Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2018/1185 E. , 2022/5290 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2018/1185
Karar No : 2022/5290
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Yem Üretim Ticaret A.Ş.
VEKİLİ : Av…
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Av…
İSTEMİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
DAVANIN_KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla iptaline karar verilen Urla İcra Müdürlüğünün Hayvan Rehni Sözleşmesinin tescil edilmemesine ilişkin … tarih ve … sayılı işlemi ile bu işleme karşı yapılan itirazın reddine dair Adalet Bakanlığının … tarih ve … sayılı işleminden kaynakladığı iddia edilen zararlara karşılık 1.733.275,00 Euro ve 57.678,00 TL tutarındaki tazminatın
24/02/2009 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
YARGILAMA SÜRECİ :
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …. İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, davanın iptal kararının kesinleştiği tarihten itibaren 60 günlük dava açma süresi içinde açıldığı belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Dava konusu uyuşmazlık, idari işlemin iptali istemiyle açılan dava sonucunda verilen iptal kararı üzerine anılan işlemden kaynaklandığı iddia edilen zararların tazmini istemiyle 2577 sayılı Kanun’un 12. maddesi hükmü çerçevesinde açılan tam yargı davasıdır.
Dava açma süreleri, mahkemeye erişim hakkına getirilmiş bir sınırlama olmakla beraber, hukuki belirlilik ilkesi gereği kanunla açıkça belirlenmiş dava açma sürelerinin mahkemeye erişim hakkına aykırılık teşkil ettiği söylenemez (AYM, Remzi Durmaz, B. No: 2013/1718, 02/10/2013, § 2). Bununla birlikte, mahkemeye erişim hakkına sınırlama getiren dava açma sürelerine ilişkin kanun hükümlerinin yorumlanmasında yapılacak salt lafzi yorum, hakkın özüne dokunmak anlamına gelebileceğinden, lafzi yorumla birlikte genişletici ve amaçsal yorum yöntemlerinin de kullanılması gerekmektedir. Nitekim, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin 36533/04 başvuru numaralı ve 14/10/2008 tarihli Mesutoğlu-Türkiye kararı da bu yöndedir.
2577 sayılı Kanun’un 12. maddesi hükmünde, bir idari işlem nedeniyle hakları ihlal edilen ilgililerin açacağı tam yargı davasının usulünü çeşitli ihtimallere göre belirlenmiştir. Bu ihtimallerden ilki, tam yargı davasının doğrudan açılması; ikincisi, tam yargı davasının iptal davası ile birlikte açılması; üçüncüsü, iptal davasının karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliğinden itibaren dava açma süresi içinde tam yargı davasının açılması şeklinde düzenlenmiştir.
Yukarıda belirtilen üçüncü ihtimale ilişkin olarak madde hükmü lafzi olarak incelendiğinde, dava açma süresinin iptal kararının veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliğinden itibaren başlayacağı belirtilmiş olup, kararın kesinleşmiş olmasının aranmadığı anlaşılmaktadır.
Anılan düzenleme hak arama özgürlüğü çerçevesinde amaçsal ve genişletici yorum yöntemiyle irdelendiğinde, tam yargı davası açma süresinin kanun yoluna başvurma süresi dolduktan yani kararın kesinleşmesinden sonra başladığının kabulü gerekmektedir.
Zira, tam yargı davası açabilmek için mevcut, güncel ve kesin bir zararın varlığı şarttır. İptal davasının karara bağlanması sonrasında açılan tam yargı davalarında, öncesinde iptal kararı verilmesi zorunlu değil ise de, genel olarak iptal kararı ile birlikte zarar anlaşılmakta, anılan iptal kararının kesinleşmesi ile birlikte de zarar kesinleşmektedir.
Somut olayda, İdare Mahkemesince verilen iptal kararının Danıştay tarafından onanması üzerine, onama kararı 28/12/2015 tarihinde davalı idareye, 04/01/2016 tarihinde ise davacıya tebliğ edilmiş, taraflarca karar düzeltme yoluna gelinmemesi üzerine İdare Mahkemesi kararı 20/01/2016 tarihinde kesinleşmiş, bakılmakta olan tam yargı davası ise 09/03/2016 tarihinde açılmıştır.
Onama kararının taraflara tebliği tarihi itibariyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmaya devam edilen) 54. maddesi uyarınca 15 günlük karar düzeltme süresi başlamaktadır. Bu süre zarfında davalı idarenin karar düzeltme yoluna başvurup başvurmayacağı davacı tarafından bilinemeyeceğinden, idari işlemden doğan zararın kesinleşip kesinleşmediği de bilinemeyecektir.
Davacıya kesin olmayan bir zarara karşı sınırlı bir sürede dava açma yükünün yüklenmesi, tazminat hukukunun mahiyeti ile bağdaşmadığı gibi mahkemeye erişim hakkı ile de bağdaşmamaktadır.
Bu itibarla, idari işlemin iptaline ilişkin kararın kesinleştiği 20/01/2016 tarihinden itibaren 60 günlük dava açma süresi içindeki 09/03/2016 tarihinde açılan davanın süresinde olduğu gerekçesiyle davanın süre aşımı yönünden reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin REDDİNE,
2. Davanın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin … İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz aşamasına ait yargılama giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretinin istemi halinde iadesine,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … İdare Mahkemesine gönderilmesine, 16/11/2022 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.