Danıştay Kararı 6. Daire 2021/6765 E. 2022/10131 K. 24.11.2022 T.

Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2021/6765 E.  ,  2022/10131 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2021/6765
Karar No : 2022/10131

DAVACI : … Vakfı
VEKİLİ : Av. …
DAVALI : … Bakanlığı
VEKİLİ : …
DAVALI YANINDA MÜDAHİLLER:1- … Nükleer A.Ş.
VEKİLLERİ : Av. ….
2- … Bakanlığı
Av. …

DAVANIN KONUSU: 16/09/2013 tarihinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından onaylanan 1/100.000 ölçekli Mersin-Adana Çevre Düzeni Planının iptali istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI :
Davaya konu planın aşağıda her bir başlık ayrıntılı olarak yer verilen iddialar doğrultusunda şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

DAVALININ SAVUNMASI :
Davaya konu planın kararın içeriğinde ayrıntılı olarak yer verilen savunmalar kapsamında mevzuata uygun olduğu savunulmuştur.

DAVALI YANINDA MÜDAHİLLERİN İDDİALARININ ÖZETİ: Uyuşmazlık konusu 1/100.000 ölçekli Mersin-Adana Çevre Düzeni Planının dava konusu plan notlarında ve kararlarında hukuka aykırı bir yan bulunmadığından davanın reddi gerektiği ileri sürülmektedir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ … ‘IN DÜŞÜNCESİ : Dairemizin 19/12/2019 tarih ve E:2014/59, K:2019/14726 sayılı kararının, 16/09/2013 tarihinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından onaylanan dava konusu 1/100.000 ölçekli Mersin-Adana Çevre Düzeni Planının 8.10.1 sayılı plan uygulama hükmü(İddia 7) yönünden davanın reddi yolundaki kısmının ve plan açıklama raporunun 4.1.4.4.a. Karayolu Ulaşımı Bölümünün 7. Paragrafı (İddia 12) ile Yenice kentsel gelişme alanı (İddia 19) yönünden dava konusu işlemin iptali yolundaki kısmının bozulması, diğer kısımlarının onanması yolundaki Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 10/03/2021 tarihli, E:2020/2062, K:2021/449 sayılı kararına uyularak, dava konusu Çevre Düzeni Planının, 8.10.1 sayılı plan uygulama hükmüne ilişkin kısmı (İddia 7) yönünden iptaline, dava konusu Çevre Düzeni Planının, Plan Açıklama Raporunun 4.1.4.4.a. Karayolu Ulaşımı Bölümünün 7. Paragrafına ilişkin kısmı (İddia 12) ve Yenice kentsel gelişme alanına ilişkin kısmı (İddia 19) yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI …’IN DÜŞÜNCESİ :
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 16/09/2013 tarihinde onaylanan 1/100.000 ölçekli Mersin-Adana Çevre Düzeni Planının iptali istemiyle açılan davada, Danıştay Altıncı Dairesi’nce verilen 1- 7.28 sayılı plan notu, 7.29 sayılı plan notu, Yayla Turizmi (karayolu ulaşımı), golf alanları, Narlıdere’de sanayi alanları ve tarım alanlarında getirilen (Çiçekli Havaalanı dışında) kentsel kullanım kararları açısından dava konusu işlemin iptaline,2- 4.24 sayılı plan notu yönünden dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına ,3- Diğer yönlerden davanın reddine ilişkin bulunan 19/12/2019 tarih ve E:2014/59, K:2019/14726 sayılı kararın taraflarca temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nca verilen 10/03/2021 günlü, E:2020/2062, K:2021/449 sayılı kararla, anılan kararın bir kısmının onanmasına, bir kısmının gerekçeli onanmasına ve bir kısmının da bozulmasına karar verildiği anlaşıldığından, bozma kararı üzerine dosya incelendi:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesi hükmünde, Danıştay’ın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesi sonucunda Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nca verilen bozma kararlarına Danıştay dava dairelerince ısrar etme olanağı tanınmamıştır.
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nca, Danıştay Altıncı Dairesi kararının, Çevre Düzeni Planının İddia 7- 8.10.1 sayılı plan uygulama hükmüne ilişkin davanın reddine yönelik hüküm fıkrası ve İddia 12- Plan Açıklama Raporunun 4.1.4.4.a. Karayolu Ulaşımı Bölümünün, 7. Paragrafı ile İddia 19- Yenice kentsel gelişme alanına ilişkin kısımlarının iptaline ilişkin hüküm fıkrası bozulduğundan, dava anılan bozma kararına konu işlemler yönünden incelendi.
Dava konusu Çevre Düzeni Planının, İddia 7- 8.10.1 sayılı plan uygulama hükmüne ilişkin kısmı yönünden;
1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının Plan Uygulama Hükümlerinin 8.10.1 sayılı maddesinde “Yenilebilir enerji (rüzgar, güneş, jeotermal, hes) üretim alanlarında, ilgili kurum ve kuruluşlardan alınan izinler ve Enerji Piyasası Düzenleme ve Denetleme Kurulunca verilecek lisans kapsamında, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının uygun görüşü alınması koşuluyla, 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı değişikliğine gerek kalmaksızın, ilgili kurum ve kuruluş görüşleri doğrultusunda hazırlanan imar planlarının ilgili idaresince onaylanmasını müteakip uygulamaya geçilir. Sayısal ortamda bilgi için Bakanlığa gönderilir.” hükmüne yer verilmiştir.
