Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2022/2697 E. 2022/3357 K. 23.11.2022 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2022/2697 E.  ,  2022/3357 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/2697
Karar No : 2022/3357

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Sendikası
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF : I-(DAVALI): … Bakanlığı
VEKİLİ: Av. …

II-(DAVALI YANINDA MÜDAHİL): … Vakfı
VEKİLİ: Av. …

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Sekizinci Dairesinin 26/04/2022 tarih ve E:2019/597, K:2022/3054 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Milli Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü ile … Vakfı (…) arasında imzalanan 06/11/2015 tarihli “Öğrencilere Yönelik Sosyal, Kültürel, Sportif; Mesleki ve Teknik Kurslar Düzenlenmesine İlişkin İş Birliği Belgesi”nin iptali istemiyle yapılan başvurunun zımnen reddine dair işlem ile anılan İş Birliği Belgesinin iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 26/04/2022 tarih ve E:2019/597, K:2022/3054 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin ehliyet yönünden usuli itirazı yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş,
1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nun 2/1, 18, 42, 53, 56. maddelerine; dava konusu Protokol’ün imzalandığı tarih itibarıyla yürürlükte bulunan 652 sayılı Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 27. maddesine; 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 326/1. maddesine ve 08/06/2017 tarih ve 30090 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumları Sosyal Etkinlikler Yönetmeliği’nin 1 ve 2. maddelerine yer verilerek, İdari işlemler üzerindeki yargısal denetimin, bu işlemlerin hukuka uygunluğunun saptanmasıyla sınırlı olduğu, idarenin takdir yetkisinin denetimine yargı organları yönünden getirilen ve idari işlemlerin yalnızca hukuka uygunluk açısından denetlenebilecekleri biçiminde ifade edilen kuralın aynı zamanda idarenin takdir yetkisinin kullanılmasında uyması gereken sınırları da ortaya koyduğu, başka bir anlatımla, idarelerin belirli bir kamu hizmetinin etkili ve verimli bir biçimde yürütülmesi, kamu yararının daha somut bir biçimde ortaya konulması için birden çok seçenekten birisini tercihte takdir yetkisiyle donatıldıkları durumda idari yargı organlarının bu yetkisini hukuka uygun olarak kullandığının saptanması koşuluyla idareyi bu seçeneklerden birisini tercihe zorlayacak ya da belli bir yönde işlem veya eylem tesisine zorunlu kılacak biçimde yargı kararı vermelerinin Anayasa ve Kanun’un yukarıda belirtilen ilkeleriyle bağdaştırılamayacağı,
Öğretide türevsel bir yetki olarak kabul edilen idarelerin düzenleme yetkisinin, yasalarla getirilen hükümleri aşacak şekilde kullanılamayacağının İdare Hukuku’nun en temel ilkelerinden olduğu, ayrıca, mevzuat belirleme tekniği açısından da, idarenin kanunla kendisine verilmiş olan görevlerini idari metinlerle düzenlerken, bu görevlerin gerektirdiği hususlarda takdir yetkisine sahip olduğu, ancak bu takdir yetkisinin kamu yararı ve düzenine uygun olarak kullanılması gerektiği,
1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nda, Türk Milletinin bütün fertlerini, Atatürk inkılap ve ilkelerine ve Anayasa’da ifadesini bulan Atatürk milliyetçiliğine bağlı; Türk Milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan, insan haklarına ve Anayasanın başlangıcındaki temel ilkelere dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devleti olan Türkiye Cumhuriyetine karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getirmiş yurttaşlar olarak yetiştirmek, Türk Milli Eğitiminin genel amacı olarak düzenlendiği, her türlü eğitim ve öğretim faaliyetinin söz konusu amaç ve ilkeler çerçevesinde yapılması ve öğrencilere benimsetilmesi hususunda Milli Eğitim Bakanlığına görev verildiği,
Ancak, bu amaç ve ilkelerin öğrencilere kazandırılması sırasında kullanılacak eğitim ve öğretim yöntemleri ve araçları yönünden anılan Kanun’da bir belirleme yapılmadığı, bu konuda eğitim ve öğretim programlarını tasarlamak, uygulamak, güncellemek, öğretmen ve öğrencilerin eğitim ve öğretim hizmetlerini yürütmek ve denetlemek, eğitim sistemini yeniliklere açık, dinamik, ekonomik ve toplumsal gelişimin gerekleriyle uyumlu biçimde güncel teknik ve modeller ışığında tasarlamak ve geliştirmek görev ve yetkisi bulunan davalı idareye takdir yetkisi tanındığı,
