Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2021/11170 E. , 2022/9733 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2021/11170
Karar No : 2022/9733
KARAR DÜZELTME İSTEMİNDE
BULUNANLAR : I- (DAVACI) …
VEKİLİ : Av. …
II- (DAVALILAR)
1- … Büyükşehir Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
2- … Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF : 1- (Davalı) … Büyükşehir Belediye Başkanlığı
2- (Davalı) … Belediye Başkanlığı
3- (Davacı) …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 13/09/2021 tarih ve E:2020/3526, K:2021/9292 sayılı kararının, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi uyarınca düzeltilmesi istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: İstanbul İli, Silivri İlçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmaza yönelik 02/07/2012 onay tarihli 1/1000 ölçekli Silivri TEM Bağlantı Yolu Doğusu ve Batısı ile Yakın Çevresi Uygulama İmar Planı ile dayanağı 05/03/2009 onay tarihli 1/5000 ölçekli nazım imar planının iptali istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin bozma kararına uyularak … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; anılan bozma kararı öncesinde mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporu ile dosyada yer alan bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, dava dilekçesinde her ne kadar 02/07/2012 onay tarihli 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ile dayanağı 05/03/2009 onay tarihli 1/5000 ölçekli nazım imar planının dava konusu edildiği belirtilmişse de 1/1000 ölçekli uygulama imar planının dayanağının 16/05/2012 onay tarihli 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği olduğu ve davacının iradesinin uygulama imar planının dayanağı olan üst kademe planı dava konusu etmek olduğu açık olduğundan, davacı tarafından 16/05/2012 onay tarihli 1/5000 ölçekli nazım imar planının iptalinin istenildiği sonucuna varılarak işin esasının incelendiği, bu doğrultuda dava konusu plan değişiklikleri ile taşınmazda konut alanına ayrılan bir kısım alanın sağlık tesisi alanına çevrildiğinin ve İSKİ hizmet alanı ile teknik altyapı alanının yerlerinin değiştirildiğinin, taşınmazın foksiyonlarında başka bir değişiklik yapılmadığının görüldüğü, İSKİ hizmet alanı ile teknik altyapı alanının yerlerinin değiştirilmesinde şehircilik ilkeleri ve planlama tekniklerine aykırılık bulunmadığı, buna karşılık bilirkişi raporunda taşınmaza çok yakın konumda olan karşı imar adası içindeki sağlık tesis alanı konut alanına çevrilirken, uyuşmazlığa konu taşınmazdaki konut alanının bir kısmının sağlık tesisi alanına çevrilmesini zorunlu kılan herhangi bir neden bulunmadığının belirtildiği, Danıştay Altıncı Dairesinin 04/06/2015 tarih ve E:2015/4067 sayılı ara kararı ile davalı idarelerden sorulduğu halde uyuşmazlığa konu taşınmazdaki bir kısım konut alanının iptal edilerek sağlık tesisi alanına alınmasını zorunlu kılan nedenlerin açıklanmadığı anlaşıldığından, taşınmazdaki konut alanının bir kısmının sağlık tesisi alanına çevrilmesinin şehircilik ilkelerine ve planlama tekniklerine aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, İSKİ hizmet alanı ile teknik altyapı alanının yerlerinin değiştirilmesine ilişkin kısım yönünden davanın reddine, taşınmazdaki konut alanının küçültülerek sağlık tesisi alanına çevrilmesine ilişkin kısım yönünden dava konusu imar plan değişiklerinin iptaline karar verilmiştir.
Daire kararının özeti: Dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısım yönünden davalı idareler tarafından, davanın reddine ilişkin kısım yönünden davacı tarafından yapılan temyiz başvurularının reddi ile hukuk ve usule uygun bulunan İdare Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmiştir.
KARAR DÜZELTME TALEP EDENLERİN İDDİALARI :
Davacı tarafından, dava konusu imar planı değişiklikleri öncesinde alanda yapılan parselasyon işlemi sonucunda taşınmazdan düzenleme ortaklık payı kesintisi yapıldığı göz önünde bulundurulduğunda, dava konusu imar planları ile taşınmazda ayrılan sosyal donatı ve teknik altyapı alanları ile birlikte terk oranının %65’e ulaştığı, bu hususun yargılamanın her aşamasında ısrarla vurgulanmasına rağmen ne bilirkişi raporunda ne de mahkeme kararlarında herhangi bir değerlendirmeye yer verildiği, umumi hizmet alanlarına yapılacak kesintinin %45’i aşan kısmı yönünden dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı … Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından, önceki nazım imar planında dere taşkın alanının sınırında ayrılmış olan sağlık tesisi alanı ile idari hizmet alanının güvenli bir noktaya taşınması amacıyla, söz konusu işlevlerin daha uzak bir alana kaydırılmasında kamu yararı bulunduğu ileri sürülmektedir.
