Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2019/575 E. , 2022/6584 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/575
Karar No : 2022/6584
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, Tekirdağ ili, Malkara ilçesi dahilinde ve uhdesinde bulunan …, Sicil:… sayılı 1 (b) grubu maden işletme ruhsatının iptaline ilişkin … tarih ve … sayılı yazı ile bildirilen … tarih ve … sayılı işlemin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Tekirdağ İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davalı idare tarafından, … tarih ve … sayılı işlemin davacıya 28.11.2016 tarihinde tebliğ edilmiş olmasına rağmen ruhsat bedelinin verilen üç aylık süre içerisinde yatırılmadığından bahisle davacının uhdesinde bulunan maden ruhsatı iptal edilmiş ise de; davacı tarafından 11.05.2009 tarihli ruhsat başvurusunda, 25.06.2009 tarihli işletme ruhsatı projesi sunulmasına ilişkin dilekçesinde ve 20.11.2011 tarihli mahallinde tetkik tutanağına itiraz dilekçesinde adres olarak “… Mahallesi … Caddesi No:… …/…” adresinin beyan edildiği; 05.09.2013 tarihli ruhsat durumunun bildirilmesine ilişkin dilekçesinde ve 24.09.2013 tarihli ruhsat sahasında kaçak işletmecilik yapıldığına ilişkin dilekçesinde ise adres olarak “… Mahallesi … Cami Sokak No:… Daire:… …/…” adresinin beyan edildiği ve davacının 01.09.2010 tarihinden bu yana MERNİS adresinin de bu adres olduğu, dolayısıyla davalı idarenin, davacıya 2016 yılı ruhsat bedelini yatırması için üç ay süre vermesine ilişkin tebligatı, davacı tarafından idareye 2013 yılında yapılan başvurularda beyan edilmiş olan adres bilinen en son adresi olarak idarenin kayıtlarında bulunmasına rağmen, davacının eski adresine 7201 sayılı Kanun’un 21. maddesi uyarınca tebliğ etmek suretiyle işlem tesis ettiği, bu durumda, 3213 sayılı Maden Kanunu’nun 13. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ruhsat bedelinin üç ay içerisinde yatırılmasına ilişkin bildirim usulüne uygun olarak tebliğ edilerek ruhsat bedelinin yatırılması istendikten sonra bu süre içerisinde ruhsat bedelinin yatırılmaması halinde ruhsatın iptal edilmesi gerekirken, usulüne uygun bir tebligat yapılmadan ruhsat bedelinin verilen süre içerisinde yatırılmadığından bahisle tesis edilen işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, ruhsatın iptaline ilişkin işlemlerin Kanun hükümlerine uygun olarak gerçekleştirildiği, her ne kadar şirket adresinin değiştiğinden bahsedilmekte ise de, Genel Müdürlüğe herhangi bir bildirimde bulunulmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacının uhdesinde bulunan …, Sicil:… sayılı 1 (b) grubu maden işletme ruhsatına ilişkin 21.116,00-TL tutarlı 2016 yılı işletme ruhsat bedelinin ödenmediğinin tespiti üzerine, davalı idarece anılan bedelin ödenerek makbuzlarının bir dilekçe ekinde verilmesi gerektiği, aksi takdirde 3213 sayılı Maden Kanunu’nun 13. maddesinin birinci fıkrası gereği ruhsatının iptal edileceğine dair … tarih ve … sayılı işlem tesis edilmiştir.
Anılan işlem davacının ruhsat başvurusu sırasında beyan ettiği “… Mahallesi … Caddesi No:… …/…” adresine tebligata çıkarılmış ve 28.11.2016 tarihinde 7201 sayılı Kanun’un 21. maddesi uyarınca tebliğ edilmiştir.
Ruhsat bedelinin verilen üç aylık süre içerisinde yatırılmadığından bahisle … tarih ve … sayılı Bakanlık Oluru ile maden ruhsatı iptal edilmiş, söz konusu işlemin davacıya bildirimine ilişkin 23.06.2017 tarihli işlem tesis edilmiştir.