Nitekim; İdari Dava Daireleri Kurulunun 04/02/2021 tarih ve E:2018/3535, K:2021/194 sayılı kararında; Türk Milli Eğitimi’nin amaç ve ilkelerinin öğrencilere kazandırılması sırasında kullanılacak eğitim ve öğretim yöntemlerini ve materyallerini belirleme hususunda Milli Eğitim Bakanlığının takdir yetkisine sahip olduğunun belirtildiği,
Türk Milli Eğitim mevzuatının bir bütün olarak incelenmesi neticesinde, Milli Eğitim Bakanlığının denetim ve gözetimi altında olmak kaydıyla, her tür ve seviyedeki resmi ve özel örgün ve hayat boyu öğrenme kurumlarında; öğretim programlarının yanında öğrenci ve kursiyerlerde özgüven ve sorumluluk duygusu geliştirmeye, yeni ilgi alanları oluşturmaya, milli, manevi, ahlaki, insani ve kültürel değerleri kazandırmaya yönelik bilimsel, sosyal, kültürel, sanatsal ve sportif alanlardaki sosyal etkinliklerin, kamu kurum ve kuruluşları, uluslararası kuruluşlar ve sivil toplum kuruluşları tarafından yapılmasına imkan sağlayan işbirliği protokollerinin imzalanması hususunda yetkili olduğunun görüldüğü,
Dolayısıyla, davalı idarenin tanzim salahiyetini haiz olduğu dava konusu İş Birliği Belgesi’nin hukuka uygunluk denetiminin, idarenin sahip olduğu takdir hakkının hukuka uygun kullanılıp kullanmadığının incelenmesi suretiyle yapılması gerektiği, bu bağlamda, dava konusu Belge’de taraflara yüklenen görev ve sorumluluklar ile Belge’nin amaç ve kapsamı dikkate alındığında, Milli Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü ile … Vakfı (…) arasında imzalanan 06/11/2015 tarihli Öğrencilere Yönelik Sosyal, Kültürel, Sportif; Mesleki ve Teknik Kurslar Düzenlenmesine İlişkin İş Birliği Belgesi’nin 1739 Milli Eğitim Temel Kanunu’nda düzenlenen Türk Milli Eğitim sisteminin genel ve özel amaçlarına aykırılık teşkil etmediği kanaatine ulaşıldığı,
Nitekim; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 04/02/2021 tarih ve YD İtiraz No: 2020/551 sayılı kararının da bu yönde olduğu,
Bu itibarla, davalı idareye tanınan takdir yetkisi çerçevesinde İş Birliği Belgesi imzalanmasında ve İş Birliği Belgesi hükümlerinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, eğitim öğretim hizmetinin Devletin asli görevlerinden birisi olduğu ve bu görevin Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yerine getirildiği, dava konusu İş Birliği Belgesi kapsamında söz konusu Vakfın eğitim birikimi ile pedagojik eğitime sahip olup olmadığı belli olmayan çalışanlarınca öğrencilere çeşitli adlar altında kurslar ve etkinlikler düzenlenmesinin Anayasa’ya aykırı olduğu gibi bu kurs ve etkinliklerin düzenlenmesinin kanuni idare ilkesini de ihlal ettiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalı idare tarafından, Danıştay Sekizinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
Müdahil tarafından, davalı idare ile imzalanan İş Birliği Belgesi’nin yetki devri niteliğinde olmadığı, İş Birliği Belgesi’ne konu kursların davalı idarece düzenlendiği, söz konusu kursların müfredat işleyişine müdahalelerinin bulunmadığı, sadece iş birliği kapsamındaki kurs ve eğitimlerin Vakfa ait yerlerde gerçekleştirildiği, dava konusu İş Birliği Belgesi’nin imzalanması konusunda davalı idarenin takdir yetkisinin bulunduğu belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Sekizinci Dairesinin temyize konu 26/04/2022 tarih ve E:2019/597, K:2022/3054 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 23/11/2022 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY
X- İlgili mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; ülkemizde milli eğitimin bir bütün olarak 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nda belirtilen amaçlar doğrultusunda salt akademik anlamda eğitim verilmesini aşan bir biçimde kişinin, birey olarak gelişimini de dikkate alan ve bu anlamda kişiye temel bilgi, beceri, davranış ve alışkanlık kazandırmayı da amaç edinen bir yapıya sahip olduğu açıktır.