Davalı … Belediye Başkanlığı tarafından, planlama hiyerarşisi gereğince 1/1000 ölçekli uygulama imar planının, 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile uyumlu olması gerektiğinden, dava konusu uygulama imar planı değişikliği ile taşınmazın bir kısmına sağlık alanı işlevi getirildiği, taşınmazın öncesinde E:0.50 yapılaşma koşulunda sanayi alanı olan işlevinin E:1.10 yapılaşma koşulunda konut alanına çevrilmesi suretiyle durumunun iyileştirildiği ve inşaat alanının artırıldığı, artan nüfusa karşılık taşınmazdaki konut alanının bir kısmının sağlık alanına çevrilmesini zorunlu kılan nedenlerin bulunduğu ileri sürülmektedir.
SAVUNMALARIN ÖZETİ : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …’NUN DÜŞÜNCESİ: Karar düzeltme istemlerinin kabulü ile İdare Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
6545 sayılı Türk Ceza Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 103. maddesinin b) bendi ile 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54. maddesi yürürlükten kaldırılmış ise de; anılan Yasanın 27. maddesiyle 2577 sayılı Yasaya eklenen Geçici 8. maddenin 1. fıkrasındaki “Bu Kanunla idari yargıda kanun yollarına ilişkin getirilen hükümler, 2576 sayılı Kanunun, bu Kanunla değişik 3 üncü maddesine göre kurulan bölge idare mahkemelerinin tüm yurtta göreve başlayacakları tarihten sonra verilen kararlar hakkında uygulanır. Bu tarihten önce verilmiş kararlar hakkında, kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan kanun yollarına ilişkin hükümler uygulanır.” kuralı uyarınca, bu maddeye göre kararın düzeltilmesi yolundaki istemin incelemesine geçildi.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendine göre kararın düzeltilmesi istemleri yerinde görüldüğünden Dairemizin 13/09/2021 tarih ve E:2020/3526, K:2021/9292 sayılı kararı kaldırılarak işin esası incelendi:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Uyuşmazlık konusu taşınmazın kök parseli olan eski … ada, … parsel sayılı taşınmaz 24.12.2003 onay tarihli 1/5000 ölçekli mevzi nazım ve 1/1000 ölçekli mevzi uygulama imar planlarında kısmen brüt emsal:0.50 yapılaşma koşulunda sanayi alanı, kısmen yeşil alan, kısmen 15 metre ve 10 metre genişliklerinde yol alanı kullanımlarında kalmakta olup, bu doğrultuda alanda yapılan parselasyon işlemi sonucunda sanayi alanı işlevli toplam 85.030 m2 büyüklüğünde uyuşmazlık konusu … ada, … parsel sayılı taşınmaz oluşmuştur.
İstanbul ili bütünü için 13.02.2009 tarihinde onaylanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında taşınmazın bulunduğu bölgeye “gelişme alanı” kullanımı getirilmiş, bu doğrultuda 05.03.2009 tarihinde onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile taşınmazın işlevi kısmen 340 k/ha yoğunluklu gelişme konut alanı, kısmen park alanı, kısmen teknik altyapı alanı, kısmen İSKİ hizmet alanı, kısmen 30 metre, 20 metre ve 15 metre genişliklerinde yol alanı kullanımlarına çevrilmiştir.
Uyuşmazlık konusu taşınmaz ile doğusundaki Boğluca Deresi arasında kalan komşu yapı adasına anılan nazım imar planı değişikliği ile kısmen 340 k/ha yoğunluklu gelişme konut alanı, kısmen yönetim merkezi alanı, kısmen sağlık tesisleri alanı işlevleri ile Boğluca Deresi taşkın alanının bitişiğinde yer alan kısımlarına kapalı ve açık semt spor alanı ve park alanı işlevleri getirilmiş, nazım imar planının taşkın alanlarına ilişkin 20 sayılı plan notunda ise, DSİ-İSKİ kurum görüşü çerçevesinde dere taşkın alanı olarak ayrılan alanların yapı yasaklı alanlar olduğu, taşkın alanının şematik olarak gösterildiği ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı aşamasında ilgili kurumların görüşleri çerçevesinde kesinlik kazandırılacağı düzenlenmiştir.
