Danıştay Kararı 6. Daire 2020/900 E. 2022/9676 K. 15.11.2022 T.

Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2020/900 E.  ,  2022/9676 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2020/900
Karar No : 2022/9676

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … San. ve Tic. A.Ş.
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Büyükşehir Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı şirkete, 2872 sayılı Çevre Kanununun 8. maddesi ile Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü Yönetmeliğinin 13. maddesinin ihlal edildiğinden bahisle, aynı Kanunun 20. maddesinin (r) bendi uyarınca 175.053,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin 23.10.2018 tarihli, … sıra numaralı işlemin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:…, sayılı kararda; Mahkemenin 23.05.2019 tarihli ara kararı ile izinsiz hafriyat dökümü yapıldığı iddia edilen İstanbul İli, Beylikdüzü İlçesi, … Mahallesi, … Sokak adresinde ve çevresinde … tarafından yürütülen herhangi çalışmanın olup olmadığı … Su ve Kanalizasyon İdaresinden sorulduğu, … tarafından verilen cevapta, belirtilen adreste davacı şirketin yüklencisi olduğu Kavaklı Deresi ıslah çalışmalarının devam ettiği ve dere ıslah çalışmalarında kazıdan çıkan malzemenin sahada kısa süre bekletilerek geri dolgu malzemesi olarak kullanıldığının belirtilmesi üzerine, uyuşmazlık konusu işlemin dayanağı …. Belediye Başkanlığı yetkilileri tarafından düzenlenen 19.09.2018 tarihli tespit tutanağı ile dosyada yer alan diğer bilgi ve belgelerin incelenmesinden; fiilin işlendiği iddia edilen yerde davacı şirket tarafından İSKİ ile akdedilen sözleşme uyarınca “Avrupa 2. Bölge 2014 yılı 4. Kısım Müteferrik Atıksu Yağmursuyu Kanalı ve Dere Islahı İnşaatı” çalışmalarının yürütüldüğü ve bölgede yapılan çalışmanın İSKİ’nin bilgisi ve izni dahilinde olduğu, İSKİ tarafından çalışmanın yapıldığı yerde “TF04/5 makine ile iksasız kazı yapılması ve kazıdan çıkan malzemeden hendek veya temel dolgusu yapılmasının” davacıdan istenildiği, tespit tutanağı ekinde yer alan fotoğraflardan da dere ıslah alanından çıkarılan toprağın dolgu malzemesi olarak dere kenarındaki alanda kullanıldığının anlaşıldığı, kamu idaresiyle yapılan sözleşme uyarınca gerçekleştirilen dere ıslah çalışmasının yürütüldüğü alandan çıkan malzemenin, herhangi bir yere taşıma veya nakil yapılmaksızın, dere ıslah alanında dolgu malzemesi olarak tekrar kullanılmak üzere çalışma yapılan alanın bitişiğindeki kısımlarda depolanmasına yönelik faaliyetin, izin verilen yerler dışına hafriyat toprağı dökümü olarak değerlendirilmesine olanak bulunmadığı belirtilerek dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: İdari Dava Dairesince verilen kararda; İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı yetkilileri tarafından düzenlenen 15/10/2018 günlü tutanak ve tutanağa ekli fotoğrafların birlikte değerlendirilmesinden; davalı idarece izinsiz olarak hafriyat dökümü yapıldığına ilişkin tespitte bulunulan adreste hafriyat dökümü yapıldığının usulüne uygun olarak düzenlenen çevre denetim tutanağı ve çekilen fotoğraflar ile sabit olduğu, davacı tarafından ibraz edilen dava dilekçesinde dökülen hafriyatın dere ıslah çalışması ve kamu hizmeti esnasında elde edilen dolgu malzemesi olarak kullanılan toprak olduğu ileri sürülse de, izin alma konusunda