Danıştay 7. Daire Başkanlığı 2019/4273 E. , 2022/4672 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
YEDİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/4273
Karar No : 2022/4672
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Müdürlüğü
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : …Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava Konusu İstem: Davacı adına sürücüsü olduğu araçta yapılan aramada bandrolsüz sigara bulundurulduğunun tespit edildiğinden bahisle takdir komisyonu kararlarına istinaden 2016 yılının Mayıs dönemine ilişkin olarak 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu’nun 13. maddesinin 5. fıkrası uyarınca re’sen tarh edilen özel tüketim vergisi ile bu vergi üzerinden kesilen vergi ziyaı cezası ve hesaplanan gecikme faizinin tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle dava açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; dosyanın incelenmesinden, davacı beyanları, yapılan tespitler ile tüm bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde vergi ziyaı cezalı özel tüketim vergisi tarhiyatına sebep olan kaçak sigaraların davacıya ait olduğuna veya tasarrufuna geçtiğine dair hukuken geçerli hiçbir tespit yapılmadığı ve somut bir delilin bulunmadığı, vergi hukukunda aidiyetin ve vergilendirilmeye tabi tutulan hizmet veya eşyanın mülkiyetinin kime ait olduğunun önem arz ettiği ve ancak o kişinin vergiden sorumlu tutulabileceği, vergi alacağının vergi kanunlarının vergiyi bağladıkları olayın vukuu veya hukuki durumun tekemmülü ile doğacağı açık olup somut ve hukuken geçerli biçimde saptama yapmaksızın davacının 4760 sayılı Kanun’un 13. maddesinde belirtilen “bulunduran” kapsamında değerlendirilmesinin ve dolayısıyla söz konusu verginin mükellefi/sorumlusu olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı anlaşıldığından ödeme emrinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davaya konu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Usulüne uygun olarak kesinleşmiş borç nedeniyle düzenlenen ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Dava konusu ödeme emri olmasına karşın, işlemin 2016 yılının Mayıs dönemine ilişkin resen tarh edilen özel tüketim vergisi ve kesilen vergi ziyaı cezası olarak incelenerek verilen mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacı adına sürücüsü olduğu araçta yapılan aramada bandrolsüz sigara bulundurulduğunun tespit edildiğinden bahisle takdir komisyonu kararlarına istinaden 2016 yılının Mayıs dönemine ilişkin olarak 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu’nun 13. maddesinin 5. fıkrası uyarınca re’sen tarh edilen özel tüketim vergisi ile bu vergi üzerinden kesilen vergi ziyaı cezası ve hesaplanan gecikme faizinin tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 55. maddesinde; amme alacağını vadesinde ödemeyenlere, 15 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emri ile tebliğ olacağı kuralına yer verilmiş; 58. maddesinde ise; kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde itirazda bulunabileceği kuralına yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda yer verilen yasal düzenleme gereğince, kamu alacağının tahsili için düzenlenen ödeme emrine karşı açılan davalarda ileri sürülebilecek dava sebepleri kanunda sınırlı olarak sayılmış olup, yapılacak yargılamada kesinleşmiş hukuki durumların yeniden ele alınarak incelenmesine imkan bulunmamaktadır. Söz konusu itiraz sebepleri arasında yer alan “böyle bir borcun bulunmadığı” yolundaki iddianın da ancak vergilemeye ilişkin işlemlerin “borcun doğmadığı ya da varlık kazanmadığı” şeklinde beliren hukuka aykırılığının açık ve tartışmasız olması ve bu durumun kuşkuya yer bırakmayacak açıklıkta somut olarak ispatlanmış olması halinde hukuki etkililiğinden söz edilebilir.
Dosyanın incelenmesinden, her ne kadar Mahkemece, 6183 sayılı Kanun’un ilgili maddelerinden de bahsedilerek 4760 sayılı Kanun’un 13. maddesinin 5. fıkrası kapsamında takdir komisyonu kararına istinaden yapılan cezalı tarhiyatın hukukiliğinin incelenmesi suretiyle iptal kararı verildiği anlaşılmış ise de, ödeme emrinin iptali istemiyle açılan işbu davada, davacı tarafından ileri sürülen iddiaların hangilerinin “borcum yoktur” kapsamında nitelendirildiğinin belirtilmesi suretiyle, söz konusu iddiaların bu kapsamda değerlendirilip değerlendirilemeyeceği hususunun gerekçelendirilmesi suretiyle yeniden karar verilmek üzere temyize konu kararın bozulması gerekmiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin kabulüne,
2. …Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Daireye gönderilmesine,
4. 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 13. maddesinin (j) bendi parantez içi hükmü uyarınca alınması gereken harç dahil olmak üzere, yargılama giderlerinin yeniden verilecek kararda karşılanması gerektiğine, 24/11/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.