Bunun üzerine, davacı tarafından, 17.07.2017 tarihinde, tebligatları almadığı, Malkara Vergi Dairesinde borçlarla ilgili ödeme ve yapılandırmaları yaptığı gerekçesi ile bakılmakta olan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
3213 sayılı Maden Kanunu’nun “Ruhsat bedeli, cezalar ve diğer yaptırımlar” başlıklı 13. maddesinde “Yürürlükteki ruhsatlar için her yıl ocak ayının sonuna kadar ruhsat bedelinin tamamının yatırılması zorunludur. İşletme ruhsat bedelinin %70’i genel bütçeye gelir kaydedilmek üzere ilgili muhasebe birimi hesabına, %30’u çevre ile uyum planı çalışmalarını gerçekleştirmek üzere ruhsatı veren idarenin muhasebe birimi hesabına aktarılmak üzere Bakanlığın belirlediği bankada açılacak teminat hesabına yatırılır. I. Grup (a) bendi madenlerin ruhsat bedelleri ise, büyükşehir belediyesi dışındaki illerde il özel idaresi hesabına yatırılır. Ruhsat bedelinin yatırılmaması veya eksik yatırılması hâlinde 20.000 TL idari para cezası verilir ve ruhsat bedelinin üç ay içinde tamamlanması istenir. Bu süre içinde ruhsat bedelinin yatırılmaması durumunda ruhsat iptal edilir. Verilen sürede yatırılmayan ruhsat bedelinin %70’ine tekabül eden tutar 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre takip ve tahsil edilmek üzere ilgili tahsil dairesine bildirilir. Kaynak tuzlalarından ruhsat bedeli alınmaz. Faaliyet sonrası sahanın çevre ile uyumlu hâle getirilmesini müteakip, çevre ile uyum bedeli iade edilir.” hükmüne yer verilmiştir.
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10. maddesinde, “Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır.” hükmü; 21. maddesinin 1. fıkrasında, “Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.” hükmü bulunmaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
7201 sayılı Kanun’un bilinen adrese tebligatı düzenleyen 10. maddesinin birinci fıkrasına göre; tebligat, muhatabın bilinen en son adresine yapılır. 7201 sayılı Kanun’da yazılı bilinen en son adres kavramı ise, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’ndaki yerleşim yeri kavramı ile aynı anlama gelmemekte olup daha geniş bir anlam içermektedir. Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik’in 16. maddesinin birinci fıkrasına göre bilinen en son adresin tespitinde tebliğ isteyenin beyanı, muhatabın veya diğer ilgililerin bildirimleri ya da mevcut belgeler esas alınmaktadır.
Davacı tarafından 11.05.2009 tarihli ruhsat başvurusunda, “… Mahallesi … Caddesi No:… …/…” adresi bildirilerek “Ruhsatımı/sertifikamı aldıktan sonra 3213 sayılı Maden Kanununun uygulanması ile ilgili tüm tebligatların yazışma adresim aşağıda belirtilmiş olup, adres değişikliğimi bildirmediğim takdirde bu adresime yapılan tebligatların tebliğ tebellüğ edilmiş sayılacağını” kabul ve taahhüt ettiğini belirtmiştir.
25.06.2009 tarihli işletme ruhsatı projesi sunulmasına ilişkin dilekçesinde ve 20.11.2011 tarihli mahallinde tetkik tutanağına itiraz dilekçesinde adres olarak aynı adres beyan edilmiş, 06.09.2010 tarihli işletme ruhsatında bu adrese yer verilmiş ve dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşıldığı üzere, 09.11.2012 tarihine kadar tebligatlar belirtilen adrese yapılmıştır.
Davacı tarafından, 05.09.2013 tarihli ruhsat durumunun bildirilmesine ilişkin dilekçesinde ve 24.09.2013 tarihli ruhsat sahasında kaçak işletmecilik yapıldığına ilişkin dilekçesinde ise adres olarak “… Mahallesi … Cami Sokak No:… Daire:… …/…” adresi beyan edilmiş ve davacının 01.09.2010 tarihinden bu yana MERNİS adresi de bu adres ise de, bu adrese yapılmış bir tebligat da dosyada bulunmamaktadır.
Davacının ruhsat başvurusu esnasında verdiği taahhütnamede “adres değişikliğimi bildirmediğim takdirde bu adresime yapılan tebligatların tebliğ tebellüğ edilmiş sayılacağını” kabul ettiği, bu tarihten sonra davalı idareye verilen adres değişikliğine ilişkin bir dilekçeye rastlanmadığı, 2013 yılından sonra verdiği dilekçedeki istemlerinin ise adres değişikliği istemine ilişkin olmadığı anlaşılmaktadır.
Bu kapsamda, 21.116,00-TL tutarlı 2016 yılı işletme ruhsat bedelinin ödenmediğinin tespiti üzerine ödenerek makbuzlarının bir dilekçe ekinde verilmesi gerektiği, aksi takdirde 3213 sayılı Maden Kanunu’nun 13. maddesinin birinci fıkrası gereği ruhsatının iptal edileceğine dair tesis edilen … tarih ve … sayılı işlemin davacının ruhsat başvurusu sırasında beyan ettiği “… Mahallesi … Caddesi No:… …/…” adresine tebligata çıkarıldığı ve 28.11.2016 tarihinde 7201 sayılı Kanun’un 21. maddesi uyarınca usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, tebliğ tarihinden itibaren 3 ay içerisinde de ödenmediği anlaşıldığından dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Bu itibarla, dava konusu işlemin iptali yönündeki Mahkeme kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 15/11/2022 tarihinde kesin olarak oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY :
(X)- Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Bu nedenle, temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği görüşüyle aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum.