Danıştay Kararı 10. Daire 2018/4911 E. 2022/5281 K. 16.11.2022 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2018/4911 E.  ,  2022/5281 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2018/4911
Karar No : 2022/5281

TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- …
2- …
3- …
4- …
5- …
6- …
VEKİLİ : Av. …
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. …

İSTEMLERİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacıların çocuğu ve kardeşi olan …’in 03/11/2014 tarihinde Kahramanmaraş ili, Pazarcık tren istasyonunda boş tren vagonlarının üzerine çıktığı sırada vagon üzerinden geçen yüksek gerilim hattındaki elektriğe maruz kalarak yaralandığından ve 25 günlük tedaviden sonra hayatını kaybettiğinden bahisle olayda yeterli önlemi almayan davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu ileri sürülerek uğranıldığı iddia edilen zararlara karşılık anne … için 3.000,00 TL (miktar artırımı sonucu 40.033,95 TL) maddi ve 120.000,00 TL manevi, baba … için 3.000,00 TL (miktar artırımı sonucu 27.999,15 TL) maddi ve 120.000,00 TL manevi, kardeşler olan diğer davacılar için ise ayrı ayrı 1.000,00 TL maddi ve 30.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 72.033,10 TL maddi ve 360.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; davacıların yakını … ‘in, davalı idarenin gözetim, denetim ve sorumluluğunda bulunan Pazarcık tren istasyonunda park edilmiş haldeki vagonların üzerine çıkmak suretiyle vagon üzerinde bulunan yüksek gerilim hattındaki elektrik akımına kapılarak vefat etmesinde yüksek gerilim hattına yaklaşılmasını engelleyecek yeterlilikte güvenlik tedbiri alınmayarak hizmetin kötü işlemesi nedeniyle ortaya çıkan hizmet kusurunun neden ve tesirinin bulunduğu, dolayısıyla, davacıların maddi zararının hizmet kusuru ilkesine göre tazmini gerektiği, davacılar yakınının olay tarihi itibarıyla 10 yaşında olduğu dikkate alındığında, olayın meydana gelmesinde, hayatını kaybeden küçüğün gözetim ve denetim sorumluluğunu yeterince yerine getirmeyen davacı anne ve babanın da %50 oranında kusuru bulunduğundu, destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanmasına yönelik olarak dosya üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu hazırlanan 15/02/2017 tarihli raporda, destekten yoksun kalma tazminatının ölenin annesi … için 40.033,95 TL, babası … için 27.999,15 TL olarak hesaplandığı, davacıların olay nedeniyle duydukları elem ve ızdırabın kısmen de olsa giderilmesi, davacı anne ve babanın %50 oranında müterafik kusurlu olduğunun da göz önüne alınması gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, anne … için 20.016,97 TL ve baba … için 13.999,57 TL olmak üzere toplam 34.016,54 TL maddi tazminatın, 10.000,00 TL’lik kısmı için davacıların idareye başvuru tarihi olan 13/08/2015 tarihinden itibaren, geriye kalan 24.016,54 TL’lik kısım için ise davacı tarafın miktar artırımı dilekçesinin karşı tarafa tebliğ edildiği 05/06/2017 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davacılara ödenmesine, anne ve babanın her biri için 60.000,00 TL kardeşler … , …, … ve … ‘in her biri için 15.000,00 TL olmak üzere toplam 180.000,00 TL manevi tazminatın, davacı tarafın idareye başvuru tarihi olan 13/08/2015 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu kararın maddi tazminat isteminin kısmen kabulü, kısmen reddi ile manevi tazminat isteminin kısmen reddine ilişkin kısımlarının hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacıların istinaf başvurusu ile davalı idarenin istinaf başvurusunun maddi tazminat isteminin kabulüne yönelik kısmının reddine, davalı idare istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile kararın manevi tazminat isteminin kabulüne ilişkin kısmının kaldırılmasına, anne ve baba için ayrı ayrı 40.000,00 TL ve her bir çocuk için 5.000,00 TL olmak üzere toplam 100.