ÇDP’nda değişikliğe gerek olmaksızın yapılabileceği düzenlemesi yapıldığı, bu hükümle ÇDP ile kabul gören bir imar planı bulunan alanın sit ilan edilmesi halinde 2863 sayılı Kanun uyarınca yürürlüğünün durduğu, yeniden düzenleme yapılması gerektiğine ilişkin hüküm getirildiği, belirtilen nedenlerle dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı savunulmaktadır.
2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 7. maddesinin birinci fıkrasında, “Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının ve doğal sit alanlarının tespiti, Kültür ve Turizm Bakanlığının koordinatörlüğünde ilgili ve faaliyetleri etkilenen kurum ve kuruluşların görüşü alınarak yapılır. Yapılacak tespitlerde, kültür ve tabiat varlıklarının tarih, sanat, bölge ve diğer özellikleri dikkate alınır. Devletin imkanları gözönünde tutularak, örnek durumda olan ve ait olduğu devrin özelliklerini yansıtan yeteri kadar eser, korunması gerekli kültür varlığı olarak belirlenir. Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile ilgili yapılan tespitler koruma bölge kurulu kararı ile tescil olunur. (…) Tespit ve tescil ile ilgili usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir.” hükmü, 17. maddesinin a bendinde; “Bir alanın koruma bölge kurulunca sit olarak ilanı, bu alanda her ölçekteki plân uygulamasını durdurur. Sit alanının etkileşim-geçiş sahası varsa 1/25.000 ölçekli plân kararları ve notları alanın sit statüsü dikkate alınarak yeniden gözden geçirilerek ilgili idarelerce onaylanır.” hükmü yer almaktadır.
Öte yandan, aynı Kanunun Ek 4. maddesinde; “Taşınır tabiat varlıkları hariç tabiat varlıkları, doğal sit alanları ve bunlara ilişkin koruma alanları ile ilgili olarak bu Kanunda öngörülen iş, işlem ve kararlar bakımından görevli ve yetkili bakanlık, Çevre ve Şehircilik Bakanlığıdır. (…) Bu Kanunda Koruma Yüksek Kurulunca alınması öngörülen kararlar, tabiat varlıkları, doğal sit alanları ve bunlara ilişkin koruma alanları bakımından Koruma Merkez Komisyonunca, koruma bölge kurullarınca alınması öngörülen kararlar koruma bölge komisyonlarınca alınır ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığının onayıyla yürürlüğe konulur. Bu Kanunda ve diğer mevzuatta tabiat varlıkları, doğal sit alanları ve bunlara ilişkin koruma alanları bakımından Koruma Yüksek Kuruluna ve koruma bölge kurullarına yapılan atıflar ilgisine göre Koruma Merkez Komisyonuna ve koruma bölge komisyonlarına yapılmış sayılır ve ilgili maddelerde geçen Koruma Yüksek Kurulundan Koruma Merkez Komisyonu ve koruma bölge kurullarından koruma bölge komisyonları anlaşılır.” hükmüne yer verilmiştir.
Bu kapsamda, 10/07/2018 tarihli, 30474 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 1 numaralı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 109. maddesinin 1. fıkrasının b bendinde, “Tabiat varlıkları ve doğal sit alanları ile özel çevre koruma bölgelerinin tespit, tescil, onay, değişiklik ve ilanına dair usul ve esasları belirlemek ve bu alanların sınırlarını tespit ve tescil etmek, yönetmek ve yönetilmesini sağlamak”, c bendinde; “Milli parklar, tabiat parkları, tabiat anıtları, tabiatı koruma alanları, doğal sit alanları, sulak alanlar, özel çevre koruma bölgeleri ve benzeri koruma statüsü bulunan diğer alanların kullanma ve yapılaşmaya yönelik ilke kararlarını belirlemek ve her tür ve ölçekte çevre düzeni, nazım ve uygulama imar planlarını yapmak, yaptırmak, değiştirmek, onaylamak, uygulamak veya uygulanmasını sağlamak” Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri arasında sayılmıştır.
Dairemizce yapılan değerlendirmede; Sit alanları, mevzuatta öngörülen usül ve esaslar çerçevesinde konusuna göre yetkili idarelerin kararları doğrultusunda tespit edilerek tescil edilmektedir. Çevre düzeni planı kararları da kurumlardan ve arazi çalışmalarından elde edilen veriler, nüfus projeksiyonları ve yerel idarelerin imar planları, bölgesel yatırım kararları, koruma statülü alanlar, ulaşım ağları gibi plana girdi sağlayan verilerin değerlendirilmesi sonucunda oluşturulmaktadır.
Dava konusu çevre düzeni planı, bölgesel nitelikte genel arazi kullanım kararları getirilmektedir. Çevre düzeni planında belirlenen arazi kullanım kararlarının, niteliği itibariyle çevre kirliliğinin oluşmadan önce önlenebilmesi ve sağlıklı çevrenin oluşturulmasına yönelik hedef, ilke, strateji ve politikaları sağlayacak plan kararları olup, bu yönüyle söz konusu plana dayanılarak yapılacak alt ölçekli planlarda öngörülen ve parsel bazında fiziki kullanım durumunu belirleyen arazi kullanım kararlarından farklılık arz ettiği kuşkusuzdur.
Ülke ve bölge plan kararlarına uygun olarak konut, sanayi, tarım, turizm, ulaşım gibi yerleşme ve arazi kullanılması kararlarını belirleyen çevre düzeni planında, sit alanı belirlemesi yapılmadığının ilgili idarece tespit edilmesi halinde tescil edilen sit alanlarının, paftalara aktarılması ve plan notlarıyla sit alanlarında uygulanacak usül ve esasların düzenlendiğinin vurgulanması gerekmektedir.
Bu durumda, Kanun koyucunun iradesi, sit alanı ilan edilen alanların korunmasında çevre düzeni planının ve notlarının da sit statüsüne uygun hale getirilmesi yönünde olduğuna göre, sit alanlarıyla ilgili kararların alt ölçekli planlara aktarılmasına ilişkin … ve … sayılı plan notlarında hukuka aykırı bir yön bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca …-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 24/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.