Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/763 E. , 2022/5480 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2020/763
Karar No : 2022/5480
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …’a velayeten …
VEKİLİ : Av…
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı
VEKİLİ : Av…
İSTEMİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, Ümraniye E tipi kapalı cezaevinde hükümlü olarak cezasının infaz edildiği sırada 15/08/2015 tarihinde cezaevi mutfağında uğradığı kaza neticesinde sol elini kaybetmesinde davalı idarenin hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluğunun bulunduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen 200.000,00 TL ile maddi 100.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 300.000,00 TL tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tarafına ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararla; davacının, Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki mevzuat uyarınca kendi isteği ile görevlendirildiği cezaevi mutfağında çalışırken sol elini makineye kaptırması sonucu yaralanması olayında, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; gerek olayın meydana gelişinde ve gerekse de davacının hastaneye sevki sürecinde idareye atfı kabil bir hizmet kusuru bulunmamakla birlikte zararın, cezaevinde hükmün infazı esnasında verilen bir görevin yapılması sırasında meydana geldiği, dolayısıyla zararın görevden kaynaklandığı, zararın sadece zarar gören üzerinde bırakılmayıp tüm topluma yansıtılmasının adalet, eşitlik ve hakkaniyet prensiplerine uygun düşeceğinden, uğranılan zararın idare tarafından kusursuz sorumluluk ilkesi gereğince karşılanmasının gerektiği, öte yandan davacının olay esnasında 50 yaşında olduğu, sivil hayatında mesleğinin aşçılık olduğu, mutfak talimatlarında kıyma makinesinde kesinlikle tokmak kullanılacağının belirtildiği, ancak olay sonrası alınan ifadelerdeki davacının dikkatsizliğine yönelik davacı ve tanık beyanları nazara alındığında meydana gelen olayda davacının yarı yarıya müterafik kusurunun bulunduğu sonucuna varıldığı, uğranılan maddi zararın tespiti amacıyla yaptırılan ve hükme esas alınabilir nitelikte bulunan bilirkişi raporu uyarınca ve davacının % 67 maluliyet oranıyla yapılan hesaplamada yine davacının müterafik kusuru da gözetilerek 40.825,60 TL maddi ve olay nedeniyle yaşanılan acı ve üzüntü karşılığı 20.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Taraflarca istinaf başvurusunda bulunulması üzerine … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; esasa yönelik istinaf başvurularının reddine, davalı idare lehine, reddedilen tazminat miktarı üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin üçüncü kısmına göre nispi vekalet ücretine hükmedileceğinin, ancak bu ücretin kabul edilen miktar üzerinden davacı lehine hükmedilen nispi vekalet ücreti miktarını geçemeyeceği gerekçesiyle davacı istinaf başvurusunun kısmen kabulüne karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI :
Davacı tarafından, kendisinin aşçı kabul edilerek müterafik kusur verilmesine rağmen hesaplamada aşçı maaşı değil de asgari ücretin kullanılmasının çelişki yarattığı, hükümlü iken kendi isteği ile mutfakta çalışmak gibi bir durumun söz konusu olmayacağı, daha önce yapmadığı bir görevin o gün kendisine verildiği, diğer kişilere göre daha fazla efor sarf etmek zorunda olacağı, cezaevinde bulunacağı günler için de hesaplama yapılması gerektiği, şartlı tahliye koşullarının değişip af çıkma ihtimali varken cezaevinde kalacağı sürenin kesin olarak hesaplanmaması gerektiği, faiz başlangıcının olay tarihinden itibaren olması gerektiği, manevi tazminatın az olduğu gerekçeleriyle Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, davacının kendi isteğiyle mutfak bölümünde çalışmak için talepte bulunduğu, kıyma makinasının kullanımı konusunda uyarıldığı, önlem alması gerektiğinin bildirildiği, bu durumların kamera kaydıyla sabit olduğu, davacının ifadesinde olay günü dalgınlıkla ve kendi hatasıyla elini kaptırdığını beyan ettiği, idarenin hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluğunun bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Taraflarca savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Davalı idarenin temyiz isteminin reddine, davacının temyiz isteminin kabulüne karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 17. maddesinin 2. fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Dava dosyasının incelenmesinden; Ümraniye E tipi kapalı cezaevinde hükümlü olarak cezası infaz edilen ve mesleği aşçılık olan davacının, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 31.maddesinde yer alan; “İyi halli hükümlüler, idare ve gözlem kurulu kararı ile kurum yönetimi tarafından durumlarına uygun kurum içi hizmetlerde çalıştırılabilir.” hükmüne ve buna ilişkin Tüzük ve Yönetmelikte belirtilen kurallara istinaden kendi isteğiyle cezaevi mutfağında çalıştığı, 15/08/2015 tarihinde cezaevi mutfağında yemek yaparken kıyma makinesine elini kaptırdığı, yaşanan bu olay üzerine hastaneye sevk edildiği, olay sonucunda sol elini bilekten kaybettiği, sözkonusu olay nedeniyle davalı idarenin hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluğu bulunduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen 200.000,00 TL maddi ile 100.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 300.000,00 TL tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tarafına ödenmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Kusursuz (objektif) sorumluluk, kamu hizmetinin görülmesi sırasında kişilerin uğradıkları özel ve olağan dışı zararların idarece tazmini esasına dayanmakta olup; kusur sorumluluğuna oranla ikincil derecede bir sorumluluk türüdür. Başka bir anlatımla idare, hukuka uygun olarak yürüttüğü hizmetin doğrudan sonucu olan, idari faaliyet ile nedensellik bağı kurulabilen, istisnai bir risk sonucu oluşan, özel ve olağan dışı zararları kusursuz sorumluluk ilkesi gereği tazmin etmekle yükümlüdür.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
A) Bölge İdare Mahkemesi Kararının, Davacının Maddi Tazminat İstemine İlişkin Kısmının İncelenmesi:
Davacının Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki mevzuat uyarınca görevlendirildiği cezaevi mutfağında çalışırken sol elini makineye kaptırması sonucu yaralanması olayında, gerek olayın meydana gelişinde ve gerekse de davacının hastaneye sevki sürecinde idareye atfı kabil bir hizmet kusuru bulunmamakla birlikte zararın, cezaevinde hükmün infazı esnasında verilen bir görevin yapılması sırasında meydana geldiği, dolayısıyla görevden kaynaklandığı anlaşılmakla, uğranılan zararın idare tarafından kusursuz sorumluluk ilkesi gereğince karşılanmasının gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden, davacının engel durumunun tespiti amacıyla yapılmış farklı sonuçlar elde edilmiş üç farklı sağlık raporunun bulunduğu, 2015 tarihli Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 12/10/2015 tarihli sağlık kurulu engelli raporunda % 60 engel oranının tespit edildiği, Abant İzzet Baysal Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 03/05/2017 tarihli sağlık kurulu raporunda % 56 engel oranının tespit edildiği ve son olarak karara esas alınan Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 11/06/2018 tarihli sağlık raporunda % 67 engel oranı tespiti yapılmıştır.
Ancak, karara da esas alınan son raporun hesaplamasında dava konusu kıyma makinesine elini kaptırması nedeniyle sol elini bilekten kaybetmesi olayı ile alakasız olarak görme ve işitme duyularındaki engellerin de engel oranı tespitinde dikkate alındığı görülmüş olup, davacının sadece dava konusu olay nedeniyle uğradığı çalışma gücü kaybı oranını gösteren detaylı sağlık raporunun Adli Tıp Kurumu’ndan temin edilmesi gerekmektedir.
Adli Tıp Kurumundan alınacak sağlık raporundaki çalışma gücü kaybı oranı dikkate alınarak yeniden güç (efor) kaybı konusunda bir karar verilmesi gerekmektedir.
Bu durumda, Bölge İdare Mahkemesince, Adli Tıp Kurumundan alınacak olan rapor dikkate alınarak maddi tazminatın yeniden belirlenmesi gerektiği sonucuna varılmaktadır.
