Danıştay Kararı 13. Daire 2017/2444 E. 2022/4316 K. 22.11.2022 T.

Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2017/2444 E.  ,  2022/4316 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2017/2444
Karar No : 2022/4316

DAVACI : … Enerji Üretim A.Ş.
VEKİLİ : Av. …

DAVALILAR : 1- … Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …

2- … Kaymakamlığı
VEKİLİ : Av. …

DAVANIN KONUSU :
1. Çeşme Kaymakamlığı Milli Emlak Müdürlüğü’nün … tarih ve … sayılı işleminin ve bu işlemin geri alınması talebiyle yapılan başvurunun reddine dair … tarih ve … sayılı İzmir Valiliği Defterdarlık Milli Emlak Dairesi Başkanlığı işleminin iptali istenilmektedir.
2. 15/07/2015 tarihli resmi senet ile düzenlenen irtifak hakkı sözleşmesinin 22. maddesinin 1. fıkrasında yer alan, “6446 sayılı Kanun’un Geçici 4/4. maddesinde belirtilen yatırım ve işletme dönemlerinin ilk on yılında izin, kira, irtifak hakkı ve kullanma izni bedellerine uygulanacak %85 indirimin, … Ege Enerji Üretim A.Ş.’ye, İzmir işi, Çeşme ilçesinde kurulacak olan … RES Üretim tesisi için verilen üretim lisansının tarihi olan 29/05/2009 tarihi göz önünde bulundurularak yapılacak olan irtifak hakkı tesis sözleşmesinin düzenlendiği tarihten itibaren başlamak üzere, 28/05/2018 tarihine kadar uygulanacaktır.” hükmünün iptali istenilmektedir.
3. 324 sıra nolu Milli Emlak Genel Tebliği’nin III. Özellik Arz Eden İşlemler bölümünde yer alan, “üretim lisans tarihi, on yıllık sürenin başlangıcı olarak kabul edilerek indirim yapılacak, süre hesaplanacak ve irtifak hakkının tapuya tescil edildiği veya kullanma izni sözleşmesinin düzenlendiği tarihten itibaren kalan süre kadar indirim uygulanacaktır.” ibaresinin iptali istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI :
İrtifak Hakkı Sözleşmesi’nin imzalandığı tarihten dava konusu uygulama işleminin tesis edildiği tarihe kadar yıllık irtifak hakkı bedellerinin %85 indirimli ödendiği, 5346 sayılı Kanun’un 8. maddesinin 3. fıkrası ve 6446 sayılı Kanun’un Geçici 4. maddesinin 4. fıkrasında söz konusu indirim süresinin başlangıcı olarak irtifak hakkı, orman kesin izni gibi kullanım izinlerinin kastedildiği, davalı idareler tarafından ise “ilgili kurum tarafından verilen izin” ibaresinden Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu anlaşıldığından indirim süresinin başlangıcı olarak lisans tarihinin kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

DAVALININ SAVUNMASI :
Üretim lisansının verildiği tarih tüzel kişilerin lisans sahası dâhilinde üretim faaliyetlerine başladığının bir göstergesi olduğundan, 5346 ve 6446 sayılı Kanunlar kapsamında irtifak hakkı bedellerine uygulanacak olan %85’lik indirim süresinin başlangıç tarihi olarak kabul edilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, irtifak hakkı sözleşmesi özel hukuk sözleşmesi olduğundan idari davaya konu edilemeyeceği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’İN DÜŞÜNCESİ :
Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI …’NİN DÜŞÜNCESİ :
