Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2022/5688 E. , 2022/9683 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2022/5688
Karar No : 2022/9683
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- …
2- …
3- …
4- …
5- …
6- …
7- …
VEKİLLERİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı – ANKARA
VEKİLİ : …, Hukuk Müşaviri
İSTEMİN KONUSU: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Tunceli İli, Merkez İlçesi, … (…) Köyü Yolu Mevkii’nde, Tunceli, Pülümür, Nazımiye, Ovacık ve Mazgirt Belediyesi Katı Atık Yönetim Birliği tarafından yapılması planlanan Katı Atık Bertaraf ve Düzenli Depolama Tesisi Kapasite Artırımı Projesine ilişkin olarak verilen … tarihli, … sayılı ”Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu” kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Temyize konu kararda; dava konusu edilen Katı Atık Bertaraf ve Düzenli Depolama Tesisi Kapasite Artırımı Projesine ilişkin 22.04.2021 tarihli ”Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu” kararının iptali istemiyle açılan, huzurda görülen dava dışında, … İdare Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında da aynı işlemin iptali istemiyle dava açıldığı, bu dosyada Mahkemelerinin 03.08.2021 tarihli ara kararı uyarınca mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması neticesinde hazırlanan 17.12.2021 tarihli bilirkişi raporunun; her ne kadar yargılamaya konu işbu dosyada mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmesi gerekiyorsa da usul ekonomisi gereği bu dava dosyasında ayrıca keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmaksızın aynı işleme karşı açılan ve Mahkemelerinde görülen E:… sayılı dosyada yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanarak dosyaya sunulan 17.12.2021 tarihli bilirkişi raporu ile dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler birlikte değerlendirilerek, ÇED raporuna konu projenin hazırlanma sürecinin teknik yönden mevzuatta öngörülen usule uygun olarak hazırlandığı, proje kapsamının asgari gereklilikleri taşıdığı ve yeterli uzman personelin bilgi ve katkısının projenin hazırlanmasında dikkate alındığı, kurulması planlanan dava konusu tesis ile ilgili olarak hazırlanan nihai ÇED dosyasında gerek tesisin yapım aşaması gerekse işletme aşamasında karşılaşılabilecek sorunlar tespit edilerek raporda incelendiği, projenin çevredeki insan ve doğal yaşama karşı oluşturacağı etkiler önemli ölçüde değerlendirilerek yaşanması muhtemel olacak çevresel zararların asgari düzeye indirilmesi için alınması gereken önlemlerin yeterli düzeyde belirtildiği ve gerekli ilanların yapıldığı, bu durumda, dava konusu projenin yapılması halinde çevreye verebileceği muhtemel zararların ortadan kaldırılması ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için gerekli önlemlerin çevresel etki değerlendirmesi raporunda yer aldığı, anılan tedbirlere belirtildiği şekilde uyulduğu takdirde olası risklerin en aza ineceği ve hatta sıfırlanabileceği, ÇED Olumlu dosyasında oluşabilecek olumsuz koşulları bertaraf ve önlemler için taahhütler verildiği, saha için verilen taahhütler yerine getirildiği takdirde, yapılacak olan tesisin insan sağlığına etkisinin minimize edileceği, ÇED dosyasında verilen taahhütlerin ve alınacak önlemlerin bilimsel ve teknik kurallara uygun olarak verildiği sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Dosyada yer alan bilirkişi raporundaki tespitlerin hatalı olduğu, projenin gerçekleşmesi halinde 55.000 ağacın geri dönülemez şekilde kesileceği, belirtilen bilirkişi raporu değerlendirildiğinde, dava konusu işlemin iptalinin gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 17/2 maddesi uyarınca duruşma yapılmasına gerek görülmeyerek, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra Üye …’in 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun “İvedi yargılama usulü” başlıklı 20/A maddesinin (i) bendi uyarınca, bilirkişi raporunun taraflara tebliğine ilişkin işlemlerin Dairemizce yaptırılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği yolundaki usule ilişkin azlık oyu kabul edilmeyerek, işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Tunceli İli, Merkez İlçesi, … (…) Köyü Yolu Mevkii’nde, Tunceli, Pülümür, Nazımiye, Ovacık ve Mazgirt Belediyesi Katı Atık Yönetim Birliği tarafından yapılması planlanan Katı Atık Bertaraf ve Düzenli Depolama Tesisi Kapasite Artırımı Projesine ilişkin olarak … tarihli, … sayılı ”Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu” kararı verilmesi üzerine, söz konusu kararın iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2872 sayılı Çevre Kanununun 2. maddesinde; “Çevresel Etki Değerlendirmesi: Gerçekleştirilmesi plânlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaları… ifade eder.” hükmüne; 10. maddesinde, “Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Çevresel Etki Değerlendirmesine tâbi projeler ve Stratejik Çevresel Değerlendirmeye tâbi plân ve programlar ve konuya ilişkin usûl ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenir.” hükmüne yer verilmiştir.
