Danıştay Kararı 4. Daire 2021/6132 E. 2022/6773 K. 23.11.2022 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2021/6132 E.  ,  2022/6773 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2021/6132
Karar No : 2022/6773

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : …Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, … Hırd. Metal Elk. Elekt. Mak. Kimya Ürün. San. Tic. Ltd. Şti.’nin vergi borçları nedeniyle kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emrinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; Mahkemelerinin 29/04/2020 tarihli ara karar ile davalı idareden, davacıdan tahsil edilmek istenen alacakların tahsili amacıyla şirket hakkında yapılan malvarlığı araştırması işlemleri belgeleriyle birlikte istenildiği, ara karar gereği dosyaya sunulan bilgi ve belgelerden, söz konusu şirket adına ödeme emri düzenlenmeden önce başka borçların tahsili amacıyla yapılan malvarlığı araştırması işlemlerinin dosyaya sunulduğu, şirket adına düzenlenerek 21/12/2018 tarihinde tebliğ edilen ödeme emirlerinden sonra anılan borçların şirketten tahsil edilemeyeceğini gösteren herhangi bir malvarlığı araştırması yapılmadığının anlaşıldığı, bu durumda, davacıdan tahsil edilmek istenen kamu alacağının ticaret sicil kayıtlarına göre tüzel kişiliği halen devam eden asıl borçlu şirketten tahsil edilemeyeceği hususu usulünce malvarlığı araştırması yapılmak suretiyle ortaya konulmadan davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla ödeme emri düzenlenmesinde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare vekili tarafından, yapılan işlemin hukuka uygun olduğu, aksi yönde verilen kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Cevap verilmemiştir.

TETKİK HÂKİMİ: …
DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 10. maddesinde; tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatlar gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri, tüzel kişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirileceği, yazılı olanlarca bu ödevlerin yerine getirilmemesi yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı, tüzel kişilerin tasfiye haline girmiş veya tasfiye edilmiş olmalarının kanuni temsilcilerin tasfiyeye giriş tarihinden önceki zamanlara ait sorumluluklarını kaldırmayacağı düzenlenmiştir.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un “Terimler” başlıklı 3. maddesinde, amme borçlusu veya borçlu teriminin, amme alacağını ödemek mecburiyetinde olan hakiki ve hükmi şahısları ve bunların kanuni temsilci veya mirasçılarını ve vergi mükelleflerini, vergi sorumlusunu, kefili ve yabancı şahıs ve kurumlar temsilcilerini ifade ettiği belirtilmiş, tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağı terimi ise, amme borçlusunun bu Kanun hükümlerine göre yapılan mal varlığı araştırması sonucunda haczi kabil herhangi bir mal varlığının bulunmaması, haczedilen mal varlığının satılarak paraya çevrilmesine rağmen satış bedelinin amme alacağını karşılamaması gibi nedenlerle tahsil edilemeyen amme alacakları şeklinde tanımlanmıştır.
Bu çerçevede, 213 sayılı Kanun’un 10. maddesi hükmüne göre kanuni temsilci sıfatıyla ilgili kişilerin takip edilebilmesi için, asıl borçlu şirket nezdinde vergi borcunun usulüne uygun bir biçimde tarh, tahakkuk ve tebliğ safhalarından geçerek kesinleştirilmesi ve amme alacağının vergi borçlusundan kısmen veya tamamen tahsil imkanının bulunmadığının somut biçimde ortaya konulması, bir başka ifadeyle, asıl borçlu hakkında 6183 sayılı Kanun ile belirlenen takip ve tahsil yollarının tüketilmesi gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden; dava konusu ödeme emirleri içeriği borçların asıl borçlu … Hırd. Metal Elk. Elekt. Mak. Kimya Ürün. San. Tic. Ltd. Şti’den tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emirlerinin şirkete usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesi üzerine, ödenmeyen vergi borçlarının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına ödeme emirlerinin düzenlendiği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta, her ne kadar Vergi Mahkemesince, şirket adına düzenlenerek 21/12/2018 tarihinde tebliğ edilen ödeme emirlerinden sonra anılan borçların şirketten tahsil edilemeyeceğini gösteren herhangi bir malvarlığı araştırması yapılmadığından davacı adına düzenlenen dava konusu ödeme emrinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, davalı idarece dava dosyasına sunulan belgeler incelendiğinde; asıl borçlu şirkete ait vergi borçlarının tahsili amacıyla şirket hakkında 16/11/2012, 18/02/2013, 03/03/2015 tarihlerinde mal varlığı araştırmasının yapıldığı, yapılan mal varlığı araştırmalarında şirket adına haczedilebilecek gayrimenkul kaydına rastlanılamadığı, şirket adına kayıtlı ve haczedilen … plaka sayılı aracın üzerinde ise Vergi Dairesi haczinden önce … Bankası A.Ş.’nin rehninin bulunduğu ve ilgili araç satılsa bile satış bedelinin borcu karşılamayacağı hususlarının ortaya konulduğu ve borcun şirketten tahsil olanağının bulunmadığı anlaşılmıştır.
Bu durumda; söz konusu amme alacağının, şirketten tahsil edilemeyeceği anlaşıldığından, davacının bu borçlardan sorumlu olup olmadığı ortaya konulmak ve diğer hususlar da incelenmek suretiyle yeniden bir karar verilmesi gerekeceğinden, Vergi Dava Dairesi kararında hukuka uyarlık görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin kabulüne,
2.Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 23/11/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin reddi gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyoruz.