Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2020/3735 E. , 2022/6787 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2020/3735
Karar No : 2022/6787
DAVACI : … Hizmetleri Sanayi Ticaret Limited Şirketi
VEKİLİ : Av. …
DAVALI : … Düzenleme ve Denetleme Kurumu (… Bakanlığı)
VEKİLİ : Av. …
DAVANIN KONUSU :
20/03/2020 tarihli ve 31074 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Genel Şartlar” başlıklı Tebliğ’in 3. maddesi ile değişik aynı Genel Şartlar’ın B.2. maddesinin 2.1. fıkrasının ikinci paragrafının ilk cümlesinde yer alan “Hasar halinde, hasar gören parça, onarımı mümkün değilse veya eşdeğer parça veya yeniden kullanılabilir parça ile değişimine imkân yok ise orijinali ile değiştirilir.” şeklindeki düzenleme ile üçüncü paragrafının iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI :
Dava konusu düzenlemeler ile orijinal parça yerine kullanılacak parçalar nedeniyle aracın başka yerinde oluşabilecek bozukluk veya hasarların karşılanması hususunda araç sahipleri ile üreticilerin karşı karşıya gelmelerinin söz konusu olabileceği gibi orjinal olmayan, daha önce kullanılmış ve yıpranmış yedek parçadan dolayı güvenlik risklerinin de ortaya çıkabileceği, eşdeğer parçaların kalite ve standartlarını belirleyen bir kurum ve kuruluş bulunmadığından kullanılan parçaların denetlenemediği, çıkma ve sökme parçaların sigorta şirketlerince karşılanan hasar onarımlarında sigortalı ya da mağdur onayı haricinde kullanılmamasının kişi ve kamu yararı gereği olduğu, ayrıca Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı tarafından 14/05/2015 tarihli ve 29355 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan ve 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren Tebliğ’de yer alan benzer düzenlemenin Danıştay Onbeşinci Dairesinin 27/06/2018 tarihli ve K:2018/6093 sayılı kararı ile iptal edildiği, idarenin hukuka aykırı bulunarak iptal edilen bu düzenlemeyi benzer şekilde yeniden düzenlediği, bu kararın gerekçesi gözetildiğinde dava konusu düzenlemede de hukuka uyarlık bulunmadığı öne sürülmektedir.
DAVALININ SAVUNMASI :
Dava konusu düzenlemenin 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 11. maddesinde yapılan değişiklikle idareye verilen yetki kapsamında yürürlüğe konulduğu, davacının iddialarına dayanak teşkil eden iptal kararının bu yetkiden önceki düzenlemelere yönelik bir karar olduğu; eşdeğer parça uygulamasının 20/03/2020 tarihli değişiklik ile değil, 12/08/2003 tarihli ve 25197 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları (mülga) ile getirilen bir esas olduğu, maddi teminat kapsamında bulunan eşdeğer parça kullanımının en yalın amacının zarar gören motorlu aracın değer düşüklüğü ya da değer artışına maruz bırakılmadan sigortacılık ilkeleri çerçevesinde kaza öncesi durumuna getirilerek gerçek zararın izale edilmesi olduğu, bu durumun sigortacılıkta zenginleşme yasağı ilkesi ve trafik sigortası sözleşmesinin kurulması aşamasında sözleşmenin tarafı olmayan üçüncü şahısların hak ve menfaatlerinin korunması açısından önem taşıdığı, bu şekilde trafik sigortasında kamu otoritesi tarafından hasarlı motorlu aracın onarılması mümkün olmayan parçalarının değişiminde asgari bir standardın getirilmiş olduğu, hasar tazmininin her durumda orijinal parça ile yapılması durumunda söz konusu parçaların kullanımından dolayı ortaya çıkan yıpranma payı veya daha önceki hasarlar gibi unsurlar göz ardı edilmiş olacağından sebepsiz zenginleşmeye neden olabileceği, dolayısıyla motorlu araç parçalarının değişiminde eşit değerde parçaların kullanılmasının Yargıtay’ın Genel Şartlar kapsamındaki trafik kazalarında uyguladığı gerçek zararın tazmini ilkesinin gerektirdiği bir zorunluluk olduğu, ayrıca her durumda orijinal parça kullanılmasının tazminat tutarlarının artmasına bağlı olarak primlerin yükselmesine sebep olarak tüketicilerin (sigortalıların) aleyhine sonuç doğuracağı, Genel Şartlar kapsamında yer alan eşdeğer parça ve yeniden kullanılabilir parça uygulamalarının, 5684 sayılı Kanun’la idareye verilmiş yetki sınırları içerisinde, Yargıtay genel kabulleri, sigortacılık temel prensipleri, sigortacılık sektörü ile Ülke ekonomisi göz önünde bulundurularak yürürlüğe konulduğu ve hukuka uygun olduğu belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
Dava konusu 20/03/2020 tarihli ve 31074 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Genel Şartlar” başlıklı Tebliğ’in 3. maddesi ile Genel Şartlar’ın B.2. maddesinin 2.1. fıkrasını değiştiren hükümlerin ikinci ve üçüncü paragrafında yer alan ifadeler, 04/11/2021 tarihli ve 31679 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Genel Şartlar”ın 9. maddesi ile yeniden düzenlendiğinden konusu kalmayan düzenleyici işlemler hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği belirtilmektedir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Dava konusu işlemin iptali gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : Berrin KARINCA
DÜŞÜNCESİ : 20/03/2020 tarihli ve 31074 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Genel Şartlar”ın 3. maddesi ile değiştirilen; Genel Şartlar’ın B.2. maddesinin 2.1. fıkrasını değiştiren hükümlerin 2. fıkrasında yer alan; “Hasar halinde, hasar gören parça, onarımı mümkün değilse veya eşdeğer parça veya yeniden kullanılabilir parça ile değişimine imkan yok ise orijinali ile değiştirilir.” kısmı ile 3. fıkrasında yer alan “Eşdeğer veya yeniden kullanılabilir parça ile değişim mümkün olduğu halde sorumluluğu, sigortacının kaza tarihi itibarıyla benzer hasarlardaki onarım uygulamasına göre, eşdeğer veya yeniden kullanılabilir parça bedeli ile sınırlıdır. Sigortacı bu paragraf kapsamındaki henüz tamire başlanmadan önce yapılan başvuru sonucu onaya ilişkin tercihini hasar ihbar tarihini takip eden üç işgünü içinde onarım merkezine veya hak sahibine bildirmediği durumda onayı olduğu varsayılır. İspat yükümlülüğü sigortacıya aittir.” hükümlerinin kanunlara ve hukuka aykırı olması sebebiyle iptali istenilmektedir.
15/08/2003 tarihinde yürürlüğe giren Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nda; “Hasar halinde, hasar gören parça, onarımı mümkün değilse veya eşdeğeri parça ile değiştirilme imkanı yok ise yenisi ile değiştirilir. Bu durumda taşıtta bir kıymet artışı meydana gelse dahi bu fark tazminat miktarından indirilmez.” kuralına yer verilmiştir.
Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı tarafından 14/05/2015 tarihli ve 29355 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan ve 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe girerek 12/08/2003 tarihli ve 25197 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nı yürürlükten kaldıran Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın (Genel Şartlar) B.2. “Tazminat ve Giderlerin Ödenmesi” başlıklı maddesinin 2.1. fıkrasında; “Hasar halinde, hasar gören parça, onarımı mümkün değilse veya eşdeğer parça veya ömrünü tamamlamış araçlar mevzuatı kapsamındaki araçlardan elde edilen orijinal parça ile değişimine imkân yok ise orijinali ile değiştirilir. Kaza tarihine göre model yılından itibaren 3 yılı geçmeyen motorlu araçlarda hasar gören parça, onarımı mümkün değilse öncelikle orijinali ile değiştirilir, orijinal parçanın bulunmaması durumunda eşdeğer veya ömrünü tamamlamış araçlar mevzuatı kapsamındaki araçlardan elde edilen orijinal parça ile değiştirilir. Ancak model yılından itibaren 3 yılı geçmeyen motorlu araçta hasar gören parçanın orijinal olmadığı durumda eşdeğer veya ömrünü tamamlamış araçlar mevzuatı kapsamındaki araçlardan elde edilen orijinal parça ile değişim yapılır. Bu paragraf uygulaması sonucu araçta bir kıymet artışı meydana gelse dahi bu fark tazminat miktarından indirilemez.” hükmü yer almıştır.