1/1000 ölçekli uygulama imar planı hazırlık aşamasında İSKİ’den alınan kurum görüşleri doğrultusunda, planlama alanın doğu ve batısında yer alan Tuzla Deresi ve Boğluca Deresinin 05.03.2009 onay tarihli 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinde gösterilen taşkın alanı sınırları genişlediğinden, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ile 1/5000 ölçekli nazım imar planı arasında oluşan uyumsuzluğun giderilmesinin öncelikle üst kademe nazım imar planında değişiklik yapılmasını gerektirdiği gerekçesiyle 16.05.2012 tarihinde 1/5000 nazım imar planı değişikliği, 02.07.2012 tarihinde dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği onaylanmıştır.
Boğluca Deresinin taşkın sınırının, uyuşmazlık konusu taşınmazın doğu komşuluğundaki yapı adasına 2009 yılı onaylı nazım imar planı ile getirilen kapalı ve açık semt spor alanı ile park alanını kapsayacak şekilde genişlemesi ve sağlık tesisleri alanı ile yönetim merkezi alanına bitişik hale gelmesi nedeniyle, söz konusu sağlık tesisleri alanı işlevi 16.05.2012 onaylı 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile uyuşmazlık konusu taşınmaza taşınmış, bu şekilde bir önceki 05.03.2009 onay tarihli 1/5000 ölçekli nazım imar planında uyuşmazlık konusu taşınmazda öngörülen gelişme konut alanı işlevi küçültülerek, bir kısmı sağlık tesis alanına çevrilmiştir. Komşu yapı adasından kaldırılan sağlık tesisleri alanı ve yönetim merkezi alanı işlevlerinin yerine ise gelişme konut alanı işlevi getirilmiştir.
Buna göre, 16.05.2012 onay tarihli 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile taşınmazın yaklaşık 43.432 m2’lik kısmına 340 k/ha gelişme konut alanı, 4.950 m2’lik kısmına park alanı, 4.278 m2’lik kısmına teknik altyapı alanı, 3.028 m2’lik kısmına İSKİ hizmet alanı, 7.631 m2’lik kısmına sağlık tesisleri alanı, kalan kısmına 30 metre, 20 metre ve 15 metre genişliklerinde yol alanı kullanımları getirilmiş, bir önceki 05.03.2009 onay tarihli 1/5000 nazım imar planı değişikliğinden farklı olarak taşınmazda öngörülen “teknik altyapı alanı” ile “İSKİ hizmet alanı” işlevlerinin yerleri değiştirilmiştir.
2012 yılı onaylı 1/5000 nazım imar planı değişikliği doğrultusunda onaylanan dava konusu 02.07.2012 onay tarihli 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinde de taşınmaza aynı işlevler getirilmiş, gelişme konut alanının yapılaşma koşulları “E:1.10, hmaks:5 kat” olarak belirlenmiş, yanı sıra taşınmazdaki konut alanları ile sosyal donatı ve teknik altyapı alanlarını birbirinden ayırmak üzere 10 metre ve 12 metre genişliklerinde ada içi taşıt yolları ayrılmıştır.
Bunun üzerine davacı tarafından, dava konusu imar planı değişiklikleri ile taşınmazın %49’luk kısmının sosyal donatı ve teknik altyapı alanlarına ayrıldığı, ayrıca alanda daha önce yapılan parselasyon işleminde de %30 oranında düzenleme ortaklık payı kesintisi yapıldığından toplam terk oranının %65’e ulaştığı, taşınmazın çevresindeki yapı adalarında konut alanlarının emsal değerleri 1.40 ila 1.90 arasında değişmekte iken, taşınmaza 1.10 emsal değeri getirilmesinin eşitlik ilkesine aykırı olduğu şeklinde iddialar ileri sürülerek bakılmakta olan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
3194 sayılı İmar Kanununun 5. maddesinin dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan halinde, nazım imar planı; varsa bölge veya çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluklarını, gerektiğinde yapı yoğunluğunu, çeşitli yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, ulaşım sistemlerini ve problemlerinin çözümü gibi hususları göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, detaylı bir raporla açıklanan ve raporuyla beraber bütün olan plan olarak, uygulama imar planı ise; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan olarak tanımlanmıştır.
