Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2022/3237 E. 2022/3283 K. 16.11.2022 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2022/3237 E.  ,  2022/3283 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/3237
Karar No : 2022/3283

TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- …
2- … Bakanlığı
VEKİLLERİ: Huk. Müş. …

DİĞER DAVALI : … Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : … Derneği
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 13/04/2022 tarih ve E:2021/1144, K:2022/4661 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 26/04/2013 tarih ve 28629 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, Afyonkarahisar ili, Merkez ilçesi, …, …, …, …, …, …, …ve …Mahalleleri sınırları içerisinde bulunan ve karar eki kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alanların, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun’un 2. maddesi uyarınca riskli alan ilan edilmesine ilişkin 11/03/2013 tarih ve 2013/4444 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 17/05/2013 tarih ve 28650 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, Afyonkarahisar ili, Merkez ilçesi, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …… ve … Mahalleleri sınırları içerisinde bulunan ve karar eki kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alanın, aynı Kanun maddesi uyarınca riskli alan ilan edilmesine ilişkin 17/04/2013 tarih ve 2013/4677 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 13/04/2022 tarih ve E:2021/1144, K:2022/4661 sayılı kararıyla;
Usul yönünden, davacının dava açma ehliyetine sahip olduğu ve davada süre aşımı bulunmadığına karar verilmiş,
Esas yönünden, riskli alan olarak ilan edilen alanın üzerindeki yapılaşma sebebiyle can ve mal kaybına yol açma riski taşıdığına dair idarelerce hazırlanan raporlarda, binaların gözlemsel olarak incelenerek bina taşıyıcı sistemine göre ve görünen yapı kalitesine göre bir takım genel bilgilere yer verilmiş ise de, niceliksel bir ölçüt verilmediği ve bütün bilgilerin gözlemsel olarak elde edildiği, Afyonkarahisar’ın önceki yıllarda yaşamış olduğu depremler sonucunda söz konusu yapıların olumsuz olarak etkilenip etkilenmediği yolunda belirlemeye yer verilmediği, değişik tipteki yapılardan örnekleme suretiyle karot veya numune alınmak suretiyle teknik bir metot üzerinde çalışılmadığı, yapıların hangi yönlerden can ve mal kaybına yol açma riski taşıdığını kanıtlayacak yeterli bilgi içermediği, söz konusu alana ilişkin detaylı zemin etüdü verisi ve buna bağlı olarak su taşkını konusunda yeterli veri bulunmadığı hususları dikkate alındığında, dava konusu alanın riskli alan ilan edilebilmesi için mevzutta öngörülen koşulların detaylı bir teknik rapor ile oluşturulmadığı gerekçesiyle, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idarelerden Cumhurbaşkanlığı ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından, 6306 sayılı Kanun’un Uygulama Yönetmeliği’nin 5. maddesinde “riskli alan”ların belirlenmesine ilişkin hususların düzenlendiği ve bu maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde, “Alanın, zemin yapısı veya üzerindeki yapılaşma sebebiyle can ve mal kaybına yol açma rişki taşıdığına dair teknik rapor”un düzenlenmesi gerektiği ancak, anılan Yönetmelik’te “Riskli Alan”a konu alandaki yapıların tamamının “riskli yapı” olup olmadığının tek tek incelenmesi gerektiği yönünde herhangi bir hükme yer verilmediği zira, 6306 sayılı Kanun kapsamında iki türlü uygulamanın söz konusu olduğu, birincisinin “riskli yapı” tespiti yaptırmak suretiyle bina veya parsel bazında uygulama olduğu, ikincisinin çevre ve şehircilik ilkeleri de gözetilerek, daha geniş bir alanda uygulama yapılmasına yönelik olduğu, olayda da, dava konusu işlemin dayanağı teklif dosyasının 6306 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliği’nin 5. maddesine uygun olarak hazırlandığı, bilimsel ve teknik gerekçelere dayandığı, kamu yararı ve hizmet gereklerinin dikkate alındığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin kabulü ile, 2577 sayılı Kanun’un 22. maddesine aykırı şekilde karara bağlanan Daire kararının bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 20/A maddesi uyarınca gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY: Afyonkarahisar Belediye Başkanlığınca, Afyonkarahisar ili, Merkez ilçesi, …Camii civarı ile …Camii ve yakın çevresini kapsayan 24.9 hektarlık alan, … tarih ve …sayılı belediye meclisi kararı doğrultusunda riskli alan statüsünde incelenmiş, Belediye tarafından iki farklı alana ilişkin ayrı olarak hazırlanan teknik raporlarda, alanın üzerindeki yapılaşma sebebiyle can ve mal kaybına yol açma riski taşıdığına dair tespitlerde bulunulmuş, …Camii civarının riskli alan ilan edilmesi gerektiği yönündeki talep, Belediyenin, … tarih ve …sayılı yazısı ile, …Camii ve civarının riskli alan ilan edilmesine ilişkin talep ise … tarih ve …sayılı yazı ile Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne iletilmiştir.
Bu raporlara istinaden, devam eden süreçte gerekli çalışmalar yapılmış, eksik belgeler tamamlanmış ve …Camii civarına ilişkin dava konusu edilen 11/03/2013 tarih ve 2013/4444 Bakanlar Kurulu Kararı ile …Camii ve civarına ilişkin 17/04/2013 tarih ve 2013/4677 Bakanlar Kurulu Kararı alınmış, bunun üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT :
2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun 13. maddesinin ikinci fıkrasında, “Her dairede bir başkan ile yeteri kadar üye bulunur. Heyetler bir başkan ve dört üyenin katılmasıyla toplanır, salt çoğunluk ile karar verir…” düzenlemesine yer verilmiştir.
2577 sayılı Kanun’un “Davaların karara bağlanması” başlıklı 22. maddesinin ikinci fıkrasında; “15 nci maddede sayılan sebeplerden biri ile veya yargılama usullerine ilişkin meselelerde azınlıkta kalanlar işin esası hakkında da oylarını kullanırlar. Azınlıkta kalanların görüşleri, kararların altına yazılır.” hükmüne yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda içeriğine yer verilen usul düzenlemelerine göre, Danıştay dava dairelerinin, bir başkan ve dört üyenin katılımı ile oluşturulan heyetçe, heyete katılanların salt çoğunluğu ile karar vermesi; ilk inceleme hususlarında veya yargılama usullerine ilişkin meselelerde azınlıkta kalan Daire üyelerinin uyuşmazlığın esası hakkında da oylarını kullanması gerekmektedir.
Uyuşmazlıkta, Danıştay Altıncı Dairesince, başkan vekili ve dört üyenin katılımıyla toplanılarak, salt çoğunluk ile işin esası hakkında bir karar verilmiş ise de; iki üyenin, “Dosyanın incelenmesinden, davacı derneğin, dava konusu işlemlerden, Afyonkarahisar Belediyesi tarafından, 30/12/2020 tarihinde yapılan bilgilendirme toplantısında haberdar olduğu ve sadece belirtilen işlemlere karşı yargı yoluna başvurmak amacıyla, 19/01/2021 tarihinde kurulmuş bir dernek olduğu anlaşılmıştır.

