Danıştay Kararı 10. Daire 2022/6821 E. 2022/5287 K. 16.11.2022 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2022/6821 E.  ,  2022/5287 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2022/6821
Karar No : 2022/5287

DAVACI : … Odası
VEKİLİ : Av. …
DAVALI : … Bakanlığı (Mülga … Müsteşarlığı)
VEKİLİ : …

DAVANIN_KONUSU : 18/04/2018 tarih ve 30395 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Kıymetli Maden ve Taş Analizinde Yetki Verilecek Ayar Evlerinin Standartları, Seçimi ve Denetim Esaslarının Belirlenmesine İlişkin Tebliğ”in “Tanımlar” başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) ve (i) bendinde jeoloji mühendislerine yer verilmemesi yolundaki eksik düzenlemelerin iptali istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI :
Kıymetli Maden ve Taş Analizinde Yetki Verilecek Ayar Evlerinin Standartları, Seçimi ve Denetim Esaslarının Belirlenmesine İlişkin Tebliğ’in 4. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendi ile ilgili iddiaları;
Davacı … Odası tarafından,
-Kıymetli Maden ve Taş Analizinde Yetki Verilecek Ayar Evlerinin Standartları, Seçimi ve Denetim Esaslarının Belirlenmesine İlişkin Tebliğ’in 4. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendinde, “Kıymetli taş eksperi: Üniversitelerin gemoloji bölümlerinden mezun ya da Uluslararası Elmas Konseyi (IDC) standartlarında kıymetli taş uzmanlık eğitimi almış kişi” tanımının yapıldığı, söz konusu Tebliğ hükmü ile kıymetli taş eksperi olabilmek için üniversitelerin gemoloji bölümünden mezun olmak ya da IDC standartlarında uzmanlık eğitimi almak şartının öngörüldüğü,
-Gemolojinin; jeoloji mühendisliğinin “Mineralloji – Petrografi Ana Bilim Dalının” alt uzmanlık alanı içerisinde yer aldığı, bu nedenle tüm dünyada jeoloji eğitimi almış ve mineralloji – petrografi ana bilim dalının “gemoloji” alanında yüksek lisans veya doktora yapanlara “gemolog” denildiği,
-Jeoloji biliminin, mineraller ve kayaçları konu alan bir öğrenimi kapsadığı, jeoloji mühendisliği programları içinde gemoloji anabilim dalı veya gemoloji derslerini içeren pek çok üniversite bulunduğu,
-Tebliğ’de bahsi geçen ayar evlerinin faaliyet konusunun, kıymetli madenler ve taşlar ile bunlardan mamul eşyaların içerdiği kıymetli maden ve taşların analizini yaparak bunların oluşumu (doğal veya sentetik), niteliği, kristal yapısı, optik özellikleri gibi fiziksel ve kimyasal özelliklerini belirlemek ve yine kıymetli metaller için ise analiz sonuçlarını içeren ayar raporunu düzenlemek olduğu, kıymetli maden ve taşların jeoloji biliminin konusunu oluşturduğu,
-Jeoloji mühendisliğinin de, kıymetli maden ve taşları oluşturan minerallerin fiziksel, kimyasal, geometrik, optik ve kristalografik özelliklerini inceleyen ve mineralleri bu özelliklerine göre sınıflayan; kıymetli maden ve taşların fiziksel, kimyasal özellikleri ve davranış özelliklerini araştıran ve yorumlayan bir meslek disiplini olduğu,
-Jeoloji mühendisliğinin temel olarak 4 ana bilim dalının bileşiminden oluştuğu, Mineralloji-petrografi, genel jeoloji ve tektonik mühendislik jeolojisi, jeoteknik ile jeokimya ve maden yatakları ana bilim dalları olduğu, dava konusu düzenleme içinde jeoloji mühendisleri yerine gemoloji bölümü mezunlarına yer verildiği,
Kıymetli Maden ve Taş Analizinde Yetki Verilecek Ayar Evlerinin Standartları, Seçimi ve Denetim Esaslarının Belirlenmesine İlişkin Tebliğ’in 4. maddesinin 1. fıkrasının (i) bendi ile ilgili iddiaları;