herhangi bir faaliyet, kişi veya kuruma muafiyet tanınmadığı, hafriyat dökümünün, bir kamu hizmetinin yerine getirilmesi amacıyla imzalanan ve çevreyi kirletme sonucunu doğurmayan bir sözleşme kapsamında olması durumunda dahi, hafriyat dökümü işleminden önce ilgili belediyeden veya mahallin en büyük mülki amirinden gerekli izinlerin alınmasının gerektiği; ilgili adreste hafriyat dökümü yapılabileceğine ilişkin bir izin belgesinin ibraz edilemediği, davacıya idari para cezası verilmesine ilişkin olarak tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık olmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 4. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun kabulüne, dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Dava konusu işleme konu edilen hafriyat dökümünün, İski ile akdedilen “Avrupa 2. Bölge 2014 Yılı 4. Kısım Müteferrik Atıksu, Yağmursuyu Kanalı ve Dere Islahı İnşaatı” projesi kapsamında yapıldığı, Çevre Kanunu ve Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği kapsamına girmediği, bu nedenle dava konusu işlemin usul ve hukuka aykırı olduğu, İdari Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : İdari Dava Dairesi kararının hukuk ve usule uygun olduğu belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
İstanbul İli, Beylikdüzü İlçesi, … Mahallesi, … Sokakta yürütülen dere ıslah çalışmasından çıkan hafriyat toprağının davacı şirkete ait … plakalı araç ile dereye komşu ve yakın mesafede bulunan parsellere döküldüğü Beylikdüzü Belediye Başkanlığı görevlilerince düzenlenen 19.09.2018 tarihli Çevre Denetim ve Tespit Tutanağı ile tespit edilmiş, 15.10.2018 tarihinde davalı idarenin denetim görevlileri tarafından anılan tutanağa istinaden aynı yerde yapılan denetimde dere kenarlarına hafriyat döküldüğünün tespit edildiği, söz konusu tespitlere istinaden, davacı şirkete 2872 sayılı Çevre Kanununun ve Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü Yönetmeliğinin ihlal edildiğinden bahisle, aynı Kanununun 20. maddesinin (r) bendi uyarınca 175.053,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin … tarih ve … sıra numaralı işlemin tesis edilmiş, bunun üzerine görülmekte olan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
2872 sayılı Çevre Kanununun ”Tanımlar” başlıklı 2. maddesinde; ”Atık: Herhangi bir faaliyet sonucunda oluşan, çevreye atılan veya bırakılan her türlü maddeyi” ifade edeceği, ”Kirletme yasağı” başlıklı 8. maddesinin 1. fıkrasında; ”Her türlü atık ve artığı, çevreye zarar verecek şekilde, ilgili yönetmeliklerde belirlenen standartlara ve yöntemlere aykırı olarak doğrudan ve dolaylı biçimde alıcı ortama vermek, depolamak, taşımak, uzaklaştırmak ve benzeri faaliyetlerde bulunmak yasaktır.”; ”İdari nitelikli para cezaları” başlıklı 20. maddesinin ”r” bendinde de; ”Bu Kanunda ve yönetmeliklerde öngörülen usûl ve esaslara, yasaklara veya sınırlamalara aykırı olarak atık toplayan, taşıyan, geçici ve ara depolama yapan, geri kazanan, geri dönüşüm sağlayan, tekrar kullanan veya bertaraf edenlere 24.000 Türk Lirası, ithal edenlere 60.000 Türk Lirası idari para cezası verilir.”; aynı maddenin 2. fıkrasında ise; “Bu maddenin (k), (l), (r), (s), (t), (u), (v) ve (y) bentlerinde öngörülen idarî para cezaları kurum, kuruluş ve işletmelere üç katı olarak verilir.”, hükümlerine yer verilmiş bulunmaktadır.
Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü Yönetmeliğinin 8. maddesinde; İl belediye mücavir alanı içerisinde il ve ilçe belediyelerinin, büyük şehirlerde büyükşehir belediyelerinin, büyükşehir belediyeleri dışında ise ilçe belediyelerinin, hafriyat toprağı, inşaat/yıkıntı atıkları ile doğal afet atıklarının toplanması, geçici biriktirilmesi, taşınması, geri kazanılması ve bertarafı ile ilgili yönetim planı hazırlamakla; hafriyat toprağı ve inşaat/yıkıntı atıklarının toplanması, geçici biriktirilmesi, taşınması ve bertarafı faaliyetlerini denetlemekle; belediye sınırları içindeki hafriyat toprağı ve inşaat/yıkıntı atıkları geri kazanım tesisleri ile depolama sahalarına izin vermek ve gerektiğinde bu izni iptal etmekle, hafriyat toprağı ve inşaat/yıkıntı atıkları geri kazanım tesisleri sahaları ile depolama sahalarını belirlemek, kurmak/kurdurtmak ve işletmek/işlettirmekle yükümlü oldukları, 13. maddesinde; hafriyat toprağı ile inşaat yıkıntı atıklarının üretici ve taşıyanları tarafından belediyelerin veya mahallin en büyük mülki amirinin gösterdiği ve izin verdiği geri kazanım ve depolama tesisleri dışında, denizlere, göllere, akarsulara veya herhangi bir yere dökülmesi ve dolgu yapılmasının yasak olduğu, faaliyetleri sonucu hafriyat toprağı ve inşaat/yıkıntı atıklarının üretimine neden olacak özel veya resmi kişi, kurum ve kuruluşların bu atıkların üretilmesinden önce ilgili belediyeye/ mahallin en büyük mülki amirlerine başvurarak gerekli izinleri almak, atıklarını bu yönetmeliklerde belirtilen usul ve esaslara göre bu mercilerin göstereceği geri kazanım/depolama sahasına taşınmasını sağlamakla yükümlü oldukları hüküm altına alınmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda ver verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden; özel veya resmi tüm kurum ve kuruluşların faaliyetleri sonucu ortaya çıkan hafriyat toprağı ile inşaat/yıkıntı atıklarını büyükşehir belediyelerinin gösterdiği ve izin verdiği yerler dışına dökmelerinin yasaklandığı ve bu yöndeki bir faaliyet için gerekli izin ve belgelerin Büyükşehir Belediyesinden alınması yükümlülüğünün olduğu anlaşılmaktadır.
Bununla birlikte, 2872 sayılı Çevre Kanununun ihlal edilip edilmediği ve ilgilisine idari para cezası verilip verilmeyeceği değerlendirmesi yapılırken, söz konusu faaliyetin bir kamu hizmetinin yerine getirilmesine yönelik olup olmadığının ve çevreyi kirletme sonucunu doğurup doğurmadığının bu faaliyetle sınırlı olarak dikkate alınması gerekmektedir.
Dava dosyasının incelenmesinden; İstanbul İli, Beylikdüzü İlçesi, Sahil Mahallesi, Sultan Selim Sokak adresinde ve çevresinde … tarafından yürütülen herhangi bir çalışmanın olup olmadığının … Su ve Kanalizasyon İdaresinden sorulduğu, İSKİ tarafından verilen, … tarihli, … sayılı cevapta, belirtilen adreste davacı şirketin yüklencisi olduğu Kavaklı Deresi ıslah çalışmalarının devam ettiği ve dere ıslah çalışmalarında kazıdan çıkan malzemenin sahada kısa süre bekletilerek geri dolgu malzemesi olarak kullanıldığının belirtildiği, yine dosyada yer alan belgelerin incelenmesinden, davacı şirket ile İSKİ arasında akdedilen sözleşme uyarınca “Avrupa 2. Bölge 2014 yılı 4. Kısım Müteferrik Atıksu Yağmursuyu Kanalı ve Dere Islahı İnşaatı” çalışmalarının yürütüldüğü ve bölgede yapılan çalışmanın İSKİ’nin bilgisi ve izni dahilinde olduğunun belirtildiği, kamu idaresiyle yapılan sözleşme uyarınca gerçekleştirilen dere ıslah çalışmasının yürütüldüğü alandan çıkan malzemenin, herhangi bir yere taşıma veya nakil yapılmaksızın, dere ıslah alanında dolgu malzemesi olarak tekrar kullanılmak üzere çalışma yapılan alanın bitişiğindeki kısımlarda depolanmasına yönelik faaliyetin, izin verilen yerler dışına hafriyat toprağı dökümü olarak değerlendirilmesine olanak bulunmadığı görülmektedir.
