Danıştay 12. Daire Başkanlığı 2021/3509 E. , 2022/5617 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONİKİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/3509
Karar No : 2022/5617
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Deniz Kuvvetleri Komutanlığında … olarak görev yapan davacının, 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu’nun 20. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi ile Türk Silahlı Kuvvetleri Yüksek Disiplin Kurulları Yönetmeliği’nin 9. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde belirtilen “Hizmete engel davranışta bulunma” fiilini işlediğinden bahisle silahlı kuvvetlerden ayırma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararla; her ne kadar disiplin cezasına konu fiiller nedeniyle davacı hakkında görülen davada … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile; mağdurların şikayetçi olmadıkları gibi bir kısım mağdurlarca borç olarak verilen paraların kendilerine geri ödendiğine dair beyanları, sanığın para aldıktan sonra ihale ve malzeme alımında yardım vaadinde bulunduğu, diğer eylemlerinde para alınmadığı, sanığın çocuğunun hastalığından dolayı samimiyet kurduğu kişilerden borç para istediği ve bu parayı alınca da geri ödememek için ihalelerde yardım vadinde bulunduğu sonucuna varıldığından menfaatin temini aşamasında hile ve kamu kurumu kullanma halinin bulunmadığı, sanığın mağdurların zarara uğramasına neden olduğunu gösterir her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delilin elde edilemediği, mevcut kuşkunun tam olarak izale olunamadığı, sanığın savunmasının aksinin tam olarak ispatlanamadığı ve bir takım varsayımlara dayanılarak ceza verilemeyeceği ve bu durumun sanığın lehine yorumlanması gerektiği gerekçesiyle beraatine karar verilmiş ise de; dosya kapsamındaki tüm bilgi ve belgeler, soruşturma dosyası ile teknik takip ve tape kayıtlarının incelenmesinden, davacının muhtelif firma yetkilileri ile telefonda ve yüz yüze yaptığı görüşmelerde Türk Silahlı Kuvvetlerinde yapılacağını belirttiği ancak gerçekte olmayan ihalelerden bahsederek yardımcı olacağı vaadinde bulunduğu, belirli görüşmelerden sonra borç para adı altında borç istediği, bazı kişilerin davacıya inanmadığı bazı kişilerin ise borç adı altında davacıya para verdiği, davacının kişileri sürekli ikna çabasında olduğu, borç aldığı kişileri ise çeşitli sebeplerle ihalenin geciktiğini ileri sürerek oyalamaya çalıştığı, bulunduğu makam ve rütbe ile görev yaptığı Denizaltı Batarya Fabrikasının ismini kullandığı, dolayısıyla davacının rütbe, konum ve görevini kullanmak ve bu vasıtayla iletişim kurduğu muhtelif şirket sahiplerine olmayan ihalelerden bahsederek yardımcı olacağını beyan etmesi, olamayan ihalelere girmesi için teşvik etmesi ve kişilerden çeşitli sebeplerle borç para istemesinin açık olduğu ve bu davranışların da Türk Silahlı Kuvvetlerinin itibarına zarar verecek nitelikte tutum ve davranışlar olması nedeniyle dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine hükmedilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; uyuşmazlıkta, davacı hakkında yürütülen adli soruşturma kapsamında yapılan teknik ve fiziki takip sonucu oluşturulan tapelerde yer alan kayıtlar ve … Cumhuriyet Başsavcılığı ile … Ağır Ceza Mahkemesince alınan mağdur/tanık ifadelerinden, davacının muhtelif firma yetkilileri ile telefonda ve yüz yüze görüşmeler yaptığı, bu görüşmelerde bir takım ihalelerden bahsettiği, görüşme yaptığı bazı şahıslardan borç para istediği, şahıslardan bazılarının davacıya inanmadığı ve borç para vermediği, bazılarının ise borç adı altında davacıya para verdiği, davacının bu borçların vadelerini ötelemeleri için şahısları ikna etmeye çabaladığı, bu esnada bulunduğu rütbe ve görev yaptığı Denizaltı Batarya Fabrikasının ismini de kullandığı, kovuşturma aşamasındaki ifadesinde de, “şahıslarla çeşitli görüşmeler yaptığını, bu görüşmelerde görev yerinde yapılan ihalelerle ilgili konuşmaları ve şahısları ihaleye davet etmesinin söz konusu olduğunu, para alışverişinin ise borç olarak gerçekleştiğini ve borçlarının hepsini ödediğini” beyan ettiğinin görüldüğü; soruşturma kapsamında davacının toplamda dokuz (9) kişiyle irtibat kurduğu, bu görüşmelerde davacının aile bireylerinin sağlık harcamalarını gerekçe göstererek … isimli şahıstan 15.000,00 TL, … isimli şahıstan da 10.000,00 TL borç para aldığı, henüz hakkında soruşturma başlatılmadan davacının borç olarak aldığı bu paraları adı geçen şahıslara ödediği, … isimli şahsın kovuşturma aşamasında alınan ifadesinde, “davacıyla önceki dönemde dostluklarının olduğunu, çocuğunun hasta olduğunu söyleyerek kendisinden borç para istediğini, kendisinin de iki arkadaşıyla birlikte davacıya borç verdiklerini, davacının telefon görüşmesinde kendisine ‘sizi ihaleye sokayım, askeriyeye malzeme alınacak siz de