Öte yandan tazminat hesaplaması yapılırken şartlı tahliye tarihi değil bihakkın tahliyenin gerçekleşeceği tarih dikkate alınarak hesaplama yapılmalıdır.
Davacının günlük yaşamını tespit edilecek maluliyeti oranında daha fazla güç (efor) sarf ederek sürdüreceği, bu fazladan sarf edilen efordan kaynaklanan efor kaybı tazminatının, AGİ hariç net asgari ücrete maluliyet oranı uygulanmak suretiyle hesaplanması gerektiği sonucuna varılmaktadır.
Yine davacının, gündelik yaşamını engelli olması nedeniyle daha zor koşullarda yerine getireceğinden AGİ hariç asgari ücret ve maluliyet oranı dikkate alınmak suretiyle bihakkın tahliyesine kadar geçen sürenin de tazminat hesabında dikkate alınması gerektiği açıktır.
B) Bölge İdare Mahkemesi Kararının, Davacının Manevi Tazminat İsteminin Kısmen Kabulüne İlişkin Kısmının İncelenmesi:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın manevi tazminatın kabulüne ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
C) Bölge İdare Mahkemesi Kararının, Davacının Manevi Tazminat İsteminin Kısmen Reddine İlişkin Kısmının İncelenmesi:
Manevi tazminat, kişinin mal varlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik bir tazmin aracı değil, manevi değerlerinde bir eksilme meydana gelen ve yaşama sevinci ve zevki azalan kişinin manen tatminini sağlamaya yönelik bir tazmin aracıdır. Manevi zararın başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Manevi tazminat, olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlamaktadır. Tam yargı davalarının ve manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın, zararın ve varsa idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri hak ihlallerinin bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı olacak şekilde belirlenmesi, bununla birlikte olayın meydana geliş şekli, idari faaliyetin niteliği, zararlı sonuca etkisi ve idarenin sorumluluk sebebi gözetilerek hakkaniyetli ve makul bir tutarı aşmaması gerekmektedir.
Buna göre, manevi tazminat takdir edilirken, davacı yönünden, manevi tatmin duygusunu sağlamaya yetecek, zarara yol açan idari faaliyet sonucu duyulan elem ve ızdırabın kişi üzerindeki etki ve ağırlığını karşılayacak düzeyde olmasına; davalı yönünden ise, hakkaniyet sınırlarını aşmayan, ölçülü, adil dengeyi sağlayacak ve aşırı mali külfet oluşturmayacak makul bir seviyede olmasına dikkat edilmesi gerektiği açıktır.
Temyiz konusu İdare Mahkemesi kararıyla, davacının olay nedeniyle çektiği acı ve ıstıraplarını kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla olayın meydana geliş şekli, olay tarihi, paranın alım gücü göz önünde bulundurarak manevi tazminat isteminin 20.000,00 TL kısmının kabulüne, kalan kısmının reddine karar verilmiş ise de; dava konusu olayın davacı üzerinde yarattığı etki ve yaşattığı sıkıntılar göz önünde bulundurulduğunda; İdare Mahkemesince davacı için takdir edilen manevi tazminat miktarının, duyulan elem ve ıstırabı kısmen de olsa giderecek düzeyde olmadığı görülmektedir.
Bu durumda, Bölge İdare Mahkemesince, manevi tazminatın amaç ve niteliği ile Adli Tıp Kurumundan alınacak olan rapor dikkate alınarak manevi tazminatın yeniden belirlenmesi gerektiği sonucuna varılmaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin REDDİNE,
2. Davacının temyiz isteminin KABULÜNE,
3. Davanın kısmen kabulüne kısmen reddine ilişkin … İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun esastan reddi, vekalet ücreti yönünden kabulü yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının maddi tazminata ilişkin kısmı ile manevi tazminatın reddine ilişkin kısmın BOZULMASINA, manevi tazminatın kabulüne ilişkin kısmının ONANMASINA,
4. Bozulan kısımlar yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 24/11/2022 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.