Dava, Çeşme Kaymakamlığı Milli Emlak Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı işlemin, bu işlemin geri alınması istemiyle İzmir Defterdarlığına yapılan başvurunun reddine ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin, söz konusu işleme dayanak gösterilen 26/04/2009 tarih ve 27211 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 324 sıra numaralı Milli Emlak Genel Tebliği’nin III. Özellik Arz Eden İşlemler bölümünde yer alan ” üretim lisans tarihi, on yıllık sürenin başlangıcı olarak kabul edilerek indirim yapılacak, süre hesaplanacak ve irtifak hakkının tapuya tescil edildiği veya kullanma izni sözleşmesinin düzenlendiği tarihten itibaren kalan süre kadar indirim uygulanacaktır.” hükmünün ve Hazine taşınmazları üzerinde enerji santralı yapılmak üzere davacı lehine 49 yıl süreli irtifak hakkı tesis edilmesine ilişkin 15/07/2015 tarihli resmi senet ile düzenlenen İrtifak Hakkı Sözleşmesinin 22. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “6446 sayılı Kanun’un Geçici 4/4 maddesinde belirtilen yatırım ve işletme dönemlerinin ilk on yılında izin, kira, irtifak hakkı ve kullanma izni bedellerine uygulanacak %85 indirimin, … Ege Enerji Üretim A.Ş.’ye, İzmir işi, Çeşme ilçesinde kurulacak olan … RES Üretim tesisi için verilen üretim lisansının tarihi olan 29/05/2009 tarihi gözönünde bulundurularak yapılacak olan irtifak hakkı tesis sözleşmesinin düzenlendiği tarihten itibaren başlamak üzere, 28/05/2018 tarihine kadar uygulanacaktır.” hükmünün iptali istemine ilişkindir.
Davacı tarafından itiraz edilmeyerek imzalanmış olsa dahi, kamu gücü kullanılıp tek yanlı olarak kurallar belirlenip imzaya açılan irtifak hakkı sözleşmesinin, idari bir sözleşme niteliğinde olduğu düşünülmekle işin esasının incelenmesine geçildi.
5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun’un “Arazi ihtiyacına ilişkin uygulamalar” başlıklı 8. maddesinde, “(Değişik birinci cümle: 29/12/2010-6094/5 md.) Bu Kanunun yayımı tarihi itibariyle işletmede olanlar dâhil, 31/12/2015 tarihine kadar işletmeye girecek bu Kanun kapsamındaki yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı üretim tesislerinden, ulaşım yollarından ve lisanslarında belirtilen sisteme bağlantı noktasına kadarki TEİAŞ ve dağıtım şirketlerine devredilecek olanlar da dâhil enerji nakil hatlarından yatırım ve işletme dönemlerinin ilk on yılında izin, kira, irtifak hakkı ve kullanma izni bedellerine yüzde seksenbeş indirim uygulanır….” hükmü;
6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun “Arz güvenliğinin sağlanmasına yönelik düzenlemeler” başlıklı Geçici 4. maddesinin 4. fıkrasında, “Bu Kanunun yayımı tarihi itibarıyla işletmede olanlar dâhil 31/12/2020 tarihine kadar işletmeye girecek olan 5346 sayılı Kanun kapsamındaki yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı elektrik üretim tesisleri ile bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren 31/12/2020 tarihine kadar işletmeye girecek olan Bakanlık tarafından düzenlenen bir maden işletme ruhsatı ve izni kapsamında 3213 sayılı Kanunun 2’nci maddesinin IV. Grup (b) bendinde yer alan madenlerin girdi olarak kullanıldığı elektrik üretim tesislerinden, ulaşım yollarından ve lisanslarında belirtilen sisteme bağlantı noktasına kadarki TEİAŞ ve dağıtım şirketlerine devredilecek olanlar da dâhil enerji nakil hatlarından, ilgili kurum tarafından verilmiş izin tarihinden itibaren yatırım ve işletme dönemlerinin ilk on yılında izin, kira, irtifak hakkı ve kullanma izni bedellerine yüzde seksen beş indirim uygulanır.” hükmü yer almaktadır.