Aynı Kanunun 6.maddesinin dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan halinde, planlar kapsadıkları alan ve amaçları açısından bölge planları ve imar planları olarak iki ana kategoriye ayrılmış, imar planları da uygulamaya esas olan uygulama imar planları ve bu planın hazırlanmasındaki temel hedefleri, ilkeleri ve arazi kullanım kararlarını belirleyen nazım imar planları olarak sınıflandırılmıştır. Anılan Kanun’un 8. maddesinde ise alt ölçekli planların üst ölçekli planlarda belirlenen planlama ana ilkelerine, stratejilerine ve kararlarına uyumlu olması zorunluluğu getirilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Davacının iddiaları doğrultusunda yapılan değerlendirmede, dava konusu imar planı değişikliklerine yönelik ihtilafın; taşınmazın büyük kısmının sosyal donatı ve teknik altyapı alanlarına ayrılmasından ve gelişme konut alanı için öngörülen yapılaşma koşullarından kaynaklandığı anlaşılmakla birlikte, dosyada düzenlenen bilirkişi raporunda sağlık tesisleri alanı yönünden, çok yakın konumda öngörülen sağlık alanının iptal edilerek konut alanına çevrilmesi, buna karşılık taşınmazdaki bir kısım konut alanının iptal edilerek sağlık alanına alınmasını zorunlu kılan bir nedene rastlanılmadığı şeklinde yetersiz ifadeler dışında hukuki ve teknik bir değerlendirmeye yer verilmediği, konut alanı için 1/1000 ölçekli uygulama imar planında öngörülen “E:1.10, hmaks:5 kat” yapılaşma koşulu yönünden de herhangi bir inceleme yapılmayarak, sadece 1/5000 ölçekli nazım imar planında konut alanları için öngörülen yoğunluk kademelenmesine yönelik genel açıklamalarla yetinildiği, taşınmaza getirilen yol alanı, İSKİ hizmet alanı, teknik altyapı alanı ve park alanı yönünden ise somut bir inceleme yapılmadığı görüldüğünden, bu haliyle dava sebeplerinin tamamını karşılamayan bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek yeterlilikte olmadığı sonucuna varılmaktadır.
Davacının talebi doğrultusunda Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi yüksek mimar-şehir plancısı Prof. Dr. …, Yrd. Doç. Dr. …, Yrd. Doç. Dr. … tarafından hazırlanan ve davacı vekili tarafından 30.09.2015 kayıt tarihli dilekçe ekinde dosyaya sunulan teknik inceleme ve değerlendirme raporunda, taşınmaza getirilen park alanı ile yol alanı işlevlerine ilişkin genel olarak; dava konusu planların bütününde yeşil alanların dere koruma bantları boyunca sürekliliği olacak şekilde planlandığı, buna karşılık söz konusu yeşil sistemle bağlantısı olmayacak şekilde uyuşmazlığa konu taşınmazda münferit ve kopuk şekilde planlanan yeşil alanın hem taşınmazdaki terk miktarını gereksiz şekilde artırdığı hem de ihtiyaca ve kamu yararına yönelik olmadığı, taşınmazın kuzeyinde 30 metre genişliğindeki yola paralel şekilde öngörülen 10 metre genişliğindeki yolun belirsizlik taşıdığı ve ulaşım planlamasına uygun olmadığı, doğrudan 30 metrelik yola bağlanacak olması halinde birbirine yakın 2 önemli kavşak arasında trafik güvenliğini ve seyrini tehlikeye sokacağı, 30 metrelik yola bağlanmaması halinde ise sürekliliği olmayan mevzuata aykırı bir yol haline geleceği şeklinde değerlendirmelere yer verildiği görüldüğünden, dava konusu plan değişiklikleri ile öngörülen nüfus projeksiyonu ve yeşil alanların plan genelindeki dağılımı göz önünde bulundurularak, taşınmaza getirilen park alanı işlevinin rastlantısal bir karar mı, yoksa bütüncül şekilde oluşturulan yeşil alan kurgusunun bir parçası mı olduğunun, bölgenin ihtiyacını karşılamaya elverişliliğinin ve şehircilik ilkelerine, planlama tekniklerine, kamu yararına uygunluğunun araştırılması, aynı şekilde taşınmaza getirilen 30 metre, 20 metre ve 15 metre genişliğindeki taşıt yollarının genişliğinin ve güzergahının planlama amacını gerçekleştirmeye elverişliliği, mevzuata ve planlama tekniklerine uygun şekilde ve planların ölçeğinin gerektirdiği yeterlilikte ulaşım kademelenmesi, kurgusu ve yol hiyerarşisi sağlanıp sağlanmadığı, trafik güvenliği açısından tehlike yaratıp yaratmadığı, yolların sürekliliğinin olup olmadığı, anılan taşıt yollarının ulaşım ve trafik planlamasına uygunluğu hususlarının araştırılması, elde edilecek sonuca göre anılan işlevler yönünden yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.
