Danıştay Kararı 8. Daire 2020/5718 E. 2022/6646 K. 17.11.2022 T.

Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2020/5718 E.  ,  2022/6646 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2020/5718
Karar No : 2022/6646

DAVACI : … Barosu Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …

DAVALILAR : 1- … Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …

2- … Barolar Birliği
VEKİLİ : Av. …

DAVANIN KONUSU :
1-02.09.2020 tarih ve 31232 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Kanunu Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” ile Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Kanunu Yönetmeliği’nin 28., 29., 30., 31., 32. maddelerinin iptali istemi ile;
2- İptali istenen Yönetmelik maddelerinin dayandığı, 11.07.2020 tarih ve 7249 sayılı Kanun’un ilgili maddeleri ile değişik, 1136 sayılı Kanun’un 44., 50., 66., 77., 82., 114., 177., Ek-1. maddelerinin ve 17.07.2004 tarih ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakında Kanun’un 4/2. maddesinde geçen, “Birden fazla Baro kurulan illerde komisyona üye görevlendirilmesi, baroların eşit ve dönüşümlü temsili esas alınarak yapılır.”, 03.07.2005 tarih ve 5402 sayılı Denetimli Serbestlik Hizmetleri Kanunu’nun 16/1. maddesinde geçen, “Birden fazla Baro kurulan illerde koruma kurullarına temsilci görevlendirilmesi, baroların eşit ve dönüşümlü temsili esas alınarak yapılır.”, 11.03.2010 tarih ve 5957 sayılı Sebze ve Meyveler ile Yeterli Arz ve Talep Derinliği Bulunan Diğer Malların Ticaretinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un 10/2. maddesinde geçen, “Birden fazla Baro kurulan illerde hal hakem heyetlerine üye görevlendirilmesi, baroların eşit ve dönüşümlü temsili esas alınarak yapılır.”, 07.11.2013 tarih ve 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 66/2. maddesinde geçen, “Birden fazla Baro kurulan illerde il ve ilçe tüketici hakem heyetlerine üye görevlendirilmesi, baroların eşit ve dönüşümlü temsili esas alınarak yapılır.” cümlelerinin Anayasa’nın 2., 11., 13., 67., 123., 135. maddelerine çok yönlü aykırı olduğundan, bu maddelerin iptali amacıyla Anayasa Mahkemesi’ne gönderilmesine karar verilmesi istemidir.

DAVACININ İDDİALARI :
Çoklu baro düzenlemesi olarak bilinen Avukatlık Kanunu değişikliği nedeniyle Avukatlık Kanunu Yönetmeliğinde değişiklik getiren dava konusu Yönetmeliğin, kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu olan baroların kamusallık niteliğine zarar vereceği, Anayasa’nın 123. maddesi gereği İdarenin kuruluş ve görevleriyle bir bütün olduğu, baroların da temsilcileri aracılığıyla onlarca kamusal üst kollektif kurumun bileşeni olduğu (örneğin çevre kurulları, kent konseyleri, vergi uzlaşma komisyonları, tüketici heyetleri vb. İdari kurullar), anayasal ulusal egemenliğin de ancak devlet ve diğer kamu gücü otoritelerinin birbirlerini denetleyen ve dengeleyen birliğiyle mümkün olabileceği, baroların Anayasa’nın 135. maddesi bağlamında, kamu gücü kullanan müşterek toplumsal ihtiyacın uzmanlaşmış bir korparatif parçasını sunan kamu kurumu olduğu, avukatlığın yargının üç temel sac ayağından biri olup bağımsız olduğu, görevini yerine getirebilmesinin ancak bağımsızlığı ile mümkün olabileceği, baroların en önemli görevinin de bu bağımsızlığın korunması olduğu, bu görevin parçası olarak bir yandan özerk olma niteliğine sahip olan baroların, diğer yandan kamu tüzel kişiliğine sahip olduğu, faaliyet gösterilen alanlarda kanunla belirtilen sınırlarla tekel konumda olduğu, bu tekel konumun da kamusal gücün kullanımı ve kamu yararına faaliyet yürütmenin bir gereği olduğu belirtilmiştir.
Yüksek Mahkeme’nin “Her 5 bin üyeye Türk Barolar Birliği’nde 4 delege ile temsiliyet” ilkesi ile ilgili daha önce verdiği 5 farklı kararda düzenlemenin Anayasa’yı ihlal anlamına geldiğini tespit ettiği, 1995 yılında Türk Diş Hekimleri Birliği’nde, 2002 yılında Türk Tabipleri Birliği’nde, 2009 yılında Türk Veteriner Hekimleri Birliği’nde, 2011 yılında ise Serbest Muhasebecilik, Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik, Yeminli Mali Müşavirler ve yine Türk Diş Hekimleri Birliği’nde yapılan delege düzenlemelerini Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırı bularak iptal ettiğini, binlerce kişinin üye olduğu yerler ile az sayıda üyeye sahip yerlerin aynı delege sayısı ile temsil edilemeyeceğine vurgu yaptığı açıklanmıştır.
Baroların bölünmesi ile birlikte, avukatlık mesleğinin özelliklerinden ayrılacağı, farklı hegemonik grupların, ikinci hatta üçüncü barolar kurarak bağımsız avukatlığın doğasına ayrkırı iktidar alanları yartacağı ve mesleğin örgütlü yapısını yok edeceği, çeşitli güç ilişkilerinin belirlenimine açık bırakacağı ileri sürülmüştür.
Avukatların menfaatlerinin bir bütün olarak korunması için baroların tek bir çatı altında kalmalarının zorunlu olduğu; nasıl ki hakim ve savcılar açısından farklı yapıların kammu gücüne dayanan işlemleri gerçekleştirmesi yargıya olan güveni sarsacaksa, avukatlar açısından da durumun benzer olduğu, zira kamu gücü kullanan iki farklı kurumun varlığının gücün kullanımı noktasında ikililik yaratacağı ve yaratılan bu ikiliğin adalete olan güveni yok edeceği, grupların, kişilerin menfaatleri doğrultusunda çeşitli siyasal baskı mekanizmalarının müdahalesinin avukatlığı etkisiz hale getireceği, mesleğin tanımında var olan bağımsızlığı ortadan kaldıracağı, meslek kuruluşlarının kamusallığının parçalanmasına ilişkin yasa değişikliğinin ardındaki bir diğer amacın, meslek kuruluşlarının “baskı grubu” olarak kamu gücüne yönelmesi sorunu olduğu, baroların, hayvan ve insan haklarının, sipesifik olarak kadın, engelli, işçi, çocuk; yani ezilen, sömürülen, istismar edilen bütün sınıf ve grupların çıkarmakta zorlandıkları seslerin savunucuları olduğu, kabul edilen tasarının görüşülmesi sırasında meclis iç tüzüğüne aykırı bir şekilde avukatları temsilen meclisin önünde sabahlayan baro başkanlarının toplantılara katılmalarına izin verilmediği iddia edilmiştir.