Ölçeği gereği leke plan niteliğinde bulunan dava konusu Mersin-Adana Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı, koruma-kullanma dengesinin sağlanması için alt ölçekli plan kararlarına esas olacak yapılaşma şartlarını ortaya koyan, genel arazi kullanım kararlarının üretildiği bir plan olup, bilirkişi raporundaki tespitler de göz önünde bulundurulduğunda, bölgesel ya da bazı durumlarda ülke düzeyinde etkileri olan enerji üretim alanlarının üst ölçekli çevre düzeni planı kapsamında değerlendirilmesi ve planda bu hususlara yönelik alt ölçekli planları yönlendirecek temel ilke ve politikaları içeren hükümlerin bulunması gerektiği dikkate alındığında; bölgesel, hatta ülkesel düzeyde etkileri olan enerji üretim alanlarına ilişkin kararların, koruma-kullanma dengesinin sağlanması amacıyla korunması gereken alanlara ilişkin politika ve stratejileri belirleyen üst ölçekli plan niteliğindeki çevre düzeni planı kapsamında değerlendirilmeksizin, alt ölçekli planlara bırakılmasını öngören dava konusu plan hükmünde, şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına uyarlık bulunmamaktadır.
Dava konusu Çevre Düzeni Planının, İddia 12- Plan Açıklama Raporunun 4.1.4.4.a. Karayolu Ulaşımı Bölümünün, 7. Paragrafına ilişkin kısmı yönünden;
5.1.14. Plan Açıklama Raporu, 4.1.4.4.a. Karayolu Ulaşımı Bölümü 7. Paragrafta “Mersin Merkezinden kuzeye doğru başlayan ve Güzelyayla Beldesi’ne ulaşan; buradan batıya yönelip Güzeloluk Yaylası’ndan geçerek, Kırobası’na oradan da Çömelek Köyü’nden Mut’un Sason Kanyonu’nu geçerek Mut’a birleşen yaylalar kotunda bir ulaşım aksı önerilmiştir. Bu yolla turizm potansiyeli olan bazı yaylalara ve Sason Kanyonu’na ve nihayet Mut İlçe Merkezine il merkezinden direkt bir bağlantı sağlanmış olacaktır. Mersin İl Merkezi ve Tarsus İlçesi arasında, D.400 Karayolu’nun yükünü azaltması amacı ile kuzeyde bu yola paralel yeni bir aks önerilmiştir.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Yaylacılık faaliyetlerinin geliştirilmesi amacıyla ulaşım bağlantılarının geliştirilmesini öngören dava konusu plan kararının, turizm ve doğal değerlerin zarar görmesine yol açmayacağı, aksine alternatif turizme katkı sağlayacağı ve bölgede yoğun olarak yapılan yaylacılık faaliyetlerini geliştirileceğinden Planın Açıklama Raporunun, uyuşmazlık konusu 4.1.4.4.a. sayılı Karayolu Ulaşımı Bölümünün 7. Paragrafında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Dava konusu Çevre Düzeni Planının, İddia 19- Yenice kentsel gelişme alanına ilişkin kısmı yönünden;
Dava konusu 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının Açıklama Raporunun 3.3.1.10.f. sayılı maddesinde (syf 30), “Yenice Beldesi, D.400 Karayolu üzerinde, tarım arazileri ile çevrili; karayolu boyunca konut dışı kentsel çalışma alanlarının yer aldığı bir yerleşimdir. Mersin-Adana arasında bulunan belde, bulunduğu konum itibari ile Mersin İli’nin sanayi ve konut dışı kentsel çalışma alanları gelişim aksında yer almaktadır. Yenice, demiryolu ulaşım aksları açıdan stratejik öneme sahip bir beldedir. Anadolu’dan gelip, Mersin-Adana güzergahlarına dağılan demiryolu ağının kavşak noktasında yer alan Yenice, T.C. Devlet Demiryolları Genel Müdürlüğü tarafından Türkiye çapında oluşturulması planlanan ve “ulaşım sistemleriyle entegre olma avantajı taşıdığı için lojistik köy” olarak adlandırılacak merkezlerden biridir. Bu durum beldedeki mekansal ve ekonomik gelişimi etkileyecek önemli bir girdi olacaktır.
Yenice, çevre düzeni planı döneminde sanayi ve hizmetler sektörünün ön planda olduğu bir gelişme gösterecektir. Bununla birlikte, beldede tarım sektörünün gelişimi de desteklenmektedir.
Yenice Beldesi kentsel nüfusu çevre düzeni planı hedef yılı olan 2025 için 25.000-35.000 kişi aralığı kabul edilmiştir. Yenice Beldesi’nin mevcut imar planı kapasitesi plan döneminde beldede öngörülen gelişme potansiyeli için yeterli değildir. Bu nedenle mevcut imar planı sınırları dışında, yerleşimin kuzeyinde yeni kentsel gelişme alanları önerilmiştir. Karayolunun güneyinde bölgedeki sanayi taleplerine cevap vermek üzere sanayi alanı önerilmiştir. Ayrıca, lojistik köy projesi kapsamında yük garı olarak ayrılan alan plana işlenmiştir.” açıklamalarına yer verilmiştir.
