Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2018/3151 E. , 2022/5308 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2018/3151
Karar No : 2022/5308
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : …Bakanlığı / ANKARA
(…Genel Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …
İSTEMLERİN KONUSU : …İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, …Emniyet Müdürlüğü Özel Harekat Şube Müdürlüğü emrinde polis memuru olarak görev yapmakta iken 08/05/2002 tarihinde teröristlerle yaşanan silahlı çatışma neticesinde % 40,5 çalışma gücünü kaybettiği ileri sürülerek 390.000,00 TL maddi tazminat ile 10.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …İdare Mahkemesince, Mahkemelerinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının Danıştay Onuncu Dairesi’nin 01/07/2014 tarih ve E:2010/1742, K:2014/4455 sayılı kararıyla manevi tazminatın kısmen kabulüne ilişkin kısımının onanması, manevi tazminatın kısmen reddine ilişkin kısmıyla maddi tazminata ilişkin kısmının bozulması üzerine, bozma kararına uyularak davacının maddi zararının belirlenmesine yönelik olarak dosya üzerinden yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen raporda, dava konusu olay nedeniyle yasal emeklilik yaşından erken emekliye ayrılan davacının 268.478,43 TL maddi zararının bulunduğunun belirlendiği, raporun hükme esas alınabilir nitelikte bulunduğu belirtilerek davacının maddi tazminat isteminin 268.478,43 TL’sinin kabulü, fazlaya ilişkin isteminin reddi ile olayın gerçekleşme şekli, zararın niteliği ve kalıcılığı, Mahkemelerince kabulüne karar verilip kesinleşen 5.000,00 TL manevi tazminat tutarı da dikkate alınmak suretiyle takdiren 5.000,00 TL. (daha) manevi tazminat istemi kabul edilerek, neticeden davacının 10.000,00 TL manevi tazminat isteminin kabulüyle kabul edilen tazminat tutarının tamamına idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
Davalı idare tarafından, davacıya 3713 sayılı Kanun kapsamında bağlanan vazife malullüğü aylığının görevdeki emsali polis memuru ile eşit olup, erken emeklilikten kaynaklanan maddi zararının bulunmadığı, 2330 sayılı Kanun kapsamında yapılan Nakdi Tazminatın maddi ve manevi zararlarının karşılığı olarak ödendiği, davanın reddi gerektiği ileri sürülmektedir.
Davacı tarafından, 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname öncesinde açılan davasında idare lehine vekalet ücretine hükmedilemeyeceği ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN SAVUNMALARI : Davacı tarafından, davalı idarenin temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmakta olup, davalı idare tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Mahkeme kararının manevi tazminata ilişkin kısmının onanması, maddi tazminata ilişkin kısmının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Dava, …Emniyet Müdürlüğü Özel Hareket Şube Müdürlüğü emrinde polis memuru olarak görev yapmakta iken 08/05/2002 tarihinde teröristlerle yaşanan silahlı çatışmada yaralanarak %40,5 çalışma gücü kaybına karar verilen davacının, Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü Sağlık Kurulunun …tarih ve …sayılı kararı ile onanarak 15/02/2006 tarihi itibarıyla vazife malulü olarak emekliye ayrılması nedeniyle 390.000,00 TL maddî ve 10.000,00 TL manevî tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
İdare, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Kusursuz sorumluluk, kamu hizmetinin görülmesi sırasında kişilerin uğradıkları özel ve olağan dışı zararların idarece tazmini esasına dayanmakta olup; kusur sorumluluğuna oranla ikincil derecede bir sorumluluk türüdür. Başka bir anlatımla idare, yürüttüğü hizmetin doğrudan sonucu olan, idari faaliyet ile nedensellik bağı kurulabilen, özel ve olağan dışı zararları kusursuz sorumluluk ilkesi gereği tazminle yükümlüdür. Bu bağlamda, kamu görevlilerinin görevini yaparken, görevi nedeniyle uğramış olduğu zararların da kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca tazmini gerekmektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesinin atıfta bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 266. maddesinde, “Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir.” hükmü düzenlenmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
A) İdare Mahkemesi Kararının, Davacının Manevi Tazminat İsteminin Kabulüne İlişkin Kısmının İncelenmesi:
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın, davacının manevi tazminat isteminin kabulüne ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, davalı idare tarafından ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
B) İdare Mahkemesi Kararının, Davacının Maddi Tazminat İsteminin Kısmen Kabulüne İlişkin Kısmının İncelenmesi:
Dosya kapsamında yer alan Sosyal Güvenlik Kurumu yazısından anlaşıldığı üzere davacıya 3713 sayılı Kanun’un 21. maddesinin 1. fıkrası hükmü uyarınca yani görevdeki emsali polis memuruna ödenen maaş düzeyinde vazife malullüğü aylığı bağlandığından ve aktif dönemde bu aylığa emsaline uygulanan maaş artışları yansıtılıp pasif dönem emekli aylığında da hak kaybına uğraması söz konusu olmadığından, ayrıca tarafına nakdi tazminat ödenmiş olduğundan, davacının gelir kaybından veya yasal emeklilik tarihinden önce emekliye ayrılmasından kaynaklanan maddi bir zararı bulunmamakla birlikte, davacının çalışma gücü (efor) kaybından doğduğu ileri sürülen maddi tazminat istemi yönünden dosyanın incelenmesinde;
Tazminat hukukunda, çağın gereklerine uygun olarak geliştirilen içtihatlarla, kişinin uğramış olduğu kalıcı bedensel sakatlığının sebep olduğu iş gücü kaybının mevcut işini yürütmesine engel olmamasına bağlı olarak gelirinde ve mal varlığında bir eksilme olmamış olsa dahi “güç (efor) kaybı tazminatı” olarak adlandırılan tazminatın ödenmesi gerektiği kabul edilmiştir. İş gücü kaybına uğrayan kişinin günlük yaşamını sürdürebilmesi ve mevcut işini yapabilmesi için zarardan önceki durumuna ve diğer kişilere göre daha fazla bir güç (efor) sarf ettiği gerçeğinden hareket edilerek zararı, bir anlamda, bu “fazladan sarf edilen gücün” oluşturduğu esası benimsenmiştir. Bu doğrultuda, idari faaliyetlerin neden ve etkisiyle kamu görevlilerinin veya diğer kişilerin güç (efor) kaybına dayanan maddi zararının idare hukukunun ilke ve kuralları uyarınca idarece tazmin edilmesi gerektiği hususunda bir duraksama bulunmamaktadır.