25/11/2014 tarihli, 29186 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ve dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 6. maddesinde, “(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (2) Kamu kurum/kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler. (3) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu” kararı veya “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir” kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. (4) Bu Yönetmelik hükümlerine göre karar tesis edilmeden önce, projenin gerçekleştirilmesinin mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, aşamasına bakılmaksızın süreç sonlandırılır.” kuralı yer almaktadır.
Anayasanın “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesinde, “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” hükmü yer almakta olup, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Adil yargılanma hakkı” başlıklı 6. maddesinin (1) fıkrasında da, herkesin medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar konusunda bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini isteme hakkına sahip olduğu belirtilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile Vergi Usul Kanununun uygulanacağı haller” başlıklı 31. maddesinde; “Bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda; hakimin davaya bakmaktan memnuiyeti ve reddi, ehliyet, üçüncü şahısların davaya katılması, davanın ihbarı, tarafların vekilleri, feragat ve kabul, teminat, mukabil dava, bilirkişi, keşif, delillerin tespiti, yargılama giderleri, adli yardım hallerinde ve duruşma sırasında tarafların mahkemenin sukünunu ve inzibatını bozacak hareketlerine karşı yapılacak işlemler ile elektronik işlemlerde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümleri uygunlanır.” düzenlemesine yer verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 31. maddesinin yollamada bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Bilirkişi raporunun verilmesi” başlıklı 280. maddesinde, bilirkişinin, raporunu, varsa kendisine incelenmek üzere teslim edilen şeylerle birlikte bir dizi pusulasına bağlı olarak mahkemeye vereceği, raporun verildiği tarihin rapora yazılacağı ve duruşma gününden önce birer örneğinin taraflara tebliğ edileceği; “Bilirkişi raporuna itiraz” başlıklı 281. maddesinin 1. fıkrasında ise, tarafların, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri düzenlenmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda aktarılan düzenlemeler uyarınca, Mahkemesince esas hakkında karar verilmeden önce, bilirkişi raporunun birer örneğinin davanın taraflarına tebliğ edilmesi ve tarafların bilirkişi raporuna itiraz edebilmelerine olanak tanınması, uygulanması zorunlu bir usul kuralıdır.
Dava dosyasının ve UYAP kayıtlarının incelenmesinden; Mahkemece, hükme esas alınan ve aynı işlemin iptali istemiyle bakılmakta olan E:… sayılı dosya üzerinden yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda hazırlanan bilirkişi raporunun ve ek bilirkişi raporunun bir örneğinin taraflara tebliğ edilmeden esas hakkında karar verildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmeden ve taraflara rapora itiraz hakkı tanınmadan, hukuki dinlenilme hakkının kısıtlanması suretiyle davanın esası hakkında karar verilmesinde usul hükümlerine ve adil yargılanma hakkına uygunluk görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davacıların temyiz istemlerinin kabulüne,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin temyize konu … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının usulde oyçokluğu, esasta oybirliği ile BOZULMASINA,
3. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, karar düzeltme yolunun kapalı olduğunun duyurulmasına, 15/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.