Danıştay Kararı 4. Daire 2019/1285 E. 2022/6770 K. 23.11.2022 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2019/1285 E.  ,  2022/6770 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2019/1285
Karar No : 2022/6770

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)

VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : ….

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi …. Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, … Elektrik Elektronik Makina Kimya Ürünleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’nin vergi borçları için şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emirlerinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…., K:… sayılı kararda; davacı adına düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emirleri içeriği vergi borçlarına ilişkin olarak asıl borçlu şirket adına düzenlenen … tarih … sayılı ve … tarih … sayılı ödeme emirlerinin şirket müdürü ….adresine tebligata çıkarıldığı, ancak tebliğ edilemediğinden 28/06/2016 tarihinde iade edildiği, asıl borçlu şirkete tebliğ edilememesi üzerine kanuni temsilcilik sıfatı 20/03/2013 tarihinde sona eren … ikametgahında şirketin kanuni temsilcisi sıfatıyla 20/09/2016 tarihinde eşine tebliğinin yapıldığı, 03/08/2009 ila 20/03/2013 tarihleri arasında asıl borçlu şirketin ortağı ve kanuni temsilcisi olan … şirketteki hisse ve müdürlük yetkisinin devrinden sonra 20/09/2016 tarihinde tebliğ edilmesinin, usulüne uygun olarak yapılan geçerli bir tebliğin hüküm ve sonuçlarını doğurmadığı; davacı adına düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emri içeriği vergi borçlarına ilişkin olarak asıl borçlu şirket adına düzenlenen … tarih ve …sayılı ödeme emrinin de bilinen adreslerinde bulunamadığından bahisle … tarihinde mükellefiyeti vergi dairesince re’sen terkin edilen asıl borçlu şirketin … tarihinden itibaren kanuni temsilcisi ve %100 hisseli ortağı olan … vergi dairesince bilinen ikametgah adresine 29/07/2015 tarihinde memur eliyle tebliğe çıkarıldığı, “mükellef devamlı ikamet etmemekte, ara sıra köye gelir gider, adresi bilinmiyor” şerhiyle mahalle muhtarı beyan ve imzasına düzenlenen adres tespit tutanağı ile tebliğ edilemeyerek 05/08/2015 tarihinde iade olması üzerine 13/11/2015 tarihinde … gazetesinde ilanen tebliğ yoluna gidildiği, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 102. maddesine aykırı olarak muhatabın geçici olarak başka bir yere gittiği muhtar beyan ve imzasıyla tespit edilen olayda tebliği çıkaran merci tarafından tayin olunacak münasip bir süre sonra yeniden tebliğe çıkarılmadan ilanen tebliğ edildiği, şirket adına düzenlenen ödeme emrinin kanuni temsilcinin bilinen adresinde usulüne uygun tebliğ işlemlerinin tamamlanmadığı ve ilanen tebliğ koşullarının gerçekleşmediği anlaşıldığından, dava konusu ödeme emrinde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare vekili tarafından, yapılan işlemin hukuka uygun olduğu, aksi yönde verilen Vergi Dava Dairesi kararında bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.

TETKİK HÂKİMİ : ….

DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi …. Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:…. sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 23/11/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :
Dairemizin, Vergi Dava Dairesi kararının, … tarih ve … ana takip no’lu ödeme emrinin kabulüne yönelik kısmına davalı idarece yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmının onanması yönündeki kararına katılmakla birlikte dava konusu … tarih ve …ana takip no’lu ödeme emrinin kabulüne yönelik kısmına davalı idarece yapılan istinaf başvurusu yönünden;
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un uyuşmazlık tarihinde yürürlükte bulunan 35. maddesinde limited şirket ortaklarının,
şirketten tahsil imkanı bulunmayan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacağı ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacakları, olay tarihinde yürürlükte olan, 55. maddesinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere 7 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı; 58. maddesinde ise, kendilerine ödeme emri tebliğ olunanların, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zaman aşımına uğradığı hakkında itirazda bulunabileceği hükümleri yer almaktadır.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun, “Tebliğ Esasları” başlıklı 93. maddesinde, tahakkuk fişinden gayri, vergilendirme ile ilgili olup, hüküm ifade eden bilumum vesikaların ve yazıların adresleri bilinen gerçek ve tüzel kişilere posta vasıtasıyla ilmuhaberli taahhütlü olarak, adresleri bilinmeyenlere ilan yolu ile tebliğ edileceği; aynı Kanunun, olay tarihinde yürürlükte olan, “Tebliğ Evrakının Teslimi” başlıklı 102. maddesinde de, muhatabın zarf üzerinde yazılı adresini değiştirmesinden dolayı bulunamamış olması halinde posta memurunun durumu zarf üzerinde yazacağı ve mektubun posta idaresince derhal tebliği yaptıran daireye geri gönderileceği, son fıkrasında da, yukarıda fıkralarda yazılı işlemlerin komşularından bir kişi veya muhtar veya ihtiyar heyeti üyelerinden veyahut bir zabıta memuru huzurunda icra ve keyfiyeti taahhüt ilmuhaberine yazılarak tarih ve imza vazedilmek ve hazır bulunanlara da imzalattırmak suretiyle tespit olunacağı; 103. maddesinde ise, muhatabın adresi hiç bilinmezse, muhatabın bilinen adresi yanlış veya değişmiş olur ve bu yüzden gönderilmiş olan mektup geri gelirse, başkaca sebeplerden dolayı posta ile tebliğ yapılmasına imkan bulunmazsa tebliğin ilan yoluyla yapılacağı hüküm altına alınmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, davacının ortağı olduğu asıl borçlu … Hırdavat Metal Elektrik Elektronik Makina Kimya Ürünleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi adına düzenlenen davacı adına düzenlenen …. tarih ve … ödeme emri içeriği vergi borçlarına ilişkin olarak asıl borçlu şirket adına düzenlenen … tarih ve …. sayılı ödeme emrinin de bilinen adreslerinde bulunamadığından bahisle 05/02/2015 tarihinde mükellefiyeti vergi dairesince re’sen terkin edilen asıl borçlu şirketin 20/03/2013 tarihinden itibaren kanuni temsilcisi ve %100 hisseli ortağı olan … vergi dairesince bilinen ikametgah adresine 29/07/2015 tarihinde memur eliyle tebliğe çıkarıldığı, “mükellef devamlı ikamet etmemekte, ara sıra köye gelir gider, adresi bilinmiyor” şerhiyle mahalle muhtarı beyan ve imzasına düzenlenen adres tespit tutanağı ile tebliğ edilemeyerek 05/08/2015 tarihinde iade olması üzerine 13/11/2015 tarihinde … postası gazetesinde ilanen tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, mükellefiyeti vergi dairesince re’sen terkin edilen asıl borçlu şirketin kanuni temsilcisi olan … bilinen adresinde bulunmadığı hususu muhtar nezdinde usulüne uygun olarak düzenlenen adres tespit tutanağı ile ortaya konulduğu ve kanunun amaçladığı anlamda tebliğ imkansızlığının gerçekleştiği anlaşılmıştır.
Açıklanan nedenle, Mahkemenin 2017/5 sayılı ödeme emrinde yer alan borçlara ilişkin kısmına yönelik kabul kararına ilişkin istinaf başvurusunun reddine karar veren Vergi Dava Dairesi kararında hukuka uygunluk bulunmadığından, Dairemiz kararının buna ilişkin kısmına katılmıyorum.