Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2020/766 E. , 2022/6590 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2020/766
Karar No : 2022/6590
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
( …Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : … Anonim Şirketi
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:…sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacının, yargı kararları ile iadesine karar verilen katma değer vergileri için 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 112. maddesinde öngörülen tecil faizi oranında faiz ödenmesi talebiyle yaptığı başvurunun reddine dair işlemin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …. Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davanın kabulü yolunda verilen yargı kararları ile davacı şirketten yapılan tahsilatların hukuka aykırılığının tespit edildiği, davacıdan haksız şekilde tahsil edilen tutarın, tahsil edildiği tarihten Mahkeme kararının tebliğ tarihine göre iadesi yapılacağı tarihe kadar geçen süre içinde kullanımından mahrum kaldığının tartışmasız olduğu, İdareyi, eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü tutan Anayasanın 125. maddesinin son fıkrasının, yargı yeri kararı uyarınca iadesi gereken bir miktar paranın, İdarenin tasarrufunda kalan sürede ilgilisi tarafından tasarruf edilememesinden doğan zararın giderilmesini de kapsadığı, iadesi gereken tutar yönünden vergi idaresi ile davacı arasındaki ilişki, iadenin yargı kararıyla hüküm altına alınması nedeniyle yönetilen-idare ilişkisi olmaktan çıkarak, bir borç ilişkisine dönüştüğü, bu nedenle, haksız yere alınan vergi nedeniyle yoksun kalınan tutarın, Anayasa’nın aktarılan amir hükmü gereğince davacıya ödenmesi gerektiğinden başvurunun reddi yolundaki dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Vergi Usul Kanunu’nun 120. maddesi kapsamında faiz ödenebilmesinin ancak bu hüküm uyarınca iadesi gereken vergilerde mümkün olabileceği, İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28. maddesinde de mahkeme kararının idareye tebliğinden itibaren infazın gecikmesi sebebiyle idarece kanuni gecikme faizinin ödeneceğinin düzenlendiği, mahkeme kararı uyarınca iadesi gereken tutarlar için mevzuatta herhangi bir faiz ödemesinin öngörülmediği, yasaya ve mevzuata uygun olarak dava konusu işlemin tesis edildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : İdarenin Anayasa’nın 125. maddesi gereğince kendi işlem ve eyleminden kaynaklı zararı ödemekle yükümlü olduğu, yargı kararlarının da bu doğrultuda olduğu, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin …. tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 22/11/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Davacının, 2012, 2013, 2014 yılları dönemlerine ilişkin olarak ihtirazi kayıtla verdiği beyannameler üzerinden tahakkuk eden katma değer vergilerinin kaldırılması ve tahsil edilen vergilerin iadesi istemiyle açmış olduğu davalar neticesinde, davacı şirket tarafından indirimli orana tabi olarak %8 oranında katma değer vergisi hesaplanmak suretiyle yurt içinde traktör teslimlerinin yapıldığı, teslim işleminin vergilendirme dönemini takip eden dönemlerde garanti süresi içinde garanti giderlerinin davacı şirketçe karşılandığı, söz konusu garanti giderlerinin 3065 sayılı Kanunun 24/c maddesi uyarınca katma değer vergisi matrahına dahil unsurlar arasında sayıldığı dikkate alındığında, anılan giderler nedeniyle yüklenilen katma değer vergisinin yıl içinde mahsup edilememesi halinde iadesinin istenilmesinde hukuken bir engel bulunmadığı, aksi takdirde %18 oranında yüklenilen katma değer vergisinin, indirimli orana tabi olarak teslim edilen %8 oranındaki katma değer vergisi ile mahsubunun hiç bir zaman mümkün olamayacağı, öte yandan garanti giderleri kapsamında yüklenilen ve mahsup edilemeyen katma değer vergisinin indirime konu yapılabileceği ancak iade konusu edilemeyeceğine ilişkin bir yasal düzenleme de bulunmadığı, bu nedenle indirimli orana tabi olarak yurt içinde teslim edilen traktörler için garanti süresi kapsamında yüklenilen ancak yıl içinde mahsup edilemeyen katma değer vergilerinin iade edilmemesi işleminin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle davaların kabul edildiği temyiz aşamasında 31/07/2018 tarihinde davacı tarafından iade edilen vergiler için faiz ödenmesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin davalı idarenin … gün ve … sayılı işlemin iptali istemiyle dava açılmıştır.
Usul hukukunun yerleşik içtihatlarından olan “taleple bağlılık” ilkesi uyarınca, idari yargı mercilerinde açılan davalarda, mahkemelerin, davacının istemi ile bağlı olduğu, istemi genişletecek veya daraltacak biçimde karar verilemeyeceği açıktır.
Bakılmakta olan davada, yargı kararları ile iadesine karar verilen katma değer vergileri için 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 112. maddesinde öngörülen tecil faizi oranında faiz ödenmesi talebiyle başvuru yapılmış ise de, 06/09/2018 tarihli dava dilekçesinde yasal faize isabet eden tutarın istenildiği görülmüştür. Buna göre, taleple bağlılık ilkesi uyarınca davacının istemi ile bağlı olunacağı, bu istemin dışında karar verilemeyeceğinden, davacının istemi aşılarak, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 112. maddesinin (4) numaralı fıkrası uyarınca tecil faiziyle hüküm kurulmasında hukuka uygunluk bulunmadığından, davayı kabul eden Mahkeme kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine dair kararın bozulması gerektiği görüşüyle Daire kararına katılmıyoruz.