DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/443 E. , 2022/3359 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/443
Karar No : 2022/3359
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Sendikası
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF : I-(DAVALI): … Bakanlığı
VEKİLİ: Av. …
II-(DAVALI YANINDA MÜDAHİL): … Vakfı
VEKİLİ: Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Sekizinci Dairesinin 07/10/2021 tarih ve E:2017/7712, K:2021/4398 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Milli Eğitim Bakanlığı ile … Vakfı Arasında Değerler Eğitimi Verilmesine ilişkin 15/07/2014 tarihli İşbirliği Protokol’ünde değişiklikler ve ilaveler yapılarak 15/07/2017 tarihinden geçerli olmak üzere Protokol’ün üç yıl süreyle uzatılmasına ilişkin Milli Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı işleminin iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 07/10/2021 tarih ve E:2017/7712, K:2021/4398 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin ehliyet yönünden usuli itirazı yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş,
1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nun 2/1, 18, 42, 53, 56. maddelerine; dava konusu Protokol’ün imzalandığı tarih itibarıyla yürürlükte bulunan 652 sayılı Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 27. maddesine; 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 326/1. maddesine ve 08/06/2017 tarih ve 30090 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumları Sosyal Etkinlikler Yönetmeliği’nin 1 ve 2. maddelerine yer verilerek,
İdari işlemler üzerindeki yargısal denetimin, bu işlemlerin hukuka uygunluğunun saptanmasıyla sınırlı olduğu, idarenin takdir yetkisinin denetimine yargı organları yönünden getirilen ve idari işlemlerin yalnızca hukuka uygunluk açısından denetlenebilecekleri biçiminde ifade edilen kuralın aynı zamanda idarenin takdir yetkisinin kullanılmasında uyması gereken sınırları da ortaya koyduğu, başka bir anlatımla, idarelerin belirli bir kamu hizmetinin etkili ve verimli bir biçimde yürütülmesi, kamu yararının daha somut bir biçimde ortaya konulması için birden çok seçenekten birisini tercihte takdir yetkisiyle donatıldıkları durumda idari yargı organlarının bu yetkisini hukuka uygun olarak kullandığının saptanması koşuluyla idareyi bu seçeneklerden birisini tercihe zorlayacak ya da belli bir yönde işlem veya eylem tesisine zorunlu kılacak biçimde yargı kararı vermelerinin Anayasa ve Kanun’un yukarıda belirtilen ilkeleriyle bağdaştırılamayacağı,
Öğretide türevsel bir yetki olarak kabul edilen idarelerin düzenleme yetkisinin, yasalarla getirilen hükümleri aşacak bir şekilde kullanılamayacağının İdare Hukuku’nun en temel ilkelerinden olduğu, ayrıca, mevzuat belirleme tekniği açısından da, idarenin kanunla kendisine verilmiş olan görevlerini idari metinlerle düzenlerken, bu görevlerin gerektirdiği hususlarda takdir yetkisine sahip olduğu, ancak bu takdir yetkisinin kamu yararı ve düzenine uygun olarak kullanılması gerektiği,
1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nda, Türk Milletinin bütün fertlerini, Atatürk inkılap ve ilkelerine ve Anayasa’da ifadesini bulan Atatürk milliyetçiliğine bağlı; Türk Milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan, insan haklarına ve Anayasanın başlangıcındaki temel ilkelere dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devleti olan Türkiye Cumhuriyetine karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getirmiş yurttaşlar olarak yetiştirmek, Türk Milli Eğitiminin genel amacı olarak düzenlendiği, her türlü eğitim ve öğretim faaliyetinin söz konusu amaç ve ilkeler çerçevesinde yapılması ve öğrencilere benimsetilmesi hususunda Milli Eğitim Bakanlığına görev verildiği,
