Danıştay Kararı 4. Daire 2019/5674 E. 2022/6483 K. 21.11.2022 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2019/5674 E.  ,  2022/6483 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2019/5674
Karar No : 2022/6483

TEMYİZ EDEN TARAFLAR : 1- … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …
2- … Telif Hakları Yapımcılık Ticaret Anonim Şirketi Adına Temsilen …
VEKİLİ: Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek taraflarca aleyhlerine olan hüküm fıkralarının bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem : Davacının tarafından, 2015-2016 yılına ilişkin KDV iade alacaklarının vergi borçlarına mahsubu talebiyle yapılan başvuru üzerine, Vergi Dairesi’ne YMM raporu sunulmadığından bahisle mahsup talep tarihinin YMM raporunun sunulduğu tarih olduğu kabul edilerek, mahsup talebinde bulunulan tarihle YMM raporunun sunulduğu tarih arasında geçen süre için, iade alacaklarından mahsuben tahsil edilen gecikme zamlarının iptali ile tecil faiziyle birlikte iadesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:.. sayılı kararda; mahsubu istenilen katma değer vergileri ile ilgili iadeyi engelleyecek olumsuz bir tespit ve iddia da bulunmadığı halde, mahsup işleminin yapılması için istenen bazı belgelerin eksik olması ve bu belgelerin sonradan ibraz edilmesi davacı şirketin mahsup talep tarihi itibarıyla vergi alacağının olmadığı sonucunu doğurmayacağından, vergi borcunun katma değer vergisi iade alacağından mahsubu ile ilgili yasal yükümlülüklerin yerine getirilmesine rağmen yeminli mali müşavir raporunun eksik sunulmasından kaynaklanan gecikmeden dolayı süresinde mahsubu yapılmayan vergiler için borcun normal vadesinden yeminli mali müşavir raporunun vergi dairesine intikal tarihine kadar geçen süre nedeniyle mahsuben gecikme zammı tahakkuk ettirilip tahsil edilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve taraflarca ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDEN DAVACININ İDDİALARI : İade edilecek tutara faiz olarak 3095 sayılı Kanun yasal faiz değil 6183 Sayılı Kanun’a göre belirlenen tecil faizinin uygulanması gerektiği, fazla ve yersiz tahsil edilen vergilerin iadesinde Vergi Usul Kanununa göre de tecil faizinin uygulanması gerektiği nedenleriyle kararın bu kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

TEMYİZ EDEN DAVALININ İDDİALARI : Davacının mahsuben iade taleplerinin yerine getirildiği, YMM raporlarının geç teslim edildiği, kontrol raporlarında aide talep şekli olarak YMM KDV İadesi Tasdik Raporuyla iade bölümünü seçtiği, Katma Değer Vergisi Genel Tebliğine göre mahsuben iade taleplerinin hizmet ihracından kaynaklanan ve 5000 TL’yi aşan kısımlarının VİR veya YMM Raporuna göre yerine getirileceğinin hüküm altına alındığı, iade talep dilekçesinin verildiği tarih itibariyle başvurunun yapılmış sayılacağı hususlarına binaen yapılan işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

DAVACININ SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.

DAVALININ SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.

TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.Tarafların temyiz istemlerinin reddine,
2.Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3.Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına,
4. 492 sayılı Harçlar Kanunu’na bağlı (3) sayılı Tarife uyarınca, … TL maktu karar harcından, varsa evvelce ödenen harcın mahsubundan sonra kalan harç tutarının temyiz eden davacıdan alınmasına,
5.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın anılan Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 21/11/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY : :
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 29. maddesinin 2. fıkrasında; bir vergilendirme döneminde indirilecek katma değer vergisi toplamının, mükellefin vergiye tâbi işlemleri dolayısıyla hesaplanan katma değer vergisi toplamından fazla olması halinde, aradaki farkın sonraki dönemlere devrolunacağı ve iade edilmeyeceği, şu kadar ki, 28. madde uyarınca Cumhurbaşkanı tarafından vergi nispeti indirilen teslim ve hizmetlerle ilgili olup indirilemeyen ve tutarı Cumhurbaşkanınca tespit edilecek sınırı aşan verginin, bu mükelleflerin vergi ve sosyal sigorta prim borçları ile genel ve katma bütçeli idareler ile belediyelere olan borçlarına ya da döner sermayeli kuruluşlar ile sermayesinin % 51’i veya daha fazlası kamuya ait olan veya özelleştirme kapsamında bulunan işletmeler ile organize sanayi bölgelerinden temin ettikleri mal ve hizmet bedellerine ilişkin borçlarına mahsuben ödeneceği, ancak mahsuben iade edilmeyen verginin, Maliye Bakanlığınca belirlenen sektörler, mal ve hizmet grupları ve dönemler itibarıyla yılı içinde nakden iade edilebileceği, yılı içinde mahsuben iade edilemeyen verginin izleyen yıl içinde talep edilmesi şartıyla nakden veya mükellefin yukarıda sayılan borçlarına mahsuben iade edilebileceği; Cumhurbaşkanının, vergi nispeti indirilen mal ve hizmet grupları ile sektörler itibarıyla, iade hakkını kısmen veya tamamen ya da amortismana tabi iktisadi kıymetler dolayısıyla yüklenilen katma değer vergisi ile sınırlı olmak üzere kaldırmaya, Maliye Bakanlığının ise, bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkili olduğu; 5. fıkrasında da, Maliye ve Gümrük Bakanlığının vergi indirimi uygulamasında doğabilecek aksaklıkları, vergi mükerrerliğine ve vergi muafiyetine meydan vermeyecek şekilde, bu Kanunun ana ilkelerine uygun olarak gidermeye ve indirimle ilgili usul ve esasları düzenlemeye yetkili olduğu kurala bağlanmıştır.
Yine anılan Kanunun 36. maddesinin 2. fıkrasında, Maliye Bakanlığının; mükellefiyet süresi, çalışan sayısı, aktif ve özsermaye büyüklüğü, ödenen vergi tutarı, vergisel ödevlerin zamanında yerine getirilip getirilmediği, sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme veya kullanma yönünde olumsuz rapor ya da tespit bulunup bulunmadığı gibi kriterleri esas alarak mükelleflerin vergisel uyum seviyeleri ve bu uyum seviyelerine göre farklı iade yöntemleri tespit etmeye, iade alacağının mahsup edileceği vergi borçları ile iadeye ilişkin diğer usul ve esasları belirlemeye yetkili olduğu düzenlenmiştir.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 120. maddesinin 2. fıkrasında da, nakden veya mahsuben tahsil edilen ancak fazla veya yersiz olarak tahsil edildiği anlaşılan vergilerde ve kanunları gereğince mükelleflere yapılacak iade ve mahsup işlemlerinde, düzeltmeye dayanak teşkil edecek belgeler ile bu işlemlere ait usul ve esasların Maliye Bakanlığınca belirleneceği öngörülmüştür.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğinde; Katma Değer Vergisi Kanununun 29. maddesine göre, iade ve mahsup işlemlerine dair esaslarının belirlenmesine ilişkin olarak davalı Hazine ve Maliye Bakanlığı açıkça yetkili olup, yine aynı Kanunun 9. maddesi kapsamında anılan Bakanlığın vergi alacağının emniyet altına alınması amacıyla taraflara sorumluluk yükleyebileceği açıktır.
Bu durumda, mükelleflerin mahsup işlemi yapılabilmesine hak kazanabilmeleri için eksiklikleri var ise bunların tamamlanması gerektiği, bu eksiklikler için mükellefe açıklamada bulunularak belirli bir süre içerisinde eksikliklerin tamamlanması bildiriminde bulunulmuş ise mükelleflerin bu eksiklikleri tamamladığında ancak mahsuba hak kazanmış olacağı, Maliye Bakanlığına tanınmış olan yetki çerçevesinde mahsup talebinde bulunulan tarihle YMM raporunun sunulduğu tarih arasında geçen süre için iade alacaklarından mahsuben tahsil edilen gecikme zamlarında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığından, davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile Vergi Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği görüşüyle aksi yöndeki Daire kararına katılmıyorum.