Olayda, dava dışı … Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi tarafından, Genel Şartlar’ın yukarıda açıklaması yer alan düzenlemesini de içeren muhtelif maddelerinin iptali istemiyle Danıştay Onbeşinci Dairesinin E:2015/6282 sayılı dosyasında açılan davada; Tebliğ’in “B.2. Tazminat ve Giderlerin Ödenmesi” başlıklı maddesinin 2.1. fıkrasının ikinci bendinin birinci cümlesinde yer alan “Hasar halinde, hasar gören parça, onarımı mümkün değilse veya eşdeğer parça veya ömrünü tamamlamış araçlar mevzuatı kapsamındaki araçlardan elde edilen orijinal parça ile değişimine imkân yok ise orijinali ile değiştirilir.” düzenlemesi, anılan Daire tarafından verilen 27/06/2018 tarihli ve K:2018/6094 sayılı kararla, “Sigortalı aracın zarar verdiği araçta, hasarlı parçanın tamir edilmesi mümkün değil ise, hasarlı parça orjinal ise; öncelikle orjinal parçayla değişimi, hasar gören araç sahibinin onayı bulunması veya orjinal parçayla değişiminin mümkün olmaması halinde eşdeğer parça veya ömrünü tamamlamış araçlar mevzuatı kapsamındaki araçlardan elde edilen orijinal parça ile değişimi hakkaniyet gereği olup, değişim önceliğini eşdeğer parça veya ömrünü tamamlamış araçlar mevzuatı kapsamındaki araçlardan elde edilen orijinal parçaya veren düzenlemede hukuka uyarlık bulunmadığı; aksi halde, hasar gören aracın model yılından itibaren üç yıl geçmiş olsa da, herhangi bir nedenle hasar tarihinden önce orjinali ile değiştirilmiş olan parçanın, eşdeğer veya ömrünü tamamlamış araçlar mevzuatı kapsamındaki araçlardan elde edilen orijinal parçayla değiştirilmesi sonucunu doğuracağı,” gerekçesiyle iptal edilmiş; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen 16/03/2020 tarih ve E:2018/4425, K:2020/746 sayılı kararla da bu düzenlemenin iptali yolundaki hüküm onanarak kesinleşmiştir.
20/03/2020 tarihli ve 31074 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Genel Şartlar başlıklı Tebliğ’in 3. maddesinin 2. fıkrası ile Genel Şartlar’ın dava konusu düzenlemeyi içeren B.2. “Tazminat ve Giderlerin Ödenmesi” başlıklı maddesinin 2.1. fıkrası; “Sigortacı; hak sahibinin, kaza veya zararın tespit edilebilmesi için bu Genel Şartlar ekinde yer alan gerekli tüm belgeleri sigortacının merkez veya şubelerinden birine ilettiği tarihten itibaren sekiz işgünü içinde tazminatı hak sahibine öder. Sigortacının kendisine iletilen belgelere haklı olarak itiraz etmesi veya kendisinin hak sahibinden ya da başka bir kurumdan haklı olarak yeni bir belge talep etmesi halinde söz konusu süre yeni talep edilen belgenin sigortacının merkez veya şubelerinden birine iletilmesinden sonra başlar. Sigortacı hak sahibinden münhasıran hak sahibinin tazminat hakkını etkileyen bilgi ve belgeleri talep edebilir. Hasar halinde, hasar gören parça, onarımı mümkün değilse veya eşdeğer parça veya yeniden kullanılabilir parça ile değişimine imkân yok ise orijinali ile değiştirilir. Bu paragraf uygulaması sonucu araçta bir kıymet artışı meydana gelse dahi bu fark tazminat miktarından indirilemez. Eşdeğer veya yeniden kullanılabilir parça ile değişim mümkün olduğu halde, sigortacının bilgisi ve onayı dahilinde olmadan orijinal parça ile onarım sağlanır ise sigortacının sorumluluğu, sigortacının kaza tarihi itibarıyla benzer hasarlardaki onarım uygulamasına göre, eşdeğer veya yeniden kullanılabilir parça bedeli ile sınırlıdır. Sigortacı bu paragraf kapsamındaki henüz tamire başlanmadan önce yapılan başvuru sonucu onaya ilişkin tercihini hasar ihbar tarihini takip eden üç işgünü içinde onarım merkezine veya hak sahibine bildirmediği durumda onayı olduğu varsayılır. İspat yükümlülüğü sigortacıya aittir.” şeklinde yeniden kurala bağlanmıştır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 93. maddesinde, zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları, teminat tutarları ile tarife ve talimatlarının Hazine Müsteşarlığının bağlı bulunduğu Bakanlıkça tespit edilerek Resmi Gazetede yayımlanacağı hükmüne yer verilmiş, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 11. maddesinde de sigorta sözleşmelerinin ana muhtevasının, müsteşarlıkça onaylanan ve sigorta şirketlerince aynı şekilde uygulanacak olan genel şartlara uygun olarak düzenleneceği belirtilmiştir.
2918 sayılı Kanun’un 85. maddesinde; “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.” hükmü; 86. maddesinde; “İşleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur. Sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilir.” hükmü; dava konusu düzenlemenin yayımlandığı tarih itibarıyla da 90. maddesinde; (Değişik:14/4/2016-6704/3 md.) “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” hükmü; 91. maddesinde; “İşletenlerin, bu Kanunun 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.” hükmü; 92. maddesinde, “Aşağıdaki hususlar, zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamı dışındadırlar. a) İşletenin; bu Kanun uyarınca eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilere karşı yöneltebileceği talepler, b) İşletenin; eşinin, usul ve füruunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin mallarına gelen zararlar nedeniyle ileri sürebilecekleri talepler, c) İşletenin; bu Kanun uyarınca sorumlu tutulmadığı şeye gelen zararlara ilişkin talepler, d) Bu Kanunun 105 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre zorunlu mali sorumluluk sigortasının teminatı altında yapılacak motorlu araç yarışlarındaki veya yarış denemelerindeki kazalardan doğan talepler, e) Motorlu araçta taşınan eşyanın uğrayacağı zararlar, f) Manevi tazminata ilişkin talepler. g) (Ek: 14/4/2016-6704/4 md.) Hak sahibinin kendi kusuruna denk gelen tazminat talepleri, h) (Ek: 14/4/2016-6704/4 md.) İlgililerin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan tazminat talepleri, i) (Ek: 14/4/2016-6704/4 md.) Bu Kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler.” hükmü; 111. maddesinde de; “Bu Kanunla öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalar geçersizdir. Tazminat miktarlarına ilişkin olup da, yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir.” hükmü yer almıştır.
Öte yandan, Anayasa Mahkemesi’nin 17/07/2020 tarihli ve 30684 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 17/07/2020 tarihli ve E:2019/40, K:2020/40 sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “…ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92. maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.
5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 11. maddesinin birinci fıkrasında da, sigorta sözleşmelerinin ana muhtevasının, müsteşarlıkça onaylanan ve sigorta şirketlerince aynı şekilde uygulanacak olan genel şartlara uygun olarak düzenleneceği; altıncı fıkrasında ise, “Hasarın giderilmesine ve tazminatın ödenmesine yönelik olarak ilgili mevzuat çerçevesinde orijinale eşdeğerliği belgelendirilmiş parçaların kullanılmasına ilişkin usul ve esaslar ilgili sigorta genel şartlarında belirlenir.” hükmü yer almaktadır.
26/06/1974 tarihinde imzalanan ve 04/11/1999 tarihli ve 4477 sayılı Kanun ile onaylanması uygun bulunan Motorlu Taşıtlar Zorunlu Malî Sorumluluk Sigortasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi’nin 1. maddesinin birinci fıkrasında, akit tarafların motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle zarar gören kişilerin tazminat taleplerinin kurulacak zorunlu sigorta sistemi vasıtasıyla teminat altına alınmasına ilişkin yükümlülükleri düzenlenmiş, Sözleşme’nin 10. maddesinin birinci fıkrasında motorlu taşıtın sigorta ettirilmesinden sorumlu kişilerin tespit edilmesi gerektiği ve Sözleşme’ye Ek Hükümler’in 3. maddesinin birinci fıkrasında da sigortanın, sigorta edilmiş taşıtın sahibinin, zilyedinin ve sürücüsünün malî sorumluluğunu teminat altına alması gerektiği kurala bağlanmıştır.