Bu durumda; 2872 sayılı Çevre Kanunu ile Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği hükümlerine göre, özel veya resmi tüm kurum ve kuruluşların faaliyetleri sonucu ortaya çıkan hafriyat toprağı ile inşaat/yıkıntı atıklarını büyükşehir belediyelerinin gösterdiği ve izin verdiği yerler dışına dökülmesi yasaklanmış ve bu yöndeki bir faaliyet için gerekli izin ve belgelerin alınması yükümlülüğü olmakla birlikte; dava konusu işleme dayanak çevre denetim tutanağı, davacı şirket ile İSKİ arasında akdedilen “Avrupa 2. Bölge 2014 yılı 4. Kısım Müteferrik Atıksu Yağmursuyu Kanalı ve Dere Islahı İnşaatı” sözleşmesi, yapılan yazışmalar ile çevre denetim tutanağında tespit edilen eylemin, taraflar arasında akdedilen sözleşmeye konu çalışma alanı dışında gerçekleştiğine ilişkin davalı idarece yapılmış herhangi bir tespitin de bulunmadığı hususları dikkate alındığında; dava konusu işleme konu faaliyetin izinsiz olarak gerçekleştirildiğinden ve çevreyi kirletme sonucu doğurduğundan söz edilemeyeceğinden, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Nitekim, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 01/03/2018 tarihli, E:2015/2117, K:2018/710 sayılı kararı ile 01/03/2018 tarihli, E:2015/1828, K:2018/711 sayılı kararı da bu yönde olup, 2872 sayılı Çevre Kanunun ihlal edilip edilmediği değerlendirmesi yapılırken, idari para cezasına konu eylemin, bir kamu hizmetinin yerine getirilmesine yönelik olup olmadığının ve çevreyi kirletme sonucu doğurup doğurmadığının, bu eylemle sınırlı olarak dikkate alınması gerektiğine karar verildiği görülmektedir.
Bu itibarla, davanın reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne,
2. Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile anılan kararının kaldırılarak yukarıda özetlenen gerekçeyle davanın reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:…. sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 15/11/2022 tarihinde, kesin olarak, oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY (X):
Dava dosyasının incelenmesinden; İstanbul İli, Beylikdüzü İlçesi, … Mahallesi, … Sokakta yürütülen dere ıslah çalışmasından çıkan hafriyat toprağının davacı şirkete ait … plakalı araç ile dereye komşu ve yakın mesafede bulunan parsellere döküldüğü Beylikdüzü Belediye Başkanlığı görevlilerince düzenlenen 19.09.2018 tarihli Çevre Denetim ve Tespit Tutanağı ile tespit edildiği görülmektedir. Dava konusu işleme dayanak yapılan tutanakta, söz konusu alana kaçak döküm yapıldığı ve herhangi bir izin belgesinin ibraz edilmediği belirtilmekte ve tutanak ekinde yer alan fotoğraflardan da alana hafriyat döküldüğü anlaşılmaktadır.
Kararda yer verilen Yönetmelik hükümlerine göre; faaliyetleri sonucu hafriyat toprağı ve inşaat/yıkıntı atıklarının üretimine/taşınmasına/depolanmasına neden olacak özel veya resmi kişi, kurum ve kuruluşlar, bu atıkların üretilmesinden/taşınmasından depolanmasından önce ilgili belediyeye/mahallin en büyük mülki amirine başvurarak gerekli izinleri almakla yükümlü oldukları görülmektedir. Davacı tarafından, gerek dava konusu işleme sebep olan fiilin tespit edilmesi esnasında, gerekse açılmış olan dava dilekçesi ekinde, izni vermeye yetkili makam olan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığından dökümün yapıldığı yere ve hafriyat kaynaklı malzeme taşınmasına ilişkin izin alındığına dair bir bilgi, belge ibraz edilmemiştir.
Bu durumda; hakkında herhangi bir döküm izni olmayan alana izinsiz olarak dökülen hafriyat nedeniyle verilen para cezasında hukuka aykırılık bulunmadığından, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının onanması gerektiği görüşü ile aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum.

KARŞI OY (XX) :
Davacı şirkete, 2872 sayılı Çevre Kanununun 8. maddesi ile Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü Yönetmeliğinin 13. maddesinin ihlal edildiğinden bahisle, aynı Kanunun 20. maddesinin (r) bendi uyarınca 175.053,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin … tarihli, … sıra numaralı idari yaptırım kararının iptali istemiyle açılmıştır.
Anayasamızın 6. maddesinde; hiç bir kimse veya organın kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisini kullanamayacağı, 127. maddesinde ise; mahalli idarelerin kuruluş ve görevleri ile yetkilerinin, yerinden yönetim ilkesine uygun olarak kanunla düzenleneceği belirtilmiştir.