6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun “Lisans esasları” başlıklı 5. maddesinde; “Lisans, bu Kanun hükümleri uyarınca üzerinde kayıtlı piyasa faaliyetlerinin yapılabilmesi için tüzel kişilere verilen izin belgesidir. 11’inci maddenin onuncu fıkrasında belirtilen piyasalara ilişkin hükümler saklı kalmak üzere, lisanslara ilişkin olarak aşağıdaki hususlar Kurum tarafından çıkarılan yönetmelikle düzenlenir” hükmü yer almaktadır.
Hazine taşınmazları üzerinde kullanma izni verilmesi ile irtifak hakkı tesis edilmesi görev ve yetkisi, 13/12/1983 tarihli ve 178 sayılı Maliye Bakanlığı’nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 543 sayılı KHK ile yeniden düzenlenen 13’üncü maddesinin (b) bendine göre Maliye Bakanlığına aittir.
Buna ilişkin işlemler, Maliye Bakanlığı’nca hazırlanan ve 19/06/2007 tarihli ve 26557 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Hazine Taşınmazlarının İdaresi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre yürütülmektedir.
Sözkonusu Yönetmeliğe dayanılarak çıkartılan; 324 sıra numaralı Milli Emlak Genel Tebliği’nin, 27/05/2014 tarih ve 29012 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Milli Emlak Genel Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ ile değiştirilen “III. Özellik Arz Eden İşlemler” başlıklı bölümünün “Enerji Yatırımları” kenar başlıklı 4. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendinde; “Bu tesislerin 31/12/2020 tarihine kadar devreye alınması kaydıyla, yenilenebilir enerji üretim tesisleri kurulması amacıyla tesis edilecek irtifak hakkı ve kullanma izinlerinde bedeller, on yıl süreyle sözleşmesi gereği tahsil edilmesi gereken bedele yüzde seksenbeş oranında indirim uygulanarak tahsil edilecektir. Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu tarafından verilen üretim lisansının tarihi, on yıllık sürenin başlangıcı olarak kabul edilerek indirim yapılacak süre hesaplanacak ve irtifak hakkının tapuya tescil edildiği veya kullanma izni sözleşmesinin düzenlendiği tarihten itibaren kalan süre kadar indirim uygulanacaktır.” hükmü yer almaktadır.
Bilindiği üzere, üretim lisansı, tüzel kişilere, piyasada faaliyet gösterebilmeleri için ilgili kanunlar uyarınca verilen izin niteliğindedir. Bu iznin göstergesi niteliğinde olan üretim lisansına sahip olunması ile, ilgili kanunlarda belirtilen hak ve menfaatlerin, eğer süreler belirtilmiş ise, sürelerin de işlemeye başladığı sonucu çıkar.
Bu nedenle, 5346 sayılı Kanun’un 8. maddesinin 3. fıkrasında belirtilen yatırım ve işletme dönemlerinin ilk on yılında izin, kira, irtifak hakkı ve kullanma izni bedellerine uygulanacak yüzde seksenbeş indirimin, EPDK tarafından verilen üretim lisansı tarihinden itibaren başlatılması, yenilenebilir enerji tesisleri kurulması amacıyla tesis edilecek irtifak hakkı ve kullanma izinlerinde bedellerin ise; irtifak hakkı ve kullanma izni sözleşmesinin düzenlendiği tarihten itibaren kalan süre kadar indirim uygulanmak suretiyle tahsil edilmesi gerekeceği açıktır.
Bu durumda; 324 sıra numaralı Milli Emlak Genel Tebliği’nin, 27/05/2014 tarih ve 29012 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Milli Emlak Genel Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ ile değiştirilen “III. Özellik Arz Eden İşlemler” başlıklı bölümünün “Enerji Yatırımları” kenar başlıklı 4. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendinin ikinci cümlesindeki “Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu tarafından verilen üretim lisansının tarihi, on yıllık sürenin başlangıcı olarak kabul edilerek indirim yapılacak süre hesaplanacak ve irtifak hakkının tapuya tescil edildiği veya kullanma izni sözleşmesinin düzenlendiği tarihten itibaren kalan süre kadar indirim uygulanacaktır.” hükmünde ve bu hüküm esas alınarak irtifak hakkı sözleşmesine aynı paralelde hüküm konulmasında hukuka aykırı bir husus görülmemiştir.
