Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2021/3228 E. , 2022/9214 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/3228
Karar No : 2022/9214
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Öğretmen olarak görev yapmakta iken 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair … tarih ve … sayılı işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında; davacının, FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir Bank Asya isimli banka için ülke genelinde eylemler yapıldığı tarihte Bank Asya’ya para yatırdığı, 29/08/2014 tarihinde 51.692,54-TL tutarlı 32 günlük, 15/09/2014 tarihinde 88.032,27-TL tutarlı 91 günlük, 04/02/2015 tarihinde 98.000,00-TL tutarlı 35 günlük katılım hesabı açtığı, hesabında bulunan para miktarını FETÖ/PDY terör örgütü liderinin talimat verdiği tarih sonrasındaki dönemde arttırdığı, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı olan Aktif Eğitimciler Sendikasına Nisan 2014 – Ekim 2015 tarihleri arasında 19 ay süreyle üye olduğu, FETÖ/PDY’ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan kurumda 11/11/2008-30/04/2009 tarihleri arasında çalışma kaydının bulunduğu ve 15/06/2010 tarihinde kamu görevine başladığı, dava dosyasına söz konusu tespitleri mesnetsiz bırakacak somut herhangi bir bilgi ve belgenin sunulmadığı, ayrıca davacı hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen kovuşturmanın bulunduğu, bu kapsamda davacının durumu değerlendirildiğinde ve hükme esas alınabilecek nitelikte görülen Komisyon tespitleri dikkate alındığında, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile en az irtibat derecesinde bağının olduğu anlaşıldığından, dava konusu Komisyon kararında hukuka aykırılık görülmediği, öte yandan, dava konusu işlem hukuka uygun bulunduğundan, davacının anılan işlemden dolayı yoksun kaldığı parasal haklarının ödenmesine karar verilmesi talebinin de kabulüne olanak bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davacının istinaf başvurusunda bulunması üzerine … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu, kararın kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesi uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından; terör örgütüne yardım etme suçundan hakkında yürütülen ceza yargılamasında beraat kararı verildiği ve anılan kararın kesinleştiği, Bank Asya’da hayatın olağan akışına aykırı olarak mevduat artışı sağladığına ilişkin iddianın gerçek dışı olduğu, bu konunun açığa kavuşturulması amacıyla Ağır Ceza Mahkemesince bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, ilk defa 2009 yılında Bank Asya hesabını açtığı, hesabına 4 ay boyunca maaş yatırıldığı, bu hesaptan gazete, dergi, özel okul aidatı gibi adlar altında para ödendiğine dair herhangi bir kayda rastlanmadığı, 29/08/2014 tarihine kadar hesapta hiçbir hareket olmadığı, bu tarihten sonra ise hesabına eski eşi tarafından ara sıra para aktarıldığı, hesabına aktarılan paraların da kendisi tarafından tekrar eski eşinin hesabına aktarıldığı, dolayısıyla Bank Asya hesabına yeni para girişinin olmadığı, bu işlemlerin en son 21/08/2015 tarihinde olduğu, eşi tarafından gerçekleştirilen para aktarımlarının ise talimat tarihinden 8 ay sonra olduğu, 2009 yılında Bank Asya tarafından kendisine tahsis edilen kredi kartını hiç kullanmadığı, örgütün talimatına rağmen Bank Asya’daki vadeli ve vadesiz hesaplarını Banka yönetiminin TMSF’ye geçtiği tarihten hemen sonra kapatmadığı, bu hesaplarını Bank Asya’nın TMSF’ye devredildiği tarihten yaklaşık 6,5 ay sonra ev satın alabilmek amacıyla kapattığı, Bank Asya hesabında yaptığı işlemlerin Bankadaki birikimlerini değerlendirmeye yönelik bankacılık mevzuatına uygun olarak yapılan normal rutin bankacılık işlemleri olduğu, Sendika üyeliğinin 2014 yılının Nisan ayında Turgut Özal Üniversitesinde açılan eğitim koçluğu sertifika programına katılım amaçlı olduğu, Sendikanın kurulmasından hemen sonra üye olmadığı, üye olduğu tarih itibarıyla Sendikanın illegal yapıya sahip olduğunu bilebilecek durumda olmadığı, sertifikasını aldıktan sonra Sendikanın kapatıldığı 23/07/2016 tarihinden yaklaşık bir yıl önce 2015 yılının Ekim ayında Sendika üyeliğinden ayrıldığı, kapatılan kurumdaki çalışma kaydının örgütsel saikle değil kamuya atama beklerken geçimini sağlama amacıyla ve kısa süreli olduğu, Bank Asya’daki hesabını da bu kurumdan aldığı maaş ödemesi için açtığı, nitekim 4 aylık maaş ödemesinden sonra Banka hesabında