Danıştay 3. Daire Başkanlığı 2021/1457 E. , 2022/4617 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2021/1457
Karar No : 2022/4617
TEMYİZ EDENLER : 1-(DAVACI) … Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi
VEKİLİ: Av. …
2-(DAVALI) … Vergi Dairesi Müdürlüğü
VEKİLİ: Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı şirket adına, yasal süresinden sonra ihtirazi kayıtla verilen katma değer vergisi düzeltme beyannameleri üzerine 2017 yılının Ocak ila Aralık dönemleri için tahakkuk eden katma değer vergisi ve hesaplanan gecikme faizi ile kesilen vergi ziyaı cezasının kaldırılması istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Davacının faturalarını kayıtlarına aldığı … ile … hakkındaki vergi tekniği raporlarında yer alan saptamalardan, düzenledikleri faturaların gerçeği yansıtmadığı sonucuna ulaşıldığından, düzeltme beyannameleri üzerine tahakkuk ettirilen vergi, hesaplanan gecikme faizi ve kesilen vergi ziyaı cezasında hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle dava reddedilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Tahakkuk eden vergi ve kesilen vergi ziyaı cezasının sadece …’dan alınan faturaların beyanlardan çıkarılmasından kaynaklandığı anlaşıldığından, … hakkında da değerlendirme yapılarak hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusu bu yönden kabul edilerek Vergi Mahkemesi kararının, … hakkındaki hüküm fıkrası kaldırıldıktan sonra kalan kısma yöneltilen istinaf başvurusu sözü edilen hüküm fıkrasının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle reddedilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
Davacı tarafından, idarenin müeyyideli yazısına istinaden özel esaslara alınmamak amacıyla düzeltme beyannamesi verildiği, ilgili dönemdeki faaliyetlerinin ve alışlarının gerçek olduğu, tahakkuk eden vergi, hesaplanan gecikme faizi ve kesilen vergi ziyaı cezasının hukuka aykırı düştüğü ileri sürülerek kararın aleyhe olan hüküm fıkrasının bozulması istenilmektedir.
Davalı idare tarafından, süresinden sonra verilen beyannameye konulan ihtirazi kaydın dava açma hakkı vermeyeceği ileri sürülerek kararın aleyhe olan hüküm fıkrasının bozulması istenilmektedir.
TARAFLARIN SAVUNMASI : Taraflarca savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’İN DÜŞÜNCESİ : Davacı şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiği hususunun 30/10/2020 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği görüldüğünden, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 26. maddesi uyarınca kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacı şirketin ticaret sicilinden kaydının silindiği hususunun 30/10/2020 tarih ve 10192 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde ilan edildiği anlaşılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, ehliyetsiz kişi tarafından açılan davaların reddine karar verileceği, 14. maddesinin 6. fıkrasında ise davanın her safhasında 15. madde hükmünün uygulanacağı, 26. maddesinin 1. fıkrasında, dava esnasında ölüm veya herhangi bir sebeple tarafların kişilik ve niteliğinde değişiklik olursa, davayı takip hakkı kendisine geçenin başvurmasına kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına ilgili mahkemece karar verileceği hükme bağlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda yer verilen düzenlemeler uyarınca yargılama işlemlerinde bulunabilmek için, öncelikle hak ehliyetine sahip olmak gereklidir. Şirketler için söz konusu ehliyet tüzel kişiliğin kazanıldığı tarihten kaybedildiği tarihe kadar mevcut olan bir niteliktir. Başka anlatımla; bir şirketin hak sahibi olması, borçlu kılınabilmesi ve temsili, ancak tüzel kişilik kazandığı tarih ile tüzel kişiliğinin sona erdiği tarih arasındaki zaman diliminde olanaklı bulunmaktadır.
Şirketlerin tüzel kişilikleri ticaret sicilinden silinmekle sona ereceğinden ve tüzel kişiliği sona eren şirketin medeni haklardan yararlanma ve bu hakları kullanma ehliyeti son bulacağından, tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinen şirketin yargı mercileri önünde temsil edilebileceğinden söz etmek mümkün değildir.
Dosyanın incelenmesinden, davacı şirketin ticaret sicilinden kaydının silindiği hususunun 30/10/2020 tarih ve 10192 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde ilan edildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davacı şirketin davanın devamı sırasında ticaret sicilinden kaydı silinmekle tüzel kişiliğinin, diğer bir deyişle hukuk alemindeki varlığının sona erdiği dolayısıyla taraf olma ehliyeti ve yargı mercileri önünde temsil olanağının bulunmadığı göz önüne alınarak, 2577 sayılı Kanunun 26. maddesinin 1. fıkrası uyarınca dosyanın işlemden kaldırılmak üzere kararın bozulması gerekmiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz istemlerine konu Vergi Dava Dairesi kararının BOZULMASINA, 17/11/2022 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.