Tüm bu gerekçelerle, Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Kanunu Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” ile 19.06.2002 tarihli ve 24790 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Kanunu Yönetmeliği’nin 28., 29., 30., 31. ve 32. maddelerinin iptaline ve 7249 sayılı Kanun ile yapılan değişikliklerden anayasaya aykırı olduğu ileri sürülen, 17.07.2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakında Kanun’un 4/2. maddesinde geçen, “Birden fazla Baro kurulan illerde komisyona üye görevlendirilmesi, baroların eşit ve dönüşümlü temsili esas alınarak yapılır.”, 03.07.2005 tarihli ve 5402 sayılı Denetimli Serbestlik Hizmetleri Kanunu’nun 16/1. maddesinde geçen, “Birden fazla Baro kurulan illerde koruma kurullarına temsilci görevlendirilmesi, baroların eşit ve dönüşümlü temsili esas alınarak yapılır.”, 11.03.2010 tarihli ve 5957 sayılı Sebze ve Meyveler ile Yeterli Arz ve Talep Derinliği Bulunan Diğer Malların ticaretinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un 10/2. maddesinde geçen, “Birden fazla Baro kurulan illerde hal hakem heyetlerine üye görevlendirilmesi, baroların eşit ve dönüşümlü temsili esas alınarak yapılır.”, 07.11.2013 tarihli ve 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 66/2. maddesinde geçen, “Birden fazla Baro kurulan illerde il ve ilçe tüketici hakem heyetlerine üye görevlendirilmesi, baroların eşit ve dönüşümlü temsili esas alınarak yapılır.” cümlelerinin tamamının çoklu baro öngören değişiklikler olması sebebiyle anılan hükümlerin Anayasa’nın 2., 11, 13., 67., 123., 135. maddelerine çok yönlü aykırı olduğundan, bu maddelerin iptali amacıyla Anayasa Mahkemesi’ne gönderilmesine karar verilmesi talep edilmiştir.

DAVALI İDARELERİN SAVUNMASI :
1-… Barolar Birliği’nin Savunmasının Özeti: Dava konusu yönetmelik değişikliğinin yasal dayanağının 15.07.2020 tarih ve 31186 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7249 sayılı Avukatlık Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun olduğu, bu kanunun 15. maddesi ile 1136 sayılı Kanun’un 77. maddesinin değiştirildiği belirtilmiştir.
1136 sayılı Kanun’un 182. maddesinin birinci fıkrasının “Bu Kanunda düzenlenmesi yönetmeliğe bırakılan hususlar ile Kanunun uygulanabilmesi için yönetmelikte yer alması gereken diğer konuları kapsayan yönetmelikler Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu tarafından hazırlanarak Adalet Bakanlığına gönderilir. Yönetmelikler Adalet Bakanlığına ulaştığı tarihten itibaren iki ay içinde karar verilmediği veya onaylandığı takdirde Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girer.” hükmüne haiz olduğu, anılan hüküm gereği müvekkil birliğe verilen görev ve yetki uyarınca avukatlık kanununda yapılan kanun değişikliğinin uygulanmasını sağlamak üzere dava konusu yönetmeliğin hazırlandığı ve bu yönetmeliğin Avukatlık Kanunu’nun gerek 182. maddesi gerekse 7249 sayılı Kanunla değiştirilen 77. maddesine uygun olduğu, zaten dayanak 7249 sayılı Kanun’un Anayasaya aykırı olduğu iddiasının da Anayasa Mahkemesi’nin 01.10.2020 tarihli kararı ile reddedildiği, dava konusu yönetmelik değişikliğine yönelik açılan davanın da reddedilmesi gerektiği savunulmuştur.
2- … Bakanlığı’nın Savunmasının Özeti: Dava konusu düzenlemede herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı, bilindiği üzere 15.07.2020 tarih ve 31186 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7249 sayılı Avukatlık Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 1136 sayılı Kanun’un bir kısım maddelerinde değişiklik yapıldığı, 7249 Sayılı Kanun’un 15. maddesinde yer alan “beşbinden fazla avukat bulunan illerde asgari ikibin avukatla bir baro kurulabilir” hükmünün getiriliş amacının, kanun teklifinin genel gerekçesinde “Kamu hizmeti niteliğinde serbest bir meslek olan avukatlık mesleğinin daha iyi bir şekilde icra edilebilmesi amacıyla Avukatlık Kanunu’nda ve bazı kanunlarda değişiklikler yapılmaktadır. Düzenlemeler kurumsal yapı ve meslekte karşılaşılan bazı sorunlara çözüm bulunmasına ilişkin hususları kapsamaktadır. Avukatlık hukukuna ilişkin iş ve işlemlerin yürütülmesinde yaşanan gecikmelerin ortadan kaldırılması ve baro hizmetlerinin daha sağlıklı bir şekilde yürütülebilmesi amacıyla, özellikle avukat sayısı fazla olan barolar bakımından aynı ilde birden fazla baronun kurulabilmesi imkânı getirilmektedir.” şeklinde açıklandığı belirtilmiştir.
Diğer taraftan, dayanak 7249 sayılı Kanun’un Anayasaya aykırı olduğu iddiasının da Anayasa Mahkemesi’nin 01.10.2020 tarihli kararı ile reddedildiği, bu halde iptali istenen maddelerin anayasaya aykırılığından da bahsetmenin mümkün olmadığı, bu yönetmeliğin Avukatlık Kanunu’nun gerek 182. maddesi gerekse 7249 sayılı Kanunla değiştirilen 77. maddesine uygun olduğu, dava konusu yönetmelik değişikliğine yönelik açılan davanın da reddedilmesi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI : …
DÜŞÜNCESİ : Dava, 02/09/2020 tarih ve 31232 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Kanunu Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile asıl Yönetmeliğin 28., 29., 30., 31. ve 32. maddelerinde yapılan değişikliklerin iptali ile 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 7249 sayılı Kanun ile değişik 44., 50., 66., 77., 82., 114., 177. ve Ek-1. maddelerinin, 17/07/2004 tarih ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakında Kanun’un 4. maddesinin 2. fıkrasında yer alan “Birden fazla Baro kurulan illerde komisyona üye görevlendirilmesi, baroların eşit ve dönüşümlü temsili esas alınarak yapılır.” cümlesinin, 03/07/2005 tarih ve 5402 sayılı Denetimli Serbestlik Hizmetleri Kanunu’nun 16. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “Birden fazla Baro kurulan illerde koruma kurullarına temsilci görevlendirilmesi, baroların eşit ve dönüşümlü temsili esas alınarak yapılır.” cümlesinin, 11/03/2010 tarih ve 5957 sayılı Sebze ve Meyveler ile Yeterli Arz ve Talep Derinliği Bulunan Diğer Malların Ticaretinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un 10. maddesinin 2. fıkrasında yer alan “Birden fazla Baro kurulan illerde hal hakem heyetlerine üye görevlendirilmesi, baroların eşit ve dönüşümlü temsili esas alınarak yapılır.” cümlesinin, 07/11/2013 tarih ve 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 66. maddesinin 2. fıkrasında yer alan “Birden fazla Baro kurulan illerde il ve ilçe tüketici hakem heyetlerine üye görevlendirilmesi, baroların eşit ve dönüşümlü temsili esas alınarak yapılır.” cümlesinin Anayasa’ya aykırı olduğundan bahisle iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması istemiyle açılmıştır.