Ancak, bu amaç ve ilkelerin öğrencilere kazandırılması sırasında kullanılacak eğitim ve öğretim yöntemleri ve araçları yönünden anılan Kanun’da bir belirleme yapılmadığı, bu konuda eğitim ve öğretim programlarını tasarlamak, uygulamak, güncellemek, öğretmen ve öğrencilerin eğitim ve öğretim hizmetlerini yürütmek ve denetlemek, eğitim sistemini yeniliklere açık, dinamik, ekonomik ve toplumsal gelişimin gerekleriyle uyumlu biçimde güncel teknik ve modeller ışığında tasarlamak ve geliştirmek görev ve yetkisi bulunan davalı idareye takdir yetkisi tanındığı,
Nitekim; İdari Dava Daireleri Kurulunun 04/02/2021 tarih ve E:2018/3535, K:2021/194 sayılı kararında; Türk Milli Eğitimi’nin amaç ve ilkelerinin öğrencilere kazandırılması sırasında kullanılacak eğitim ve öğretim yöntemlerini ve materyallerini belirleme hususunda Milli Eğitim Bakanlığının takdir yetkisine sahip olduğunun belirtildiği,
Türk Milli Eğitim mevzuatının bir bütün olarak incelenmesi neticesinde, Milli Eğitim Bakanlığının denetim ve gözetimi altında olmak kaydıyla, her tür ve seviyedeki resmi ve özel örgün ve hayat boyu öğrenme kurumlarında; öğretim programlarının yanında öğrenci ve kursiyerlerde özgüven ve sorumluluk duygusu geliştirmeye, yeni ilgi alanları oluşturmaya, milli, manevi, ahlaki, insani ve kültürel değerleri kazandırmaya yönelik bilimsel, sosyal, kültürel, sanatsal ve sportif alanlardaki sosyal etkinliklerin, kamu kurum ve kuruluşları, uluslararası kuruluşlar ve sivil toplum kuruluşları tarafından yapılmasına imkan sağlayan işbirliği protokollerinin imzalanması hususunda yetkili olduğunun görüldüğü,
Dolayısıyla, davalı idarenin tanzim salahiyetini haiz olduğu dava konusu İşbirliği Protokolü’nün hukuka uygunluk denetiminin, idarenin sahip olduğu takdir hakkının hukuka uygun kullanılıp kullanmadığının incelenmesi suretiyle yapılması gerektiği, bu bağlamda, dava konusu Protokol’de taraflara yüklenen görev ve sorumluluklar ile Protokol’ün amaç ve kapsamı dikkate alındığında, Milli Eğitim Bakanlığı ile … Vakfı Arasında Değerler Eğitimi Verilmesine ilişkin 15/07/2014 tarihli İş Birliği Protokol’ünde değişiklikler ve ilaveler yapılarak 15/07/2017 tarihinden geçerli olmak üzere Protokol’ün üç yıl süreyle uzatılmasına ilişkin Milli Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı işleminin, 1739 Milli Eğitim Temel Kanunu’nda düzenlenen Türk Milli Eğitim sisteminin genel ve özel amaçlarına aykırılık teşkil etmediği kanaatine ulaşıldığı,
Nitekim; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 04/02/2021 tarih ve YD İtiraz No: 2020/551 sayılı kararının da bu yönde olduğu,
Bu itibarla, davalı idareye tanınan takdir yetkisi çerçevesinde Protokol imzalanmasında ve Protokol hükümlerinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, davalı idarenin hizmet birimleri arasında müsteşarlık makamına yer verilmediğinden, dava konusu Protokol’ün müsteşar tarafından imzalanması nedeniyle yetki unsuru yönünden hukuka aykırı olduğu, dava konusu Protokol’ün Milli Eğitim Bakanlığının eğitim öğretim hizmetini Devlet adına yürütmesini, gözetim ve denetim sorumluluğunu ortadan kaldırıcı veya azaltıcı nitelikte olduğu, Protokol’ün 7.5.6. maddesinin belirlilik ilkesini ihlal ettiği, Protokol kapsamında öğrencilere değerler eğitimi seminerleri verilmesinin Talim Terbiye Kurulunun uygun görüşüyle kabul edilen öğretim programına aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalı idare tarafından, Danıştay Sekizinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuş, müdahil tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ … ‘IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Sekizinci Dairesinin temyize konu 07/10/2021 tarih ve E:2017/7712, K:2021/4398 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 23/11/2022 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X- İlgili mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; ülkemizde milli eğitimin bir bütün olarak 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nda belirtilen amaçlar doğrultusunda salt akademik anlamda eğitim verilmesini aşan bir biçimde kişinin, birey olarak gelişimini de dikkate alan ve bu anlamda kişiye temel bilgi, beceri, davranış ve alışkanlık kazandırmayı da amaç edinen bir yapıya sahip olduğu açıktır.