Öte yandan,324 sıra numaralı Milli Emlak Genel Tebliği’nin, davaya konu edilen hükmünde ve aynı hüküm doğrultusunda düzenlenen sözleşmenin davaya konu bölümünde, hukuka aykırılık görülmediğinden, söz konusu Tebliğ’e ve sözleşmeye dayanılarak tesis edilmiş olan, idari işlemlerde de hukuka aykırılık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
İzmir ili, Çeşme ilçesinde kurulacak rüzgâr enerjisine dayalı üretim tesisi için 29/05/2008 tarihinden itibaren davacı şirkete lisans verilmiştir.
Davacı şirket ile Çeşme Kaymakamlığı Milli Emlak Müdürlüğü arasında, … Mahallesi, … ada, …, … ve … parsel; … ada, … parsel ve … ada …, … ve … parsel sayılı Hazine taşınmazları üzerinde enerji santrali yapılmak üzere davacı şirket lehine, üretim lisansının verildiği tarih olan 29/05/2008 tarihinden başlamak üzere 49 yıl süreli irtifak hakkı tesis edilmesine ilişkin İrtifak Hakkı Sözleşmesi 15/07/2015 tarihinde imzalanmış ve davacıya yer teslimi yapılmıştır.
İrtifak Hakkı Sözleşmesi’nde, sözleşmenin imzalandığı tarihten 28/05/2018 tarihine kadar yıllık irtifak hakkı bedellerinin %85 indirimli olarak tahsil edileceği yönünde düzenleme yapıldığı ve Çeşme Kaymakamlığı’nın … tarih ve … sayılı işlemiyle taksitlerin buna göre düzenlendiği görülmüştür.
Bunun üzerine, davacı şirket tarafından 19/07/2017 tarihli dilekçe ile, indirimli irtifak hakkı bedeli ödeme başlangıç tarihinin 29/05/2008 olması gerektiği yönünde başvuru yapılmıştır. Bu başvurunun 324 sıra numaralı Milli Emlak Genel Tebliği’nin, “üretim lisans tarihi, on yıllık sürenin başlangıcı olarak kabul edilerek indirim yapılacak, süre hesaplanacak ve irtifak hakkının tapuya tescil edildiği veya kullanma izni sözleşmesinin düzenlendiği tarihten itibaren kalan süre kadar indirim uygulanacaktır.” ibaresi doğrultusunda şirkete verilen üretim lisans tarihinin 29/05/2008 olduğundan bahisle 21/0/2016 tarih ve 53089 sayılı işlem ile reddi üzerine dava konusu işlemlerin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır.

İNCELEME VE GEREKÇE:
USUL YÖNÜNDEN:
Davalı idare tarafından, irtifak hakkı sözleşmesinin özel hukuk sözleşmesi niteliğinde olduğundan idari davaya konu edilemeyeceği ileri sürülmüştür.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları ile (c) bendinde tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar idarî dava türleri arasında sayılmıştır.
2577 sayılı Kanun’un 14. maddesinin 3. fıkrasının (a) bendinde, dava dilekçelerinin görev ve yetki yönünden ilk incelemeye tabi tutulacağı; 15. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde ise, adli yargının görevli olduğu konularda açılan davaların reddine karar verileceği kurala bağlanmıştır.
İdari yargı mercilerinde yargısal denetimi yapılarak çözümlenecek uyuşmazlıklarda, öncelikle davaya konu işlemin idari bir işlem olup olmadığı hususunun, başka bir anlatımla idare hukuku kurallarına göre tesis edilen bir işlem olup olmadığının ortaya konması gerekmektedir. İdarî makamlar tarafından tesis edilmiş olsa bile, özel hukuk hükümlerine tabi olan işlem ve sözleşmelerden kaynaklanan uyuşmazlıkların çözümünde adli yargı mercileri görevlidir.