uzun bir süre bir hareket olmadığı, çalışma döneminin örgüt ile mücadelede milat olarak kabul edilen 17/25 Aralık 2013 tarihi öncesine ait olduğu, 30/04/2009 tarihinden sonra iltisaklı okuldaki görevinden ayrıldığı, kamuya geçmeden önce yaklaşık 1 yıl 2 ay işsiz kaldığı, örgütle iltisaklı birinin, örgüte ait bir okuldan ayrılması ve bu kadar süre işsiz kalmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemin ve bu işlemi hukuka uygun bulan Mahkeme kararının ölçülülük ilkesine aykırı olduğu, dosyada örgüt hiyerarşisi dahilinde hareket ettiğini gösterir herhangi bir delil bulunmadığı, Anayasa’nın 141. maddesine aykırı olarak istinaf aşamasında sunulan deliller tartışılmadan ve araştırılması istenilen hususlar araştırılmadan istinaf isteminin reddine karar verildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından; Bölge İdare Mahkemesi kararında usul ve esas bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye’de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı’nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır.
Anayasa’nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.
MGK’nın anılan toplantısında “demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla” Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00’den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır.
01/09/2016 tarih ve 29818 sayılı (Mükerrer) Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 672 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararname’nin ”Kamu Personellerine İlişkin Tedbirler” başlıklı 2. maddesinde, ”(1) Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti (Anayasa Mahkemesi’nin 24/06/2021 tarih ve E:2018/81, K:2021/45 sayılı kararıyla 7086 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun’un 1. maddesinin 1. fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “…üyeliği, mensubiyeti veya…” ibaresinin iptaline karar verilmiştir.) veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan; a) Ekli (1) sayılı listede yer alan kişiler kamu görevinden, b) Ekli (2) sayılı listede yer alan kişiler Emniyet Genel Müdürlüğü teşkilatından, c) Ekli (3) sayılı listede yer alan kişiler Jandarma Genel Komutanlığı teşkilatından, ç) Ekli (4) sayılı listede yer alan kişiler Sahil Güvenlik Komutanlığı teşkilatından, başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarılmıştır. Bu kişilere ayrıca herhangi bir tebligat yapılmaz. Haklarında ayrıca özel kanun hükümlerine göre işlem tesis edilir.” hükmüne yer verilmiştir.
Davalı idare bünyesinde öğretmen olarak görev yapmakta iken, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, kamu görevine iade edilmesi talebiyle Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu’na yapılan başvuru, anılan Komisyon’un … tarih ve … sayılı işlemi ile reddedilmiştir.
Bunun üzerine, anılan işlemin iptali ile davacının işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
Diğer yandan, davacının, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan yürütülen ceza yargılaması sonucunda; … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verildiği, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun … Bölge Adliye Mahkemesi … Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile esastan reddedildiği, Dairemizin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucunda anılan kararın (temyiz kanun yoluna başvurulmadan) 11/11/2021 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca terör örgütlerine veya MGK’ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına” ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir” niteliğindedir.
AİHM “demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu” belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM’e göre “kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır.” (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28).
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir.
Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ”kavuşan, bitişen, birleşen”, irtibatlı kavramını ise ”bağlantılı” olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.
İdare Mahkemesi kararında; davacının; FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir Bank Asya isimli banka için ülke genelinde eylemler yapıldığı tarihte anılan Bankaya para yatırdığı, hesabında bulunan para miktarını FETÖ/PDY terör örgütü liderinin talimat verdiği tarih sonrasındaki dönemde arttırdığı tespitlerine yer verilmiştir.