Genel Şartlar’ın “Amaç” başlıklı A.1. maddesinin birinci fıkrasında, Genel Şartlar’ın amacının, 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu uyarınca motorlu araç işletenlerine yüklenen hukuki sorumluluk için düzenlenen Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası’na yönelik ilgililerinin hak ve yükümlülüklerine ilişkin usul ve esasların düzenlenmesi olduğu belirtilmiş; “Tanımlar” başlıklı A.2. maddesinde, “Eşdeğer (Muadil) Parça; “Bir motorlu aracın montajında kullanılan esas-orijinal parçaların değiştirilmesi amacıyla üretilen, ilgili mevzuat (yönetmelik, standard, teknik düzenleme) çerçevesinde belirlenen deney, muayene metotlarına göre orijinal parçayla (kütle, boyut, malzeme ve işlevsellik vb.) kıyaslanarak tespit edilen kriterlere uygunluğunun, (Değişik ibare:RG-20/3/2020-31074) Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından yayımlanan 2015/2 sayılı Motorlu Araç Sigortalarında Eşdeğer Parça Belgeleme Esaslarına İlişkin Genelge ile belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde yetkili kuruluşlarca düzenlenecek belgeler yoluyla belgelendirilmesi gereken parçaları, (Bu kapsamda bir belgenin varlığı durumunda, belge konusu parçaların aksi iddia sahibince kanıtlanana kadar eşdeğer kalitede olduğu varsayılır.); “Orijinal Parça”; “i) Bir motorlu aracın üretiminde veya montajında kullanılan parçalarla aynı kalitede olan ve söz konusu motorlu aracın üretiminde veya montajında kullanılan parçaların veya yedek parçaların üretiminde sağlayıcı tarafından getirilen ölçütlere ve üretim standartlarına göre üretilmiş yedek parçaları, ii) Aracın orijinal parçaları ile aynı üretim bandında üretilen yedek parçaları, (Bu parçaların, söz konusu aracın montajında kullanılan parçalarla aynı kalitede olduğunun ve araç üreticisi tarafından getirilen ölçütlere ve üretim standartlarına göre üretildiğinin Hazine Müsteşarlığınca belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde belgelendirilmesi halinde, belge konusu parçaların aksi iddia sahibince kanıtlanana kadar orijinal yedek parça olduğu varsayılır.)”; “Yeniden Kullanılabilir Parça” ise; “(Ek:RG-20/3/2020-31074) 30/12/2009 tarihli ve 27448 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ömrünü Tamamlamış Araçların Kontrolü Hakkında Yönetmelik kapsamında düzenlenen kodlandırılmış, hasarsız ve takip edilebilir, araç ve can güvenliği ile çevre standartlarını karşılayan parçalar” şeklinde tanımlanmıştır.
Genel Şartlar’ın “eşdeğer parça” tanımlamasında atıf yapılan 2015/2 sayılı Genelge’de, motorlu araç sigortalarında eşdeğer parça belgeleme esasları düzenlenmiş, anılan Genelge’de, Genel Şartlar’da yer alan tanımlamaya uygun olarak eşdeğer parça tanımı; “Bir motorlu aracın montajında kullanılan esas-orijinal parçaların değiştirilmesi amacıyla üretilen, ilgili mevzuat (yönetmelik, standard, teknik düzenleme) çerçevesinde belirlenen deney, muayene metotlarına göre orijinal parçayla (kütle, boyut, malzeme ve işlevsellik vb.) kıyaslanarak tespit edilen kriterlere uygunluğu akredite bir kuruluş tarafından belgelendirilmiş parçadır.” tanımı yapılmıştır.
Dava konusu değişikliğe dayanak teşkil ettiği belirtilen 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 11. maddesinin altıncı fıkrasında, “Hasarın giderilmesine ve tazminatın ödenmesine yönelik olarak ilgili mevzuat çerçevesinde orijinale eşdeğerliği belgelendirilmiş parçaların kullanılmasına ilişkin usul ve esaslar ilgili sigorta genel şartlarında belirlenir.” hükmüne, madde gerekçesinde ise; “Bilindiği üzere, 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85. ve 91. maddeleri gereği araç işletenlerin sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunlu olup, söz konusu risklerin gerçekleşmesi durumunda ilgili sigorta şirketleri tarafından tazminatın kişilerin malvarlığının zarar verici olay öncesi değerine eriştirilmesi sigortacılık ilkelerinin gereğidir. Hasar tedvir sürecinin önemli hususlarından birisi olan parça tedarik sürecinde tarafların karşılıklı menfaat dengesine uygun olarak zararın tazmininde çağdaş uygulama, orijinal olmayan belgeli eşdeğer parçaların da kullanılmasına olanak tanımaktadır. Bu husus sigortacılık ilkelerinin bir gereği olduğu kadar rekabetçiliğin de bir şartıdır. Ayrıca, bu uygulama ile bu parçaların üretimini yapan yerli sanayimize de katkı sağlanmış olacaktır. Bu çerçevede, parça tedarikinde belgelendirilmiş olmak kaydıyla parçaların kullanılmasını teminen madde hazırlanmıştır.” açıklaması bulunmaktadır.
5684 sayılı Kanun ile trafik sigortası olarak da adlandırılan karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında, parça tedarik sürecinde orijinale eşdeğerliği belgelendirilmiş parçaların da kullanılması imkanının getirilerek bu parçaların üretimini yapan yerli sanayinin desteklenmesinin hedeflendiği ve yürütme organına orijinale eşdeğerliği belgelendirilmiş parçaların kullanılmasına ilişkin usul ve esasları Genel Şartlar’da belirleme yetkisi verildiği görülmektedir.
İptali istenen hükümlerde, zarara uğrayan araçtaki parça onarımının mümkün olup olmadığına ya da eşdeğer parça veya yeniden kullanılabilir parça ile değiştirilme imkanı bulunup bulunmadığına göre, onarımın yapılması sırasında kullanılacak parçanın ne olacağı konusunda tespitlere yer verildiği, aracın onarımında kullanılacak parçaların niteliği ve önceliği hususunda düzenleme yapıldığı anlaşılmaktadır.
Buna göre, sigortalı aracın zarar verdiği araçta, hasarlı parçanın onarımı mümkün değil ise, hasar gören parçanın niteliğine bakılmaksızın öncelikle eşdeğer parça veya yeniden kullanılabilir parça ile değiştirilmesi, eşdeğer parça veya yeniden kullanılabilir parça ile değişimi mümkün değil ise orijinal parça kullanılması suretiyle hasarın giderilmesi gerektiği belirlenmiştir.
5684 sayılı Kanun uyarınca, dava konusu Genel Şartlar’da yer alan “veya yeniden kullanılabilir parça” ibaresine bakıldığında; yasama organınca, “yeniden kullanılabilir parça”nın hasar tedvir sürecine dahil edilmesi ve/veya bu parçaların kullanılmasına ilişkin usul ve esasların düzenlenmesi hususunda yürütme organına yetki verilmediği halde, sigorta ilişkisinin tarafı olmayan ve doğrudan zarar gören 3. kişilerin araçlarında meydana gelen hasarın rızaları alınmaksızın yeniden kullanılabilir parça ile değiştirilmesine imkan tanınarak yasal bir dayanak olmaksızın mülkiyet hakkına kısıtlama getirildiği anlaşılmakla, dava konusu Tebliğ’in “yeniden kullanılabilir parça” uygulamasını hasar tedvir sürecine dahil eden kısmının hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmıştır. Ayrıca sigortalı aracın zarar verdiği araçta, hasarlı parçanın tamir edilmesi mümkün değilse ve hasarlı parça orjinal ise, öncelikle orjinal parçayla değişimi, hasar gören araç sahibinin onayı bulunması veya orjinal parçayla değişiminin mümkün olmaması halinde eşdeğer parça ile değişimi hakkaniyet gereği olup, her koşulda değişim önceliğini eşdeğer parçaya veren düzenlemede hukuka ve hakkaniyete uygunluk bulunmamaktadır.
Bu itibarla, eşdeğer parça veya yeniden kullanılabilir parçayla onarıma öncelik veren dava konusu düzenlemenin hukuka aykırı olduğu anlaşıldığından, sigortacının bilgi sahibi olmadığı durumlarda sorumluluk alanını, eşdeğer parça veya yeniden kullanılabilir parça ile sınırlayan düzenleme de hukuka aykırıdır.
