Danıştay 7. Daire Başkanlığı 2019/940 E. , 2022/4569 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
YEDİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/940
Karar No : 2022/4569
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : … Beton Maden Petrol kimya Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava Konusu İstem: Davacı şirket nezdinde yapılan inceleme sırasında yapılan ilk hesaplamalara göre tespit edilen 2016 yılının Eylül ilâ Aralık aylarının (1.) ve (2.) dönemleri ile 2017 yılının Ocak ilâ Temmuz aylarının (1.) ve (2.) dönemlerine ait vergi, ceza ve gecikme faizinin korunması amacıyla 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 9. maddesi, 13. maddesinin 1. bendi ile 17. maddesi uyarınca alınan ihtiyati tahakkuk ve ihtiyati haciz kararlarının iptali istemiyle dava açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; olayda, davacı hakkında ihtiyati tahakkuk ve ihtiyati haciz kararı alınmasına neden olan vergi ve cezalar için dava konusu işlem tarihinden önce davacı adına düzenlenerek tebliğ edilmiş bir ihbarname bulunmamakla birlikte, daha önce düzenlenen vergi inceleme raporlarına istinaden aynı tutarlardaki vergi ve cezalar için tarhiyatların yapıldığının anlaşılması karşısında, ihtiyati tahakkuk ile ihtiyati haciz kararları ancak vergi incelemesi devam edenler için 6183 sayılı Kanun’da yazılı sebeplerin vuku bulması halinde ilk hesaplamalara göre alınabileceğinden daha önce düzenlenen vergi inceleme raporlarına istinaden miktar itibariyle kesinleşen ve ortaya çıkan vergi ve cezalar için ihbarname düzenlenmesi gerekirken, davacı adına tesis edilen ihtiyati tahakkuk ve ihtiyati haciz işlemlerinde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Tesis edilen işlemlerin hukuka uygun olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’UN DÜŞÜNCESİ : Dosyanın UYAP kayıtlarıyla birlikte incelenmesinden, dava konusu işleme dayanak alınan vergi inceleme raporlarına istinaden yapılan tarhiyatlara ilişkin ihbarnamelerin 01/02/2018 tarihinde düzenlendiği, “ihtiyati tahakkuk ve ihtiyati haciz” konulu dava konusu işlemin ise 16/01/2018 tarihinde tesis edildiği anlaşıldığından, Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun E:2021/6, K:2022/2 sayılı kararı uyarınca, vergi incelenmesi sonuçlanıp tarhiyat yapıldıktan sonra borçlu hakkında 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 13. maddesinin 1. bendine göre ihtiyati haciz işlemi tesis edilemeyeceğine ilişkin içtihadı doğrultusunda, tarhiyattan önce tesis edildiği anlaşılan dava konusu işlemin uygulanmasına ilişkin koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği yönünden yapılacak yargılama sonucuna karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacı şirket nezdinde yapılan inceleme sırasında yapılan ilk hesaplamalara göre tespit edilen 2016 yılının Eylül ilâ Aralık aylarının (1.) ve (2.) dönemleri ile 2017 yılının Ocak ilâ Temmuz aylarının (1.) ve (2.) dönemlerine ait vergi, ceza ve gecikme faizinin korunması amacıyla 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 9. maddesi, 13. maddesinin 1. bendi ile 17. maddesi uyarınca alınan ihtiyati tahakkuk ve ihtiyati haciz kararlarının iptali istemiyle dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 9. maddesinin 1. fıkrasında, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 344. maddesi uyarınca vergi ziyaı cezası kesilmesini gerektiren haller ile 359. maddesinde sayılan hallere temas eden bir amme alacağının salınması için gerekli muamelelere başlanmış olduğu takdirde vergi incelemesine yetkili memurlarca yapılan ilk hesaplamalara göre belirlenen miktar üzerinden tahsil dairelerince teminat isteneceği belirtilmiş; 10. maddesinin 2. fıkrasında, borç miktarının artması durumunda teminatın tamamlanmasının veya yerine başka teminat gösterilmesinin isteneceği ifade edilmiştir.