Avukatlık Kanunu’nun, baronun kurulması, organlarının görevden uzaklaştırılması ve görevlerine son verilmesi başlıklı 77. maddesinde – Bölgesi içinde en az otuz avukat bulunan her il merkezinde bir baro kurulur. Kurulmuş olan barolarda avukat sayısının otuzun altına düşmesi halinde de ikinci fıkra hükmü uygulanır. Beşbinden fazla avukat bulunan illerde asgari ikibin avukatla bir baro kurulabilir. Bu sayıların belirlenmesinde baro levhasına kayıtlı avukatlar ile kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüslerinde görev yapan avukatlar esas alınır. Kuruluş müracaatında, kuruluş talebini içeren dilekçe ile ikibin avukatın imzasının ve bu avukatların belirlediği dört kişilik kurucular kurulunun isimlerinin yer aldığı liste Türkiye Barolar Birliğine verilir. Birlik, kuruluş işlemlerini yerine getirmek üzere kurucular kurulunu görevlendirir. Kurucular kurulu en geç altı ay içinde organ seçimlerini yapmak üzere kuruluş genel kurulunu toplar ve yeni baronun kuruluşunu tamamlayarak Birliğe bildirir. Yeni kurulan baro, seçimli ilk olağan genel kurulunu yapıncaya kadar Birlikte temsil edilmez ve seçimli ilk olağan genel kurulunu 82 nci madde hükmü uyarınca yapar. Avukat sayısının ikibinin altına düşmesi hâlinde Birlik, asgari avukat sayısının altı ay içinde sağlanmasını yazılı olarak ilgili baroya bildirir. Verilen süre içinde eksiklik giderilemezse baronun tüzel kişiliğine Birlik tarafından son verilir ve son verme kararı Birliğin resmi internet sitesinde ilan edilir. Tüzel kişiliği sona eren baroya kayıtlı avukatlar ve stajyerler ilan tarihinden itibaren onbeş gün içinde o ilde bir baro varsa o baroya, birden fazla baro varsa diledikleri baroya kaydolur ve bunların devam eden iş ve işlemleri kaydoldukları baro tarafından yürütülür. Tüzel kişiliği sona eren baronun tasfiye işlemleri son yönetim kurulu tarafından Birliğin denetim ve gözetiminde yapılır ve kalan malvarlığı Birliğe geçer. Baro kurulmayan yerlerin en yakın baroya bağlanmasına veya bunların birleştirilerek bir baro kurulmasına ve merkezlerinin belirlenmesine Türkiye Barolar Birliği karar verir. Türkiye Barolar Birliği yeni kurulacak baro bölgesinde bürosu bulunan levhaya kayıtlı avukatların listesini düzenleyerek bunlardan en kıdemli avukatı, yeni baroyu kurmakla görevlendirir. Görevli avukatın seçeceği ve başkanlığını yapacağı dört kişilik kurucu kurul en geç altı ay içinde yeni baronun kuruluşunu tamamlar ve Türkiye Barolar Birliğine bildirir. Baro yönetim kurulunun yedekleri ile birlikte istifa etmesi halinde baroyu üç ay içinde seçime götürmek kaydıyla aynı kurul oluşturulur. Barolar, kuruluşlarını Türkiye Barolar Birliğine bildirmekle tüzel kişilik kazanırlar. Aynı ilde yeni bir baronun kurulması hâlinde Türkiye Barolar Birliği, tüzel kişilik kazanma tarihini esas almak ve birden başlamak suretiyle baroları o ilin adıyla numaralandırır. Türkiye Barolar Birliği, kuruluşu Adalet Bakanlığına bildirir. Amaçları dışında faaliyet gösteren barolar ile Türkiye Barolar Birliği sorumlu organlarının görevlerine son verilmesine ve yerlerine yenilerinin seçilmesine, Adalet Bakanlığının veya bulundukları yer Cumhuriyet Başsavcılığının istemi üzerine, o yerdeki asliye hukuk mahkemesince basit usule göre yargılama yapılarak karar verilir ve dava en geç üç ay içinde sonuçlandırılır.
Görevlerine son verilen organların yerine en geç bir ay içerisinde yenileri seçilir. Yeni seçilenler eskilerin süresini tamamlarlar. Adalet Bakanlığının bu Kanun uyarınca baro organlarının işlemleri hakkında onay mercii olarak verdiği kararları görevli baro organları aynen yerine getirmekle yükümlüdürler. Bakanlık kararını idari yargı merciinin yürütmenin durdurulmasına veya esasına ilişkin kararı veya kanuni bir sebep olmaksızın yerine getirmeyen veya eski kararda direnme niteliğinde yeni bir karar veren veya kanunun zorunlu kıldığı işlemleri Bakanlığın uyarısına rağmen yerine getirmeyen baro organları hakkında da yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanır. Görevlerine son verilen organ üyelerinin kanunda yazılı ceza sorumlulukları saklıdır. Bu organların yukarıdaki fıkra gereğince görevlerine son verilmesine neden olan tasarrufları hükümsüzdür. Ancak, milli güvenliğin, kamu düzeninin, suç işlenmesini veya suçun devamını önlemenin yahut yakalamanın gerektirdiği hallerde gecikmede sakınca varsa, barolar ile Türkiye Barolar Birliği, vali tarafından faaliyetten men edilebilir. Faaliyetten men kararı, yirmidört saat içinde görevli hakimin onayına sunulur. Hakim, kararını kırksekiz saat içinde açıklar, aksi halde, bu idari karar kendiliğinden yürürlükten kalkar. (1) Göreve son verme ve görevden uzaklaştırma hükümleri Baro Genel Kurulu hakkında uygulanmaz.” hükmüne amirdir.
Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Kanunu Yönetmeliğinin dava konusu edilen maddeleri ise:
”Madde 28 — Avukatlık Kanununun 77 nci maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesine göre bölgesi içinde en az otuz avukat olan her il merkezinde kurulmuş bulunan baroların kanuni organlarını kurabilme olanağını sonradan yitirmeleri halinde, Türkiye Barolar Birliği bu baroya kayıtlı avukatların en yakın baroya bağlanmasına karar verir. Avukatlık Kanununun 77 nci maddesinin birinci fıkrasının üçüncü cümlesine göre beşbinden fazla avukat bulunan illerde asgari ikibin avukatla kurulan barolarda avukat sayısının ikibinin altına düşmesi halinde Birlik, asgari avukat sayısının altı ay içinde sağlanmasını yazılı olarak ilgili baroya bildirir. Verilen süre içinde eksiklik giderilemezse baronun tüzel kişiliğine Birlik tarafından son verilir ve son verme kararı Birliğin resmi internet sitesinde ilan edilir. Tüzel kişiliği sona eren baroya kayıtlı avukatlar ve stajyerler ilan tarihinden itibaren on beş gün içinde o ilde bir baro varsa o baroya, birden fazla baro varsa diledikleri baroya kaydolur ve bunların devam eden iş ve işlemleri kaydoldukları baro tarafından yürütülür. Tüzel kişiliği sona eren baronun tasfiye işlemleri son yönetim kurulu tarafından Birliğin denetim ve gözetiminde yapılır ve kalan malvarlığı Birliğe geçer. Protokolde baro başkanları, bir nolu barodan başlamak kaydıyla sırasıyla ve araya başka makam girmeksizin İl Cumhuriyet Başsavcısının yanında yer alır.