İdari işlemler, idarî makamların, kamu gücü kullanarak, idare işlevine ilişkin olarak tesis ettikleri, muhatapları yönünden çeşitli hak ve/veya yükümlülükler doğuran, muhataplarının hukukî durumlarında değişiklik yapan tek yanlı irade açıklamalarıdır. Buna göre, idari işlemlerin “idari makamlarca tesis edilmiş olma”, “tek yanlı olma” ve “icrailik niteliğini taşıma” unsurlarını bünyesinde barındırması gerekmektedir.
Öte yandan, bir sözleşmenin idari sözleşme sayılabilmesi için sürekli bir kamu hizmetinin görülmesi amacını taşıması, taraflardan birinin idare olması ve özel hukuk hükümlerini aşan, kamu hukukuna özgü ve kamu hukukundan doğan şart ve hükümleri içermesi zorunludur. Taraflardan biri idare olmakla birlikte, tarafların özgür iradeleriyle imzalanan ve idari sözleşme niteliği taşımayan bir sözleşmenin uygulanmasından kaynaklanan uyuşmazlıklar, özel hukuk hükümlerine göre adli yargı yerlerince çözümlenecektir.
Yapılan açıklamalar ve aktarılan mevzuat hükümleri uyarınca, sözleşmenin uygulanmasından kaynaklansa bile idari sözleşmelerden kaynaklanan uyuşmazlıkların çözüm yerinin idari yargı yerleri olduğu açıktır. Bu sebeple, davaya konu edilen işlemin “idari makamlarca tesis edilmiş olma”, “tek yanlı olma” ve “icrailik niteliğini taşıma” unsurlarını haiz olup olmadığı araştırılmadan önce, bahsi geçen sözleşmenin idari sözleşme niteliğinde olup olmadığının değerlendirilmesi önem taşımaktadır. Nitekim, 2577 sayılı Kanun’da kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar idarî dava türleri arasında sayıldığından, idari sözleşmelerden kaynaklı uyuşmazlıkların adli yargı yerlerince çözümlenmesi mümkün olamayacaktır. Bu doğrultuda, taraflarından birinin idare olduğu, rüzgar enerjisi kullanılarak elektrik üretiminde kullanılacak taşınmazın kullanılmasına ilişkin irtifak hakkı sözleşmesinin, sürekli bir kamu hizmetinin görülmesi amacına yönelik olması ve özel hukuk hükümlerini aşan, kamu hukukuna özgü ve kamu hukukundan doğan şart ve hükümlerin sözleşmede yer alıyor olması şartlarını taşıyıp taşımadığını incelemek gerekmektedir.
Dava konusu irtifak hakkı sözleşmesi incelendiğinde, taşınmazın rüzgar enerjisine dayalı elektrik üretiminde kullanılacağı dikkate alındığında burada yürütülen hizmetin kamu hizmeti olduğu sonucunda varılmaktadır.
Öte yandan, sözleşmenin tarafı özel hukuk tüzel kişiliğine, taşınmazın etrafındaki kıyı ve kumsalları kamunun kullanımına açık tutacağı zorunluluğunun getirilmesinin yanında; anılan sözleşmede hüküm bulunmayan hallerde Devlet İhale Kanunu ile Hazine Taşınmazlarının İdaresi Hakkında Yönetmelik hükümlerinin uygulanacağının belirtilmesi suretiyle sözleşmede, özel hukuk hükümlerini aşan, kamu hukukuna özgü ve kamu hukukundan doğan şart ve hükümlere yer verildiği görülmektedir. Tüm bu hususların değerlendirilmesinden, dava konusu irtifak hakkı sözleşmesinin bir tür idari sözleşme olduğu ve davanın idari yargının görev alanına girdiği sonucuna varılmıştır.