-Kıymetli Maden ve Taş Analizinde Yetki Verilecek Ayar Evlerinin Standartları, Seçimi ve Denetim Esaslarının Belirlenmesine İlişkin Tebliğ’in 4. maddesinin 1. fıkrasının (i) bendinde, “Teknik sorumlu: Malzeme mühendisi, metalürji mühendisi, kimya mühendisi, mücevherat mühendisi, kimyager veya kıymetli taş eksperi unvanına sahip kişi” tanımının yapıldığı,
-Ülkemizde çeşitli mühendislik eğitim programları için akreditasyon, değerlendirme ve bilgilendirme çalışmaları yaparak, Türkiye’de mühendislik eğitimi kalitesinin yükseltilmesine katkıda bulunmak amacıyla faaliyet gösteren bağımsız bir organizasyon olan … Derneği’nin (…) bir jeoloji mühendisliği lisans eğitiminin asgari koşullarını; “Bu program ölçütleri başlıklarında ‘jeoloji’, ‘hidrojeoloji’, ‘jeofizik’ ve benzeri nitelemeler bulunan programlar içindir. Mezunların aşağıdaki niteliklere sahip olduğu kanıtlanmalıdır: türevsel denklemleri de içerecek biçimde matematik, matematiğe dayalı fizik ve genel kimya konularında yeterlilik; mineral ve kayaların ayırt edilmesi konusunda yeterlilik; üç boyutlu jeoloji problemlerinin canlandırılması ve çözülmesi becerisi; statik, malzemelerin özellikleri ve mukavemet ile jeomekanik konularını da içerecek biçimde temel mühendislik bilimlerinde yeterlilik; aşağıdaki hususlardan en az birini içerecek mühendislik problemlerine çözümler tasarlamak için gereken mühendislik bilgisi: yer kabuğundaki maddelerin fiziksel ve kimyasal özelliklerinin dağılımı (hidrojeoloji dahil), yüzeyde ve yüzey yakınlarında gerçekleşen doğal süreçlerin etkileri, inşaat projelerinin, doğal kaynaklarının aranması ve kullanılmasının, atık sistemlerinin ve diğer faaliyetlerin bu maddeler ve süreçler üzerindeki etkileri” şeklinde tanımlandığı, her biri birer mineral olan ve kayaların içinde yer alan kıymetli madenlerin ve kıymetli taşların “ayırt edilmesi” işleminin en temel jeoloji mühendisliği eğitim konusu olduğu,
-Dava konusu Tebliğ’in 19. maddesiyle yürürlükten kaldırılan 20/06/2007 tarih ve 26558 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kıymetli Maden ve Taş Analizinde Yetki Verilecek Ayar Evlerinin Standartları, Seçimi ve Denetim Esaslarının Belirlenmesine İlişkin Tebliğ’de yetkili uzmanlık alanlarının “12/09/2005 tarihli ve 25934 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Oda ve Borsalarda Hakem, Bilirkişi ve Eksper Listelerini Düzenleme Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 6’ncı maddesindeki özelliklere haiz olanlar” şeklinde tanımlandığı, dolayısıyla dava konusu Tebliğ’in önceki şeklinde jeoloji mühendisleri söz konusu işleri yapabilirken, dava konusu düzenlemeyle bunun ortadan kaldırıldığı, dava konusu Tebliğ’in atıfta bulunduğu Dünya Elmas Konseyi’nin web sayfasında bakıldığında test laboratuvarlarında görev alması gereken teknik sorumlu meslek disiplinleri arasında kimya, fizik, jeoloji, gemoloji ve metal mühendisliği bölümlerinin açık bir şekilde sayıldığı, ABD, Avrupa Birliği veya Asya ülkelerinde jeoloji mühendisliği bölümlerini bitirmiş bir kişi teknik sorumlu olarak test laboratuvarlarında çalışabilirken ülkemizde dava konusu Tebliğ ile jeoloji mühendislerinin bu alanlardaki uzmanlıklarının yok sayıldığı ve test laboratuvarlarında teknik sorumlu olarak görev almalarının engellendiği,
-Bu nedenle dava konusu düzenlemeler ile ülkemizde 3-4 milyar USD büyüklüğüne ulaşmış olan bu sektörde, uluslararası standart ve piyasaların öngördüğü sistemle uyuşmazlığın ortaya çıkacağı, örneğin Hong Kong Borsası’na kote (tanınmış, kaydolmuş) edilmiş ve bu alanda faaliyet gösteren bir firmaya ait ürünlere sertifika düzenleyen jeoloji mühendisinin imzasının, bu tebliğe göre geçersiz sayılacağı, bu durumun piyasanın işleyişini bozacağı gibi, haksız rekabete ve usulsüzlüklere de neden olacağı,