Uyuşmazlık, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Genel Şartlar’a ilişkin Tebliğ’in 3. fıkrası yönünden incelendiğinde;
2918 sayılı Kanun’un “İşleten ve araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin hukuki sorumluluğu” başlıklı 85. maddesi uyarınca motorlu araç işleten ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, motorlu aracın işletilmesi sebebiyle meydana gelen destekten yoksun kalma zararını, bedensel zararı ve eşya zararını tazmin ile yükümlü kılınmıştır. Ancak bu zararların tazmin edilebilmesi, işletenin ekonomik gücüne bağlı olduğundan bu durumun hakkaniyete aykırı sonuçlara yol açabileceğini öngören kanun koyucu, Motorlu Taşıtlar Zorunlu Malî Sorumluluk Sigortasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi’nin de gereği olarak zorunlu malî sorumluluk sigortası yaptırma yükümlülüğünü getirmiştir. Bu kapsamda, 2918 sayılı Kanun’un 91. maddesinin birinci fıkrasında karayolunda motorlu araç işletenlerin, bu Kanun’un 85. maddesinin birinci fıkrasındaki sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunlu kılınmış, Kanun’un 101. maddesinin birinci fıkrasında ise zorunlu mali sorumluluk sigortasının Türkiye’de kaza sigortası dalında çalışmaya yetkili olan sigorta şirketleri tarafından yapılacağı ve bu sigorta şirketlerinin anılan sigortayı yapmakla yükümlü oldukları belirtilmiştir. Dolayısıyla zorunlu mali sorumluluk sigortasının tarafları motorlu araç işleten ile Türkiye’de kaza sigortası dalında çalışmaya yetkili sigorta şirketidir ve sözleşmenin konusu, karayolunda motorlu araç işletenin, motorlu aracın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin uğrayabileceği destekten yoksun kalma zararını, bedensel zararı ve/veya eşya zararını tazmin yükümlülüğünü teminat altına almaktır. Başka bir ifadeyle sigorta şirketinin bu sözleşme ile yüklendiği borç, işletenin motorlu araç işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilere zarar verilmesi hâlinde doğacak tazminat borcunu sigorta teminat limiti dâhilinde ödeme borcudur. Bu sorumluluk sigortası ile motorlu araç işletilmesi nedeniyle zarar gören üçüncü kişinin sigorta kapsamındaki tazminat alacakları teminat altına alınmakla birlikte zarardan sorumlu olan motorlu araç işletenin (sigortalının) kaza riskine karşı ekonomik bakımdan menfaati de korunmaktadır.
5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 11. maddesinde yer alan sigorta sözleşmelerinin ana muhtevasının Müsteşarlıkça onaylanan ve sigorta şirketlerince aynı şekilde uygulanacak olan genel şartlara uygun olarak düzenleneceğine yönelik hükümle ulaşılmak istenen amaç ise madde gerekçesinde, sigorta mevzuatının teknik ve ayrıntılı bilgiler gerektirmesi nedeniyle sigortalı olmak isteyenlerin, sigortanın kapsamına ve ilgili diğer hükümlerine ilişkin doğru ve yeterli bilgiye sahip olarak sözleşme yapmasının sağlanması ve böylelikle sigortalının korunması olarak açıklanmıştır.
2918 sayılı Kanun’un 93. maddesinin birinci fıkrasında zorunlu mali sorumluluk sigortasına ilişkin özel bir düzenleme öngörülmüş ve Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nı düzenleme görev ve yetkisi Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakanlığa verilmiş ve Genel Şartlar’ın Resmî Gazete’de yayımlanacağı kurala bağlanmıştır. Bahsi geçen Müsteşarlık; 10/07/2018 tarihli ve 30474 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Hazine ve Maliye Bakanlığı bünyesinde teşkilatlandırılmıştır.
12/08/2003 tarihli ve 25197 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nda genel itibariyle tazminatın hesaplanması ve kapsamına ilişkin bir hüküm bulunmamakta iken Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı tarafından 14/05/2015 tarihli ve 29355 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak 15/08/2003 yürürlük tarihli Genel Şartlar’ı yürürlükten kaldıran Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nda (Genel Şartlar) sigorta şirketinin tazminat sorumluluğunun hesaplanmasını düzenleyen kurallara da yer verilmiş, Ek:1’de değer kaybının hesaplanmasına, Ek:2’de destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanmasına ve Ek:3’te sürekli sakatlık tazminatının hesaplamasına ilişkin kurallar düzenlenmiş, bununla birlikte Genel Şartlar’ın A.6. maddesinde teminat dışında kalan hâller belirtilerek sigorta şirketinin sorumlu olmayacağı durumlar da belirlenmiştir.
Genel Şartlar’ın yürürlüğe girdiği 01/06/2015 tarihindeki haliyle 2918 sayılı Kanun’un “Maddi ve manevi tazminat” başlıklı 90. maddesinde; “Maddi tazminatın biçimi ve kapsamı ile manevi tazminat konularında Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” hükmüne yer verilerek zorunlu mali sorumluluk kapsamında sigorta şirketi tarafından ödenecek tazminatların kapsamının 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na göre belirleneceği hükme bağlanmış, dolayısıyla anılan madde metninin yürürlükte olduğu dönemde, motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle zarar meydana gelmesi hâlinde hem motorlu aracı işletenin hem de zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesi gereğince bu zarardan dolayı sorumlu olan sigorta şirketinin tazminat borçlarının kapsamı 6098 sayılı Kanun’un haksız fiilden doğan sorumluluğu düzenleyen ve gerçek zararın tazminini öngören hükümlerine göre belirlenmiştir.
2918 sayılı Kanun’un 90. maddesi, 26/04/2016 tarihli ve 29695 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 6704 sayılı Kanun’un 3. maddesi ile “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” şeklinde değiştirilmiş; bu değişiklikle motorlu araç işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin zarara uğraması hâlinde işletenin tazminat borcunun ödenmesini teminat altına almak amacıyla zorunlu kılınan mali sorumluluk sigortası uyarınca sigorta şirketinin borcunun kapsamının öncelikle Karayolları Trafik Kanunu ve bu Kanuna uygun olarak düzenlenen genel şartlara göre belirlenmesi öngörülmüştür.
20/03/2020 tarihli ve 31074 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Genel Şartlar başlıklı Tebliğ’in dava konusu kısımlarına gelince; Genel Şartlar’ın A.5. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin ikinci cümlesinde araç değer kaybı zararının tespitine yönelik usul (sıralı eksper atama usulü) ve esasların (Genel Şart ekinde yer alan esaslara göre belirlenmesinin) düzenlendiği, B.2. maddesinin 2.1. fıkrasının ikinci paragrafının ikinci cümlesi ile üçüncü paragrafında yer alan düzenlemeler ile motorlu araç işletilmesi sebebiyle üçüncü kişinin uğradığı eşya zararı yönünden sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortasından doğan hukuki sorumluluğunun kapsamının belirlendiği; “Ek 1:Değer Kaybı Hesaplaması” kısmının “Formül” başlıklı birinci maddesinde değer kaybının hesaplanma yönteminin belirlendiği, “Teminat Dışında Kalan Haller” başlıklı 2. maddesine eklenen 7. madde ile “Tekerlekli/paletli ve zırhlı toplumsal müdahale araçları, belediye otobüsleri, yol süpürme araçları, itfaiye araçlarındaki hasar sebebiyle yapılan değer kaybı talepleri”nin 2918 sayılı Kanun’da teminat dışında kalan haller arasında yer almamasına rağmen sigorta teminatı kapsamı dışına çıkarıldığı, “Ek 1: Değer Kaybı Hesaplaması” başlıklı kısmına eklenen 3. madde hükmü ile araçta meydana gelen maddi hasarın, aracın rayiç bedelinin %2’sinin altında kalması halinde değer kaybı tazminatının araçta meydana gelen maddi hasar tutarı ile sınırlandırıldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, Tebliğ’in iptali istenen kısımlarında, sigorta şirketinin tazminat borcunun kapsamının belirlendiği, zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında ödenecek tazminatların hesaplanmasına yönelik temel ilke ve kuralların saptandığı; sözleşmenin içeriğine yönelik bu belirlemenin Anayasa’nın 48. maddesinde güvence altına alınan sözleşme özgürlüğünü sınırlandırdığı, sözleşme özgürlüğüne sınırlama getiren düzenlemelerin ise öncelikle Kanun’la yapılması gerektiği, 2918 sayılı Kanun’da ise sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğan borcunun kapsamının tespitine yönelik temel çerçeve ve ilkelerin belirlenmediği görülmektedir.
Anayasa Mahkemesi’nin 09/10/2020 tarihli ve 31269 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 17/07/2020 tarihli ve E:2019/40, K:2020/40 sayılı kararında da yer aldığı gibi “zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin içeriğine ilişkin düzenlemelerin sözleşmenin tarafları olarak motorlu taşıt işleten ile sigorta şirketinin yanında motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle zarara uğrama riskine maruz kalan üçüncü kişiler arasındaki menfaatler dengesinin kurulmasında taraflardan birisi aleyhine ölçüsüzlük teşkil edecek şekilde yürütmeye takdir yetkisi tanıması; üçüncü kişinin yaşam hakkı, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı ile mülkiyet hakkı yönünden olduğu kadar işletenin ve sigorta şirketinin mülkiyet hakkı yönünden de pozitif yükümlülüklerle bağdaşmayabileceği”nden, sigorta şirketinin tazminat borcunun kapsamının belirlenmesi hususu, akdedilmesi yasal olarak zorunlu olan sözleşmenin taraflarının ve zarar gören üçüncü kişilerin Anayasa’nın 35. maddesi uyarınca mülkiyet hakkı kapsamında korunması gereken menfaatlerini ilgilendirmesi nedeniyle de belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir yasal düzenlemeyi gerektirmektedir.
Bu durumda, öncelikle Kanun’la düzenlenmesi gereken bir alanın, davalı idare tarafından yayımlanmış Genel Şartlar ile kurala bağlanması hukuka aykırı olduğundan, davaya konu hükümlerin iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ:
15/08/2003 yürürlük tarihli Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları döneminde “Hasar halinde, hasar gören parça, onarımı mümkün değilse veya eşdeğeri parça ile değiştirilme imkanı yok ise yenisi ile değiştirilir. Bu durumda taşıtta bir kıymet artışı meydana gelse dahi bu fark tazminat miktarından indirilmez.” düzenlemesi benimsenmiştir.
Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı tarafından 14/05/2015 tarihli ve 29355 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan ve 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe girerek 12/08/2003 tarihli ve 25197 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nı yürürlükten kaldıran Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın (Genel Şartlar) B.2. “Tazminat ve Giderlerin Ödenmesi” başlıklı maddesinin 2.1. fıkrasında; “Hasar halinde, hasar gören parça, onarımı mümkün değilse veya eşdeğer parça veya ömrünü tamamlamış araçlar mevzuatı kapsamındaki araçlardan elde edilen orijinal parça ile değişimine imkân yok ise orijinali ile değiştirilir. Kaza tarihine göre model yılından itibaren 3 yılı geçmeyen motorlu araçlarda hasar gören parça, onarımı mümkün değilse öncelikle orijinali ile değiştirilir, orijinal parçanın bulunmaması durumunda eşdeğer veya ömrünü tamamlamış araçlar mevzuatı kapsamındaki araçlardan elde edilen orijinal parça ile değiştirilir. Ancak model yılından itibaren 3 yılı geçmeyen motorlu araçta hasar gören parçanın orijinal olmadığı durumda eşdeğer veya ömrünü tamamlamış araçlar mevzuatı kapsamındaki araçlardan elde edilen orijinal parça ile değişim yapılır. Bu paragraf uygulaması sonucu araçta bir kıymet artışı meydana gelse dahi bu fark tazminat miktarından indirilemez.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Dava dışı … Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi ile … Otomotiv Organizasyon Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi tarafından, Genel Şartlar’ın yukarıda aktarılan düzenlemesini de içeren muhtelif maddelerinin iptali istemiyle Danıştay Onbeşinci Dairesinin E:2015/6282 sayılı dosyasına kayden açılan davada, Tebliğ’in “B.2. Tazminat ve Giderlerin Ödenmesi” başlıklı maddesinin 2.1. fıkrasının ikinci bendinin birinci cümlesinde yer alan “Hasar halinde, hasar gören parça, onarımı mümkün değilse veya eşdeğer parça veya ömrünü tamamlamış araçlar mevzuatı kapsamındaki araçlardan elde edilen orijinal parça ile değişimine imkân yok ise orijinali ile değiştirilir.” düzenlemesi, anılan Dairece verilen 27/06/2018 tarihli ve K:2018/6094 sayılı kararla, “Sigortalı aracın zarar verdiği araçta, hasarlı parçanın tamir edilmesi mümkün değil ise, hasarlı parça orjinal ise; öncelikle orjinal parçayla değişimi, hasar gören araç sahibinin onayı bulunması veya orjinal parçayla değişiminin mümkün olmaması halinde eşdeğer parça veya ömrünü tamamlamış araçlar mevzuatı kapsamındaki araçlardan elde edilen orijinal parça ile değişimi hakkaniyet gereği olup, değişim önceliğini eşdeğer parça veya ömrünü tamamlamış araçlar mevzuatı kapsamındaki araçlardan elde edilen orijinal parçaya veren düzenlemede hukuka uyarlık bulunmadığı; aksi halde, hasar gören aracın model yılından itibaren üç yıl geçmiş olsa da, herhangi bir nedenle hasar tarihinden önce orjinali ile değiştirilmiş olan parçanın, eşdeğer veya ömrünü tamamlamış araçlar mevzuatı kapsamındaki araçlardan elde edilen orijinal parçayla değiştirilmesi sonucunu doğuracağı,” gerekçesiyle iptal edilmiş; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen 16/03/2020 tarihli ve E:2018/4425, K:2020/746 sayılı kararla da bu düzenlemeye yönelik iptal hükmü onanarak kesinleşmiştir.
20/03/2020 tarihli ve 31074 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Genel Şartlar başlıklı Tebliğ’in 3. maddesinin 2. fıkrası ile Genel Şartlar’ın dava konusu düzenlemeyi içeren B.2. “Tazminat ve Giderlerin Ödenmesi” başlıklı maddesinin 2.1. fıkrası; “Sigortacı; hak sahibinin, kaza veya zararın tespit edilebilmesi için bu Genel Şartlar ekinde yer alan gerekli tüm belgeleri sigortacının merkez veya şubelerinden birine ilettiği tarihten itibaren sekiz işgünü içinde tazminatı hak sahibine öder. Sigortacının kendisine iletilen belgelere haklı olarak itiraz etmesi veya kendisinin hak sahibinden ya da başka bir kurumdan haklı olarak yeni bir belge talep etmesi halinde söz konusu süre yeni talep edilen belgenin sigortacının merkez veya şubelerinden birine iletilmesinden sonra başlar. Sigortacı hak sahibinden münhasıran hak sahibinin tazminat hakkını etkileyen bilgi ve belgeleri talep edebilir.
Hasar halinde, hasar gören parça, onarımı mümkün değilse veya eşdeğer parça veya yeniden kullanılabilir parça ile değişimine imkân yok ise orijinali ile değiştirilir. Bu paragraf uygulaması sonucu araçta bir kıymet artışı meydana gelse dahi bu fark tazminat miktarından indirilemez.
Eşdeğer veya yeniden kullanılabilir parça ile değişim mümkün olduğu halde, sigortacının bilgisi ve onayı dahilinde olmadan orijinal parça ile onarım sağlanır ise sigortacının sorumluluğu, sigortacının kaza tarihi itibarıyla benzer hasarlardaki onarım uygulamasına göre, eşdeğer veya yeniden kullanılabilir parça bedeli ile sınırlıdır. Sigortacı bu paragraf kapsamındaki henüz tamire başlanmadan önce yapılan başvuru sonucu onaya ilişkin tercihini hasar ihbar tarihini takip eden üç işgünü içinde onarım merkezine veya hak sahibine bildirmediği durumda onayı olduğu varsayılır. İspat yükümlülüğü sigortacıya aittir.” şeklinde yeniden düzenlenmiştir.