Yeni Baro Kurulması
Madde 29 — Baro bulunmayan bir ilin bölgesi içinde otuz avukatın sürekli olarak çalıştığının anlaşılması, o ilde yeni bir baro kurulmasını gerektirir.
a) Türkiye Barolar Birliği, bağlı bulundukları bölge barosundan baro kurmak isteyen avukatların ad ve adresleriyle, kaç yıldan beri orada oturduklarını ve meslek kıdemlerini belirten listeyi göndermelerini ister.
b) Yeni baro kurulması için gerekli yasal koşulların saptanmasından sonra Türkiye Barolar Birliği, baronun kurulacağı il merkezinde ikametgâhı bulunan avukatlardan en kıdemlisini, kuruluşu gerçekleştirmek üzere görevlendirir.
c) Görevli avukatın seçeceği ve başkanlığını yapacağı dört kişilik kurucu kurul, en geç altı ay içinde yeni baronun kuruluşunu tamamlar ve Türkiye Barolar Birliğine bildirir. Baro bu bildirimle tüzel kişilik kazanır. Baronun kuruluşu, Türkiye Barolar Birliği tarafından Adalet Bakanlığına bildirilir.
ç) Avukatlık Kanununun 77 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca baro kurulmasını gerektiren koşulların mevcudiyeti, Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu tarafından saptandığı hallerde de bu fıkranın (a), (b) ve (c) bentleri uygulanır. Beş binden fazla avukat bulunan illerde asgari ikibin avukatla yeni bir baro kurulabilir.
a) Bu sayıların belirlenmesinde baro levhasına kayıtlı avukatlar ile kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüslerinde görev yapan avukatlar esas alınır. Kuruluş müracaatında, kuruluş talebini içeren dilekçe ile ikibin avukatın imzasının ve bu avukatların belirlediği dört kişilik kurucular kurulunun isimlerinin yer aldığı liste Türkiye Barolar Birliğine verilir.
b) Başvuruda bulunan avukat, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu uyarınca işten yasaklı bulunmadığını, baronun kuruluşuna katılma isteğini, tüzel kişilik kazandığında o baronun levhasına kayıt olacağını ve verdiği bilgi ve belgelerin doğru olduğunu kabul, beyan, taahhüt eder.
c) Başvuruların asgari ikibin sayısına ulaşması halinde kurucular kurulu 1136 sayılı Avukatlık Kanunu uyarınca gerekli şartları yerine getirdiklerini, verilen bilgi ve belgelerin doğru olduğunu kabul, beyan ve taahhüt etmek suretiyle baro kurmayı talep eder.
ç) Birlik, kuruluş işlemlerini yerine getirmek üzere kurucular kurulunu görevlendirir. Kurucular kurulu en geç altı ay içinde organ seçimlerini yapmak üzere kuruluş genel kurulunu toplar ve yeni baronun kuruluşunu tamamlayarak Birliğe bildirir. Baro bu bildirimle tüzel kişilik kazanır. Baronun kuruluşu, Türkiye Barolar Birliği tarafından Adalet Bakanlığına bildirilir.
d) Baro tüzel kişilik kazandığı anda, kuruluş müracaatının ekinde imzası bulunan avukatlar, yeni kurulmuş olan baroya kaydedilmiş ve önceki barodan kaydı silinmiş kabul edilir. Baro,avukatın önceki kayıtlı olduğu baroya durumu yazılı olarak bildirir. Avukatın önceki Barosu bu bildirim üzerine, avukatın sicil dosyasını Barosuna gönderir ve kendi levhasında gerekli düzenlemeyi yapar.
e) Her iki baro levhasının güncellemesi elektronik ortamda da gerçekleştirilir. Güncelleme Türkiye Barolar Birliğine yazılı ya da elektronik ortamda iletilir.
f) Kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüslerinde görev yapan avukatların tüzel kişilik kazanan baro levhasına kayıt işlemleri bu Yönetmeliğin 4 üncü maddesinden başlamak üzere ilgili maddeler uyarınca gerçekleştirilir.
g) Yeni kurulan baro, seçimli ilk olağan genel kurulunu yapıncaya kadar Birlikte temsil edilmez ve seçimli ilk olağan genel kurulunu Kanunun 82 nci maddesi hükmü uyarınca yapar.
ğ) Aynı ilde yeni bir baronun kurulması halinde Türkiye Barolar Birliği, tüzel kişilik kazanma tarihini esas almak ve birden başlamak suretiyle baroları o ilin adıyla numaralandırır.
Baro Genel Kurulunun Oluşumu
Madde 30 — Genel kurul baronun en yüksek organıdır. Baro genel kurulu levhada yazılı bütün avukatlardan oluşur. Aşağıda yazılı kimseler genel kurula katılamaz.
a) Levhaya yazılmasına karar verilmiş olmakla birlikte, henüz mesleki andını içmemiş olanlar,
b) Avukatlık Kanununun 71 inci maddesinin son fıkrası gereğince işten yasaklanmış olanlar.
Toplantılar
Madde 31 — Baro genel kurulu olağan ve olağanüstü olmak üzere iki türlü toplanır.
(3) Beşbinden fazla avukat bulunan illerde asgari ikibin avukatla kurulan barolarda yapılacak toplantılara katılacak tüm avukatların levhaya yazılı olması zorunludur.
Baro levhasında yazılı avukat, gerek olağan gerek olağanüstü genel kurul toplantılarına katılmak ve oy kullanmakla yükümlüdür. Bu toplantılara haklı bir neden olmaksızın gelmeyenlere veya oy kullanmayanlara, ilçe seçim kurulu başkanı tarafından, o baroya kayıtlı avukatların yıllık keseneğinin üçte biri miktarında para cezası verilir. Bu para cezaları baro başkanlığınca tahsil edilir ve baro bütçesine gelir kaydedilir. Toplantıyı terk edenlerle toplantıya katılmayanların, genel kurul toplantısı sona ermeden önce, özürlerini, baro başkanı veya başkanlık divanına bildirmeleri gereklidir.
Olağan Toplantılar
Madde 32 — Baro olağan toplantıları son rakamı çift olan yıllarda olmak kaydıyla, iki yılda bir ekim ayının ilk haftası içinde yapılır. Bu toplantıların gündemini baro yönetim kurulu belirler.
Aşağıda yazılı hususların gündemde bulunması zorunludur;
a) Açılış ve genel kurul başkanlık divanının seçimi,
b) Yönetim kurulunun geçmiş dönem çalışmaları ve işlemleri hakkında hesap raporu ile denetleme kurulu raporlarının okunup görüşülmesi ve karara bağlanması,
c) Takip eden yıl bütçesinin okunması, görüşülmesi ve karara bağlanması,
d) Seçim süreleri sona eren baro başkanı, yönetim kurulu, disiplin kurulu ve denetleme kurulu asıl ve yedek üyeleriyle Türkiye Barolar Birliği delegeleri seçimlerinin yapılması,
Genel kurul, istek üzerine gündeme yeni bir madde eklenmesine karar veremez. Yeni bir toplantı yapılması kararı bu hükmün dışındadır.” şeklindedir.