Sonuç olarak; söz konusu Tebliğ’in 4. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendi ile (i) bendinin jeoloji mühendisine yer verilmemek suretiyle eksik düzenlendiği gerekçesiyle iptal edilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.

DAVALININ SAVUNMASI :
-Davalı idare tarafından, dava konusu düzenlemelerle kıymetli taş analizi yapacak kişilerin alanında uzman kişiler olmasının amaçlandığı, kıymetli taşların tüm dünyadaki değerinden dolayı, salt maden değerinin teknik olarak belirlenmesinin yanı sıra bu sektördeki pazar ve uluslararası piyasalara hakimiyeti olan uzmanların ve/veya ihtisas yapmış kişilerin bu işleri yapması gerektiği için belirtilen niteliklerin arandığı,
-Kıymetli taş analizi yapabilmek için jeoloji mühendisliğinden mezun olmanın yeterli olmayacağının, bu konuda uzmanlaşmış olunması gerektiğinin dava dilekçesinde de kabul edildiği, dava dilekçesinde “Dünyada bu konuda uzman kişilere bakıldığında bu kişilerin jeoloji mezunu ve kendilerini gemoloji konusunda geliştiren çok sayıda kişinin çalıştırıldığının” belirtildiği, kendini geliştirme ifadesinin subjektif olduğu, objektif olarak kısa süreli eğitim programlarından birini bitirerek bir sertifika ile de kişinin kendini geliştireceği, dava konusu maddelerin iptalini talep eden davacı Oda’nın lisans eğitimi almış tüm jeoloji mühendislerine gemolog ya da kıymetli taş eksperi unvanı ile yeni iş alanları bulmak amacıyla bu davayı açtığı,
-Davacı tarafından jeoloji mühendisliği programları içinde gemoloji anabilim dalı veya gemoloji derslerine müfredatında yer veren pek çok üniversite olduğu belirtilmiş ise de; aksi yönde de (ODTÜ ve Cumhuriyet Üniversitesi gibi) örneklerin olduğu, bu durumun da Türkiye’deki üniversitelerin jeoloji mühendisliği programları arasında bütünlük olmadığını gösterdiği,
-Kıymetli taş eksperi olmak için mutlaka bu konuda uzmanlık eğitimi alınması gerektiği, bunun için (Uluslararası Elmas Konseyi-IDC) uluslararası akreditasyonu olan kurum veya firmaların verdiği kısa süreli eğitim programlarının tamamlanması ve sertifika alınmasının yeterli olduğu, dolayısıyla herhangi bir fakülte ve bölüm sınırlandırılması olmadan bu eğitimi alan herkesin kıymetli taş eksperi olma şartını yerine getirmiş olacağı,
-Sonuç olarak, bu alanda eğitim almamış kişilerin yeterli kabul edilmesinin mümkün olmadığı, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun bozma kararına uyularak davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI : …
DÜŞÜNCESİ : Dava; 18/04/2018 tarihli, 30395 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan “Kıymetli Maden ve Taş Analizinde Yetki Verilecek Ayar Evlerinin Standartları, Seçimi ve Denetim Esaslarının Belirlenmesine İlişkin Tebliğ”in “Tanımlar” başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendindeki, “Kıymetli taş eksperi: Üniversitelerin gemoloji bölümlerinden mezun ya da Uluslararası Elmas Konseyi (IDC) standartlarında kıymetli taş uzmanlık eğitimi almış kişiyi,” ve (i) bendindeki “Teknik sorumlu: Malzeme mühendisi, metalürji mühendisi, kimya mühendisi, mücevherat mühendisi, kimyager veya kıymetli taş eksperi unvanına sahip kişiyi,” ifade eder yolundaki kuralların jeoloji mühendisine yer verilmemek suretiyle eksik düzenlendiği ileri sürülerek iptali istemiyle açılmıştır.