Bakılan dava, 20/03/2020 tarihli ve 31074 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Genel Şartlar” başlıklı Tebliğ’in 3. maddesi ile değişik aynı Genel Şartlar’ın B.2. maddesinin 2.1. fıkrasının ikinci paragrafının ilk cümlesinde yer alan “Hasar halinde, hasar gören parça, onarımı mümkün değilse veya eşdeğer parça veya yeniden kullanılabilir parça ile değişimine imkân yok ise orijinali ile değiştirilir.” hükmü ile 3. paragrafında yer alan “Eşdeğer veya yeniden kullanılabilir parça ile değişim mümkün olduğu halde, sigortacının bilgisi ve onayı dahilinde olmadan orijinal parça ile onarım sağlanır ise sigortacının sorumluluğu, sigortacının kaza tarihi itibarıyla benzer hasarlardaki onarım uygulamasına göre, eşdeğer veya yeniden kullanılabilir parça bedeli ile sınırlıdır. Sigortacı bu paragraf kapsamındaki henüz tamire başlanmadan önce yapılan başvuru sonucu onaya ilişkin tercihini hasar ihbar tarihini takip eden üç işgünü içinde onarım merkezine veya hak sahibine bildirmediği durumda onayı olduğu varsayılır. İspat yükümlülüğü sigortacıya aittir.” hükmünün iptali istemiyle açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun “Amaç” başlıklı 1. maddesinde “Bu Kanunun amacı, karayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafik düzenini sağlamak ve trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri belirlemektir.” hükmüne yer verilmiş; “Tanımlar” başlıklı 3. maddesinde “Araç sahibi: Araç için adına yetkili idarece tescil belgesi verilmiş veya sahiplik veya satış belgesi düzenlenmiş kişidir.” şeklinde, “İşleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır.” şeklinde tanımlanmıştır.
Dava tarihindeki haliyle 2918 sayılı Kanun’un “Hukuki Sorumluluk ve Sigorta” başlıklı “Sekizinci Kısmı”nda yer alan konuyla ilgili düzenlemelere bakıldığında;
“İşleten ve araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin hukuki sorumluluğu” başlıklı 85. maddesinin 1. fıkrasında; “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.”
“İşletenin veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin, sorumluluktan kurtulması veya sorumluluğun azaltılması” başlıklı 86. maddesinde; “İşleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur. Sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilir.”
“Maddi ve manevi tazminat” başlıklı 90. maddesinde; “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.”
“Mali sorumluluk sigortası yaptırma zorunluluğu” başlıklı 91. maddesinin 1. fıkrasında “İşletenlerin, bu Kanunun 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.”
“Zorunlu mali sorumluluk sigortası dışında kalan hususlar” başlıklı 92. maddesinde; “Aşağıdaki hususlar, zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamı dışındadırlar. a) İşletenin; bu Kanun uyarınca eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilere karşı yöneltebileceği talepler, b) İşletenin; eşinin, usul ve füruunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin mallarına gelen zararlar nedeniyle ileri sürebilecekleri talepler, c) İşletenin; bu Kanun uyarınca sorumlu tutulmadığı şeye gelen zararlara ilişkin talepler, d) Bu Kanunun 105 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre zorunlu mali sorumluluk sigortasının teminatı altında yapılacak motorlu araç yarışlarındaki veya yarış denemelerindeki kazalardan doğan talepler, e) Motorlu araçta taşınan eşyanın uğrayacağı zararlar, f) Manevi tazminata ilişkin talepler. g) (Ek:14/4/2016-6704/4 md.) Hak sahibinin kendi kusuruna denk gelen tazminat talepleri, h) (Ek:14/4/2016-6704/4 md.) İlgililerin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan tazminat talepleri, i) (Ek:14/4/2016-6704/4 md.) Bu Kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler.”
“En az sigorta tutarları” başlıklı 93. maddesinin birinci fıkrasında; “Zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları, teminat tutarları ile tarife ve talimatları Hazine Müsteşarlığının bağlı bulunduğu Bakanlıkça tespit edilir ve Resmi Gazetede yayımlanır.”
“Tazminatın azaltılması veya kaldırılması sonucunu doğuran haller” başlıklı 95. maddesinde; “Sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran haller zarar görene karşı ileri sürülemez. Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabilir.”
“Tazminat ve giderlerin ödenmesi” başlıklı 99. maddesinde; “Sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar. Ödemeyi yapan sigortacı, ödenen miktarın sorumluluk oranlarında paylaşılmasını diğer sigortacılardan yazılı olarak talep eder. Diğer sigortacılar talep tarihinden itibaren sekiz iş günü içinde kendilerine düşen miktarı talepte bulunana öder. Bu madde hükmüne uymayan sigortacılar, 108000000 lira hafif para cezası ile cezalandırılırlar.”
“Sigorta sözleşmesi yapmaya yetkili sigorta şirketleri ve sigorta yapma zorunluluğu” başlıklı 101. maddesinde; “Bu Kanunda öngörülen zorunlu mali sorumluluk sigortası Türkiye’de kaza sigortası dalında çalışmaya yetkili olan sigorta şirketleri tarafından yapılır. Bu sigorta şirketleri zorunlu mali sorumluluk sigortasını yapmakla yükümlüdürler. Bu madde hükmüne uymayan sigorta şirketleri, 108000000 lira hafif para cezası ile cezalandırılırlar.”
“Motorlu araç römorkları” başlıklı 102. maddesinde; “Bir römorkun veya yarı römorkun veya çekilen bir aracın sebep olduğu zarardan dolayı, çekicinin işleteni, motorlu aracı işletenin sorumluluğuna ilişkin hükümlere göre sorumlu tutulur. Çekilen araçla ilgili olarak sorumluluk genel hükümlere tabidir. Çekicinin sorumluluk sigortası, çekiciyi işletenin, römorkun sebep olduğu zarardan dolayı sorumluluğunu da kapsar. İnsan taşımada kullanılan römorklar, römork için ek bir sorumluluk sigortası yaptırılarak tüm katarın en az zorunlu mali sorumluluk sigortası tutarlarının kapsamına girmesi sağlanmadıkça, trafiğe çıkarılamaz.”
“Motorsuz taşıtlar ve motorlu bisiklet” başlıklı 103. maddesinde; “Motorsuz taşıtlar ile motorlu bisiklet sürücülerinin hukuki sorumluluğu genel hükümlere tabidir.”
“Motorlu araçlarla ilgili mesleki faaliyette bulunanlar” başlıklı 104. maddesinde; “Motorlu araçlarla ilgili mesleki faaliyette bulunan teşebbüslerin sahibi, gözetim, onarım, bakım, alım – satım, araçta değişiklik yapılması amacı ile veya benzeri bir amaçla kendisine bırakılan bir motorlu aracın sebep olduğu zararlardan dolayı; işleten gibi sorumlu tutulur. Aracın işleteni ve araç için zorunlu mali sorumluluk sigortası yapan sigortacısı bu zararlardan sorumlu değildir.
Yukarıda yazılı teşebbüs sahipleri kendilerine bırakılan motorlu araçların tümünü kapsamak üzere esasları Hazine Müsteşarlığının bağlı bulunduğu Bakanlıkça tespit edilecek bir zorunlu mali sorumluluk sigortası yaptırmaya ve denetimlerde bu sigortanın yapıldığını belgelemeye mecburdurlar.
İşletenin sorumluluk sigortasına ilişkin hükümler, burada da uygulanır.
Motorlu araçları mesleki veya ticari amaçlar için elinde bulunduran teşebbüs sahipleri bu araçların yönetmelikte gösterilecek biçimde bir defterini tutmakla yükümlüdürler.
Bu madde hükümlerine uymayan teşebbüs sahipleri, 108000000 lira hafif para cezası ile cezalandırılırlar.
İkinci fıkrada sözü edilen sigortayı yaptırmayan teşebbüs sahiplerinin bu işyerleri, mahallin en büyük mülki amirince 15 güne kadar faaliyetten men edilir.”
“Çalınan veya gasbedilen araçlarda sorumluluk” başlıklı 107. maddesinde; “Bir motorlu aracı çalan veya gasbeden kimse işleten gibi sorumlu tutulur. Aracın çalınmış veya gasbedilmiş olduğunu bilen veya gereken özen gösterildiği takdirde öğrenebilecek durumda olan aracın sürücüsü de onunla birlikte müteselsilen sorumludur. İşleten, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerden birinin, aracın çalınmasında veya gasbedilmesinde kusurlu olmadığını ispat ederse, sorumlu tutulamaz. İşleten, sorumlu olduğu durumlarda diğer sorumlulara rücu edebilir.
Aracın çalındığını veya gasbedildiğini bilerek binen yolculara karşı sorumluluk, genel hükümlere tabidir.”
“Sorumluluğa ilişkin anlaşmalar” başlıklı 111. maddesinde ise; “Bu Kanunla öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalar geçersizdir. Tazminat miktarlarına ilişkin olup da, yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir.” hükmüne yer verilmiştir.