Derneklerin, üyelerinin hukuki kişiliğinden bağımsız olarak ayrı bir tüzel kişiliğe sahip olmaları ve davacı derneğin, dava konusu işlemlerle riskli alan ilan edilen alanlarda taşınmazının bulunmadığı hususları dikkate alındığında; davacının, bakılan davayı açmakta kişisel, meşru ve güncel bir menfaatinin bulunmadığı sonucuna ulaşıldığından, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca, davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği oyuyla, işin esasının incelenerek dava konusu işlemlerin iptali yönünde verilen çoğunluk kararına katılmıyoruz.
Öte yandan, bakılan davanın, 26/04/2013 tarihli, 28629 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, 11/03/2013 tarihli, 2013/4444 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile 17/05/2013 tarihli, 28650 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, 17/04/2013 tarihli, 2013/4677 sayılı Bakanlar Kurulu kararı olmak üzere iki farklı idari işlemin iptali istemiyle açıldığı ve söz konusu işlemlerle, riskli alan ilan edilmesine karar verilen alanların, her biri Afyonkarahisar İli, Merkez İlçesinde yer almakla birlikte, farklı mahallelerde bulundukları dikkate alındığında, iptali istenilen işlemler arasında, 2577 sayılı Kanununun 5. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen maddi veya hukuki yönden bağlılık ya da sebep sonuç ilişkisi de bulunmadığından, 2577 sayılı Kanunun 15. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi uyarınca aynı dilekçe ile dava konusu edilemeyeceği düşünülmektedir.” gerekçesiyle, 2577 sayılı Kanun’un 15. maddesinde sayılan nedenlere ilişkin iki meselede azınlıkta kalmalarına rağmen, 2577 sayılı Kanun’un 22. maddesindeki kurala aykırı bir şekilde, işin esası hakkında oylarını kullanmadıkları ve işin esasının heyete katılan diğer üç Daire üyesinin aynı yöndeki oylarıyla karara bağlandığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, yukarıda belirtilen usuli eksiklik nedeniyle, temyize konu Daire kararında usul ve hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davalı idarelerden Cumhurbaşkanlığı ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın temyiz istemlerinin kabulüne;
2.Dava konusu işlemlerin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 13/04/2022 tarih ve E:2021/1144, K:2022/4661 sayılı kararının BOZULMASINA,
3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Danıştay Altıncı Dairesine GÖNDERİLMESİNE,
4. Kesin olarak, 16/11/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.