karlı çıkarsınız’ dediğini, kendilerinin kabul etmediğini, yapılan ihalelerle de bir ilişkilerinin olmadığını, davacının 3-4 taksitle verdikleri borcu ödediğini, ihalelerle bu paranın bir ilgisinin bulunmadığını, kimseden şikayetçi olmadığını” … isimli şahsın da soruşturma aşamasında alınan ifadesinde, “davacıyı 2013 yılından beri tanıdığını, kendisinin kimya mühendisi olması nedeniyle mesleki sohbetler yaptıklarını, görüşmelerinden birinde davacının kendisine spastik bir çocuğu olduğu ve maddi sıkıntı yaşadığını söyleyerek borç para istediğini, bir iki ay içerisinde ödeyeceğini söylemesi üzerine kendisine 15.000,00 TL borç para verdiğini, vadenin dolması üzerine borcunu ödemesi için davacıyla görüşmeler yaptığını, davacının da çeşitli mazeretler ürettiğini ancak 4 veya 5 ay sonra borcun tamamını şirket çalışanına ödediğini, şikayetçi olmadığını” beyan ettikleri; yapılan tahkikat neticesinde elde edilen bilgi ve belgelerden de, kurum nezdinde davacının telefon görüşmelerinde bahsettiği şekilde yapılan herhangi bir ihalenin bulunmadığı, davacının borç para aldığı ya da istediği halde alamadığı şahısların kurumca yapılan herhangi bir ihaleye katılmadıkları, davacının malzeme alımı vs. konularında bu şahıslara kolaylık sağlamasının da söz konusu olmadığı, ayrıca daha önceden tanıdığı şahıslardan aldığı borçları takibe ya da yakınmaya yol açmadan ödediği, kamu kurumlarını veya askerlik görevini kullanmak suretiyle menfaat temin etmesinin ya da kamuyu zarara uğratmasının da söz konusu olmadığı, nitekim “kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık” suçlamasıyla hakkında yürütülen kovuşturma neticesinde … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla, “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi gereğince üzerine atılı suçlamalardan beraatine karar verildiği ve bu kararın istinaf edilmeksizin kesinleştiği, ihaleye fesat karıştırma ya da rüşvet alma gibi yüz kızartıcı veya utanç verici nitelikte herhangi bir suçtan davacı hakkında adli veya idari yönden başlatılan herhangi bir soruşturmanın da bulunmadığı görüldüğünden, kamu görevlisinin işlediği disiplin suçunun niteliği göz önünde bulundurulduğunda, o fiil için öngörülen cezadan daha ağır bir disiplin cezası ile cezalandırılması durumunda, “eylemin ağırlığına göre cezalandırma” diğer bir deyişle “orantılılık” ilkesinin ihlal edilmiş olacağının açık olduğu, bakılan davada Deniz Kuvvetleri Komutanlığı emrinde … olarak görev yapan davacı hakkında gerek idari gerekse adli yönden yürütülen soruşturmalar kapsamında elde edilen mağdur/tanık ifadeleri, tape kayıtları ve iletişim tespit tutanakları ile dava dosyasında bulunan diğer bilgi ve belgelerden; davacının sübut bulan eylemlerinin, 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu’nun 15. ve devamı maddelerinde sayılı diğer cezalar ile örtüşebilecekse de, sözü edilen eylemlerinin verilen “silahlı kuvvetlerden ayırma” cezası ile örtüşmediği, ayrıca davacının sübut bulan eylemlerinin “Devletin ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin itibarına zarar verecek nitelikte tutum ve davranışlar ya da ağır suç veya disiplinsizlik teşkil eden fiiller” olarak değerlendirilerek “silahlı kuvvetlerden ayırma” cezası ile tecziyesini gerektirecek ölçü ve ağırlıkta olmadığı, bir diğer ifadeyle davacı tarafından ihlal edilen fiil ile bunun karşılığı olarak uygulanan disiplin cezası arasında adil bir dengenin kurulmadığı, netice olarak davacının kusurlu eyleminin karşılığı olan cezadan daha ağır bir ceza ile cezalandırılmış olduğu anlaşıldığından, hizmete engel davranışlarda bulunduğundan bahisle davacının Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezası ile cezalandırılması yönünde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık, aksi yönde verilen Mahkeme kararında ise hukuki isabet görülmediği, öte yandan, davacının Türk Silahlı Kuvvetlerine ve temsil ettiği makam, rütbe veya statünün onur ve vakarına uygun hareket tarzı içinde değerlendirilmesi mümkün olmayan eylemlerinin cezasız bırakılmaması da gerekeceğinden, davalı idare tarafından davacının soruşturmaya konu fiilleri hakkında yeniden bir değerlendirme yapılarak tipiklik ve orantılılık ilkeleri kapsamında eyleminin karşılığı olan disiplin cezasının verilebileceğinin de açık olduğu gerekçesiyle istinaf talebinin kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu, Ceza Mahkemesince verilecek kişinin isnat edilen eylemi işlemediğine dair hükmün dışındaki hükümlerin disiplin hukuku açısından bağlayıcı olmayacağı belirtilerek, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ :Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılması ve dava konusu işlemin iptali yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … İdare Mahkemesine gönderilmesine, 17/11/2022 tarihinde kesin olarak, oybirliğiyle karar verildi.