5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 11. maddesinin birinci fıkrasında ise; “Sigorta sözleşmelerinin ana muhtevası, Müsteşarlıkça onaylanan ve sigorta şirketlerince aynı şekilde uygulanacak olan genel şartlara uygun olarak düzenlenir.” hükmüne yer verilmiştir.
Ülkemiz tarafından 26/06/1974 tarihinde imzalanan ve 04/11/1999 tarihli ve 4477 sayılı Kanun ile onaylanması uygun bulunan Motorlu Taşıtlar Zorunlu Malî Sorumluluk Sigortasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi’nin 1. maddesinin birinci fıkrasında, akit tarafların motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle zarar gören kişilerin tazminat taleplerinin kurulacak zorunlu sigorta sistemi vasıtasıyla teminat altına alınmasına ilişkin yükümlülükleri düzenlenmiş, Sözleşme’nin 10. maddesinin birinci fıkrasında motorlu taşıtın sigorta ettirilmesinden sorumlu kişilerin tespit edilmesi gerektiği ve Sözleşme’ye Ek Hükümler’in 3. maddesinin birinci fıkrasında da sigortanın, sigorta edilmiş taşıtın sahibinin, zilyedinin ve sürücüsünün malî sorumluluğunu teminat altına alması gerektiği kurala bağlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Davalı idare tarafından, dava konusu düzenlemede yapılan değişiklik nedeniyle davanın konusuz kaldığı savunulmakta ise de; yürütme aşamasında verilen ve işlemin yürürlüğünü askıya alan yürütmenin durdurulmasına ilişkin yargı kararının yerine getirilmesi amacıyla anayasal ve yasal zorunluluk nedeniyle 04/12/2021 tarih ve 31679 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Tebliğ’in 9. maddesi ile Genel Şartlar’ın dava konusu kısımlarında değişiklik yapıldığı anlaşıldığından işin esası incelendi:
Dava konusu Tebliğ’in 3. maddesi ile değişik Genel Şartlar’ın B.2. maddesinin 2.1. fıkrasının ikinci paragrafının ilk cümlesinde yer alan “Hasar halinde, hasar gören parça, onarımı mümkün değilse veya eşdeğer parça veya yeniden kullanılabilir parça ile değişimine imkân yok ise orijinali ile değiştirilir.” şeklindeki düzenleme yönünden:
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 7. maddesinde, “Yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez.” denilmektedir. Yasama yetkisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne ait olması ve bu yetkinin devredilememesi, kuvvetler ayrılığı ilkesinin bir gereğidir. Bu hükme yer veren Anayasa’nın 7. maddesinin gerekçesinde yasama yetkisinin parlamentoya ait olması “demokrasi rejimini benimseyen siyasi rejimlerde kaçınılmaz bir durum” olarak nitelendirilmiştir.
Yürütmenin türevselliği ilkesi gereğince, yürütme organının bir konuda düzenleme yapabilmesi için yasama organınca yetkilendirilmesi gerekmektedir. Kural olarak, kanun koyucunun genel ifadelerle yürütme organını yetkilendirmesi yeterli olmakla birlikte, Anayasa’da kanunla düzenlenmesi öngörülen konularda genel ifadelerle yürütme organına düzenleme yapma yetkisi verilmesi, yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesine aykırılık oluşturabilmektedir. Bu nedenle, Anayasa’da münhasıran kanunla düzenlenmesi öngörülen konularda, kanunun temel esasları, ilkeleri ve çerçeveyi belirlemiş olması gerekmektedir. Anayasa koyucunun açıkça kanunla düzenlenmesini öngördüğü konularda, yasama organının temel kuralları saptadıktan sonra, uzmanlık ve idare tekniğine ilişkin hususları yürütmeye bırakması, yasama yetkisinin devri olarak yorumlanamaz. (Anayasa Mahkemesi’nin 02/05/2018 tarihli ve E:2017/143, K:2018/40 sayılı kararı; 28/12/2017 tarihli ve E:2016/150, K:2017/179 sayılı kararı; 29/11/2017 tarihli ve E:2017/51, K:2017/163 sayılı kararı)
Anayasa’nın “Temel Haklar ve Ödevler” başlıklı ikinci kısmının “Genel Hükümler” başlıklı birinci bölümünde yer alan 13. maddesinde; “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” hükmüne yer verilmiştir.
Anayasa’nın ikinci kısmının “Kişinin Hakları ve Ödevleri” bölümünde yer alan 35. maddesinde “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.” denilmek suretiyle mülkiyet hakkı güvenceye bağlanmıştır. Anayasal anlamda mülkiyet hakkı ekonomik değer ifade eden ve değeri parayla ölçülebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsamaktadır.
Anayasa’nın anılan hükümleri uyarınca mülkiyet hakkına yapılan sınırlamalarda dikkate alınacak öncelikli ölçüt, sınırlamanın kanunla yapılmasıdır. Anayasa Mahkemesince sıkça vurgulandığı üzere temel hakları sınırlayan kanunun şeklen var olması yeterli olmayıp yasal kuralların keyfîliğe izin vermeyecek şekilde belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir nitelikte düzenlemeler olması gerekmektedir.
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A.1. maddesinin birinci fıkrasında, Genel Şartlar’ın amacının, 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu uyarınca motorlu araç işletenlerine yüklenen hukuki sorumluluk için düzenlenen karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortasına yönelik ilgililerinin hak ve yükümlülüklerine ilişkin usul ve esasların düzenlenmesi olduğu belirtilmiş; “Tanımlar” başlıklı A.2. maddesinde, “Eşdeğer (Muadil) Parça; “Bir motorlu aracın montajında kullanılan esas-orijinal parçaların değiştirilmesi amacıyla üretilen, ilgili mevzuat (yönetmelik, standard, teknik düzenleme) çerçevesinde belirlenen deney, muayene metotlarına göre orijinal parçayla (kütle, boyut, malzeme ve işlevsellik vb) kıyaslanarak tespit edilen kriterlere uygunluğunun, (Değişik ibare:RG-20/3/2020-31074) Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından yayımlanan 2015/2 sayılı Motorlu Araç Sigortalarında Eşdeğer Parça Belgeleme Esaslarına İlişkin Genelge ile belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde yetkili kuruluşlarca düzenlenecek belgeler yoluyla belgelendirilmesi gereken parçaları, (Bu kapsamda bir belgenin varlığı durumunda, belge konusu parçaların aksi iddia sahibince kanıtlanana kadar eşdeğer kalitede olduğu varsayılır.); “Orijinal Parça”; “i) Bir motorlu aracın üretiminde veya montajında kullanılan parçalarla aynı kalitede olan ve söz konusu motorlu aracın üretiminde veya montajında kullanılan parçaların veya yedek parçaların üretiminde sağlayıcı tarafından getirilen ölçütlere ve üretim standartlarına göre üretilmiş yedek parçaları, ii) Aracın orijinal parçaları ile aynı üretim bandında üretilen yedek parçaları, (Bu parçaların, söz konusu aracın montajında kullanılan parçalarla aynı kalitede olduğunun ve araç üreticisi tarafından getirilen ölçütlere ve üretim standartlarına göre üretildiğinin Hazine Müsteşarlığınca belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde belgelendirilmesi halinde, belge konusu parçaların aksi iddia sahibince kanıtlanana kadar orijinal yedek parça olduğu varsayılır.)”; “Yeniden Kullanılabilir Parça” ise; “(Ek:RG-20/3/2020-31074) 30/12/2009 tarihli ve 27448 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ömrünü Tamamlamış Araçların Kontrolü Hakkında Yönetmelik kapsamında düzenlenen kodlandırılmış, hasarsız ve takip edilebilir, araç ve can güvenliği ile çevre standartlarını karşılayan parçalar” şeklinde tanımlanmıştır.
Genel Şartlar’ın “eşdeğer parça” tanımlamasında atıf yapılan 2015/2 sayılı Genelge’de ise, motorlu araç sigortalarında eşdeğer parça belgeleme esasları düzenlenmiş, anılan Genelge’de, Genel Şartlar’da yer alan tanımlamaya uygun olarak eşdeğer parça tanımı; “Bir motorlu aracın montajında kullanılan esas-orijinal parçaların değiştirilmesi amacıyla üretilen, ilgili mevzuat (yönetmelik, standard, teknik düzenleme) çerçevesinde belirlenen deney, muayene metotlarına göre orijinal parçayla (kütle, boyut, malzeme ve işlevsellik vb.) kıyaslanarak tespit edilen kriterlere uygunluğu akredite bir kuruluş tarafından belgelendirilmiş parçadır.” şeklinde yapılmıştır.
