Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2020/5450 E. , 2022/6824 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2020/5450
Karar No : 2022/6824
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- …
VEKİLİ : Av. …
2- … Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Ankara Barosu Yönetim Kurulu’nun … tarih ve … sayılı kararı ile yeniden Baro levhasına yazılmasına karar verilen davacı tarafından, Türkiye Barolar Birliğinin baro levhasına yazılma isteminin reddine ilişkin … tarih ve … sayılı işlemi ile bu işlemin onaylanmasına dair … tarih ve … sayılı Adalet Bakanlığı işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararında; avukatlık mesleğini icra edecek olan kişilerin toplum tarafından kendilerine duyulması beklenen güven veya saygıyı engelleyici nitelikteki durumlardan arî bir şekilde bulunmaları gerektiği, devletin de bu görevi ifa edecek olan kişilerden özel bir sadakat ve güven bağlılığı talep etmekte meşru bir menfaati bulunduğu hususları göz önüne alındığında, 01.09.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 672 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılmasına karar verilen ve aynı zamanda … Ağır Ceza Mahkemesinin … esasında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kovuşturma devam eden davacının baro levhasına yazılma isteminin reddine ilişkin Türkiye Barolar Birliği işlemi ile bu işlemin onaylanmasına ilişkin Adalet Bakanlığı işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte hakkında verilmiş bir mahkumiyet kararı ve avukatlığa engel hâlinin bulunmadığı, devam eden ceza yargılaması sürecinde hakkında verilen beraat kararının de kesinleştiği, Anayasa Mahkemesi’nin 08.09.2020 tarihli basın duyurusunda, “Baro levhasına yazılmaya ilişkin idare kararın kamu görevinden çıkarılması gerekçesiyle iptal edilmesine ilişkin mahkeme kararının özel hayata saygı hakkını ihlal ettiğini” duyurduğu, bu kararın dikkate alınarak yargılamanın yapılması gerektiği, Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcı olduğu, dava konusu işlemle çalışma hakkının engellendiği, hukuka aykırı mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI :
1-Davalı Adalet Bakanlığı tarafından, hukuka uygun kararın onanması gerektiği belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
2-Davalı Türkiye Barolar Birliği tarafından, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ … ‘İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının belirtilen gerekçe ile onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
Başbakanlık Sektörel İzleme ve Değerlendirme Biriminde Raportör olarak görev yapmakta iken 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacının, talebi üzerine Ankara Barosu Yönetim Kurulunun … tarihli ve … sayılı kararı ile yeniden Baro levhasına yazılmasına karar verildiği, kararın Türkiye Barolar Birliğinin … tarih ve … sayılı işlemi ile uygun görülmeyerek baro levhasına yazılma isteminin reddedildiği ve Adalet Bakanlığının … tarih ve … sayılı oluru ile de onaylanması üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT:
1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 1/1. maddesinde, avukatlığın kamu hizmeti ve serbest bir meslek olduğu belirtilmiş, 3. maddesinin (f) bendinde, avukatlık mesleğine kabul edilebilmek için, bu Kanuna göre avukatlığa engel bir hali olmama şartı getirilmiş, “Avukatlığa Kabulde Engeller” başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan ”Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı iki yıldan fazla süreyle hapis cezasına ya da Devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûm olmak” avukatlık mesleğine kabulde engel haller arasında sayılmış, aynı maddenin 3. fıkrasında, “Adayın birinci fıkranın (a) bendinde yazılı cezalardan birini gerektiren bir suçtan dolayı hakkında kamu davası açılmış olması halinde, avukatlığa alınması isteği hakkındaki kararın bu kovuşturmanın sonuna kadar bekletilmesine karar verilebilir.” kuralına yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1136 sayılı Kanun’un yukarıda yer verilen 5/3. maddesinden, avukatlığa alınma talebinde bulunan ilgili hakkında, istem tarihinde birinci fıkranın (a) bendinde yazılı cezalardan birini gerektiren bir suçtan dolayı kamu davası açılmış olması halinde, avukatlığa alınması isteği hakkındaki kararın bu kovuşturmanın sonuna kadar bekletilmesine karar verilebileceği, bu konuda idareye takdir yetkisinin verildiği anlaşılmaktadır.
Hukuk devletinin işlerliğinin sağlanması bakımından yaşamsal bir öneme sahip ve yargının kurucu unsurlarından olan avukatlık mesleğinin önem ve özelliği, kamu hizmeti niteliği dikkate alındığında; 1136 sayılı Kanun’un 5/3. maddesinde tanınan takdir yetkisinin, işlem tarihinde … Ağır Ceza Mahkemesinin … esasında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan dolayı hakkında kovuşturması devam eden … ‘ın baro levhasına yazılma isteminin reddedilmesi yönünde kullanılmasına dair dava konusu işlemlerde, kamu yararı ve avukatlık hizmetinin yukarıda temas edilen vasıf ve nitelikleri yönünden hukuka aykırılık, temyize konu Mahkeme kararında ise neticesi itibarıyla hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle,
1. Temyiz isteminin reddine,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının belirtilen gerekçe ile ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine,
4. Kesin olarak, 24/11/2022 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY :
(X)- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun “İstinaf” başlıklı 45/6. maddesinde, “Bölge idare mahkemelerinin 46 ncı maddeye göre temyize açık olmayan kararları kesindir.” hükmüne yer verilmiş ve 46’ncı maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde; belli bir meslekten, kamu görevinden veya öğrencilik statüsünden çıkarılma sonucunu doğuran işlemlere karşı açılan iptal davaları hakkında bölge idare mahkemelerince verilen kararların Danıştay’da, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebileceği kurala bağlanmıştır.
Uyuşmazlık, ilgilinin Baro levhasına avukat olarak yeniden yazılma isteğinin kabul edilmesine ilişkin Ankara Barosu Yönetim Kurulu’nun … tarih ve … sayılı kararının uygun bulunmayarak baro levhasına yazılma isteminin reddine ilişkin … tarih ve … sayılı Türkiye Barolar Birliği işlemi ile bu işlemin onaylanmasına dair … tarih ve … sayılı Adalet Bakanlığı işleminin iptali isteminden kaynaklanmaktadır.
Dava konusu işlemin, ilgilinin meslekten çıkarılması sonucunu doğuran bir yönü bulunmadığı, uyuşmazlığın henüz baro levhasına yazılma aşamasından doğduğu, dolayısıyla temyiz istemine esas teşkil eden kararın Bölge İdare Mahkemesinin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 46. maddesine göre temyiz yolu açık olmayan “kesin” kararlarından olduğu sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, temyize konu kararın kesin nitelikte olması sebebiyle temyiz isteminin incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek kararın onanması yönünde oluşan çoğunluk kararına katılmıyoruz.