7249 Sayılı Avukatlık Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun tümünün Anayasa’nın 88. maddesine aykırılığı ileri sürülerek iptali, tümünün iptaline karar verilmemesi halinde ayrı ayrı maddelerinin iptali istemiyle açılan davada; Anayasa Mahkemesinin 01/10/2020 tarihli ve E:2020/60, K:2020/54 sayılı kararıyla Kanunun tümünün ve ayrı ayrı maddelerinin ve bu maddelerde iptal istemine konu edilen ibare ve cümlelerin Anayasaya aykırı olmadığı gerekçesiyle iptal taleplerinin reddedildiği ve bu kararın 10/12/2020 tarihli ve 31330 sayılı Resmi Gazete’de yayımlandığı görülmektedir.
Anılan davada 7249 sayılı Kanunun soyut norm denetimi yoluyla iptal davasına konu edilen maddelerinin, inceleme konusu davada Anayasa Mahkemesine götürülmesi istenilen maddelerle aynı olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla davacının, Kanunun Anayasa Mahkemesine götürülmesi istemi başka bir anlatımla anayasaya aykırılık iddiası hakkında yapılacak bir işlem bulunmamaktadır.
1982 Anayasası’nın “Anayasa Mahkemesinin kararları” başlıklı 153. maddesinin 1. fıkrasında, Anayasa Mahkemesinin kararlarının kesin olduğu, iptal kararlarının gerekçesi yazılmadan açıklanamayacağı, 3. fıkrasında, Kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümlerinin, iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkacağı ve gereken hallerde Anayasa Mahkemesinin iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırılabileceği, 6. fıkrasında ise, Anayasa Mahkemesi kararlarının Resmi Gazete’de hemen yayımlanacağı ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı hüküm altına alınmıştır. Aynı hususlar, 03/04/2011 tarih ve 27894 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6216 sayılı Anayasa Mahkemesi’nin Kuruluş ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’da da düzenlenmiştir.
Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığı yukarıda anılan 153. maddede yer aldığı gibi ayrıca “Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü” başlığı altında 11. maddede de düzenlenmiştir. Anılan hükümler karşısında, yargı yerleri Anayasa Mahkemesi kararlarını dikkate almak ve gereklerini yerine getirmek durumundadırlar.
Normlar hiyerarşisi gereği, alt düzenleyici metinlerin, kendisinden daha üst konumda bulunan ve dayanağını oluşturan norma aykırı veya bunu değiştirici nitelikte bir hüküm getirmesi düşünülemez. İdarelerin yönetmelik ve daha alt düzenleyici işlemler ile düzenleme yapma yetkisi, yasama organının çizdiği sınırlar içinde, başta Anayasa olmak üzere üst hukuk normlarına aykırı olmamak ve bu hükümleri kısıtlayacak şekilde kullanılmamak kaydıyla gerçekleşebilmektedir.
İnceleme konusu olayda uyuşmazlığın özünü çoklu baro düzenlemesini öngören Kanun değişikliği olduğu hususunda bir duraksama bulunmamaktadır. Konu bu bağlamda ele alındığında iptal istemine konu yönetmelik maddelerinin, Avukatlık Kanununda yapılan değişikliğe bağlı olarak düzenlendiği, bazı maddelerin Kanun hükümlerinin tekrarı mahiyetinde olduğu, bu çerçevede yönetmelik maddelerinin dayanağı olan kanuna aykırı, bunu değiştirici ya da onu aşar bir durumunun bulunmadığı görülmektedir.
Buna göre, Anayasa Mahkemesince söz konusu Kanun hükümlerinin Anayasaya aykırı olmadığı ve iptal istemlerinin reddi yolunda verilen 01/10/2020 sayılı E:2020/60, K:2020/54 sayılı karar karşısında dava konusu düzenleyici işlemin de üst hukuk normlarına uygun olduğu, bu bağlamda mevzuata aykırı bir yönünün bulunmadığı sonucuna ulaşılması gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği, düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ SÜREÇ :
Dava, 1136 sayılı Kanun’un “Yönetmelik” başlıklı 182. maddesi ve 11.07.2020 tarih ve 7249 sayılı Kanun’un 15. maddesi ile değişik 1136 sayılı Kanun’un 77. maddesine dayanılarak hazırlanan “Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Kanunu Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” ile Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Kanunu Yönetmeliği’nin 28., 29., 30., 31. ve 32. maddelerinin iptali istemiyle açılmıştır.

İNCELEME VE GEREKÇE:
Anayasa’ya Aykırılık İddiasının İncelenmesi:
Anayasa Mahkemesi’nin 01.10.2020 tarih ve E:2020/60, K:2020/54 sayılı kararı dikkate alındığında davacının Anayasaya aykırılık iddiası ciddi bulunmamıştır.

İLGİLİ MEVZUAT;
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 135. maddesinde, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşları, “belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlakını korumak maksadı ile kanunla kurulan ve organları kendi üyeleri tarafından kanunda gösterilen usullere göre yargı gözetimi altında, gizli oyla seçilen kamu tüzel kişilikleridir.” şeklinde tanımlanmıştır.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun “Avukatlığın mahiyeti” başlıklı 1. maddesinde, “Avukatlık, kamu hizmeti ve serbest bir meslektir. Avukat, yargının kurucu unsurlarından olan bağımsız savunmayı serbestçe temsil eder.”; “Baroların kuruluş ve nitelikleri” başlıklı 76. maddesinin birinci fıkrasında, “Barolar; avukatlık mesleğini geliştirmek, meslek mensuplarının birbirleri ve iş sahipleri ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni sağlamak; meslek düzenini, ahlakını, saygınlığını, hukukun üstünlüğünü, insan haklarını savunmak ve korumak, avukatların ortak ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla tüm çalışmaları yürüten, tüzel kişiliği bulunan, çalışmalarını demokratik ilkelere göre sürdüren kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşlarıdır.”; “Baronun kurulması, organlarının görevden uzaklaştırılması ve görevlerine son verilmesi” başlıklı 77. maddesinde, “(Değişik birinci fıkra : 2/5/2001 – 4667/47 md.) Bölgesi içinde en az otuz avukat bulunan her il merkezinde bir baro kurulur. Kurulmuş olan barolarda avukat sayısının otuzun altına düşmesi halinde de ikinci fıkra hükmü uygulanır. (Ek cümleler:11/7/2020-7249/15 md.) Beşbinden fazla avukat bulunan illerde asgari ikibin avukatla bir baro kurulabilir. Bu sayıların belirlenmesinde baro levhasına kayıtlı avukatlar ile kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüslerinde görev yapan avukatlar esas alınır. Kuruluş müracaatında, kuruluş talebini içeren dilekçe ile ikibin avukatın imzasının ve bu avukatların belirlediği dört kişilik kurucular kurulunun isimlerinin yer aldığı liste Türkiye Barolar Birliğine verilir. Birlik, kuruluş işlemlerini yerine getirmek üzere kurucular kurulunu görevlendirir. Kurucular kurulu en geç altı ay içinde organ seçimlerini yapmak üzere kuruluş genel kurulunu toplar ve yeni baronun kuruluşunu tamamlayarak Birliğe bildirir. Yeni kurulan baro, seçimli ilk olağan genel kurulunu yapıncaya kadar Birlikte temsil edilmez ve seçimli ilk olağan genel kurulunu 82 nci madde hükmü uyarınca yapar. Avukat sayısının ikibinin altına düşmesi hâlinde Birlik, asgari avukat sayısının altı ay içinde sağlanmasını yazılı olarak ilgili baroya bildirir. Verilen süre içinde eksiklik giderilemezse baronun tüzel kişiliğine Birlik tarafından son verilir ve son verme kararı Birliğin resmi internet sitesinde ilan edilir. Tüzel kişiliği sona eren baroya kayıtlı avukatlar ve stajyerler ilan tarihinden itibaren onbeş gün içinde o ilde bir baro varsa o baroya, birden fazla baro varsa diledikleri baroya kaydolur ve bunların devam eden iş ve işlemleri kaydoldukları baro tarafından yürütülür. Tüzel kişiliği sona eren baronun tasfiye işlemleri son yönetim kurulu tarafından Birliğin denetim ve gözetiminde yapılır ve kalan malvarlığı Birliğe geçer.