Diğer taraftan, 10 metre ve üzeri genişlikteki taşıt yollarının öncelikle 1/5000 ölçekli nazım imar planında düzenlenmesi gerektiğinden, dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinde uyuşmazlığa konu taşınmazda konut alanları ile sosyal donatı ve teknik altyapı alanlarını birbirinden ayırmak üzere öngörülen 10 metre ve 12 metre genişliklerindeki ada içi taşıt yollarının dayanağı nazım imar planında gösterilmediği, bu nedenle dava konusu uygulama imar planı değişikliğinin buna ilişkin kısmının üst ölçekli plana aykırı olduğunun göz önüne alınması gerektiği tabiidir.
Bununla birlikte, taşınmaza getirilen işlevlerden teknik altyapı alanı ve İSKİ hizmet alanı işlevlerine bölgede ihtiyaç bulunup bulunmadığı, varsa taşınmazın konum, büyüklük gibi yönlerden bu ihtiyacı karşılamaya elverişliliği, getirilen bu işlevlerin imar mevzuatına, şehircilik ilkelerine, planlama tekniklerine ve kamu yararına uygunluğu yönlerinden ne bilirkişi raporunda ne de temyiz istemine konu edilen İdare Mahkemesi kararında herhangi bir incelemeye yer verilmeksizin, sadece söz konusu işlevlerin 2012 yılı onaylı 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinde yerlerinin değiştirilmesiyle sınırlı şekilde yargısal denetim yapılarak, bu kısım yönünden davanın reddi yolunda verilen kararın eksik incelemeye dayalı olduğu sonucuna varılmaktadır.
Öte yandan, önceki 2009 yılı onaylı 1/5000 ölçekli nazım imar planında taşınmazın konut alanına ayrılan kısmının 2012 yılı 1/5000 ölçekli nazım imar planında küçültülerek, bu kısma sağlık tesisleri alanı işlevi getirilmesinin zorunluluktan kaynaklanmadığı gerekçesiyle dava konusu imar planı değişikliklerinin bu kısmının iptaline karar verilmişse de, önceki 1/5000 ölçekli nazım imar planının 05.03.2009 tarihinde onaylanmasından hemen sonra Silivri ilçesinde 08.09.2009 tarihinde meydana gelen sel felaketi üzerine bölgedeki taşkın riskli alanların belirlenmesi çalışmaları tamamlanarak, 1/1000 ölçekli uygulama imar planının hazırlık aşamasında İSKİ’den alınan 14.01.2010, 15.02.2011 ve 26.05.2011 tarihli kurum görüşleri doğrultusunda bölgedeki derelerin kesinleşen taşkın sınırlarının 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğine işlendiği, bu çerçevede Boğluca Deresinin taşkın sınırının, uyuşmazlık konusu taşınmazın doğu komşuluğundaki yapı adasına 2009 yılı onaylı nazım imar planı ile getirilen semt spor alanı ile park alanını kapsayacak şekilde genişlemesi üzerine dere taşkın alanına bitişik hale gelen sağlık tesisleri alanının komşu yapı adasından kaldırılarak uyuşmazlık konusu taşınmaza taşındığı, komşu yapı adasından kaldırılan bu işlevin yerine ise gelişme konut işlevi getirildiği anlaşılmakta olup, bu işlemin gerekçesine ilişkin olarak davalılardan …Büyükşehir Belediye Başkanlığınca, taşkın alanının kenarında kalan sağlık alanı ve idari hizmet alanının daha güvenli bir noktada yer alması amacıyla uzak bir konuma taşındığı şeklinde beyanlarda bulunulduğu görülmektedir.