Yenice yerleşiminin kuzeyinde kentsel gelişme alanı planlanmış olup, bölgenin özelliği, beldede öngörülen gelişme potansiyeli sonucu gerekli yerleşim alanı ihtiyacı ile yerleşimin gelişme yönü doğrultusunda belirlendiği ve çevre düzeni planının gelişme öngörüsü ile uyumlu olduğu anlaşılan söz konusu kullanım kararında şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına aykırılık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu çevre düzeni planının İddia 7- 8.10.1 sayılı plan uygulama hükmüne ilişkin kısmı yönünden iptaline, İddia 12- Plan Açıklama Raporunun 4.1.4.4.a. Karayolu Ulaşımı Bölümünün, 7. Paragrafı ile İddia 19- Yenice kentsel gelişme alanına ilişkin kısımları yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, Dairemizin 19/12/2019 tarih ve E:2014/59, K:2019/14726 sayılı kararının, dava konusu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının 8.10.1 sayılı plan uygulama hükmü(İddia 7) yönünden davanın reddi yolundaki kısmının, plan açıklama raporunun 4.1.4.4.a. Karayolu Ulaşımı Bölümünün 7. Paragrafı (İddia 12) ve Yenice kentsel gelişme alanı (İddia 19) yönünden dava konusu işlemin iptali yolundaki kısmının bozulması, diğer kısımlarının onanması yolundaki Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 10/03/2021 tarihli, E:2020/2062, K:2021/449 sayılı kararına uyularak bozma kararı ile sınırlı olarak; 29/10/2021 tarihli ve 31643 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 85 sayılı Bazı Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 1. maddesi ile 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin Altıncı Kısmının Dördüncü Bölümünün başlığının Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, 2. maddesi ile de aynı Kararnamenin 97. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “Çevre ve Şehircilik” ibaresinin “Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği” şeklinde değiştirildiği görüldüğünden, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının davalı olarak belirlenmesi suretiyle işin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY: Dava, 16/09/2013 tarihinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından onaylanan 1/100.000 ölçekli Mersin-Adana Çevre Düzeni Planının iptali istemiyle açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT :
Dava konusu planın onay tarihinde yürürlükte bulunan, Çevre Düzeni Planlarına Dair Yönetmelikte “Havza”; bir akarsu kaynağını besleyen yüzey ve yer altı su kaynaklarının tabii su toplama alanını kapsayacak biçimde, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce belirlenmiş alanlar, “Bölge”; coğrafi, sosyal, ekonomik, fiziksel nitelikleri açısından benzerlik gösteren alan ve/veya Devlet Planlama Teşkilatınca belirlenmiş olan istatistiki bölge (düzey 2) birimleri olarak tanımlanmıştır.
Aynı Yönetmeliğin 4. maddesinin (ç) bendinde, Çevre düzeni planı açıklama raporu: Çevre düzeni planının vizyonunun, amacının, hedeflerinin, stratejilerinin, ilkelerinin ve politikalarının açıklandığı ve bunlar doğrultusunda belirlenen projeksiyon nüfusuna, sektörel yapıya, alan büyüklüklerine, plan kararlarına, plan uygulama araçlarına, kurumsal yapıya ve denetime ilişkin gerekçeli açıklamaların yapıldığı ve çevre düzeni planı ile bütün olan rapor, (d) bendinde; çevre düzeni planı araştırma raporu: Planlama alanına ilişkin geleceğe yönelik projeksiyonların yapılabilmesi, plan kararlarının, koruma ve gelişme politika ve stratejilerinin ve plan hükümlerinin belirlenebilmesi için 7 nci madde kapsamında toplanan verilerin planlama çalışmasında kullanılacak biçimde analiz ve sentezinin yapıldığı, alana yönelik fırsatların, tehditlerin, güçlü yönler ve zayıflıkların belirlenerek ilgisine göre farklı disiplinlerden uzmanlarca hazırlanan rapor olarak tanımlanmış, çevre düzeni planının niteliklerinin belirlendiği 5. maddesinin (e) bendinde, “planlamaya temel oluşturan verilerin farklılığından dolayı farklı mesleklerden uzmanların fiili katılımı ile hazırlanan üst ölçekli bir plan olduğu” vurgulanmıştır.
Yönetmeliğin “Planlama alanının tespiti” başlıklı 6. maddesinin 1/a bendinde Planlama alanı; Çevre ve Orman Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ve Çevre Kanunu kapsamında; Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından belirlenen büyük akarsu havzaları veya Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı tarafından belirlenmiş istatistikî bölge birimleri (düzey 2) ile birlikte idari sınırları da dikkate alınarak, en az iki il sınırını içerecek şekilde belirlenir hükmü yer almıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1- Dava konusu Çevre Düzeni Planının, İddia 7- 8.10.1 sayılı plan uygulama hükmüne ilişkin kısmı yönünden;
1.1-DAVA KONUSU DÜZENLEME
1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının Plan Uygulama Hükümlerinin 8.10.1 sayılı maddesinde “Yenilebilir enerji (rüzgar, güneş, jeotermal, hes) üretim alanlarında, ilgili kurum ve kuruluşlardan alınan izinler ve Enerji Piyasası Düzenleme ve Denetleme Kurulunca verilecek lisans kapsamında, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının uygun görüşü alınması koşuluyla, 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı değişikliğine gerek kalmaksızın, ilgili kurum ve kuruluş görüşleri doğrultusunda hazırlanan imar planlarının ilgili idaresince onaylanmasını müteakip uygulamaya geçilir. Sayısal ortamda bilgi için Bakanlığa gönderilir.” hükmüne yer verilmiştir.
1.2- DAVACININ İDDİALARI
1/100.000 ölçekli çevre düzeni planlarının havza ölçeğinde değerlendirme, planlama imkânı verdiği, dava konusu plan hükmünün ise, bölge planlamasını reddederek, plan revizyonu prosedürünün plan hükmünde tanımlanan fonksiyonlar için kaldırılması ve bu konudaki denetimin sadece idari olarak sağlanmasına yol açtığı, hem mevzuata hem de şehircilik ve bu planlama ilkelerine aykırı uygulamalara neden olacağı, özellikle, HES’lerin havza planlaması yapılmadan, proje bazında değerlendirilerek uygulamaya geçilmesinin, Karadeniz Bölgesi başta olmak üzere, ülke genelinde doğal çevre üzerinde geri dönüşü olmayan tahribatlara neden olacağı, mevcutta böylesine ciddi bir sorun yaşanırken, hidroelektrik üretim alanları için plan değişikliğine gerek görmeyen bir plan hükmünün getirilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı iddia edilmektedir.