Dava dilekçesinde; gemolojinin, Jeoloji Mühendisliği Bölümünde Mineraloji-Petrografi Anabilim Dalının alt uzmanlık alanı içerisinde yer aldığı, dünyada jeoloji eğitimi almış ve minaraloji-petrografi anabilim dalının gemeloji alanında yüksek lisans veya doktara yapanlara gemolog denildiği, gemelojinin ana konusu olan kıymetli madenler, mineraller ve kayaçların jeolojik oluşumları olduğu, jeolojik süreçlere dayalı olarak tanımlanabildiği ve sınıflanabildiği, jeoloji biliminin ana unsurlarından biri olarak mineraller ve kayaçları konu alan bir öğretimi kapsadığından, her biri birer mineral olan ve kayaların içinde yer alan kıymetli madenler ve kıymetli taşların “ayırt edilmesi” işleminin, en temel jeoloji mühendisliği eğitimi konusu olduğu, Tebliğin iptali istenilen 4. maddesinin 1. fıkrasında jeoloji mühendisine yer verilmemesinin hukuka aykırı olduğu öne sürülmektedir.
Davalı idarenin cevap dilekçesinde; dava konusu düzenlemelerle kıymetli taş analizi yapacak kişilerin alanında uzman kişiler olmasının amaçlandığı, kıymetli taşların tüm dünyadaki değerinden dolayı, ülkemizde de salt maden değerinin teknik olarak belirlenmesinin yanı sıra bu sektördeki pazar ve uluslararası piyasalara hakimiyeti olan uzmanların ve/veya ihtisas yapmış kişilerin olması için iptali istenen düzenlemelerde belirtilen niteliklerin arandığı, kıymetli taş analizi yapabilmek için jeoloji mühendisliğinden mezun olmanın yeterli olmayacağının bu konuda uzmanlaşmış olunması gerektiğinin dava dilekçesinde jeoloji mühendisliği programları içinde gemoloji anabilim dalı veya gemoloji derslerin müfredatında yer veren pek çok üniversite olduğu belirtilmiş ise de; aksi yönde de örneklerin olduğu, bu durumun da Türkiye’deki üniversitelerin jeoloji mühendisliği programları arasında bütünlük olmadığını gösterdiği, kıymetli taş eksperi olmak için mutlaka bu konuda uzmanlık eğitimi alınması gerektiği, dolayısıyla bu alanda eğitim almamış kişilerin yeterli kabul edilmesinin mümkün olmadığı, düzenlemenin hukuka uygun olduğu savulmaktadır.
Uyuşmazlık, jeoloji mühendisliği bölümünden mezun olanların kıymetli taş eksperi ve teknik sorumlusu olacak kişilerden yönünden yeterli lisans eğitimi alıp almadıkları, dolayısıyla Tebliğde bu unvana yer verilip verilemeyeceğinden kaynaklanmaktadır.