Planlama alanında sonradan ortaya çıkan koşulların zorunlu kılması halinde, mevcut onaylı planın ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü bozmayacak şekilde yapılabilecek olan imar planı değişikliklerinin amaç yönünden yargısal denetiminde, öncelikle bu değişikliği zorunlu kılan nedenlerin irdelenmesi, bu irdelemeden sonra da planlanan alanın özel niteliklerinin yanısıra plan bütünlüğü gözönünde bulundurularak, yörenin tümünün çevre, ulaşım gibi ilişkilerinin kapsamlı bir biçimde ele alınması ve plan değişikliğinde kamu yararına uyarlık bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiği tabiidir.
Bu doğrultuda, dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planının 2.3.4 sayılı plan notunda, taşkına maruz alanlara komşu/bitişik parsellerde taşkın sınırı kotu altında bodrum kata izin verilmeyeceği, ancak zemin ve inşaat teknikleri açısından bodrum kat yapılmasının zorunlu olduğu hallerde yüksek taşkın riskine maruz bu katların iskan edilmemesi gerektiği, konut, otopark, sığınak, depo vb. her türlü faaliyet amacıyla kullanılamayacağı düzenleme altına alınmıştır. Bu durumda sağlık tesislerinin subasman kotu altının uygulamada genellikle sağlık üniteleri, görüntüleme birimleri, ameliyathane gibi hasta ve çalışan yoğunluğunun bulunduğu kullanımlar içermesi, ayrıca bodrum katta otopark alanına ihtiyaç duyulacak bir işlev türü olması göz önünde bulundurulduğunda, komşu yapı adasında taşkın alanına bitişik hale gelen sağlık tesisleri alanı işlevinin bu alandan kaldırılmasının zorunluluktan kaynaklanıp kaynaklanmadığının, anılan plan notu da göz önünde bulundurulmak suretiyle yeniden değerlendirilmesi gerekmektedir.
Yeniden yapılacak değerlendirme sonucunda sağlık tesisleri alanının dere taşkın alanı sınırından kaldırılmasının zorunluluktan kaynaklandığının tespit edilmesi halinde ise, söz konusu işlevin uyuşmazlık konusu taşınmaza taşınması yönünden ayrıca bir inceleme yapılması, bu kapsamda taşınmazın konumu, büyüklüğü, çevresi ile ilişkisi, ulaşım bağlantıları gibi yönlerden söz konusu işleve uygun olup olmadığının, yakın çevredeki mevcut ve planlı sağlık tesisi alanlarının konumu ve kapasitesinin, planın projeksiyon nüfusuna göre bölgede bu işleve ihtiyaç bulunup bulunmadığının, ihtiyaç varsa eski ve yeni konumlarının aynı alt bölgeye hizmet edip etmediğinin araştırılması, nihai olarak taşınmazın bir kısmına sağlık tesisi alanı işlevi getirilmesinin imar mevzuatına, şehircilik ilkelerine, planlama tekniklerine ve kamu yararına uygun olup olmadığının ortaya konulması suretiyle bir karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmaktadır.
Diğer taraftan, temyiz istemine konu edilen İdare Mahkemesi kararında, dava konusu imar planı değişiklikleri ile taşınmaza getirilen işlevlerden sadece İSKİ hizmet alanı, teknik altyapı alanı ve sağlık tesisi alanı işlevlerine yönelik hüküm kurulduğu, buna karşılık dava konusu edildiği halde park alanı ve yol alanı işlevleri ile konut alanının yapılaşma koşulları yönünden hüküm kurulmadığı görüldüğünden, bu haliyle bir kısım işlevler yönünden eksik incelemeye dayalı şekilde verildiği anlaşılan, bir kısım işlevler yönünden ise hüküm kurulmamış olan İdare Mahkemesi kararında isabet bulunmamaktadır.
Bu itibarla, yukarıda yer verilen tespit ve açıklamalar göz önünde bulundurulmak ve gerekli görülürse mahallinde yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmak veya bilirkişilerden ek rapor alınmak suretiyle, dava konusu edilen her bir fonksiyon yönünden ayrı ayrı inceleme yapılarak elde edilecek sonuca göre yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davacının ve davalıların temyiz istemlerinin kabulüne,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle İSKİ hizmet alanı ile teknik altyapı alanının yerlerinin değiştirilmesine ilişkin kısım yönünden davanın reddi, taşınmazdaki konut alanının küçültülerek sağlık tesisi alanına çevrilmesine ilişkin kısım yönünden dava konusu imar plan değişiklerinin iptali yolunda … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararın BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 16/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.