Bununla birlikte, sözleşmede yer alan dava konusu hükmün hukuk alemindeki varlığını koruması nedeniyle davacının hak ve menfaatlerini ihlâl etme sonucunu devam ettireceği dikkate alındığında, davanın irtifak hakkı sözleşmesine ilişkin kısmının süresinde olduğu değerlendirilmiştir.

ESAS YÖNÜNDEN:
İLGİLİ MEVZUAT:
(Uyuşmazlığın doğduğu tarih itibarıyla yürürlükte bulunan hâliyle) 5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun’un 8. maddesinin üçüncü fıkrasında, “Bu Kanun’un yayımı tarihi itibarıyla işletmede olanlar dâhil, 31/12/2015 tarihine kadar işletmeye girecek bu Kanun kapsamındaki yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı üretim tesislerinden, ulaşım yollarından ve lisanslarında belirtilen sisteme bağlantı noktasına kadarki TEİAŞ ve dağıtım şirketlerine devredilecek olanlar da dâhil enerji nakil hatlarından yatırım ve işletme dönemlerinin ilk on yılında izin, kira, irtifak hakkı ve kullanma izni bedellerine yüzde seksenbeş indirim uygulanır. Orman Köylüleri Kalkındırma Geliri, Ağaçlandırma ve Erozyon Kontrolü Geliri alınmaz.” kuralına yer verilmiştir.
Yine, uyuşmazlık tarihinde yürürlükte bulunan hâliyle, 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun Geçici 4. maddesinin dördüncü fıkrasında, bu Kanun’un yayımı tarihi itibarıyla işletmede olanlar dâhil 31/12/2015 tarihine kadar işletmeye girecek olan 5346 sayılı Kanun kapsamındaki yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı elektrik üretim tesisleri ile bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren 31/12/2015 tarihine kadar işletmeye girecek olan Bakanlık tarafından düzenlenen bir maden işletme ruhsatı ve izni kapsamında 3213 sayılı Kanun’un 2. maddesinin IV. Grup (b) bendinde yer alan madenlerin girdi olarak kullanıldığı elektrik üretim tesislerinden, ulaşım yollarından ve lisanslarında belirtilen sisteme bağlantı noktasına kadarki TEİAŞ ve dağıtım şirketlerine devredilecek olanlar da dâhil enerji nakil hatlarından, ilgili kurum tarafından verilmiş izin tarihinden itibaren yatırım ve işletme dönemlerinin ilk on yılında izin, kira, irtifak hakkı ve kullanma izni bedellerine yüzde seksen beş indirim uygulanacağı, bunlardan Orman Köylüleri Kalkındırma Geliri ile Ağaçlandırma ve Erozyon Kontrolü Geliri alınmayacağı, bu Kanun’un yayımı tarihinden önce kamu kurum veya kuruluşları tarafından elektrik üretim tesisi yapılmak amacıyla ihalesi yapılan ya da sözleşmeye bağlanan maden sahalarında kurulmuş ve kurulacak tesislerin bu fıkrada yer alan indirim ve istisnalardan faydalanamayacağı, bu fıkra kapsamındaki sürenin beş yıla kadar uzatılmasına Bakanlar Kurulu’nun yetkili olduğu kurala bağlanmıştır.
324 sıra Numaralı Milli Emlak Genel Tebliği’nin “III. Özellik Arz Eden İşlemler” başlıklı bölümünün, “4. Enerji yatırımları” başlıklı kısmının 2/b maddesinde, “… Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu tarafından verilen üretim lisansının tarihi, on yıllık sürenin başlangıcı olarak kabul edilerek indirim yapılacak süre hesaplanacak ve irtifak hakkının tapuya tescil edildiği veya kullanma izni sözleşmesinin düzenlendiği tarihten itibaren kalan süre kadar indirim uygulanacaktır.” kuralı yer almıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dava konusu uyuşmazlık, 5346 ve 6446 sayılı Kanun’larla öngörülen irtifak hakkı bedeli üzerinden hesaplanacak %85 indirim süresinin lisans tarihinden itibaren mi, yoksa irtifak hakkı sözleşmesinin imzalandığı tarihten itibaren mi başlayacağı hususundan kaynaklanmaktadır.