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 13/08/2015 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece hesaplanarak davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin tazminat istemlerinin reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından; yakınlarının mahalledeki istasyona yaklaşık 5 metre mesafede bulunan, yıllardır kullanılmayan boş tren vagonlarının orada oynarken, gerekli koruyucu önlemlerin alınmaması sebebiyle yüksek gerilime kapılarak vefat ettiği, anne ve babanın bakım gözetim yükümlülüğünü ihlal etttikleri gerekçesiyle mahkemece destekten yoksun kalma tazminatından % 50 oranında indirim yapılmasının bilirkişi raporlarında asli kusurlu olarak idarenin belirtilmesi karşısında hakkaniyetli olmadığı, anne ve babanın herkesi tanıdıkları bir ilçede çocuklarının dışarıda oyun oynamasına izin vermesinin bakım ve gözetim yükümlülüğünün ihlali anlamına gelmeyeceği, bakım ve gözetim yükümlülüğü ihlalini kabul etmemekle birlikte bu yönde anne ve babaya kusur atfedilse bile mevcut olayın koşullarına göre % 50 kusur oranının çok yüksek olduğu, olayda küçük bir çocuğun idarenin apaçık hizmet kusuruna kurban gittiği, 25 gün yoğun bakımda vücudundaki yanıklar yüzünden acı çekerek öldüğü, bu kadar büyük bir elemin manen tatmini hiçbir şekilde mümkün değilken, 100.000,00 TL gibi bir tazminatın hak görülmesinin acılarını ikiye katladığı belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının aleyhlerine olan kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından; davacıların çocuğunun doğru ile yanlışı ayırt edebilme gücüne sahip bir yaşta olduğu, girilmesi yasak olan bir yere girerek asgari dikkat kurallarına uymadığı, riski göze alıp kendi iradesi ile yasaklanmış olan çok tehlikeli ve kendi can emniyetini zora sokan bir duruma sebebiyet verdiği, bakım ve gözetimle sorumlu anne ve babanın gözetim yükümlülüğüne aykırı hareketleri nedeniyle olayda asli kusurlu olduğu, olay yerinde elektrik uyarı levhalarının bulunduğu, gerek direklerde, gerek vagonların üzerinde ve gerekse gar sahasında pek çok sayıda gar sahasına girmenin tehlikeli ve yasak olduğu, söz konusu elektrik tellerinde yüksek gerilim hattı bulunduğu yönünde gerekli ikazları içeren tabela ve levhaların bulunduğu, olayın meydana geldiği yer, ana hat yollarının beslemeleriyle irtibatlı olduğundan, elektriğin bağımsız kesilme imkanının olmadığı, müteveffanın eyleminin illiyet bağını kesecek derecede ağır bir kusur ve ihmal içerdiği, bu nedenle olayın meydana gelmesinde idarelerine atfı kabil bir kusur bulunmadığı, bilirkişi raporunda hesaplama hataları bulunduğu, manevi tazminat isteminin reddi gerektiği, faiz başlangıç tarihlerinin karar tarihi olması gerekirken maddi ve manevi tazminat yönünden farklı faiz tarihleri belirlenmesinin hukuka aykırı olduğu belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının aleyhlerine olan kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

TARAFLARIN_SAVUNMASI : Taraflarca savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin kısmen kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
I- Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının; İdare Mahkemesi Kararının Manevi Tazminat İstemlerinin Kısmen Reddine İlişkin Kısmına Karşı Davacılar Tarafından Yapılan İstinaf Başvurularının Reddine, Kısmen Kabulüne İlişkin Kısmına Karşı Davalı İdare Tarafından Yapılan İstinaf Başvurusunun Kısmen Kabulüne, Kısmen Reddine İlişkin Kısımlarının İncelenmesi:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın anılan kısımları, usul ve hukuka uygun olup, taraflarca ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemektedir.
II- Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının İdare Mahkemesi Kararının Maddi Tazminat İstemlerinin Kısmen Kabulüne, Kısmen Reddine İlişkin Kısımlarına Taraflarca Yapılan İstinaf Başvurularının Reddine İlişkin Kısmının İncelenmesi:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacılardan … ve … ‘in çocuğu, diğer davacıların ise kardeşi ve olay tarihinde 10 yaşında olan … , 03/11/2014 tarihinde davalı idareye bağlı Kahramanmaraş ili, Pazarcık tren istasyonunda bulunan boş tren vagonlarının üzerine çıktığı sırada vagon üzerinden geçen yüksek gerilim hattındaki elektriğe maruz kalmak suretiyle yaralanmış ve 25 günlük tedaviden sonra hayatını kaybetmiştir. Söz konusu olayda tren istasyonunda boş duran vagonların üzerine çıkılmaması yönünde yeterli önlem almayan idarenin hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek oluşan zararın tazmini istemiyle davacılar tarafından,13/08/2015 tarihinde idare kayıtlarına giren dilekçeyle davalı idareye yapılan başvurunun davalı idarenin … tarih ve … sayılı işlemiyle reddi üzerine, maddi ve manevi tazminat istemiyle bakılan işbu dava açılmıştır.