Danıştay Onuncu Dairesinin ara kararları ile Üniversitelerarası Kurul’dan jeoloji mühendisliği programının eğitim müfredatında gemoloji dersinin bulunup bulunmadığı, gemotog unvanının hangi şartlarda kazanıldığı, jeoloji mühendislerinin lisans öğretimleri sırasında aldıkları eğitime göre malzeme mühendisi, metalürji mühendisi, kimya mühendisi ve kimyager ile aynı işi yapıp yapamayacağına ilişkin görüşü istenilmiştir.
Üniversitelerarası Kurulun ara kararına cevaben görüşünü içeren … tarihli, … sayılı kararında; jeoloji mühendisliği programının eğitim müfredatında gemoloji dersinin seçmeli olarak yer aldığı, gemotolog unvanının alınabilmesi için bu konuda kapsamlı bir eğitim veren 4 yıllık bölümden mezun olunması, jeoloji mühendisliği mezunlarının ise gemotolog olarak çalışabilmesi için en azından bir gemoloji yüksek lisans programından mezun olunması, jeoloji mühendisliği lisans öğrenimleri sırasında aldıkları eğitimlere göre malzeme mühendisi, metalürji mühendisi, kimya mühendisi, kimyager mücevherat mühendisi ders programlarından temel bilimler dersleri dışında farklı olduğu, bu nedenle belirtilen alanlarda lisansüstü bir dereceye sahip değilse jeoloji mühendislerinin genel anlamda bu bölümlerin mezunları ile aynı işi yapmasının söz konusu olmadığı, gemoloji eğitimi almamış bir jeoloji mühendisliği mezununun, bu konuda yüksek lisans eğitimi olmaksızın gemoloji bölümü mezunu ile aynı işi, özellikle de elma, pırlanta, yakut, zümrüt, topaz safir, zebercet ve inci gibi kıymetli taş analizi yaparak ayarını belirlemesi ve konuda analiz raporu düzenlemesinin kabul edilemeyeceği yolunda kanaatin bildirildiği görülmektedir.
2547 sayılı Yükseköretim Kanununun 43. maddesiinin 1. fıkrasının b) bendinde: “Aynı meslek ve bilim dallarında, eğitim-öğretim yapan üniversitelerde, eğitim-öğretim, metod, kapsam, öğretim süresi ve yıl içindeki değerlendirme esasları bakımından eşdeğer olması ve öğrenimden sonra kazanılan unvanların aynı ve elde edilen hakların eşdeğer sayılması hususu Üniversitelerarası Kurulun önerisi üzerine; öğretmen yetiştiren birimler için belirtilen esasların tespiti Milli Eğitim Bakanlığı ile de işbirliği yapılarak, Yükseköğretim Kurulunca düzenlenir.” kuralı yer almaktadır.
Yukarıda içeriğine yer verilen yasa kuralına göre; Üniversitelerarası Kurulun aynı meslek ve bilim dallarında, eğitim-öğretim yapan üniversitelerde, eğitim-öğretim, metod, kapsam, öğretim süresi ve yıl içindeki değerlendirme esasları bakımından eşdeğer olması ve öğrenimden sonra kazanılan unvanların aynı ve elde edilen hakların eşdeğer sayılması hususunda öneri üzerine lisans düzeyinde öğretime ilişkin düzenleme yapılabilmektedir.
Üniversitelerarası Kurul tarafından; jeoloji mühendisliği lisans öğrenimleri sırasında aldıkları eğitimlere göre malzeme mühendisi, metalürji mühendisi, kimya mühendisi, kimyager, mücevherat mühendisi ders programlarından temel bilimler dersleri dışında farklı olduğu yolunda tespit yapıldıktan sonra, 1) belirtilen alanlarda lisansüstü bir dereceye sahip değilse jeoloji mühendislerinin genel anlamda bu bölümlerin mezunları ile aynı işi yapmasının söz konusu olmadığı, 2) gemoloji eğitimi almamış bir jeoloji mühendisliği mezununun, bu konuda yüksek lisans eğitimi olmaksızın gemoloji bölümü mezunu ile aynı işi, özellikle de elma, pırlanta, yakut, zümrüt, topaz safir, zebercet ve inci gibi kıymetli taş analizi yaparak ayarını belirlemesi ve konuda analiz raporu düzenlemesinin kabul edilemeyeceği belirtilmiştir.