Bu tespitlerle ilgili olarak davacı tarafından tüm dosya kapsamındaki beyanlarında özetle; Bank Asya hesabını 2009 yılında çalıştığı kurumun maaş ödemesi yapması amacıyla açtığı, bu hesabına 4 ay boyunca maaş yatırıldığı, 2009 yılında Bank Asya tarafından kendisine tahsis edilen kredi kartını hiç kullanmadığı, 29/08/2014 tarihine kadar hesapta hiçbir hareket olmadığı, bu tarihten sonra ise hesabına eski eşi tarafından ara sıra para aktarıldığı, eski eşi tarafından gerçekleştirilen aktarımların talimat tarihinden 8 ay sonra olduğu, hesabına aktarılan paraların da kendisi tarafından tekrar eski eşinin hesabına aktarıldığı, dolayısıyla Bank Asya hesabına yeni para girişinin olmadığı, bu işlemlerin en son 21/08/2015 tarihinde gerçekleştirildiği, örgüt talimatına rağmen anılan Banka’daki vadeli ve vadesiz hesaplarını yönetimin TMSF’ye geçtiği tarihten hemen sonra kapatmadığı, Bank Asya’nın TMSF’ye devredilidği tarihten yaklaşık 6,5 ay sonra ev satın alabilmek amacıyla bu hesaplarını kapattığı, yaptığı işlemlerin bankadaki birikimlerini değerlendirmeye yönelik bankacılık mevzuatına uygun olarak yapılan normal rutin bankacılık işlemleri olduğu ileri sürülmüştür.
Davacı hakkında yürütülen ve kesinleşen ceza yargılaması neticesinde …Ağır Ceza Mahkemesince verilen … tarih ve E:…., K:… sayılı kararda, Bank Asya hesabı ile ilgili olarak; “…Sanığın Bank Asya’da bulunan hesabına ilişkin hesap hareketleri üzerinde yapılan inceleme neticesinde düzenlenen 15/02/2020 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında özetle; sanığın örgüt liderinin para yatırın talimatı öncesinde katılım hesabının bulunmadığı, talimat sonrasında sanığın hesabına o dönem eşi olan … isimli şahsın hesabından para aktarıldığı, sanığın hesabından da geri …’nin hesabına aktarıldığı, 29/08/2014 tarihinde 51.692,54 TL’lik katılım hesabı(02/09/2014 tarihinde kapatılmış), 15/09/2014 tarihinde 1.000 gr altın hesabı(21/01/2015 tarihinde kapatılmış), 04/02/2015 tarihinde 98.000 TL’lik katılım hesabı(20/05/2015 tarihinde kapatılmış), 13/03/2015 tarihinde 37.110,43 USD’lik katılım hesabı(19/08/2015 tarihinde kapatılmış) açıldığı, bu haliyle sanığın talimatlara uyduğu düşünülebilecek olsa dahi sanığın hesabındaki paraların sanığın eşi A.U.’nin Bank Asya’da bulunan hesabından gönderilmiş olması dolayısıyla bankaya yeni para girişinin olmadığı ve sanığın eşi ile ortak hesabında 2009-2011 yılları arasında 11 adet katılım hesabı açmış olmaları birlikte düşünüldüğünde uzun yıllardan beri bu bankada birikimlerini değerlendirmeye yönelik hareket ettikleri yönünde kanaat oluştuğu belirtilmektedir…
…Tanık olarak dinlenen sanığın eski eşi … beyanında özetle; ‘Sanığın 2016 yılında evi terk ettiğini, 2018 yılında boşandıklarını, kavgalı olarak ayrıldıklarını, örgüt içi evlilik olmadığını, örgütle bağlantısına şahit olmadığını, Bank Asya’daki hesabı ortak kullandıklarını, talimat ile hareket etmediklerini, talimat dönemi öncesinde de hesapta birikimlerini değerlendirdiklerini, Ağustos 2015’te birikimlerine ek yaparak ev aldıklarını’ ifade etmiştir.
Sanığın savunması, Bank Asya hesap hareketleri ve Araştırma Tutanakları birlikte değerlendirildiğinde; her ne kadar sanığın Bank Asya’da katılım hesabı açtığı tarih, örgüt liderinin talimat tarihleri ile uyuşuyor ise de sanığın hesabına havale ile gelen paranın yine bir Bank Asya hesabı olan sanığın eşinin hesabından gelmiş olması dolayısı ile bankaya yeni bir para girişinin olmaması, sanığın eski eşi ile ortak hesabında talimat dönemleri öncesinde de benzer bankacılık işlemlerini gerçekleştirmiş olması, karı kocanın evlilik birliği içerisindeki mallarının ortak olduğu yönündeki Medeni Kanun hükümleri nazara alınarak düşünüldüğünde sanık ve eşinin hesaplarının tek hesap olarak değerlendirilmesi gerektiği, sanığın Ağustos 2015 tarihine değin yani Bank Asya’ya kayyum atanması ile bankanın TMSF’ye devri süreçlerinde ve sonrasında parasını bankadan çekmemiş olması ve sanığın savunmasının hayatın olağan akışına uygun olabileceği birlikte değerlendirilerek sanığın örgüte yardım amaçlı para yatırdığına ilişkin her türlü şüpheden uzak ve somut bir delil bulunmadığı…” yönünde tespitlerde bulunulmuştur.