Davaya konu olay hakkında yürütülen soruşturmada Pazarcık Cumhuriyet Başsavcılığı’nın … soruşturma no.lu dosyasında alınan bilirkişi raporunda, “…soruşturma dosyası üzerinde yapılan incelemeler, olay yeri ve mahallinde yapılan teknik keşif ve tespitler ile Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliği ve ilgili maddeleri üzerinde yapılan incelemeler neticesinde; Devlet Demir Yolları Pazarcık istasyon sahasında bulunan kuvvetli akım elektrik tesislerinin teknik yönden herhangi bir eksikliğinin olmadığı, istasyon sahasındaki direklerin ve elektrik tesislerinin temas gerilimlerine karşı topraklanarak emniyetli bir şekilde tasarlanarak yapılmak suretiyle Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliği kurallarına uyulduğu, istasyon sahasındaki vagonların herhangi bir şekilde güvenlik tedbiri alınmadan kendi halinde sahada bırakılması ile ilgili olarak ise, kuvvetli akım tesisine yönetmelik olarak uygulanan şartların değişeceği yani boşta bırakılan vagonların, üzerinde herkes tarafından çıkılıp gezilebilen düz damlı yapı haline geleceği, dolayısı ile Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliği’nin 46. maddesi çizelge 8’de gösterilen mesafe kadar, vagonun damı ile yüksek gerilim iletkenlerinin telleri arasındaki mesafenin, normalde 2,5 metre olması gerekirken, çizelge 8’de gösterildiği üzere 3,5 metreye çıkması gerekeceği, olay ve keşif anında, vagonların istasyon sahasında herhangi bir güvenlik tedbiri alınmadan boşta bırakıldığının tespit edildiği, Pazarcık istasyon sahasında gerekli güvenlik tedbirlerini almayan Devlet Demir Yollarının, meydana gelen kazanın birinci sırada kesin sorumlusu olduğu,” yönünde tespitlere yer verilmiştir.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları doğrudan zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davaları olup, idarenin hukuki (mali/tazmin) sorumluluğunun yargı aracılığıyla belirlenip hüküm altına alınmasını sağlamaktadır.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesinin atıfta bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 266. maddesinde, “Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir.” hükmü düzenlenmiştir.
Dinamik bir yapıya sahip olan tazminat hukuku çerçevesinde zarar ve yarar kalemleri belirlenirken, tazminat tutarının hesaplanabilmesi, yerleşik yargı uygulamasında da kabul edildiği üzere, hukuk bilimi dışında özel bilgi gerektirmektedir. Bu sebeple özellikle aktüeryal yönden maddi tazminat hesaplanması gereken davalarda bilirkişinin görüşünün alınmasına ihtiyaç duyulmaktadır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Uyuşmazlık konusu olayda, davacıların yakınının yaşamını yitirmesinde, davalı idarenin gözetim, denetim ve sorumluluğunda bulunan Pazarcık tren istasyonunda park halinde bulunan boş vagonların üzerindeki yüksek gerilim hattına yaklaşılmasını engelleyecek yeterlilikte güvenlik tedbiri alınmayarak hizmetin kötü işlemesi nedeniyle ortaya çıkan hizmet kusurunun neden ve tesirinin bulunduğu, dolayısıyla, davacıların zararının hizmet kusuru ilkesine göre tazmini gerektiği, davacılar yakınının olay tarihi itibarıyla 10 yaşında olduğu dikkate alındığında, olayın meydana gelmesinde, küçüğün gözetim ve denetim sorumluluğunu yeterince yerine getirmeyen davacı anne ve babanın da %50 oranında kusuru bulunduğuna yönelik gerekçe Dairemizce de uygun bulunmuştur.
Bununla birlikte, İdare Mahkemesince, olay nedeniyle davacıların uğradığı destekten yoksun kalma zararının tespiti amacıyla yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen 18/01/2016 tarihli raporun irdelenmesi gerekmektedir.
Mahkemece, hükme esas alınan hesap bilirkişisi raporunda, ölen destek ile anne ve babanın muhtemel ömür sürelerinin TRH 2010 Yaşam Tablosu yerine PMF-1931 Hayat Tablosu esas alınarak belirlendiği, küçüğün 18 yaşını tamamlayacağı tarihe kadar anne ve babanın (anne çalışmıyorsa yalnızca babanın) yapacağı yetiştirme masraflarının anne ve baba her ikisi de çalışıyormuş gibi değerlendirilerek yarı yarıya hesaplandığı ve toplam zarardan düşüldüğü, ayrıca küçüğün destek paylarının Dairemizin son dönem içtihatlarına (evleninceye kadar anne ve babanın her birine %25, evlendikten sonra %16, birinci çocuktan sonra %14, ikinci çocuktan sonra %12,5) uygun olacak şekilde belirlenmediği anlaşılmaktadır.