Uyuşmazlık açısından, jeoloji mühendisliği mezununun, malzeme mühendisi, metalürji mühendisi, kimya mühendisi, kimyager, mücevherat mühendisi alanlarında lisansüstü bir dereceye sahip olması halinde Tebliğde tanımlanan “teknik sorumlu” ile gemoloji yüksek lisans programından mezun olunması halinde ise Tebliğde ifade edilen “kıymetli taş eksperi” unvanına sahip kişiyle aynı işi yapmasına, 2547 sayılı Yükseköretim Kanununun “eğitim-öğretim, metod, kapsam, öğretim süresi ve yıl içindeki değerlendirme esasları bakımından eşdeğer olması ve öğrenimden sonra kazanılan unvanların aynı ve elde edilen hakların eşdeğer sayılması”na ilişkin ilkeler çerçevesinde öneri sunmakla görevli Üniversitelerarası Kurul tarafından yapılan tespitler karşında hukuki bir engel bulunmamaktadır.
Teknik sorumlu ve kıymetli taş eksperi olmak için aranan eğitim yönünden belirlenen şekilde lisansüstü eğitim almış jeoloji mühendisinin de yer alması halinde, davalı idarenin savunma dilekçesinde ifade edildiği şekilde kıymetli taş analizi yapacak kişilerin alanında uzman kişiler olması amacına uygun olacağı gibi kıymetli taş eksperi olmak için mutlaka bu konuda uzmanlık eğitimi alınması gerekliliğine de uygun düşecektir.
Dava dilekçesindeki jeoloji mühendisliği yönünden eksik düzenleme nedeniyle iptal talebi istenilmekte ise de; yargısal içtihatlara da yansıyan talepten azına karar verme “çoğun içinde az da vardır” esasına dayalı olarak davacının talep sonucu ile aynı nitelikte olan daha azına karar vermesi mümkün olduğundan, eğitim yönünden yukarıda belirlenen şekilde lisansüstü eğitim almış jeoloji mühendisi yönünden hukuka aykırı bulunmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, Kıymetli Maden ve Taş Analizinde Yetki Verilecek Ayar Evlerinin Standartları, Seçimi ve Denetim Esaslarının Belirlenmesine İlişkin Tebliğin dava konusu edilen düzenlemelerinde; malzeme mühendisi, metalürji mühendisi, kimya mühendisi, kimyager, mücevherat mühendisi, gemojoji alanlarında lisansüstü bir dereceye sahip olanları içermemesi, eksik düzenlenmesi nedeniyle iptali gerektiği düşülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Dairemizin dava konusu düzenlemelerin iptali yolunda verilen 01/06/2021 tarih ve E:2018/2844, K:2021/2942 sayılı kararının, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 16/06/2022 tarih ve E:2022/179, K:2022/2235 sayılı kararıyla bozulması üzerine yapılan inceleme sonucu, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
18/04/2018 tarih ve 30395 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Kıymetli Maden ve Taş Analizinde Yetki Verilecek Ayar Evlerinin Standartları, Seçimi ve Denetim Esaslarının Belirlenmesine İlişkin Tebliğ”in “Tanımlar” başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) ve (i) bendinde jeoloji mühendislerine yer verilmemesi yolundaki eksik düzenlemelerin iptali istenilmektedir.