Bu bakımdan; bir kamu hizmeti olan eğitim öğretim hizmetinin yürütülmesinden, gözetim ve denetiminden, eğitim ve öğretim programlarının hazırlanması, uygulanması ve güncellenmesinden asıl olarak Milli Eğitim Bakanlığı sorumludur. Belirli bir program çerçevesinde, eğitim faaliyetleri kapsamında bilimsel, sosyal ve kültürel etkinliklerin, idarenin hizmet alanında yine idare tarafından yürütülmesi, Anayasa ve 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nun gereğidir. Diğer bir anlatımla; Milli Eğitim Bakanlığının öğrencilerin eğitim ve öğretimine yönelik politikaları belirleyerek, gereği gibi uygulaması kanuni idare ilkesinin sonucudur.
Dava konusu işlemle değişikliğe uğrayan Milli Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü ile … Vakfı Arasında Değerler Eğitimi Verilmesine İlişkin İş Birliği Protokolü, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı örgün ve yaygın eğitim kurumlarında değerler eğitimine dair seminerler verilmesini içeren bir protokoldür.
Dava konusu işlemde, değerler eğitimi seminerleri verilmesine dair 15/07/2014 tarihli Protokol’ün kapsamının genişletilmesi suretiyle … Vakfı’nın il içi veya il dışı geziler, ziyaretler ve piknik programları ile öğrenci ailelerinin katılacağı eğitim ve seminerler düzenleyebilmesi kurala bağlanmıştır. Asıl Protokol’de, seminerlerin sadece örgün eğitim saatleri dışında yapılacağı düzenlemesine yer verilmişken, dava konusu işlem ile örgün eğitim saatleri içinde de düzenlenmesi mümkün kılınmıştır.
Milli Eğitim Bakanlığı tarafından, 1739 sayılı Kanun’da belirtilen amaçlar doğrultusunda salt akademik anlamda eğitim verilmesini aşan bir biçimde kişinin birey olarak gelişiminin sağlanmasına yönelik eğitim öğretim hizmetinin yürütülmesine ilişkin yetkinin, hukuk devleti ilkesi uyarınca anayasaya, üst hukuk normlarına uygun olarak kullanılması gerekmektedir.
Davaya konu Protokol’de ise, muğlak ve sınırları belirsiz bir ifade tarzı ile örgün ve yaygın eğitim kapsamındaki seminerlerin, … Vakfı yetkilileri eliyle yürütülmesi öngörülmüştür.
Bu bağlamda; davaya konu Protokol ile eğitim kurumlarında seminerler verilmesinin, Devletin faaliyet alanı içerisinde, bizzat Vakıf yetkilileri eliyle yürütülmesi, eğitim ve öğretim sürecine diğer kurum, kuruluş ve bireylerin katılımını aşar niteliktedir.
Kaldı ki, dosya kapsamından … Vakfı’nın hangi özellikleri ve yetkinliği nedeniyle tercih edildiği de anlaşılamamaktadır.
Bu nedenle, Protokol hükümlerinin örgün ve yaygın eğitim bağlamında dayanak hukuksal düzenlemelerin amaç ve kapsamını aştığı, eğitim öğretim hizmetinin yürütülmesine ilişkin yetkinin üst hukuk normlarına uygun olarak kullanılmadığı, bu suretle dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı anlaşıldığından, davacının temyiz isteminin kabulü ile temyize konu Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.