Dava dilekçesinde, yargı kararı ile hukuka aykırı olduğu belirlenen bir işlemin dava konusu değişiklikle yeniden Genel Şartlar’da düzenlenmesinin hukuka aykırı olduğu iddiasına cevaben savunma dilekçesinde, dava konusu düzenlemenin 27/01/2017 tarihli ve 29961 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6770 sayılı Kanun ile 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 11. maddesine eklenen altıncı fıkranın verdiği yetkiye dayanılarak hükme bağlandığı, davacının iddialarına dayanak teşkil eden iptal kararının idareye verilen bu yetkiden önceki düzenlemelere ilişkin bir karar olduğu belirtilmiştir.
Davalı idarece, dava konusu değişikliğe dayanak teşkil ettiği belirtilen 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 11. maddesinin altıncı fıkrasında, “Hasarın giderilmesine ve tazminatın ödenmesine yönelik olarak ilgili mevzuat çerçevesinde orijinale eşdeğerliği belgelendirilmiş parçaların kullanılmasına ilişkin usul ve esaslar ilgili sigorta genel şartlarında belirlenir.” hükmüne, madde gerekçesinde ise; “Bilindiği üzere, 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85. ve 91. maddeleri gereği araç işletenlerin sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunlu olup, söz konusu risklerin gerçekleşmesi durumunda ilgili sigorta şirketleri tarafından tazminatın kişilerin malvarlığının zarar verici olay öncesi değerine eriştirilmesi sigortacılık ilkelerinin gereğidir. Hasar tedvir sürecinin önemli hususlarından birisi olan parça tedarik sürecinde tarafların karşılıklı menfaat dengesine uygun olarak zararın tazmininde çağdaş uygulama, orijinal olmayan belgeli eşdeğer parçaların da kullanılmasına olanak tanımaktadır. Bu husus sigortacılık ilkelerinin bir gereği olduğu kadar rekabetçiliğin de bir şartıdır. Ayrıca, bu uygulama ile bu parçaların üretimini yapan yerli sanayimize de katkı sağlanmış olacaktır. Bu çerçevede, parça tedarikinde belgelendirilmiş olmak kaydıyla parçaların kullanılmasını teminen madde hazırlanmıştır.” açıklamasına yer verilmiştir.
Anılan yasal düzenleme ile trafik sigortası olarak da adlandırılan karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında, parça tedarik sürecinde orijinale eşdeğerliği belgelendirilmiş parçaların da kullanılması imkanının getirilerek bu parçaların üretimini yapan yerli sanayinin desteklenmesinin hedeflendiği anlaşılmakta olup yürütme organına orijinale eşdeğerliği belgelendirilmiş parçaların kullanılmasına ilişkin usul ve esasları Genel Şartlar’da belirleme yetkisi verildiği görülmektedir.
Davaya konu değişiklikle zarara uğrayan araçtaki parça onarımının mümkün olup olmadığına ya da eşdeğer parça veya yeniden kullanılabilir parça ile değiştirilme imkanı bulunup bulunmadığına göre, onarımın yapılması sırasında kullanılacak parçanın ne olacağı konusunda tespitlere yer verildiği, aracın onarımında kullanılacak parçaların niteliği ve önceliği hususunda düzenlemeye gidildiği görülmektedir.
Bu düzenlemeye göre; sigortalı aracın zarar verdiği araçta, hasarlı parçanın onarımı mümkün değil ise, hasar gören parçanın niteliğine bakılmaksızın öncelikle eşdeğer parça veya yeniden kullanılabilir parça ile değiştirilmesi, eşdeğer parça veya yeniden kullanılabilir parça ile değişimi mümkün değil ise orijinal parça kullanılması suretiyle hasarın giderilmesi gerekecektir.
Yukarıda aktarılan yasal düzenleme çerçevesinde, dava konusu Genel Şartlar’da yer alan “veya yeniden kullanılabilir parça” ibaresi değerlendirildiğinde; yasama organınca, “yeniden kullanılabilir parça”nın hasar tedvir sürecine dahil edilmesi ve/veya bu parçaların kullanılmasına ilişkin usul ve esasların düzenlenmesi hususunda yürütme organına yetki verilmediği halde, davalı idare tarafından, sigorta ilişkisinin tarafı olmayan ve doğrudan zarar gören 3. kişilerin araçlarında meydana gelen hasarın rızaları alınmaksızın yeniden kullanılabilir parça ile değiştirilmesine imkan tanınarak yasal bir dayanak olmaksızın mülkiyet hakkına kısıtlama getirildiği anlaşıldığından, dava konusu Tebliğ’in “yeniden kullanılabilir parça” uygulamasını hasar tedvir sürecine dahil eden kısmında hukuka uyarlık görülmemiştir.
Bununla birlikte; sigortalı aracın zarar verdiği araçta, hasarlı parçanın tamir edilmesi mümkün değilse ve hasarlı parça orijinal ise, öncelikle orijinal parçayla değişimi, hasar gören araç sahibinin onayı bulunması veya orijinal parçayla değişiminin mümkün olmaması halinde eşdeğer parça ile değişimi hakkaniyet gereği olup, her koşulda değişim önceliğini eşdeğer parçaya veren düzenlemede de hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Dava konusu Tebliğ’in 3. maddesi ile değişik Genel Şartlar’ın B.2. maddesinin 2.1. fıkrasının üçüncü paragrafı yönünden;
Tebliğ’in 3. maddesi ile değişik Genel Şartlar’ın B.2. maddesinin 2.1. fıkrasının üçüncü paragrafında, “Eşdeğer veya yeniden kullanılabilir parça ile değişim mümkün olduğu halde, sigortacının bilgisi ve onayı dahilinde olmadan orijinal parça ile onarım sağlanır ise sigortacının sorumluluğu, sigortacının kaza tarihi itibarıyla benzer hasarlardaki onarım uygulamasına göre, eşdeğer veya yeniden kullanılabilir parça bedeli ile sınırlıdır. Sigortacı bu paragraf kapsamındaki henüz tamire başlanmadan önce yapılan başvuru sonucu onaya ilişkin tercihini hasar ihbar tarihini takip eden üç işgünü içinde onarım merkezine veya hak sahibine bildirmediği durumda onayı olduğu varsayılır. İspat yükümlülüğü sigortacıya aittir.” hükmüne yer verilmiştir.
Sigortalı aracın zarar verdiği araçtaki hasarlı parçanın onarımı mümkün değil ise, hasar gören parçanın niteliğine bakılmaksızın öncelikle eşdeğer veya yeniden kullanılabilir parça ile değişim yapılması, eşdeğer veya yeniden kullanılabilir parça ile değişimin mümkün olmaması halinde orijinal parça kullanılması suretiyle hasarın giderilmesi gerektiğine ilişkin Tebliğ’in 3. maddesi ile değişik Genel Şartlar’ın B.2. maddesinin 2.1. fıkrasının ikinci paragrafının birinci cümlesinin işbu davada iptaline karar verilmesi nedeniyle, sigortacının bilgisi ve onayı olmadan orijinal parça ile onarım sağlandığı durumlarda sorumluluk alanını eşdeğer veya yeniden kullanılabilir parça bedeli ile sınırlayan Genel Şartlar’ın B.2. maddesinin 2.1. fıkrasının üçüncü paragrafının bir anlamı ve uygulanabilirliği kalmayacağından, söz konusu düzenlemenin de iptali gerektiği sonucuna varılmıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 20/03/2020 tarihli ve 31074 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Genel Şartlar” başlıklı Tebliğ’in 3. maddesi ile değişik aynı Genel Şartlar’ın B.2. maddesinin 2.1. fıkrasının ikinci paragrafının ilk cümlesinde yer alan “Hasar halinde, hasar gören parça, onarımı mümkün değilse veya eşdeğer parça veya yeniden kullanılabilir parça ile değişimine imkân yok ise orijinali ile değiştirilir.” şeklindeki düzenleme ile üçüncü paragrafının İPTALİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …-TL yargılama giderinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, davalı idarece yapılan …TL yargılama giderinin davalı idare üzerinde bırakılmasına,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca …-TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde taraflara iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’na temyiz yolu açık olmak üzere,
23/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.