1.3- DAVALI İDARENİN SAVUNMASI
Dava konusu plan hükmünün, tüm enerji üretim faaliyetlerini değil, yalnızca yenilenebilir enerji üretim faaliyetlerinin tanımlanan kapsamda yapımına yönelik bölgenin planlama yaklaşımını yansıttığı, plan hükümlerinin tamamı enerji üretim faaliyetlerine yönelik olarak incelendiğinde ise, yenilenebilir enerji üretim tesisleri dışında bulunan diğer enerji üretim tesislerinin sadece planda bu amaçla tanımlanan bölgelerde yer alabileceği, bu kapsamdaki yeni tesisler için de plan değişikliğinin gerekmekte olduğu, bu durumun, planlama bölgesinde yenilenebilir enerji üretim tesislerinin desteklenmekte olduğunun bir göstergesi olarak da sayılabileceği, ayrıca 8.10.1 sayılı plan hükmünde yenilenebilir enerji kaynaklarına dayanan yeni enerji üretim taleplerinde çevre düzeni planı kapsamında Bakanlığın uygunluk görüşünün alınması şartının getirildiği, bu doğrultuda, davacı tarafından iddia edildiği üzere planlama ilke ve esaslarına herhangi bir aykırılık bulunmadığı savunulmaktadır.
1.4- DAİREMİZCE YAPILAN DEĞERLENDİRME:
Ölçeği gereği leke plan niteliğinde bulunan dava konusu Mersin-Adana Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı, koruma-kullanma dengesinin sağlanması için alt ölçekli plan kararlarına esas olacak yapılaşma şartlarını ortaya koyan, genel arazi kullanım kararlarının üretildiği bir plan olup, bilirkişi raporundaki tespitler de göz önünde bulundurulduğunda, bölgesel ya da bazı durumlarda ülke düzeyinde etkileri olan enerji üretim alanlarının üst ölçekli çevre düzeni planı kapsamında değerlendirilmesi ve planda bu hususlara yönelik alt ölçekli planları yönlendirecek temel ilke ve politikaları içeren hükümlerin bulunması gerektiği açıktır.
Uyuşmazlık konusu plan hükmünde ise, yenilenebilir enerji üretim alanları dava konusu çevre düzeni planı kapsamı dışında bırakılarak, bu kullanımların, ilgili kurum ve kuruluşlardan alınan izinler ve/veya Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunca verilecek lisans kapsamında, Bakanlığın uygun görüşünün alınması kaydı ile alt ölçekli planlar ile belirlenmesi ve bu doğrultuda uygulamaya geçilmesi öngörülmüştür.
Bu durumda, bölgesel, hatta ülkesel düzeyde etkileri olan enerji üretim alanlarına ilişkin kararların, koruma-kullanma dengesinin sağlanması amacıyla korunması gereken alanlara ilişkin politika ve stratejileri belirleyen üst ölçekli plan niteliğindeki çevre düzeni planı kapsamında değerlendirilmeksizin, alt ölçekli planlara bırakılmasını öngören dava konusu plan hükmünde, şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına uyarlık bulunmamaktadır.
Kaldı ki, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun E:2018/3405, K:2019/2906 sayılı kararı da bu yöndedir.
2- Dava konusu Çevre Düzeni Planının, İddia 12- Plan Açıklama Raporunun 4.1.4.4.a. Karayolu Ulaşımı Bölümünün, 7. Paragrafına ilişkin kısmı yönünden;
2.1-DAVA KONUSU DÜZENLEME
5.1.14. Plan Açıklama Raporu, 4.1.4.4.a. Karayolu Ulaşımı Bölümü 7. Paragrafta “Mersin Merkezinden kuzeye doğru başlayan ve Güzelyayla Beldesi’ne ulaşan; buradan batıya yönelip Güzeloluk Yaylası’ndan geçerek, Kırobası’na oradan da Çömelek Köyü’nden Mut’un Sason Kanyonu’nu geçerek Mut’a birleşen yaylalar kotunda bir ulaşım aksı önerilmiştir. Bu yolla turizm potansiyeli olan bazı yaylalara ve Sason Kanyonu’na ve nihayet Mut İlçe Merkezine il merkezinden direkt bir bağlantı sağlanmış olacaktır. Mersin İl Merkezi ve Tarsus İlçesi arasında, D.400 Karayolu’nun yükünü azaltması amacı ile kuzeyde bu yola paralel yeni bir aks önerilmiştir.” düzenlemesine yer verilmiştir.
2.2- DAVACININ İDDİALARI
Yaylaları birbirlerine karayolu ile bağlamanın, söz konusu alanların sahip olduğu doğal değerlerin korunması ve sürdürülebilir turizm ilkeleri ile kesinlikle bağdaşmadığı, yaylaların adeta kitle turizmine açılması anlamına da gelen söz konusu yol nedeniyle hem doğal değerlerin zarar göreceği hem de yaylalar alternatif turizm için önemli çekim noktalarıyken bu özelliklerini yitireceği, dolayısıyla, Plan Açıklama Raporu 4.1.4.4.a. Karayolu Ulaşımı Bölümü, 7. Paragrafın iptal edilmesi gerektiği iddia edilmektedir.
