Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2020/412 E. , 2022/6469 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2020/412
Karar No : 2022/6469
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, … Gümrük Müşavirliği A.Ş.nin kanuni temsilcisi sıfatıyla düzenlenen … tarih ve … takip numaralı ödeme emrinin 2011/1-3. döneme ait aslı aranmayan geçici vergiden kaynaklanan vergi ziyaı cezası ile bu cezaya bağlı olarak hesaplanan gecikme faizine ilişkin kısmının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; dava konusu geçici vergi normal olarak 14/5/2010 tarihinde beyan edilip 17/5/2011 tarihinde ödenmesi gerekirken beyan edilmeyip, sonrasında re’sen yapılan tarhiyata konu olduğu ve bu tarhiyata karşı açılan dava neticesinde verilen karar üzerine de 15/3/2016 tarihinde bu vergiye bağlı olarak hesaplanan gecilkme faizi ile kesilen vergi ziyaı cezası tahakkuk ettiği ve tahakkuk eden bu alacakların vade tarihi 12/9/2016 tarihinde de ödenmediği, asıl amme borçlusu şirketin kanuni temsilci olan davacının, verginin beyan edilmesi gereken dönemde kanuni temsilci sıfatına sahip olmadığı gibi, bu alacakların vade tarihinden (12/9/2016) evvel 25/9/2012 tarihinde kanuni temsilcilik sıfatı da sona erdiği nazara alındığında, her iki vade tarihinde de kanuni temsilci olmayan davacının, bu bağlamda davaya konu vergi ziyaı cezası ile gecikme faizinden ötürü herhangi bir sorumluluğundan bahsedilemeyeceği, dolayısıyla davaya konu edilen ödeme emrinin dava konusu edilen kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
213 sayılı Vergi Usul Kanun’unun 10. maddesinde, tüzel kişilerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri tarafından yerine getirileceği, kanuni temsilcilerin bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükellef veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan, vergi ve buna bağlı alacakların kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı hükme bağlanmıştır.
Diğer taraftan; 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 55. maddesinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere 15 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı, 58. maddesinde ise kendilerine ödeme emri tebliğ olunanların, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı yönlerinden dava açabileceği hükme bağlanmıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden, davacının şirkete kanuni temsilci olarak 24/6/2011 tarihinde atandığı, bu durumun da 18/7/2011 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi’nin 7860 sayılı nüshasında yayımlandığı, davacının şirketin 07/2/2012 tarihli yönetim kurulu kararıyla yönetim kurulu üyeliğine seçildiği ve 25/9/2012 tarihli yönetim kurulu kararıyla kanuni temsilcilik sıfatının sona erdirildiği, davaya konu ödeme emrinin dava konusu edilen vergi ziyaı cezalı geçici verginin vergi aslı aranmayan vergi ziyaı cezası ile gecikme faizine ilişkin kısmının, Mahkemelerinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile kısmen kabul, kısmen reddedilmesinden sonra tahakkuk ettiği ve tahakkuk eden bu alacakları içerir iki no’lu ihbarnamenin düzenlenerek 01/6/2016 tarihinde tebliğ edildiği, bu alacaklar için asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emrine karşı açılan dava sonucunda … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E: …, K:… sayılı kararıyla davanın reddine karar verildiği, şirket hakkında yapılan mal varlığı araştırmasında borcun tahsil edilebileceği mal varlığına rastlanmaması üzerine de kanuni temsilci sıfatıyla davacının takibine geçildiği görülmektedir.
Bu durumda, davacının borcun doğduğu dönemde asıl amme borçlusu limited şirketin kanuni temsilcisi olmadığı açık olduğundan, davacı adına düzenlenen dava konusu ödeme emrinde hukuka uyarlık görülmediği sonucuna varılmıştır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 21/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.