Anılan Ceza Mahkemesi kararındaki tespitler ile davacının yukarıda aktarılan beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının Bank Asya hesabına havale ile gelen paranın yine bir Bank Asya hesabı olan davacının eski eşinin hesabından geldiği, dolayısıyla Bankaya yeni bir para girişinin olmadığı, Bank Asya’nın TMSF’ye devri sonrasında da hesaptaki paranın çekilmediği, söz konusu bankacılık işlemlerinin terör örgütü liderinin talimatı doğrultusunda örgütsel amaçla yapıldığına dair somut bir tespitin bulunmadığı, dosya içerisinde bu durumun aksini gösterir herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı ve davacının Bank Asya hesap hareketlerinin Bank Asya’ya yardım amacına yönelik olmadığı hususunun Ceza Mahkemesince yaptırılan ve hükme esas alınan bilirkişi raporu ile de tespit edildiği anlaşıldığından, Bank Asya hesap hareketlerinin, davacının FETÖ ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilemeyeceği sonucuna varılmıştır.
İdare Mahkemesi kararında; davacının, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı olan Aktif Eğitimciler Sendikasına Nisan 2014 – Ekim 2015 tarihleri arasında 19 ay süreyle üyeliğinin bulunduğu tespitine yer verilmiştir.
Bu tespit ile ilgili olarak davacının tüm dosya kapsamındaki beyanlarında özetle; Turgut Özal Üniversitesinde açılan eğitim koçluğu sertifika programına kabul alabilmek için anılan Sendikaya üye olduğunun, üyelik tarihinin Sendikanın kurulmasından 2 yıl sonraya denk geldiğinin, sertifikasını aldıktan sonra, Sendikanın kapatıldığı 23/07/2016 tarihinden yaklaşık bir yıl önce, Ekim 2015 tarihinde Sendika üyeliğinden ayrıldığının ileri sürüldüğü görülmüştür.
Dosyanın incelenmesinden; davacının, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı olan Aktif Eğitimciler Sendikasında yöneticilik ve benzeri şekilde aktif bir görev üstlendiğine ilişkin somut bilgi ve belgenin bulunmadığı görülmüş ve Sendika üyeliğinin, salt bu haliyle örgütsel amaçla hareket edildiğini, örgütsel faaliyette bulunulduğunu ortaya koyabilecek nitelikte bir husus olmadığı, örgütsel amaçla hareket edildiği, örgütsel faaliyette bulunulduğu herhangi bir somut tespit, tanık beyanı ya da başkaca bir bilgi ve belge ile ortaya konulamadığı sürece sendika üyeliğinin tek başına davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır.
Bununla birlikte, davacının FETÖ/PDY ile irtibatı nedeniyle kapatılan kurumda 11/11/2008-30/04/2009 tarihleri arasında çalışma kaydının bulunduğu hususu Mahkemece davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat veya iltisakı noktasında hükme esas alınmış ise de, davacının çalışma kaydına ilişkin söz konusu tespitin, salt bu haliyle, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat veya iltisakı bulunduğuna ilişkin başkaca somut bilgi ve belge ile desteklenmedikçe anılan örgüt ile irtibat veya iltisakını ortaya koyan bir delil olarak kabulüne imkan bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Ayrıca, davalı idarece dava dosyasına davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olduğuna dair başkaca bir bilgi ve belgenin sunulmadığı, davacı hakkında silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan kesinleşmiş beraat kararı bulunduğu görülmüştür.
Yukarıdaki tüm tespit ve değerlendirmeler dikkate alındığında, davacı tarafından Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair … tarih ve … sayılı dava konusu işlemde hukuka uyarlık, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesi kararında ise hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne;
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Kullanılmayan …TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davacıya iadesine,
4. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 24/11/2022 tarihinde, oybirliğiyle, kesin olarak karar verildi.