2.3- DAVALI İDARENİN SAVUNMASI
Mersin ve Adana İllerinin bölgenin doğası ve iklimi gereği ülkemizin yaylacılık faaliyetlerine en uygun illeri arasında yer aldığı, özellikle Mayıs-Ekim döneminde bölgede yaylacılık faaliyetlerinin arttığı, Mersin İlinde, özellikle, Çamlı yayla, Mut, Anamur, Toroslar, Erdemli ilçelerinin kuzey kesimlerinde yaylacılık faaliyetlerinin yoğunlaştığının bilindiği, yılın altı ayında yoğun olarak yapılan yaylacılık faaliyetinin ulaşım bağlantılarının güçlendirilmesi amacıyla üretilen plan kararlarının doğal değerlere aykırı olamayacağının şüphesiz olduğu, çünkü, söz konusu ulaşım bağlantısının yeni yatırım kararlarını içermediği, Mersin İlinin kuzey kesiminde yapılan yaylacılık faaliyetlerinin geliştirilmesi ve erişimin sağlanması amacıyla önerildiği, Çevre Düzeni Planı Hükümlerinin 5.2. sayılı Geliştirme ilkeleri başlığı altında 5.2.2 sayılı “Planlama Bölgesi’nin doğal, tarihsel kültürel, sosyal ve ekonomik değerlerinin katma değerlerini artıracak kararlarla geliştirilmesi.” ifadesi çerçevesinde bölgeye has turizm potansiyelleri arasında yer alan yaylacılık turizminin geliştirilmesi ve bölge ekonomisine katkı sağlanmasının hedeflendiği, bu bağlamda, yaylacılık faaliyetlerinin geliştirilmesi amacıyla ulaşım bağlantılarının geliştirilmesini öngören dava konusu plan kararının turizm ve doğal değerlerin zarar görmesine yol açmayacağı aksine alternatif turizme katkı sağlayacağı ve bölgede yoğun olarak yapılan yaylacılık faaliyetlerini geliştireceği mütalaa edilerek plan kararları oluşturulduğu savunulmaktadır.
2.4- BİLİRKİŞİ KURULUNUN DEĞERLENDİRMESİ
Bilirkişi raporunda, “Söz konusu yolun 1/100.000 ölçekte gösterimi, yola bu ölçekte atfedilen önemle ilişkilidir. Söz konusu yolun bu ölçekte vurgulanması nedeniyle itiraz konusu olduğu açıktır. Bu ölçeğe taşınmış olması, yolun ölçeği ve ölçüleri ile vurgulanmış olmasının göstergesidir. Dava konusu planda “Yayla Yerleşmeleri” ayrı bir lejant maddesi olarak gösterilmiştir.
Turizmin çeşitlendirilmesinin, turizmin bölgeye iktisadi katkısının yaygınlaştırılması ve yayılması, tek bir türün baskısının azaltılması açısından yararlarından söz edilmelidir. Diğer yandan, kırsal alana yönelik çeşitlendirilmiş bir turizm etkinliğinin koruma hedeflerinin güçlendirilmesi açısından da yararları söz konusudur. Dava örneğimizde Yayla Turizmi, çeşitlendirilmiş bir turizm sektörü açısından kuşkusuz önemlidir. Özellikle, kıyı bölgesindeki gelişme imkânlarından uzak arka bölgedeki kırsal kesim için sürdürülebilir bir kır ekonomisi imkânı sunacağı belirtilmelidir.
Nitekim davacı yayla turizminin geliştirilmesine itiraz etmemektedir. Davacı itirazı yaylaları turizm amaçlı olarak birbirlerine bağlayacak olan yola ilişkin planlama kararına yöneliktir.
Bilirkişi Kurulumuz, turizmin çeşitlendirilmesi olarak yayla turizminin desteklenmesini, bunun gereği olarak yayla yerleşmelerine erişim imkânlarının artırılmasını olumlu değerlendirmektedir. Buna karşın, Yayla Turizminin niteliği ve ölçeği dikkate alındığında 1/100.000 ölçekli bir planda vurgulanacak ölçüde bir ulaşım altyapısının yaratılmasına gerek bulunmamaktadır. Ayrıca, yaylalara erişim imkânı sunacak tali yol sistemlerinin bu ölçekte gösterilmesi de anlamlı değildir.
Kurulumuzca, Yayla Turizminin geliştirilmesi düşüncesi benimsenmekle birlikte yaylalar ve yayla yerleşmeleri arasında, doğal çevrenin hızla tüketilmesine katkıda bulunacak süreklilikte bağlantılar kurulmasına gerek olmadığı düşünülmektedir. Yayla Turizminin geliştirilmesi kararı olumlu bulunmakla birlikte yaylalar ve yayla yerleşmeleri arasında süreklilik yaratılmasına hiçbir gerek bulunmamaktadır. Dava konusu plandaki ölçülerde ve süreklilikte vurgulanacak olan bir yol, kendi özgün koşulları ve doğal çevresi ile yayla yerleşmelerinin öne çıkmaları yerine, sunduğu altyapı imkânları nedeniyle yol boyunca sürekliliği olan bir yapılaşmaya zemin hazırlayacaktır.
Her yaylanın ve yayla yerleşmesinin bir son nokta olması yaylanın tanımı ve doğası gereğidir; kendilerini var eden kıyıları ile bir anlam ifade ederler. Yayla kavramı çerçevesinde esas ilişki yaylayı var eden ve bir gereklilik olarak ortaya çıkaran kıyı ya da kıyı bölgesi ile yayla arasındaki ilişkidir. O nedenle yaylalar ve yayla yerleşmeleri arasında yatay bağlantıların öne çıkarılması ve sürekliliğe kavuşturulması yayla fikri ile çelişmektedir. Yaylalar kıyı bölgelerinde olur. Tarihsel olarak belirli gerekliliklerden ortaya çıkmıştır. Kıyısı olmayan yerlerde yaylalar bulunmaz; yaylalar kıyısı ile ilişkisi içinde tanımlanırlar.