2872 sayılı Çevre Kanununun 12. maddesi; bu Kanun hükümlerine uyulup uyulmadığını denetleme yetkisi Bakanlığa aittir. Gerektiğinde bu yetki, Bakanlıkça; il özel idarelerine, çevre denetim birimlerini kuran belediye başkanlıklarına, Denizcilik Müsteşarlığına, Türkiye Çevre Ajansına, Emniyet Genel Müdürlüğüne, Jandarma Genel Komutanlığına ve Sahil Güvenlik Komutanlığına devredilir, hükmünü, 24. maddesi; bu Kanunda öngörülen idarî yaptırım kararlarını verme yetkisi Bakanlığa aittir. Bu yetki, 12. maddenin birinci fıkrası uyarınca denetim yetkisinin devredildiği kurum ve merciler tarafından da kullanılır, hükmünü içermektedir.
Bu bağlamda, Çevre ve Orman Bakanlığı çıkarılan “Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıkları Yetki Devri” konulu ve 2008/06 sayılı Genelge ile; çevre denetim birimlerini kuran İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ve Adapazarı Büyükşehir Belediyesi, hafriyat toprağı ve inşaat/yıkıntı atıklarının toplanması, geçici biriktirilmesi, taşınması ve bertarafı faaliyetlerini denetleme ile 2872 sayılı Çevre Kanununun “İdari Nitelikteki Cezalar” başlıklı 20. maddesinde belirtilen hükümler kapsamında idari yaptırım kararı verme konularında yetkilendirilmiştir.
Bu Genelgeye göre yetki devri yapılan belediyeler;
i) Hafriyat toprağı ve inşaat/yıkıntı atıklarının toplanması, geçici biriktirilmesi, taşınması ve bertarafı faaliyetlerini denetleme,
ii) 2872 sayılı Çevre Kanununun “İdari Nitelikteki Cezalar” başlıklı 20 nci maddesinde belirtilen hükümler kapsamında idari yaptırım kararı verme konularında yetkili olmuşlardır.
5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 3/b maddesinde belediyenin organları; belediye meclisi, belediye encümeni ve belediye başkanı şeklinde tanımlanırken, 34/e maddesinde “Kanunlarda öngörülen cezaları vermek” belediye encümeninin görevleri arasında sayılmış, anılan Kanun’un 38. maddesinin (h) ve (p) bentlerinde de “Meclis ve encümen kararlarını uygulamak”, “Kanunlarla belediyeye verilen ve belediye meclisi veya belediye encümeni kararını gerektirmeyen görevleri yapmak ve yetkileri kullanmak” görev ve yetkilerinin belediye başkanına ait olduğu ifade edilmiştir.
5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun 18. maddesinde, büyükşehir belediye başkanının görev ve yetkileri tek tek sayılmış olup, sözkonusu maddede “kanunlarda öngörülen cezaları vermek” büyükşehir belediye başkanının görev ve yetkileri arasında belirtilmemiştir. Aynı Kanun’un 28. maddesinde ise, “Belediye Kanunu ve diğer ilgili Kanunların bu kanuna aykırı olmayan hükümleri ilgisine göre büyükşehir ve ilçe belediyeleri hakkında da uygulanır. ” hükmüne yer verilmiştir.
5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun “İdarî yaptırım kararı verme yetkisi” başlıklı 22. maddesinde; “1) Kabahat dolayısıyla idarî yaptırım kararı vermeye ilgili kanunda açıkça gösterilen idarî kurul, makam veya kamu görevlileri yetkilidir, 2) Kanunda açık hüküm bulunmayan hallerde ilgili kamu kurum ve kuruluşunun en üst amiri bu konuda yetkilidir.” hükmü yer almaktadır.
Kamu idaresinin hızlı çalışabilmesi ve çeşitli sebeplere binaen Kanun’da yetkili kılınan makam tarfından başka bir makama yetkinin devredilmesi gerekli olabilir. Yetkinin bizzat yetkili makamca kullanılması esasına bir istisna olarak ifade edilen “yetki devri” müessesi, yasayla bir makama verilen karar alma yetkisinin, diğer bir makama aktarılması olup, doktrin ve yargısal içtihatlarla, yetki ögesinin nitelikleri dikkate alınarak geliştirilen bir takım koşul ve kurallara tabidir. Bu kriterlere uyulmadan yapılan yetki devri hukuki bakımdan geçerli sayılmayacak ve dolayısıyla bu yetki devrine dayanılarak tesis edilen idari işlemleri de geçersiz hâle getirebilecektir.