(Değişik ikinci fıkra : 2/5/2001 – 4667/47 md.) Baro kurulmayan yerlerin en yakın baroya bağlanmasına veya bunların birleştirilerek bir baro kurulmasına ve merkezlerinin belirlenmesine Türkiye Barolar Birliği karar verir. Türkiye Barolar Birliği yeni kurulacak baro bölgesinde bürosu bulunan levhaya kayıtlı avukatların listesini düzenleyerek bunlardan en kıdemli avukatı, yeni baroyu kurmakla görevlendirir. Görevli avukatın seçeceği ve başkanlığını yapacağı dört kişilik kurucu kurul en geç altı ay içinde yeni baronun kuruluşunu tamamlar ve Türkiye Barolar Birliğine bildirir. Baro yönetim kurulunun yedekleri ile birlikte istifa etmesi halinde baroyu üç ay içinde seçime götürmek kaydıyla aynı kurul oluşturulur.
(Değişik üçüncü fıkra : 2/5/2001 – 4667/47 md.) Barolar, kuruluşlarını Türkiye Barolar Birliğine bildirmekle tüzel kişilik kazanırlar. (Ek cümle:11/7/2020-7249/15 md.) Aynı ilde yeni bir baronun kurulması hâlinde Türkiye Barolar Birliği, tüzel kişilik kazanma tarihini esas almak ve birden başlamak suretiyle baroları o ilin adıyla numaralandırır.
(Değişik dördüncü fıkra : 2/5/2001 – 4667/47 md.) Türkiye Barolar Birliği, kuruluşu Adalet Bakanlığına bildirir.
(Değişik beşinci fıkra: 18/6/1997 – 4276/4 md.) Amaçları dışında faaliyet gösteren barolar ile Türkiye Barolar Birliği sorumlu organlarının görevlerine son verilmesine ve yerlerine yenilerinin seçilmesine, Adalet Bakanlığının veya bulundukları yer Cumhuriyet Başsavcılığının istemi üzerine, o yerdeki asliye hukuk mahkemesince basit usule göre yargılama yapılarak karar verilir ve dava en geç üç ay içinde sonuçlandırılır.
Görevlerine son verilen organların yerine en geç bir ay içerisinde yenileri seçilir. Yeni seçilenler eskilerin süresini tamamlarlar.
Adalet Bakanlığının bu Kanun uyarınca baro organlarının işlemleri hakkında onay mercii olarak verdiği kararları görevli baro organları aynen yerine getirmekle yükümlüdürler. Bakanlık kararını idari yargı merciinin yürütmenin durdurulmasına veya esasına ilişkin kararı veya kanuni bir sebep olmaksızın yerine getirmeyen veya eski kararda direnme niteliğinde yeni bir karar veren veya kanunun zorunlu kıldığı işlemleri Bakanlığın uyarısına rağmen yerine getirmeyen baro organları hakkında da yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanır.
Görevlerine son verilen organ üyelerinin kanunda yazılı ceza sorumlulukları saklıdır. Bu organların yukarıdaki fıkra gereğince görevlerine son verilmesine neden olan tasarrufları hükümsüzdür.
(Değişik fıkra: 18/6/1997 – 4276/4 md.) Ancak, milli güvenliğin, kamu düzeninin, suç işlenmesini veya suçun devamını önlemenin yahut yakalamanın gerektirdiği hallerde gecikmede sakınca varsa, barolar ile Türkiye Barolar Birliği, vali tarafından faaliyetten men edilebilir. Faaliyetten men kararı, yirmidört saat içinde görevli hakimin onayına sunulur. Hakim, kararını kırksekiz saat içinde açıklar, aksi halde, bu idari karar kendiliğinden yürürlükten kalkar. Göreve son verme ve görevden uzaklaştırma hükümleri Baro Genel Kurulu hakkında uygulanmaz.”; “Olağan toplantı” başlıklı 82. maddesinde, “(Değişik: 22/1/1986 – 3256/12 md.) Genel kurul son rakamı çift olan yıllarda olmak kaydıyla iki yılda bir Ekim ayının ilk haftası içinde baro başkanının daveti üzerine gündemindeki maddeleri görüşmek üzere toplanır.”; “Yönetmelik” başlıklı 182. maddesinde, “(Değişik : 2/5/2001 – 4667/90 md.) Bu Kanunda düzenlenmesi yönetmeliğe bırakılan hususlar ile Kanunun uygulanabilmesi için yönetmelikte yer alması gereken diğer konuları kapsayan yönetmelikler Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu tarafından hazırlanarak Adalet Bakanlığına gönderilir. Yönetmelikler Adalet Bakanlığına ulaştığı tarihten itibaren iki ay içinde karar verilmediği veya onaylandığı takdirde Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girer. Adalet Bakanlığı uygun bulmadığı yönetmelikleri bir daha görüşülmek üzere, gösterdiği gerekçesiyle birlikte Türkiye Barolar Birliğine geri gönderir. Geri gönderilen bu yönetmelikler, Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca üçte iki çoğunlukla aynen kabul edildiği takdirde Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girer, aksi halde onaylanmamış sayılır ve sonuç Türkiye Barolar Birliği tarafından Adalet Bakanlığına bildirilir. 8 inci maddenin altıncı ve yedinci fıkraları hükümleri burada da kıyasen uygulanır.” düzenlemelerine yer verilmiştir.
Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Kanunu Yönetmeliği’nin “Kuruluş” başlıklı 28. maddesinde, “(Değişik:RG-2/9/2020-31232) Avukatlık Kanununun 77 nci maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesine göre bölgesi içinde en az otuz avukat olan her il merkezinde kurulmuş bulunan baroların kanuni organlarını kurabilme olanağını sonradan yitirmeleri halinde, Türkiye Barolar Birliği bu baroya kayıtlı avukatların en yakın baroya bağlanmasına karar verir.