Yaylalar arasında öngörülen dava konusu yol dile getirilen ilişkiyi bozacak bu nedenle de bir nihai nokta, uç ve zirve olarak yaylanın yitirilmesine yol açacaktır. Bunun sonucu olarak belirli bir kıyıya ait olan, kendi kıyısı ile ilişkisi içinde var olan yaylalar anonimleşecek ve kıyı-yayla ilişkisi, yaylalar ile yaylalar, ya da yayla yerleşmeleri ile yayla yerleşmeleri arasındaki ilişkiye dönüşecektir. Her yayla kendini var eden kıyısı ile ilişkisi, vadileri ve diğer coğrafi yapıları ile dikey coğrafi sürekliliklerin ve kültürel ilişkilerin bir ürünüdür. Yaylalara erişimde dikey ilişkilerin korunması, yatay ilişkilerin öne çıkarılmaması nihai erişim noktaları olarak yaylaların ve yayla yerleşmelerinin kendi özgünlükleri ile var olmalarını destekleyecektir. Tersi durumda bir son nokta olarak yayla ya da yayla yerleşmesi fikrini ortadan kaldırarak yepyeni bir gelişme ekseni oluşturacaktır. Bunun sonucu olarak, yaylaların kentleşmesi ve yaylaların fiilen ortadan kalkması kaçınılmaz olacaktır.
Bu nedenlerle, Kurulumuzca yayla turizminin geliştirilmesi olumlu bulunmakla birlikte, yaylalar arasında, yayla yerleşmelerinin özgünlüklerini zayıflatacak yeni bir ulaşım ekseni düşüncesi olumsuz değerlendirilmiştir.” tespitlerine yer verilmiştir.
2.4- DAİREMİZCE YAPILAN DEĞERLENDİRME:
Dava konusu Çevre Düzeni Planının Açıklama Raporunun “Yayla Turizmi Alanları” başlıklı 4.1.2.11.b. sayılı maddesinde, “Planlama Bölgesi Akdeniz fiziksel özelliklerine bağlı olarak önemli bir doğa ve yayla turizmi potansiyeli sunmaktadır. Bu potansiyelin değerlendirilmesi amacıyla, Mersin ve Adana İllerinde potansiyel sunan tüm yaylalarda eko-turizm ve kırsal turizm tesis alanı desteklenmelidir.” hükmüne yer verilmiştir.
Öte yandan, Plan Uygulama Hükümlerinin 5.2.2 sayılı maddesinde, planlama bölgesi’nin doğal, tarihsel, kültürel, sosyal ve ekonomik değerlerinin katma değerlerini artıracak kararlarla geliştirilmesi, dava konusu planın geliştirme ilkeleri arasında sayılmıştır.
Planın Açıklama Raporunun, uyuşmazlık konusu 4.1.4.4.a. sayılı Karayolu Ulaşımı Bölümünün 7. paragrafında, Mersin Merkezinden kuzeye doğru başlayan ve Güzelyayla Beldesi’ne ulaşan; buradan batıya yönelip Güzeloluk Yaylası’ndan geçerek, Kırobası’na oradan da Çömelek Köyü’nden Mut’un Sason Kanyonu’nu geçerek Mut’a birleşen yaylalar kotunda bir ulaşım aksı önerildiği anlaşılmakta olup, turizm potansiyeli olan bazı yaylalara ve Sason Kanyonu’na ve nihayet Mut İlçe Merkezi’ne il merkezinden direkt bir bağlantı sağlanması amacıyla getirilen söz konusu plan kararının yukarıda yer verilen, planın doğa ve yayla turizmi potansiyelinin desteklenmesi hedefi ile planlama bölgesi’nin doğal, tarihsel, kültürel, sosyal ve ekonomik değerlerinin katma değerlerini artıracak kararlarla geliştirilmesi ilkelerine uygun olduğu görülmektedir.
Nitekim bilirkişi raporunda da, turizmin çeşitlendirilmesi olarak yayla turizminin desteklenmesi, bunun gereği olarak yayla yerleşmelerine erişim imkânlarının artırılması olumlu olarak değerlendirilmiştir.
Diğer taraftan, ölçeği gereği dava konusu çevre düzeni planındaki arazi kullanım kararlarının imar planlarına esas olacak şekilde şematik ve grafik bir dil kullanılarak belirlendiği, bu plan üzerinden ölçü alınarak uygulama yapılamayacağı, nihai sınırların, ilgili kurum ve kuruluşların görüşleri doğrultusunda, doğal, yapay ve yasal eşikler çerçevesinde, çevre düzeni planının ilke ve politikaları doğrultusunda alt ölçekli planlar ile belirleneceği göz önünde bulundurulduğunda, bilirkişi raporunda belirtilen, yaylalar arasında yayla yerleşmelerinin özgünlüklerini zayıflatacak yeni bir ulaşım ekseni oluşturulmasına gerek bulunmadığı, böyle bir yolun yapılaşmaya yol açacağı, yaylaların nitelikleri ile bağdaşmayacağı şeklindeki tespite katılmak mümkün olmamıştır.