İNCELEME VE GEREKÇE:
ESAS YÖNÜNDEN:
İlgili Mevzuat:
18/04/2018 tarih ve 30395 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “Kıymetli Maden ve Taş Analizinde Yetki Verilecek Ayar Evlerinin Standartları, Seçimi ve Denetim Esaslarının Belirlenmesine İlişkin Tebliğ”in “Tanımlar” başlıklı 4. maddesinde, “Bu Tebliğin uygulanmasında;

ğ) Kıymetli taş eksperi: Üniversitelerin gemoloji bölümlerinden mezun ya da Uluslararası Elmas Konseyi (IDC) standartlarında kıymetli taş uzmanlık eğitimi almış kişiyi,

i) Teknik sorumlu: Malzeme mühendisi, metalürji mühendisi, kimya mühendisi, mücevherat mühendisi, kimyager veya kıymetli taş eksperi unvanına sahip kişiyi,
ifade eder.” düzenlemesi yer almıştır.
10/03/2022 tarih ve 31774 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Kıymetli Maden ve Kıymetli Taş Analizinde Yetki Verilecek Ayar Evlerinin Standartları, Seçimi ve Denetim Esaslarının Belirlenmesine İlişkin Tebliğ”in “Tanımlar” başlıklı 4. maddesinde, “Bu Tebliğin uygulanmasında;

ı) Kıymetli taş eksperi: Üniversitelerin gemoloji lisans veya yüksek lisans bölümlerinden, maden mühendisliği bölümünden, jeoloji mühendisliği bölümünden mezun ve Uluslararası Elmas Konseyi (IDC) standartlarında kıymetli taş uzmanlık eğitimi almış kişiyi,

k) Teknik sorumlu: Malzeme mühendisi, metalürji mühendisi, kimya mühendisi, mücevherat mühendisi, kimyager veya kıymetli taş eksperi unvanına sahip kişiyi,
İfade eder.” düzenlemesine;
“Yürürlükten kaldırılan tebliğ” başlıklı 23. maddesinde ise, “18/4/2018 tarihli ve 30395 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Kıymetli Maden ve Taş Analizinde Yetki Verilecek Ayar Evlerinin Standartları, Seçimi ve Denetim Esaslarının Belirlenmesine İlişkin Tebliğ yürürlükten kaldırılmıştır.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Öte yandan; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesinin, yargılama giderleri konusunda yollamada bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Yargılama giderlerinin kapsamı” başlıklı 323. maddesinde,
“Yargılama giderleri şunlardır:
a) Celse, karar ve ilam harçları.
b) Dava nedeniyle yapılan tebliğ ve posta giderleri.

ğ) Vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekalet ücreti.
h) Yargılama sırasında yapılan diğer giderler.” hükmüne;
“Yargılama giderlerinden sorumluluk” başlıklı 326. maddesinde,
“(1) Kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir.
(2) Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır…” hükmüne yer verilmiştir.
331. maddesinin 1. fıkrasında ise, “Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder.” kuralı yer almıştır.
03/09/2022 tarihli ve 31942 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 15. maddesinin 1. fıkrasında, Danıştayda ilk derecede veya duruşmalı olarak temyiz yoluyla görülen dava ve işlerde, idari ve vergi dava daireleri kurulları ile dava dairelerinde, bölge idare, idare ve vergi mahkemelerinde birinci savunma dilekçesi süresinin bitimine kadar anlaşmazlığın feragat, kabul, davanın konusuz kalması ya da herhangi bir nedenle ortadan kalkması veya bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesi durumunda bu Tarifede yazılı ücretin yarısına, diğer durumlarda tamamına hükmedileceği düzenlemesine yer verilmiştir.