Avukatlık Kanununun 77 nci maddesinin birinci fıkrasının üçüncü cümlesine göre beşbinden fazla avukat bulunan illerde asgari ikibin avukatla kurulan barolarda avukat sayısının ikibinin altına düşmesi halinde Birlik, asgari avukat sayısının altı ay içinde sağlanmasını yazılı olarak ilgili baroya bildirir. Verilen süre içinde eksiklik giderilemezse baronun tüzel kişiliğine Birlik tarafından son verilir ve son verme kararı Birliğin resmi internet sitesinde ilan edilir. Tüzel kişiliği sona eren baroya kayıtlı avukatlar ve stajyerler ilan tarihinden itibaren on beş gün içinde o ilde bir baro varsa o baroya, birden fazla baro varsa diledikleri baroya kaydolur ve bunların devam eden iş ve işlemleri kaydoldukları baro tarafından yürütülür. Tüzel kişiliği sona eren baronun tasfiye işlemleri son yönetim kurulu tarafından Birliğin denetim ve gözetiminde yapılır ve kalan malvarlığı Birliğe geçer.
Protokolde baro başkanları, bir nolu barodan başlamak kaydıyla sırasıyla ve araya başka makam girmeksizin İl Cumhuriyet Başsavcısının yanında yer alır.”; “Yeni Baro Kurulması” başlıklı 29. maddesinde, “(Değişik:RG-2/9/2020-31232) Baro bulunmayan bir ilin bölgesi içinde otuz avukatın sürekli olarak çalıştığının anlaşılması, o ilde yeni bir baro kurulmasını gerektirir.
a) Türkiye Barolar Birliği, bağlı bulundukları bölge barosundan baro kurmak isteyen avukatların ad ve adresleriyle, kaç yıldan beri orada oturduklarını ve meslek kıdemlerini belirten listeyi göndermelerini ister.
b) Yeni baro kurulması için gerekli yasal koşulların saptanmasından sonra Türkiye Barolar Birliği, baronun kurulacağı il merkezinde ikametgâhı bulunan avukatlardan en kıdemlisini, kuruluşu gerçekleştirmek üzere görevlendirir.
c) Görevli avukatın seçeceği ve başkanlığını yapacağı dört kişilik kurucu kurul, en geç altı ay içinde yeni baronun kuruluşunu tamamlar ve Türkiye Barolar Birliğine bildirir. Baro bu bildirimle tüzel kişilik kazanır. Baronun kuruluşu, Türkiye Barolar Birliği tarafından Adalet Bakanlığına bildirilir.
ç) Avukatlık Kanununun 77 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca baro kurulmasını gerektiren koşulların mevcudiyeti, Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu tarafından saptandığı hallerde de bu fıkranın (a), (b) ve (c) bentleri uygulanır.
Beşbinden fazla avukat bulunan illerde asgari ikibin avukatla yeni bir baro kurulabilir.
a) Bu sayıların belirlenmesinde baro levhasına kayıtlı avukatlar ile kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüslerinde görev yapan avukatlar esas alınır. Kuruluş
müracaatında, kuruluş talebini içeren dilekçe ile ikibin avukatın imzasının ve bu avukatların belirlediği dört kişilik kurucular kurulunun isimlerinin yer aldığı liste Türkiye Barolar Birliğine verilir.
b) Başvuruda bulunan avukat, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu uyarınca işten yasaklı bulunmadığını, baronun kuruluşuna katılma isteğini, tüzel kişilik kazandığında o baronun levhasına kayıt olacağını ve verdiği bilgi ve belgelerin doğru olduğunu kabul, beyan, taahhüt eder.
c) Başvuruların asgari ikibin sayısına ulaşması halinde kurucular kurulu 1136 sayılı Avukatlık Kanunu uyarınca gerekli şartları yerine getirdiklerini, verilen bilgi ve belgelerin doğru olduğunu kabul, beyan ve taahhüt etmek suretiyle baro kurmayı talep eder.
ç) Birlik, kuruluş işlemlerini yerine getirmek üzere kurucular kurulunu görevlendirir. Kurucular kurulu en geç altı ay içinde organ seçimlerini yapmak üzere kuruluş genel kurulunu toplar ve yeni baronun kuruluşunu tamamlayarak Birliğe bildirir. Baro bu bildirimle tüzel kişilik kazanır. Baronun kuruluşu, Türkiye Barolar Birliği tarafından Adalet Bakanlığına bildirilir.
d) Baro tüzel kişilik kazandığı anda, kuruluş müracaatının ekinde imzası bulunan avukatlar, yeni kurulmuş olan baroya kaydedilmiş ve önceki barodan kaydı silinmiş kabul edilir. Baro, avukatın önceki kayıtlı olduğu baroya durumu yazılı olarak bildirir. Avukatın önceki Barosu bu bildirim üzerine, avukatın sicil dosyasını Barosuna gönderir ve kendi levhasında gerekli düzenlemeyi yapar.
e) Her iki baro levhasının güncellemesi elektronik ortamda da gerçekleştirilir. Güncelleme Türkiye Barolar Birliğine yazılı ya da elektronik ortamda iletilir.
f) Kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüslerinde görev yapan avukatların tüzel kişilik kazanan baro levhasına kayıt işlemleri bu Yönetmeliğin 4 üncü maddesinden başlamak üzere ilgili maddeler uyarınca gerçekleştirilir.
g) Yeni kurulan baro, seçimli ilk olağan genel kurulunu yapıncaya kadar Birlikte temsil edilmez ve seçimli ilk olağan genel kurulunu Kanunun 82 nci maddesi hükmü uyarınca yapar.
ğ) Aynı ilde yeni bir baronun kurulması halinde Türkiye Barolar Birliği, tüzel kişilik kazanma tarihini esas almak ve birden başlamak suretiyle baroları o ilin adıyla numaralandırır.”; “Baro Genel Kurulunun Oluşumu” başlıklı 30. maddesinde, “Genel kurul baronun en yüksek organıdır. Baro genel kurulu levhada yazılı bütün avukatlardan oluşur. Aşağıda yazılı kimseler genel kurula katılamaz. a) Levhaya yazılmasına karar verilmiş olmakla birlikte, henüz mesleki andını içmemiş olanlar, b) Avukatlık Kanununun 71 inci maddesinin son fıkrası gereğince işten yasaklanmış olanlar, c) (Mülga:RG-2/9/2020-31232) (önceki hali: Baro ve Türkiye Barolar Birliği’ne kesenek
borcu olanlar)”; “Toplantılar” başlıklı 31. maddesinde, “Baro genel kurulu olağan ve olağanüstü olmak üzere iki türlü toplanır.
(Ek:RG-2/9/2020-31232) (3) Beşbinden fazla avukat bulunan illerde asgari ikibin avukatla kurulan barolarda yapılacak toplantılara katılacak tüm avukatların levhaya yazılı olması zorunludur.
Baro levhasında yazılı avukat, gerek olağan gerek olağanüstü genel kurul toplantılarına katılmak ve oy kullanmakla yükümlüdür. Bu toplantılara haklı bir neden olmaksızın gelmeyenlere veya oy kullanmayanlara, ilçe seçim kurulu başkanı tarafından, o baroya kayıtlı avukatların yıllık keseneğinin üçte biri miktarında para cezası verilir. Bu para cezaları baro başkanlığınca tahsil edilir ve baro bütçesine gelir kaydedilir. Toplantıyı terk edenlerle toplantıya katılmayanların, genel kurul toplantısı sona ermeden önce, özürlerini, baro başkanı veya başkanlık divanına bildirmeleri gereklidir.”; “Olağan Toplantılar” başlıklı 32. maddesinde, “Baro olağan toplantıları (Ek ibare:RG-2/9/2020-31232) son rakamı çift olan yıllarda olmak kaydıyla, iki yılda bir ekim ayının ilk haftası içinde yapılır. Bu toplantıların gündemini baro yönetim kurulu belirler.
