Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2022/6731 E. , 2022/6707 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/6731
Karar No : 2022/6707
DAVACI : …’a velayeten …
VEKİLİ : Av. …
DAVALI : 1- … Bakanlığı
2- … Bakanlığı
3- … Genel Müdürlüğü
DAVANIN KONUSU : Davacılar tarafından, ”iklim krizi seferberliği ilan edilmesine” dair yapmış oldukları 28/12/2021 tarihli başvurunun zımnen reddine dair işlemin, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın … tarih ve … sayılı işleminin, 30/11/2021 tarih ve 31675 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Orman Kanununun 17 nci maddesinin Üçüncü Fıkrasının Uygulanması Hakkında Yönetmelik’in ve Orman Kanununun 18 nci maddesinin Uygulanması Hakkında Yönetmelik’in tüm hükümlerinin ve anlan Yönetmeliklere dayanılarak tesis edilen tüm işlemlerin iptali istenilmektedir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince, davacının iptalini istediği Yönetmeliklerin Tarım ve Orman Bakanlığı ve Orman Genel Müdürlüğünce yürütüldüğü anlaşıldığından, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın yanında Tarım ve Orman Bakanlığı ile Orman Genel Müdürlüğü de hasım konumuna alınarak dava dilekçesi ve ekleri 2577 sayılı Kanun’un 14. maddesi uyarınca incelenerek işin gereği görüşüldü.
İNCELEME VE GEREKÇE :
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesinde, iptal davalarının, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu, maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılabilecekleri kurala bağlanmıştır.
Aynı Kanun’un “Dilekçeler üzerine ilk inceleme” başlığını taşıyan 14. maddesinin 3/c bendinde, dilekçelerin ehliyet yönünden inceleneceği; 6. fıkrasında ilk incelemeye ilişkin hususların ilk incelemeden sonra tespit edilmesi halinde davanın her safhasında 15. madde hükmünün uygulanacağı; ”İlk inceleme üzerine verilecek karar” başlığını taşıyan 15. maddenin 1/b bendinde de, 14. maddenin 3/c bendinde yazılı hallerde davanın reddine karar verileceği düzenlenmiştir.
İptal davaları, idarenin hukuka uygun davranmasını sağlayan en önemli denetim araçlarından olmakla birlikte; her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idari işlemlerde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin bu yüzden olumsuz etkilenmemesi için, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunmasını öngören yasa koyucu, iptal davaları için menfaat ihlalini, subjektif ehliyet koşulu olarak aramaktadır.
İptal davalarındaki subjektif ehliyet koşulunun, doğrudan doğruya hukuk devletinin yapılandırılması ve sürdürülmesine ilişkin bir sorun olması dolayısıyla, idari işlemlerin hukuka uygunluğunun iptal davası yoluyla denetlenmesini engellemeyecek bir biçimde anlaşılması gerekmektedir.
İptal davasının içtihat ve doktrinde belirlenen hukuki nitelikleri göz önüne alındığında, idari işlemlerin, ancak bu idari işlemle meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilgisi kurulabilenler tarafından iptal davasına konu edilebileceği kabul edilmektedir.
Taraf ilişkisinin kurulması için gerekli olan kişisel, meşru ve güncel bir menfaat ilgisinin varlığı, davanın niteliğine ve özelliğine göre idari yargı yerlerince belirlenmekte, davacının idari işlemle ciddi ve makul, maddi ve manevi bir ilişkisinin, hukuken korunması gereken bir menfaat bağının bulunması dava açma ehliyeti için gerekli sayılmaktadır.
Uyuşmazlıkta, davacı tarafından iptali istenilen işlemlerin, çevre hukukundan kaynaklı olarak sahip olunan haklar çerçevesinde, çevrenin, ormanların ve doğanın korunması ile iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında iptalinin talep edildiği görülmektedir.
Anayasanın Sosyal ve Ekonomik Haklar ve Ödevler arasında yer verdiği “Çevrenin korunması” hususu, hem herkes için “sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkı”, hem de “çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek” ödevi tüm vatandaşlar için “hak ve ödev” olarak düzenlenmiştir.
Bununla birlikte, çevre hukuku kapsamında bulunan veya ilgililerce bu kapsamda görülen her türlü iş ve işleme karşı açılacak davalarda, yalnızca söz konusu hakka dayanılarak menfaate sahip olunduğunun kabulüne olanak bulunmamaktadır.
Menfaat ilişkisinin varlığı ve sınırları her olayda yargı yerince uyuşmazlığın niteliğine göre belirleneceğinden, dava konusu uyuşmazlık özelinde, yalnızca çevre hukukuna ve bu hukuktan kaynaklı olarak sahip olunan menfaate dayanılarak açılan davada, kişisel, meşru ve güncel bir menfaat ilgisinin bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 14/3-c ve 15/1-b maddeleri uyarınca DAVANIN EHLİYET YÖNÜNDEN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Kullanılmayan … -TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davacıya iadesine,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’na temyiz yolu açık olmak üzere, 18/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.