Bu durumda, davalı idare savunmasında da belirtildiği üzere, yaylacılık faaliyetlerinin geliştirilmesi amacıyla ulaşım bağlantılarının geliştirilmesini öngören dava konusu plan kararının, turizm ve doğal değerlerin zarar görmesine yol açmayacağı, aksine alternatif turizme katkı sağlayacağı ve bölgede yoğun olarak yapılan yaylacılık faaliyetlerini geliştirileceği sonucuna varılmış olup, Planın Açıklama Raporunun, uyuşmazlık konusu 4.1.4.4.a. sayılı Karayolu Ulaşımı Bölümünün 7. Paragrafında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3- Dava konusu Çevre Düzeni Planının, İddia 19- Yenice kentsel gelişme alanına ilişkin kısmı yönünden;
3.1- DAVACININ İDDİALARI
Düşük yoğunluklu, geniş alanlara yayılan yerleşmelerin; verimsiz arazi kullanımı, yetersiz kamusal alan, tarım alanlarının yapılaşması, yüksek altyapı yatırım maliyeti gibi olumsuzlukları da beraberinde getirebildiği, bu yüzden, yeni gelişme alanları önerilirken, yerleşik doku içerisindeki boşlukların doldurulmasının öncelik olması gerektiği ve yoğunlukların da düşük tutularak geniş alanlara yayılmak yerine yoğunluk-alan arasındaki denge uygun değerde tutularak gelişmeye açılacak alanların sınırlandırılması gerektiği iddia edilerek, Yenice’de dahil, bazı bölgelerde önerilen kentsel gelişme alanlarının iptali talep edilmiştir.
3.2- DAVALI İDARENİN SAVUNMASI
Yenice yerleşiminin Adana-Tarsus- Mersin gelişme aksında, D-400 karayolunun çevresinde gelişen bir yerleşim olduğu, bu bölgede mevcut demiryolu hattının bulunması ve Üniversite Alanı, Konut Dışı Kentsel Çalışma Alanı, Çalışma Alanı gibi yeni yatırımların bulunmasının bölgenin gelişimini etkilemekle birlikte yeni kentsel gelişme alanı ihtiyacını da ortaya çıkardığı, ayrıca, Yenice’nin T.C. Devlet Demiryolları Genel Müdürlüğü tarafından Türkiye çapında oluşturulması planlanan ve ulaşım sistemleriyle entegre olma avantajı taşıdığı için lojistik köy olarak adlandırılacak merkezlerden biri olduğu, bu bağlamda Yenice yerleşiminin gelişme potansiyelleri göz önünde bulundurularak, kuzeyinde ve D-400 karayolu boyunca kentsel gelişme alanlarının önerildiği savunulmaktadır.
3.3- BİLİRKİŞİ KURULUNUN DEĞERLENDİRMESİ
Bilirkişi raporunda, ” Dava konusu plan, bölgedeki mevcut yerleşmelerin nüfusunu, belirli planlama hedef ve stratejileri doğrultusunda belirlememiş, geçmiş ve mevcut eğilimler çerçevesinde ileriye yönelik kestirimlerden hareketle artan nüfusun gereksinimine karşılık geleceği düşünülen büyüklükte yeni gelişme alanları açmayı yeterli görmüştür. Yerleşmelerin var olan yerleşik alanlarının ne oranda yapılaşmış olduğu, yoğunlaşma ve dönüşüme yönelik potansiyelleri araştırılmamış, bu yerleşik alanların tümüyle dolu olduğu varsayılmıştır. Bu süreçte ayrıca, onaylı alt ölçek planlarda imara açılan alanların veri alınıp üst ölçek plana aktarıldığı da düşünülmektedir. 1/100.000 ölçekli bir planlama disiplininin olmadığı koşullarda, gelişmeleri kentlerine çekme isteğindeki belediyelerin, gereğinden fazla imarlı alan yaratma çabaları bilinmektedir. Bunun sonucu olarak, ülkemizde çok sayıda küçük belediye çok büyük alanları gelişmeye açmış, bunun sonucu olarak gelişme imkânları olmayan imarlı alanlar stoku ortaya çıkmıştır. 1/100.000 ölçekli bir planlama çalışmasının geçmiş bu yanlışlıkları düzeltmesi ve yerleşmelerin gelişme konularını disiplin altına alması beklenirken, dava konusu planda bu gelişme öngörülerinin 1/100.000 ölçekli plana aynen aktarılması şehircilik ilkeleri ve planlama esasları ile bağdaşmamaktadır.
Bilirkişi Kurulumuz, dava konusu planın, yeni gelişme alanlarının belirlenmesindeki yaklaşımının ciddi sorunlar taşıdığı kanaatindedir. Yeni gelişme alanları belirlenirken kentlerin üst biçiminin (makroformunun) gelişimine ve gelecekte alacağı biçime dair bir kaygı güdülmemiş, yerleşmelerin mevcut eğilimler ve talepler çerçevesinde hemen her yönde yağ lekesi gibi yayılan yeni gelişme alanları ile büyümelerine izin verilmiştir. Oysa güncel şehircilik ve planlama yazını, özellikle iklim değişikliği ve küresel ısınma gibi çevre sorunları ile buna bağlı afet olayları, enerji, su ve gıda kıtlığı gibi sorunlardan hareketle kent formlarını, yapı yoğunluğunu arttırarak daha derişik (compact) tutmanın, bu yolla kentsel yayılma ve saçaklanmayı önlemenin önemini vurgulamaktadır. Kentleri daha az yayılmış ve saçaklanmış bir biçimde geliştirmenin sağlayacağı ekonomik, toplumsal ve çevresel yararları gösteren araştırmaların sayısı her geçen gün artmaktadır. Uluslararası düzeyde bu tür gelişmeler yaşanırken, ülkemizde verimli tarım topraklarının ortasında kalan kentsel yerleşmelerin denetimsiz bir biçimde büyümelerine ve yayılmalarına olanak veren üst ölçekli strateji planlarının yapılması kabul edilebilecek bir durum değildir. Bilirkişi Kurulumuz, dava konusu planın; mevcut eğilimleri plan kararı haline getirerek planlama alanındaki yerleşmelerin daha fazla yayılmasına ve verimli tarım toprakları ile doğal alanların kaybına neden olacak kentsel gelişme sürecinin önünü açan tutumunun planlama ilkeleri ve şehircilik ilkelerine aykırı olduğu görüşündedir.