Aşağıda yazılı hususların gündemde bulunması zorunludur;
a) Açılış ve genel kurul başkanlık divanının seçimi,
b) Yönetim kurulunun geçmiş dönem çalışmaları ve işlemleri hakkında hesap raporu ile denetleme kurulu raporlarının okunup görüşülmesi ve karara bağlanması,
c) Takip eden yıl bütçesinin okunması, görüşülmesi ve karara bağlanması,
d) Seçim süreleri sona eren baro başkanı, yönetim kurulu, disiplin kurulu ve denetleme kurulu asıl ve yedek üyeleriyle Türkiye Barolar Birliği delegeleri seçimlerinin yapılması,
Genel kurul, istek üzerine gündeme yeni bir madde eklenmesine karar veremez. Yeni bir toplantı yapılması kararı bu hükmün dışındadır.” kurallarına yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME;
1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 76. maddesinde, Barolar, “Avukatlık mesleğini geliştirmek, meslek mensuplarının birbirleri ve iş sahipleri ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni sağlamak; meslek düzenini, ahlâkını, saygınlığını, hukukun üstünlüğünü, insan haklarını savunmak ve korumak, avukatların ortak ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla tüm çalışmaları yürüten, tüzel kişiliği bulunan, çalışmalarını demokratik ilkelere göre sürdüren kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşlarıdır.” şeklinde tanımlanmış, aynı Kanunun 77. maddesinde, Baronun kurulması, organlarının görevden uzaklaştırılması ve görevlerine son verilmesine ilişkin düzenlemelere yer verilmiştir.
15.07.2020 tarih ve 31186 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7249 sayılı Avukatlık Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 1136 sayılı Avukatlık Kanun’un 77. maddesi değiştirilmiştir. Bu değişiklikle beş binden fazla avukat bulunan illerde asgari iki bin avukatla baro kurulmasına imkan tanınmış ve aynı ilde birden fazla baronun kuruluşuna ilişkin temel hususlar düzenlenmiştir. İptal istemine konu Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Kanunu Yönetmeliği’nin 28., 29., 30., 31. ve 32. maddeleri incelendiğinde, anılan hükümlerin Avukatlık Kanununda yapılan değişikliğe bağlı olarak düzenlendiği, bazı maddelerin Kanun hükümlerinin tekrarı mahiyetinde olduğu anlaşılmaktadır.
Dava konusu edilen yönetmelik hükümlerinin yasal dayanağı olan 7249 Sayılı Kanun’un tümünün Anayasa’nın 88. maddesine aykırılığı ileri sürülerek iptali, tümünün iptaline karar verilmemesi halinde ayrı ayrı maddelerinin iptali istemiyle açılan davada; Anayasa Mahkemesinin 01/10/2020 tarihli ve E:2020/60, K:2020/54 sayılı kararıyla, Kanunun tümünün ve ayrı ayrı maddelerinin ve bu maddelerde iptal istemine konu edilen ibare ve cümlelerin Anayasaya aykırı olmadığı gerekçesiyle iptal taleplerinin reddedildiği ve bu kararın 10/12/2020 tarihli ve 31330 sayılı Resmi Gazete’de yayımlandığı görülmektedir.
1982 Anayasası’nın “Anayasa Mahkemesinin kararları” başlıklı 153. maddesinin 1. fıkrasında, Anayasa Mahkemesi’nin kararlarının kesin olduğu, iptal kararlarının gerekçesi yazılmadan açıklanamayacağı, 3. fıkrasında, Kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümlerinin, iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkacağı ve gereken hallerde Anayasa Mahkemesinin iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırılabileceği, 6. fıkrasında ise, Anayasa Mahkemesi kararlarının Resmi Gazete’de hemen yayımlanacağı ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı hüküm altına alınmıştır. Aynı hususlar, 03/04/2011 tarih ve 27894 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6216 sayılı Anayasa Mahkemesi’nin Kuruluş ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’da da düzenlenmiştir.
Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığı yukarıda anılan 153. maddede yer aldığı gibi ayrıca “Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü” başlığı altında 11. maddede de düzenlenmiştir. Anılan hükümler karşısında, yargı yerleri Anayasa Mahkemesi kararlarını dikkate almak ve gereklerini yerine getirmek durumundadırlar.
Normlar hiyerarşisi gereği, alt düzenleyici metinlerin, kendisinden daha üst konumda bulunan ve dayanağını oluşturan norma aykırı veya bunu değiştirici nitelikte bir hüküm getirmesi düşünülemez. İdarelerin yönetmelik ve daha alt düzenleyici işlemler ile düzenleme yapma yetkisi, yasama organının çizdiği sınırlar içinde, başta Anayasa olmak üzere üst hukuk normlarına aykırı olmamak ve bu hükümleri kısıtlayacak şekilde kullanılmamak kaydıyla gerçekleşebilmektedir.
İnceleme konusu olayda, uyuşmazlığın özünün çoklu baro düzenlemesini öngören Kanun değişikliği olduğu hususunda bir duraksama bulunmamaktadır. Konu bu bağlamda ele alındığında, iptal istemine konu yönetmelik maddelerinin, Avukatlık Kanununda yapılan değişikliğe bağlı olarak düzenlendiği, bazı maddelerin Kanun hükümlerinin tekrarı mahiyetinde olduğu, bu çerçevede yönetmelik maddelerinin dayanağı olan kanuna aykırı, bunu değiştirici ya da onu aşar bir durumunun bulunmadığı görülmektedir.
Ayrıca, dava konusu yönetmeliğin 29/2. maddesinin d bendindeki düzenleme, avukatların bir barodan diğer baroya geçişi düzenleyen nakil müessesine ilişkin olmayıp, daha önce bir baroda kayıtlı olmakla birlikte yeni bir baronun kuruluş müracaatında imzası bulunan avukatların yeni baroya kaydedilmiş sayılacaklarına ve önceki barodan kayıtlarının silinmiş olacağına ilişkin düzenlemedir. Bu düzenlemenin yeni bir baronun kuruluş müracaatında imza veren avukat olmanın doğal sonucu olduğu açıktır.
Buna göre, Anayasa Mahkemesince söz konusu Kanun hükümlerinin Anayasaya aykırı olmadığı ve iptal istemlerinin reddi yolunda verilen 01/10/2020 tarih ve E:2020/60, K:2020/54 sayılı kararı karşısında dava konusu düzenleyici işlemin üst hukuk normlarına uygun olduğu, düzenlemelerde kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.02.09.2020 tarih ve 31232 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Kanunu Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Kanunu Yönetmeliği’nin 28., 29., 30., 31., 32. maddelerinin iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca …-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,
4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde taraflara iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere,
17/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.