18/04/2018 tarih ve 30395 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “Kıymetli Maden ve Taş Analizinde Yetki Verilecek Ayar Evlerinin Standartları, Seçimi ve Denetim Esaslarının Belirlenmesine İlişkin Tebliğ”in dava konusu edilen 4. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) ve (i) bentleri yönünden incelenmesi:
10/03/2022 tarih ve 31774 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Kıymetli Maden ve Kıymetli Taş Analizinde Yetki Verilecek Ayar Evlerinin Standartları, Seçimi ve Denetim Esaslarının Belirlenmesine İlişkin Tebliğ”in 23. maddesi ile 18/04/2018 tarih ve 30395 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “Kıymetli Maden ve Taş Analizinde Yetki Verilecek Ayar Evlerinin Standartları, Seçimi ve Denetim Esaslarının Belirlenmesine İlişkin Tebliğ” yürürlükten kaldırılmıştır.
Bu durumda, oluşan bu yeni hukuki durum çerçevesinde uyuşmazlık yeniden değerlendirildiğinde, dava konusu düzenlemelerin yürürlükten kaldırılması nedeniyle konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine hukuki olanak bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.
Öte yandan, uyuşmazlıkta Dairemizce verilen 01/06/2021 tarih ve E:2018/2844, K:2021/2942 sayılı iptal kararı Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 16/06/2022 tarih ve E:2022/179, K:2022/2235 sayılı kararıyla bozulup, davada davacının haksız bulunduğuna karar verildiği dikkate alındığında, yargılama giderleri yönünden değerlendirmede; davanın açılmasına idarenin sebebiyet verdiğinden, dolayısıyla yargılama giderlerinden sorumlu olduğundan söz etmeye hukuken olanak bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Konusu kalmayan dava hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
2. Aşağıda dökümü … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idare tarafından temyiz isteminde bulunulması nedeniyle yapılan ve posta giderinden oluşan … TL yargılama giderinin, davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 16/11/2022 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

(X)-KARŞI OY :
Dava; Jeoloji Mühendisleri Odası Başkanlığı tarafından, 18/04/2018 tarih ve 30395 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Kıymetli Maden ve Taş Analizinde Yetki Verilecek Ayar Evlerinin Standartları, Seçimi ve Denetim Esaslarının Belirlenmesine İlişkin Tebliğ”in “Tanımlar” başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) ve (i) bendinde jeoloji mühendislerine yer verilmemesi yolundaki eksik düzenlemelerin iptali istemiyle açılmıştır.
Dairemizce verilen 01/06/2021 tarih ve E:2018/2844, K:2021/2942 sayılı kararla dava konusu düzenlemelerin eksik olarak düzenlendiği gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir.
Anılan kararın davalı idarece temyiz edilmesi üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 16/06/2022 tarih ve E:2022/179, K:2022/2235 sayılı kararıyla dava konusu düzenlemelerin eksik düzenleme niteliğinde olmadığı gerekçesiyle temyiz isteminin kabulüne ve Dairemiz kararının bozulmasına karar verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 46. maddesinin 1. fıkrasında, Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının Danıştay’da temyiz edilebileceği; 2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun 38. maddesinde, idari dava dairelerinden ilk derece mahkemesi olarak verilen kararların İdari Dava Daireleri Kurulunca temyizen inceleneceği; 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesinin 4. fıkrasında da, Danıştay’ın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50. madde hükümlerinin kıyasen uygulanacağı kurala bağlanmış; böylece Danıştay dava dairelerine, ilk derece mahkemesi olarak verdikleri kararların temyizen bozulması halinde ısrar olanağı tanınmamıştır.
Buna göre, her ne kadar dava konusu düzenlemeleri ihtiva eden Tebliğ, 10/03/2022 tarih ve 31774 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Kıymetli Maden ve Kıymetli Taş Analizinde Yetki Verilecek Ayar Evlerinin Standartları, Seçimi ve Denetim Esaslarının Belirlenmesine İlişkin Tebliğ”in 23. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış ise de; 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesinin 4. fıkrasında yer alan açık hüküm uyarınca Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun bozma kararına uyulmak suretiyle davanın reddine karar verilmesi gerektiği oyuyla Daire kararına katılmıyoruz.