Bilindiği gibi, destekten yoksun kalma tazminatı, desteğini kaybeden kimseye, diğer bir ifadeyle ölen kimsenin yakınlarına, ölüm olayından önceki sosyal ve ekonomik yaşam düzeyinin devamını sağlayacak bir miktar para ödenmesini ifade etmektedir.
Destekten yoksun kalma tazminatının şartları gerçekleştiği takdirde, zarar veren, zarar görenin mal varlığında meydana gelen eksilmeyi gidermek zorundadır. Maddi tazminatın amacı, zarar verici olay meydana gelmeseydi; zarar gören, mal varlığı açısından hangi durumda bulunacak idiyse, o durumun yeniden kurulması olup; zarar, eğer destek ölmeseydi, destekten yoksun kalanın gelecekte faydalanacağı yardım tespit edilmek suretiyle belirlenir. Burada karşılanması gereken gerçek zarar, desteğin yakınlarına sağlayacağı yardımların toplamıdır.
Müteveffa desteğin ve destek kaybına uğrayan davacıların muhtemel ömürlerinin tespitinde yararlanılan PMF 1931 Hayat Tablosu, Fransız nüfus verileri/istatistikleri kullanılarak 1931 yılında hazırlanmış bir tablodur. Oysa T.C. Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, BNB Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi’nin çalışmalarıyla “TRH 2010” adı verilen “Ulusal Mortalite Tablosu” hazırlanmıştır.
Destekten yoksun kalma zararı, özü itibarıyla varsayımsal verilere dayanılarak hesaplanmakta ise de; bilirkişi raporunun ilgililerin gerçek maddi zararlarını göstermesi için raporda gerçeğe en yakın ve güncel verilerin kullanılması esastır. Bu nedenle, tazminat hesabına esas bakiye ömrün belirlenmesinde ülkemize özgü ve güncel verileri içeren TRH 2010 tablosunun esas alınması gerekir.
Ayrıca, yerleşik yargı uygulamalarında, destek yaşasaydı evleninceye kadar gelirinden anne ve babanın her birine %25, evlendikten sonra %16, ilk çocuk olduktan sonra %14, ikinci çocuk olduktan sonra %12,5 oranında pay ayıracağı kabul edilmiş olup, belirtilen destek payları esas alınarak davacı anne ve babanın maddi zararı yeniden hesaplanmalıdır.
Öte yandan; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 3. maddesinin birinci fıkrasının 10 numaralı bendinin (b) alt bendinde, genel sağlık sigortalısının bakmakla yükümlü olduğu kişiler arasında, “18 yaşını, lise ve dengi öğrenim ile işletmelerde meslekî eğitim görmesi halinde 20 yaşını, yüksek öğrenim görmesi halinde 25 yaşını doldurmamış ve evli olmayan çocukları” sayılmıştır.
Buna göre, her anne ve babanın çocuğunu belli bir yaşa kadar (yüksek öğrenim görmeyeceğinin kabulü halinde 18 yaş, yüksek öğrenim göreceği kabul edildiği takdirde 25 yaş) büyütüp yetiştirme ödevi olduğundan, yapılacak araştırmada eşlerin sürekli ve düzenli bir geliri olup olmadığı, anne-babadan birinin kamu görevlisi olup olmadığı, ailenin sosyo ekonomik düzeyi gibi hususlar değerlendirilerek küçüğün yüksek öğrenim görüp görmeyeceği ve bu kapsamda ailenin yetiştirme gideri ayırmayı sonlandıracağı muhtemel tarih ile çocuğun aileye destek olmaya başlayacağı muhtemel tarihin takdir edilmesi gerekmektedir. Anılan değerlendirme sonucunda belirlenecek söz konusu tarihlerin üzerine, ayrıca, 7179 sayılı Askeralma Kanunu’nun 5. maddesinin 2. fıkrası uyarınca er ve erbaşlar için belirlenen zorunlu hizmet süresi olan 6 ayın da eklenmesi ve ailenin yetiştirme gideri ayırmayı sonlandıracağı muhtemel tarih ile çocuğun aileye destek olmaya başlayacağı muhtemel tarihin buna göre tespit edilmesi yerinde olacaktır.