6183 sayılı Kanun’un 13. maddesinde ihtiyati haczin, maddede yedi bent halinde belirtilen durumlardan herhangi birinin mevcudiyeti halinde hiçbir müddetle mukayyet olmaksızın alacaklı amme idaresinin mahalli en büyük memurunun kararıyla, haczin ne suretle yapılacağına dair hükümlere göre derhal tatbik olunacağı düzenlenmiş; maddenin (1) numaralı bendinde, Kanun’un 9. maddesi gereğince teminat istenmesini mucip hallerin mevcut olması, (3) numaralı bendinde ise borçlunun kaçmış olması veya kaçması, mallarını kaçırması ve hileli yollara sapması ihtimalinin bulunması ihtiyati haciz kararı alınması gerektiren durum olarak öngörülmüş; 17. maddesinde, 13. maddenin 1, 2, 3 ve 5. bentlerinde yazılı ihtiyati haciz sebeplerinden birisinin mevcut olması, mükellef hakkında 110. madde gereğince takibata girişilmesi, teşebbüsün muvazaalı olduğu ve hakikatte başkasına aidiyeti hakkında delil elde edilmesi hallerinden birinin varlığı halinde vergi dairesi müdürünün yazılı talebi üzerine defterdar ve/veya vergi dairesi başkanının, mükellefin henüz tahakkuk etmemiş vergi ve resimlerinden Maliye Bakanlığınca tespit ve ilan edilecek olanlarla bunların zam ve cezalarının derhal tahakkuk ettirilmesi hususunda yazılı emir verebileceği hüküm altına alınmış; 16. maddesinde ise, amme borçlusu tarafından teminat gösterildiği takdirde, ihtiyati haczin, haczi koyan mercii tarafından kaldırılacağı hükmüne yer verilmiştir.
2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun 40. maddesinin 4. fıkrasında, İçtihadı Birleştirme Kurulu kararlarına, Danıştay daire ve kurulları ile idari mahkemeler ve idarenin uymak zorunda olduğu kurala bağlanmıştır.
12/11/2022 tarih ve 32011 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 27/05/2022 tarih ve E:2021/6, K:2022/2 sayılı kararıyla; vergi incelemesi sonuçlanıp tarhiyat yapıldıktan sonra borçlu hakkında ihtiyati haciz işlemi tesis edilip edilemeyeceği konusunda Danıştay Üçüncü ve Dokuzuncu Daireleri kararları ile Danıştay Dördüncü, Yedinci Daireleri ve Vergi Dava Daireleri Kurulu kararları arasında var olan içtihat aykırılığının içtihatların birleştirilmesi yoluyla bağlayıcı bir çözüme kavuşturulması ve içtihadın, ‘vergi incelenmesi sonuçlanıp tarhiyat yapıldıktan sonra borçlu hakkında 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 13. maddesinin 1. bendine göre ihtiyati haciz işlemi tesis edilemeyeceği’ yönünde birleştirilmesi yolunda karar verilmiştir.