İdare hukuku ilkelerine göre maddi zarar; idari işlem veya eylem nedeniyle kişinin mal varlığının (patrimuanın) aktifinde meydana gelen azalma nedeniyle uğranılan zarar ile elde edilmesi kesin olan gelirden yoksun kalma sonucu uğranılan toplam zarar olup; bedensel nitelikteki maddi zarar ise, kişinin sağlığına kavuşmak için yaptığı tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalması ya da yok olması nedeniyle elde edeceği gelirde meydana gelen azalmayı ifade etmektedir.
Bakılan davada, dava konusu olay neticesinde vazife malulü olarak emekliye ayrılan davacının, Hacettepe Üniversitesi Hastanesinden aldığı …tarih ve …sayılı raporda %40,5 çalışma gücü kaybına uğradığı belirlenmiştir.
Davacının günlük yaşamını iş gücü kaybı oranında daha fazla güç (efor) sarf ederek sürdüreceği, bu fazladan sarf edilen efordan kaynaklanan aktif dönemdeki, daha açık bir anlatımla zarar tarihinden olay gerçekleşmeseydi yasal olarak emekliye ayrılacağı tarihe kadar olan dönemdeki maddi zararın en fazla (2022 yılına kadar asgari geçim indirimi -AGİ- dahil, 2022 yılından itibaren AGİ hariç) net asgari ücret tutarı kadar olacağı, dolayısıyla aktif dönem efor kaybı tazminatının, net asgari ücrete maluliyet oranı uygulanmak suretiyle hesaplanması gerektiği sonucuna varılmaktadır.
Ayrıca, güç (efor) kaybına dayanan maddi tazminatın hesabında, davacının yasal olarak emekliye ayrılacağı tarihten TRH 2010 Ulusal Mortalite Tablosuna göre belirlenen muhtemel bakiye yaşam süresinin sonuna kadar geçen pasif devrede de, güç kaybı nedeniyle daha fazla efor sarf ederek yaşamını devam ettirmesi söz konusu olacağından, pasif dönem zararının da aynı usulle (AGİ hariç net asgari ücret tutarına maluliyet oranının uygulanması suretiyle) hesaplanması gerekmektedir.
Aktif dönemin işleyecek devre zararı ile pasif dönem zararı hesaplanırken, bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihte bilinen net asgari ücret miktarı, her yıl %10 artırılmak ve %10 iskontoya tabi tutulmalıdır.
Bu durumda, İdare Mahkemesince, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacının aktif ve pasif dönemde efor (güç) kaybından kaynaklanan maddi zararının bilirkişi marifetiyle hesaplanarak davacıya ödenmesine karar verilmesi gerekirken, davacının emsali polis memurunun görev aylığından davacıya bağlanan vazife malullüğü aylığı ile bağlanabilecek adi malullük aylığı arasındaki farkın çıkartılarak ve PMF Tablosu esas alınarak yapılan hesaplamayı içeren, hükme esas alınabilecek nitelikte ve yeterlilikte bulunmayan bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle davacının maddi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmesinde hukuki isabet görülmemiştir.
Öte yandan, işbu bozma kararına uyulmak suretiyle karar verilmesi durumunda, davacının esasa yönelik temyiz isteminde bulunmadığı gözetilerek aleyhe hüküm verme yasağı ilkesi uyarınca verilecek yeni kararda davalı idare aleyhine hükmedilecek maddi tazminat tutarının usuli kazanılmış hak ilkesi gereğince 268.478,43 TL’yi aşmaması gerektiği hususunda duraksama bulunmamaktadır.
Ayrıca uyuşmazlıkta; davalı idarenin avukat ile temsil edildiği ve yargılama aşamalarına vekili aracılığıyla katkıda bulunduğu anlaşıldığından, 659 sayılı KHK’nın yürürlüğe girmesinden önce açılmış olsa dahi, 659 sayılı KHK’nın yürürlüğünden sonra karar verilmiş olması nedeniyle, davalı idare vekilinin avukatlık ücretine hak kazandığı açık olmakla birlikte Dairemiz bozma kararı dikkate alındığında, yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonrası düzenlenecek rapora göre maddi tazminat istemi hakkında yeniden bir karar verilmesi gerektiğinden, hükmedilecek maddi tazminat tutarındaki değişikliğin taraflar lehine hükmedilecek vekalet ücretini de değiştirecek olması nedeniyle davacının reddedilen maddi tazminat istemi nedeniyle davalı idare lehine hükmedilen vekalet ücretine ilişkin temyiz istemine dair bu aşamada karar verilmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin incelenmeksizin REDDİNE,
2. Davalı idarenin temyiz isteminin kısmen KABULÜNE, kısmen REDDİNE,
3. Temyize konu …İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının manevi tazminatın kabulüne ilişkin kısmının ONANMASINA, maddi tazminatın kısmen kabulüne ilişkin kısmının BOZULMASINA,
4. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
5. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 22/11/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.