Davacı anne ve babanın uğradıkları destekten yoksun kalma zararlarının belirlenebilmesi için hükme esas alınan raporda, çocuğun ölümü nedeniyle artık yapılması gerekmeyecek yetiştirme giderlerinin hesaplanan destekten yoksun kalma tazminatından düşülürken anne ve babanın her ikisinin de çalışıyormuş gibi kabul edilerek her ikisi açısından hesaplanan tazminattan ayrı ayrı %5 oranında indirim yapılmış ise de, yeniden yapılacak hesaplamada davacı annenin gelir getirici bir işte çalışıp çalışmadığı araştırılmak suretiyle davacı anne ve babanın her ikisinin de çalışıyor olması halinde, paylarına düşen tazminat miktarından asgari ücretin %5 (yüzde beşi)’i oranında, davacı annenin gelir getirici bir işte çalışmadığının tespiti halinde ise yalnızca babanın payına düşen destekten yoksun kalma tazminatından yine asgari ücretin %5’i oranında yetiştirme gideri indirilmelidir.
Buna göre, dosyaya sunulan hesap bilirkişisi raporu, hesaplama yöntemi bakımından hükme esas alınabilecek nitelikte olmayıp, Bölge İdare Mahkemesince, uyuşmazlığın çözümü için, yukarıda aktarılan hususlar ve Dairemiz tarafından kabul edilen destekten yoksun kalma tazminatı hesaplama ilkeleri çerçevesinde, 2022 yılı ve sonrasına yönelik asgari ücrete ve asgari geçim indirimine ilişkin olarak yapılan değişiklikler de dikkate alınarak bu konuda uzman başka bir bilirkişiden yeniden rapor alınması, ayrıca hukuki denetime elverişli olabilmesi açısından bilirkişi tarafından yapılan hesaplamanın tablo halinde raporda yer alması gerekmektedir.
Diğer taraftan; dava dilekçesinde istenilen 10.000,00 TL maddi tazminatın 3.000,00 TL’si anne … , 3.000,00 TL’si baba … , 1.000,00’er TL’si de dört kardeş için talep edilmiş olup, İdare Mahkemesince maddi tazminatın tamamı anne ve baba için talep edilmiş gibi değerlendirme yapılarak kardeşlerin maddi tazminat istemleri hakkında hüküm kurulmamış, temyize konu kararda da bu eksiklik giderilmemiştir.
Bozma kararı üzerine yeniden yapılacak yargılamada istinaf mahkemesince bu durumun da dikkate alınması, kardeşlerin maddi tazminat istemleri yönünden de hüküm kurulması gerektiği açıktır.
Bununla birlikte, yeniden verilecek olan kararda konusu belli bir miktarı içeren davalarda, yargılama gideri içinde yer alan kalemlerden nispi karar harcı dışındaki harç ve posta gideri, haklılık oranına göre davanın taraflarına yükletilmeli; hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden hesaplanacak nispi karar harcı ise, tümüyle haksız çıkan tarafa, başka bir deyişle davalı idareye yükletilmelidir.
Bu durumda, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının maddi tazminata ilişkin kısmında hukuka uyarlık bulunmamakta olup, Bölge İdare Mahkemesince, yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda, yeniden yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenecek rapora göre davacıların maddi tazminat istemleri hakkında yeni bir karar verilmesi gerekmektedir.
Ayrıca, miktar artırımına ilişkin dilekçe yeni bir dava niteliğinde olmayıp mevcut davada talep edilen tazminat tutarının miktar artırımı suretiyle artırımına olanak sağlayan yasal bir hakkın kullanımına ilişkin olduğundan Dairemizin yerleşik içtihatları gereği, tam yargı davalarında, gerek dava dilekçesindeki tazminat miktarı gerekse artırılan tazminat miktarı yönünden yasal faizin, idareye başvuru tarihinden itibaren uygulanması gerekmekte olup, işbu bozma kararı üzerine yeniden yapılacak yargılama neticesinde verilecek kararda artırılan tazminat miktarı yönünden de yasal faizin idareye başvuru tarihinden itibaren başlatılması gerektiği açıktır.
Bu itibarla, maddi tazminat istemleri yönünden davanın kısmen kabulü, kısmen reddi yönündeki … İdare Mahkemesi kararının bu kısmına yönelik istinaf istemlerinin reddine ilişkin temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların temyiz isteminin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE
2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının manevi tazminat istemleri yönünden ONANMASINA, maddi tazminat istemleri yönünden BOZULMASINA,
4. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 16/11/2022 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.