Diğer yandan, 21/10/1970 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun E:1969/1, K:1970/21 sayılı kararında, kesin hükümle uyuşmazlığın halledilmiş ve ortadan kalkmış olacağı belirtilerek kesin hükme bağlanmış bir uyuşmazlığın yeniden dava konusu yapılmasının mümkün olmadığı, İçtihatları Birleştirme Kararları’nın kesin hüküm halini almış bulunan kararlara konu teşkil eden olaylara tesir icra edemeyip bu kararlara ancak verildikleri tarihten sonra karara bağlanacak davalarda uyulmasının zorunlu olduğuna hükmedildiğinden; Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu kararlarının, uyuşmazlık konusu olmaktan çıkmış ve kesin bir yargıya ulaşmak suretiyle sonuçlandırılmış dava konusu işlem veya eylemlere uygulanmayacağı kabul edilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
6183 sayılı Amme Alacakları Tahsili Usulü Hakkında Kanun’un yukarıda yer verilen 9. maddesine göre, vergi ziyaı cezası veya vergi kaçakçılığı cezasını gerektiren fiillerden birinin işlendiği kanaatine varılması halinde ilk hesaplara göre belirlenen miktar üzerinden ilgiliden teminat istenebilmesi ve ilgili hakkında 6183 sayılı Kanun’un 13. maddesinin (1) numaralı bendi uyarınca ihtiyati haciz kararı alınabilmesi mümkün olup Kanun koyucunun, madde metninde teminat istenebilmesi için gerekli koşulları belirlediği ve buna göre, vergi incelemesine yetkili memurca yapılan ilk hesaplara göre miktarın belirlendiği zaman, bu belirlenen miktar için teminatın istenebileceği sonucuna ulaşılmaktadır.
Diğer taraftan, ilk hesaplamalara göre miktarın belirlenmesine, dolayısıyla ihtiyati haciz işlemlerinin tesis edilmesi gereken zamanın tespit edilmesine dair Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 27/05/2022 tarih ve E:2021/6, K:2022/2 sayılı kararına göre, vergi incelenmesi sonuçlanıp tarhiyat yapıldıktan sonra borçlu hakkında 6183 sayılı Kanun’un 13. maddesinin 1. bendine göre ihtiyati haciz işlemi tesis edilemeyecek olup, Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun E:1969/1, K:1970/21 sayılı kararı uyarınca, işbu uyuşmazlık konusu işlem hakkında kesinleşmiş bir hüküm bulunmadığından anılan içtihadın somut olayda uygulanması gereklidir.
Bu bakımdan, 6183 sayılı Kanun’un 1. kısmının “Amme Alacaklarının Korunması” başlıklı 2. bölümünde amme alacağının tahsil imkansızlığına karşı geçici bir koruma önlemi olarak öngörülmüş olan teminat isteme, ihtiyati tahakkuk ve ihtiyati haciz müesseseleri, kanunda belirtilen koşulların varlığı halinde cebren takip safhasına kadar her zaman uygulanabilecek olmakla birlikte, 13. maddenin 1. bendine göre alınacak ihtiyati haciz ve ihtiyati tahakkuk kararlarının ancak vergi incelemesi sonuçlanıp tarhiyat yapılana kadar alınması olanaklıdır.
Öte yandan, 13. maddenin 1. bendine göre teminat istenmesini mucip hallerin varlığı halinde ihtiyati haciz ve ihtiyati tahakkuk kararları alınması mümkün ise de, 16. maddeye göre, amme borçlusu tarafından teminat gösterilmesi durumunda ihtiyati haciz, haczi koyan mercii tarafından kaldırılarak sona erdirilecektir.
Dosyanın UYAP kayıtlarıyla birlikte incelenmesinden, davacı hakkında ihtiyati tahakkuk ve ihtiyati haciz kararlarının alınmasına dayanak alınan inceleme sonucunda düzenlenen vergi inceleme raporlarına istinaden yapılan tarhiyatlara ilişkin ihbarnamelerin 01/02/2018 tarihinde düzenlendiği, “ihtiyati tahakkuk ve ihtiyati haciz” konulu işlemin ise 16/01/2018 tarihinde tesis edildiği anlaşıldığından, dava konusu işlemlerin uygulanmasına ilişkin koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği yönünden yapılacak yargılama sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden, yukarıda yer verilen gerekçe ile dava konusu işlemleri iptal eden mahkeme kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin kararda isabet bulunmamıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin kabulüne,
2…. Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Daireye gönderilmesine,
4. 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 13. maddesinin (j) bendi parantez içi hükmü uyarınca alınması gereken harç dahil olmak üzere, yargılama giderlerinin yeniden verilecek kararda karşılanması gerektiğine, 21/11/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.