Dava konusu plan, bölgedeki yerleşmelerin nasıl büyüyecekleri sorunsalını, geçmiş ve mevcut eğilimler çerçevesinde ileriye yönelik kestirimlerden hareketle artan nüfusun gereksinimine karşılık geleceği düşünülen büyüklükte yeni gelişme alanları açarak çözmeyi hedeflemiştir. Bu çerçevede, yerleşmelerin var olan yerleşik alanlarının ne oranda yapılaşmış olduğu, yoğunlaşma ve dönüşüme yönelik potansiyelleri araştırılmamış, bu yerleşik alanların tümüyle dolu olduğu varsayılmıştır. Bu süreçte ayrıca, onaylı alt ölçek planlarda imara açılan alanların veri alınıp üst ölçek plana aktarıldığı da düşünülmektedir. Bu ise oldukça sorunlu bir yaklaşımdır.” tespitlerine yer verilmiştir.
3.4- DAİREMİZCE YAPILAN DEĞERLENDİRME
Dava konusu 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının Açıklama Raporunun 3.3.1.10.f. sayılı maddesinde (syf 30), “Yenice Beldesi, D.400 Karayolu üzerinde, tarım arazileri ile çevrili; karayolu boyunca konut dışı kentsel çalışma alanlarının yer aldığı bir yerleşimdir. Mersin-Adana arasında bulunan belde, bulunduğu konum itibari ile Mersin İli’nin sanayi ve konut dışı kentsel çalışma alanları gelişim aksında yer almaktadır. Yenice, demiryolu ulaşım aksları açıdan stratejik öneme sahip bir beldedir. Anadolu’dan gelip, Mersin-Adana güzergahlarına dağılan demiryolu ağının kavşak noktasında yer alan Yenice, T.C. Devlet Demiryolları Genel Müdürlüğü tarafından Türkiye çapında oluşturulması planlanan ve “ulaşım sistemleriyle entegre olma avantajı taşıdığı için lojistik köy” olarak adlandırılacak merkezlerden biridir. Bu durum beldedeki mekansal ve ekonomik gelişimi etkileyecek önemli bir girdi olacaktır.
Yenice, çevre düzeni planı döneminde sanayi ve hizmetler sektörünün ön planda olduğu bir gelişme gösterecektir. Bununla birlikte, beldede tarım sektörünün gelişimi de desteklenmektedir.
Yenice Beldesi kentsel nüfusu çevre düzeni planı hedef yılı olan 2025 için 25.000-35.000 kişi aralığı kabul edilmiştir. Yenice Beldesi’nin mevcut imar planı kapasitesi plan döneminde beldede öngörülen gelişme potansiyeli için yeterli değildir. Bu nedenle mevcut imar planı sınırları dışında, yerleşimin kuzeyinde yeni kentsel gelişme alanları önerilmiştir. Karayolunun güneyinde bölgedeki sanayi taleplerine cevap vermek üzere sanayi alanı önerilmiştir. Ayrıca, lojistik köy projesi kapsamında yük garı olarak ayrılan alan plana işlenmiştir.” açıklamalarına yer verilmiştir.
Açıklama raporunda detaylı bir şekilde yer verilen hususlar çerçevesinde, Yenice yerleşiminin kuzeyinde kentsel gelişme alanı planlanmış olup, bölgenin özelliği, beldede öngörülen gelişme potansiyeli sonucu gerekli yerleşim alanı ihtiyacı ile yerleşimin gelişme yönü doğrultusunda belirlendiği ve çevre düzeni planının gelişme öngörüsü ile uyumlu olduğu anlaşılan söz konusu kullanım kararında şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına aykırılık görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Dava konusu 16/09/2013 tarihinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından onaylanan 1/100.000 ölçekli Mersin-Adana Çevre Düzeni Planının 8.10.1 sayılı plan uygulama hükmüne ilişkin kısmı (İddia 7) yönünden İPTALİNE,
2. Dava konusu Çevre Düzeni Planının, Plan Açıklama Raporunun 4.1.4.4.a. Karayolu Ulaşımı Bölümünün 7. Paragrafına ilişkin kısmı (İddia 12) ve Yenice kentsel gelişme alanına ilişkin kısmı (İddia 19) yönünden DAVANIN REDDİNE
3. Davanın sonuç olarak kısmen ret, kısmen iptal, kısmen karar verilmesine yer olmadığı kararı ile sonuçlanması, İdari Dava Daireleri Kurulu kararıyla bozulan Dairemizin 19/12/2019 tarih ve E:2014/59, K:2019/14726 sayılı, davanın kısmen reddi, kısmen dava konusu işlemin iptali, kısmen karar verilmesine yer olmadığı yolunda verilen kararında yargılama giderleri hakkında hüküm kurulması ve yeni verilen kararın sonucu değiştirmemesi nedeniyle bu konuda (davacı ve davalı lehine hükmedilen vekalet ücreti de dahil olmak üzere) yeniden hüküm kurulmamasına,
3. Davacının temyiz aşamasında yatırdığı harç ile posta gideri miktarı olan …-TL’nin haklılık oranına göre hesaplanan …-TL’sinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmının davacı üzerinde bırakılmasına, davalının temyiz aşamasında yatırdığı …-TL posta giderinin üzerinde bırakılmasına,
4. Posta gideri avanslarından artan tutarların kararın kesinleşmesinden sonra taraflara ve müdahile iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 24/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.