Kanun koyucu, irtifak hakkı bedeli üzerinden hesaplanacak %85 indirim süresini 5346 sayılı Kanun’da yatırım ve işletme dönemlerinin ilk 10 yılı, 6446 sayılı Kanun’da ise, ilgili kurum tarafından verilmiş izin tarihinden itibaren yatırım ve işletme dönemlerinin ilk 10 yılı olarak belirlemiştir. Söz konusu indirim, 5346 sayılı Kanun kapsamındaki yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı elektrik üretim tesislerinin kurulumunu teşvik amacı taşımakta olup, anılan tesislerin bir an önce işletmeye geçirilmesini özendirmektedir. Bu saikle indirim süresinin başlayacağı tarih işletme döneminden itibaren değil, üretim tesisinin işletme döneminden önceki yatırım dönemini de kapsayacak şekilde düzenlenmiştir. Aksinin kabulü hâlinde, yani indirim süresinin işletme döneminden itibaren başlatılması, üretim tesisi sahiplerinin 10 yıldan fazla süreyle irtifak hakkı bedeli indiriminden faydalanacağı anlamına gelir.
Üretim faaliyetinde bulunmak isteyen tüzel kişilere, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu tarafından verilen üretim lisans tarihinin, yatırım döneminin başlayacağı tarih olarak kabul edilmesi gerekir. Zira, izin belgesi niteliğindeki lisans alındıktan sonra tesis kurmayı planlayan tüzel kişiler yatırımlarına başlayabilir. Lisans tarihi, aksi lisansta belirtilmedikçe, lisansa konu üretim tesisine ilişkin olarak hak ve yükümlülüklerin başladığı tarihtir. Bu kapsamda, irtifak hakkı bedelinin indirimli ödenebilmesi lisansın bir sonucudur. Lisans verilmesi sonucuna bağlanan böyle bir hakkın başlangıcı olan sürenin, kamu kurum ve kuruluşlarının onay, ruhsat gibi daha sonraki tarihlerde vereceği çeşitli izinlerden sonra başlatılması kanun koyucunun muradına aykırı olduğu gibi, lisans hükümlerinin etkisizleştirilmesine de neden olacaktır. Dolayısıyla, 324 sıra numaralı Milli Emlak Genel Tebliği’nin 10 yıllık indirim süresini üretim lisansının verildiği tarihten itibaren başlatan kuralının, 5346 ve 6446 sayılı Kanun’lara aykırılık taşımadığı sonucuna varılmıştır.
Kaldı ki, 5346 sayılı Kanun’un 8. maddesinin 3. fıkrası ile 6446 sayılı Kanun’un Geçici 4. maddesinin 4. fıkrasında yapılan 25/11/2020 tarihli değişiklikle birlikte irtifak hakkı bedelinin %85 indirimli ödenmesine yönelik getirilen teşviğin lisans tarihinden itibaren 10 yıl boyuca uygulanacağı kurala bağlanmıştır.
Bu itibarla, yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı üretim tesislerinin irtifak hakkı bedelini indirimli ödeyeceği 10 yıllık sürenin üretim lisansı tarihinden itibaren başlayacağına ilişkin kuralda ve söz konusu kurala istinaden lisans tarihinden itibaren başlayan indirim süresinin bitmesinden dolayı irtifak hakkı bedelinin indirimsiz tahsil edilmesine ilişkin uygulama işlemleri ile irtifak hakkı sözleşmesinin davaya konu edilen kısmında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca …-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’na temyiz yolu açık olmak üzere, 22/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.