Bu bakımdan; bir kamu hizmeti olan eğitim öğretim hizmetinin yürütülmesinden, gözetim ve denetiminden, eğitim ve öğretim programlarının hazırlanması, uygulanması ve güncellenmesinden asıl olarak Milli Eğitim Bakanlığı sorumludur. Belirli bir program çerçevesinde, eğitim faaliyetleri kapsamında bilimsel, sosyal ve kültürel etkinliklerin, idarenin hizmet alanında yine idare tarafından yürütülmesi, Anayasa ve 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nun gereğidir. Diğer bir anlatımla; Milli Eğitim Bakanlığının öğrencilerin eğitim ve öğretimine yönelik politikaları belirleyerek, gereği gibi uygulaması kanuni idare ilkesinin sonucudur.
Milli Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü ile … Vakfı (… ) arasında imzalanan Öğrencilere Yönelik Sosyal, Kültürel, Sportif; Mesleki ve Teknik Kurslar Düzenlenmesine İlişkin İş Birliği Belgesi, öğrencilere yönelik sosyal, kültürel, sportif, mesleki ve teknik kursların düzenlenmesini içeren bir iş birliği belgesidir.
Milli Eğitim Bakanlığı tarafından, 1739 sayılı Kanun’da belirtilen amaçlar doğrultusunda salt akademik anlamda eğitim verilmesini aşan bir biçimde kişinin birey olarak gelişiminin sağlanmasına yönelik eğitim öğretim hizmetinin yürütülmesine ilişkin yetkinin, hukuk devleti ilkesi uyarınca Anayasa’ya ve üst hukuk normlarına uygun olarak kullanılması gerekmektedir.
Davaya konu Belge’de ise, muğlak ve sınırları belirsiz bir ifade tarzı ile örgün ve yaygın eğitim kapsamındaki sosyal, kültürel, sportif, mesleki ve teknik pek çok kursun, … Vakfı yetkilileri eliyle yürütülmesi öngörülmüştür.
Bu bağlamda; davaya konu İş Birliği Belgesi ile gerçekleştirilecek sosyal, kültürel, sportif, mesleki ve teknik gelişimi desteklemeye yönelik kursların, Devletin faaliyet alanı içerisinde, bizzat Vakıf yetkilileri eliyle yürütülmesi, eğitim ve öğretim sürecine diğer kurum, kuruluş ve bireylerin katılımını aşar niteliktedir.
Kaldı ki, dosya kapsamından … Vakfı’nın hangi özellikleri ve yetkinliği nedeniyle tercih edildiği de anlaşılamamaktadır.
Bu nedenle, İş Birliği Belgesi hükümlerinin örgün ve yaygın eğitim bağlamında dayanak hukuksal düzenlemelerin amaç ve kapsamını aştığı, eğitim öğretim hizmetinin yürütülmesine ilişkin yetkinin üst hukuk normlarına uygun olarak kullanılmadığı, bu suretle dava konusu İş Birliği Belgesi’nde hukuka uygunluk bulunmadığı anlaşıldığından, davacının temyiz isteminin kabulü ile temyize konu Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.