Yetki devrinin, ancak Kanunun açıkca izin vermesi halinde ve yine açıkça izin verdiği konular hakkında yapılabileceği ilgili yasalarda ve yargı içtihatlarında kabul edilmektedir. İmza yetkisinin devrinde ise, yetkili makam yetkili olduğu işlemlerden bir kısmının imzalanması yetkisini, astlarına devretmekte, imza yetkisini devralan kişi de, vekaleten görevlendirmeden farklı olarak, imza yetkisini devreden amirin görevi başında olduğu zamanlarda da bu yetkiyi kullanmaktadır. Ancak imza yetkisinin devrinde, yetki devrinden farklı olarak karar alma yetkisi imza yetkisini devreden makamda kalmaktadır.
Belediye başkanlarının da ancak yasal olarak münhasıran belediye başkanının imzalayacağı işlemler dışında olmak üzere kendilerinin imzalayacakları diğer işlemlerle sınırlı olarak imza yetkilerini devredebilecekleri şüphesizdir. Ancak belediye encümenine ait bir yetkinin belediye başkanı tarafından imza devri usulü ile devredilemeyeceği de tabidir.
Yukarıdaki mevzuat hükümlerinden; kanunlarda öngörülen para cezalarını vermekle görevli karar organının belediye encümeni, kurumun karar organlarınca alınan kararları uygulamakla görevli yürütme organının ise belediye başkanı olduğu, 5393 sayılı Kanuna göre belediye başkanlarının diğer kanunlarla belediyelere verilen ancak meclis yahut encümen kararını gerektirmeyen yetkileri kullanabileceği, öte yandan; gerek 2872 sayılı Kanun gerek 2008/06 sayılı yetki devri genelgesinde “Belediye Başkanlıkları” ibaresi kullanılmaktaysa da, yetki devri için kurulması gereken “Çevre Denetim Birimlerinin” başkanlık makamına değil, belediye tüzel kişiliğine ait bir birim olduğu düşünüldüğünde bu ibarenin belediye tüzel kişiliğini ifade eden temsil makamının isminin kullanılmasından ibaret olduğu anlaşılmaktadır.
Keza 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 22. maddesinin 1. ve 2. fıkralarında yer alan, sırasıyla “Kabahat dolayısıyla idari yaptırım kararı vermeye ilgili kanunda açıkça gösterilen idari kurul, makam veya kamu görevlileri yetkilidir.” ve “Kanunda açık hüküm bulunmayan hallerde ilgili kamu kurum ve kuruluşunun en üst amiri bu konuda yetkilidir.” hükümleri dikkate alındığında, “ilgili kanun” ibaresiyle yetki devri yapılabilecek kurum ve kuruluşların teşkilat kanunlarının kastedildiği, bu bağlamda; Belediye teşkilatını düzenleyen 5393 sayılı Kanun’un 34/e maddesiyle belediyenin vereceği cezalara ilişkin karar alma görevi açıkça belediye encümenlerine bırakılması nedeniyle, 5326 sayılı Kanun’un 22/2. maddesinde Belediye Başkanının ceza verebilmesine yönelik yetki yönünden öngörülen şartın oluşmadığı, dolayısıyla 2872 sayılı Kanun uyarınca verilecek cezalar konusundaki yetkinin yürütme organı olan belediye başkanı tarafından kullanılamayacağı açıktır.
Olayda ise, dava konusu idari para cezasının İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı adına Genel Sekreter Yardımcısı tarafından verildiği görülmektedir.
Bu durumda; yetkili Belediye Encümeni yerine Genel Sekreter Yardımcısı tarafından tesis edilen dava konusu işlemde, yetki yönüyle hukuka uyarlık bulunmadığından, davanın reddi yolundaki Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının bu gerekçe ile bozulması gerektiği oyuyla, aksi yöndeki çoğunluk görüşüne katılmıyorum.