Danıştay Kararı 8. Daire 2018/4682 E. 2022/6569 K. 15.11.2022 T.

Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2018/4682 E.  ,  2022/6569 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2018/4682
Karar No : 2022/6569

DAVACILAR : 1- … Sendikası

DAVALILAR : 1-… Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …
2- … Odaları Birliği
VEKİLİ : Av. …

DAVANIN KONUSU :
23/06/2018 tarihli ve 30457 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği Sürekli Mesleki Geliştirme Eğitimi Yönetmeliği’nin iptali istemiyle açılmıştır.

DAVACININ İDDİALARI :
Anayasa ve yasalara aykırı olarak dava konusu Yönetmelikte öngörülen eğitimleri almayan meslektaşları tehdit edercesine kamu gücünün kötüye kullanıldığı, Yönetmeliğin “Sürekli mesleki geliştirme eğitim programlarının amaçları” başlıklı 5. maddesi yönünden, meslek mensuplarının zaten mesleğe başlarken yeterliliklerini ispat ettikleri, bunun dışında ihtiyaç oldukça zaten teknolojik ve mevzuatla ilgili eğitimleri almak zorunda oldukları, mesleki zorunlu eğitimin, çıraklık yasasında veya mesleki yeterlilik kurumunca mesleği tanımlanmamış mesleklerde sertifikasyon vermek ve meslek edindirmek adına öngörülen hususlar olduğu, hangi meslek grubunda olursa olsun tüm meslek mensuplarına zorunlu sorumluluk getirilmekle beraber mesleği kanunla belirlenmiş, ruhsat ve yetki almış serbest meslek mensuplarına eğitim zorunluluğu getirilmediği, eğitimler getirilse dahi, bunların talep edenlere verilmesi gerektiği, oysa verilen eğitimin belli ücretlerle yapıldığı ve kullanılan programdan da yıllık ücret ayrıca alındığından düzenlemenin hukuka aykırı olduğu iddia edilmektedir.
Dava konusu Yönetmeliğin 6. maddesinde düzenlenen Sürekli Mesleki Geliştirme Eğitimi Merkezi Yönetim Kurulu ve 7. maddesinde düzenlenen Sürekli Mesleki Geliştirme Merkezi Denetleme Kurulu’nun Yasada verilmeyen yetkilerle düzenlendiği, bu nedenle bu kurulların hükmi şahsiyeti olmayan hukuka aykırı kuruluşlar olduğu; “Sürekli mesleki geliştirme eğitim programları” başlıklı 8. maddesi yönünden, bu konuların hiçbirisinin muhasebe ve mali müşavirlik mesleği ile ilgisi olmayan diğer yan unsurlar olduğu, bir kısmı ücretli yada daha önceden alınmış, bir kısmı kişisel gelişim kursu niteliğinde olup, mesleği uzun yıllar icra etmiş kişilerin elde ettiği hakların ve yetkilerin üstüne hiçbir katkı sağlamayacak konularla meslektaşı disiplinle tehdit edecek biçimde planlanmış hususlar olduğu; Yönetmeliğin 10. madde düzenlemesinin kazanılmış hak olarak yıllara mal olan eğitimlerin, deneyimlerin, ruhsat ve yetkilerin tamamen elden alınması ve mesleğin yapılmamasına sebep olduğundan, Anayasaya, uluslararası mevzuata, 3568 sayılı Kanuna aykırı olduğu, meslek ve meslektaşın hakkını korumak, çalışma ortam ve imkanlarını geliştirmek üzere kurulmuş meslek mensuplarının meslektaşın haklarını gasp edecek bu tür yaptırımlarının kabul edilmesinin mümkün olmadığı; Yönetmeliğin 23. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi ile huzur hakkı öngörüldüğü, ancak, Yönetmelikte de görüleceği üzere, eğitimlere herhangi bir katkısı yokken huzur hakkı öngörülmesinin yöneticilerin kötüniyetini ortaya koyduğu belirtilerek Yönetmeliğin mesleğin ve meslektaşın gelişmesi, işinin kolaylaşması, yetki ve sorumluluklar yanında haklarının savunulması anlamında hiçbir kayda değer yanı ve yasallığı bulunmadığı iddia edilmektedir.

DAVALILARIN SAVUNMASI :
…’NIN SAVUNMASI: Usul yönünden; davanın ehliyet yönünden reddedilmesi gerektiği, esas yönünden; 3568 sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu’nun 44. maddesi ile Birliğe verilen, meslek içi eğitimle ilgili konuları, eğitim konularını ve sürelerini ve diğer hususlara ilişkin usul ve esasları düzenlemek konusundaki görevlendirmenin bir sonucu olan dava konusu Yönetmeliğin 23/06/2018 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdiği, mesleki geliştirme ve eğitim seminerlerine katılım zorunluluğu ve bunun meslek mensuplarının mesleki faaliyetlerini fiilen devam ettirmelerinin şartı olduğunun 3568 sayılı Kanun’un 44. maddesinde düzenlendiği, Yönetmelikte yer alan yaptırımlar ile meslek mensuplarının Kanunda sayılan genel ve özel şartları sağlamak suretiyle sahip oldukları meslek ruhsatının iptal edilmesinin söz konusu olmadığı, yapılan düzenlemenin anılan maddelerde sayılı şartları taşımaması sonucunu doğuracak herhangi bir yönü de bulunmadığı belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
…’UN SAVUNMASI: 3568 sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu’nun 44. maddesinde düzenleme yapıldığı ve bu madde ile Birliğe verilen, meslek içi eğitimle ilgili konuları, eğitim konularını ve sürelerini ve diğer hususlara ilişkin usul ve esasları düzenlemek konusundaki görevlendirmenin bir sonucu olan Yönetmeliğin 23/06/2018 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdiği, mesleki geliştirme ve eğitim seminerlerine katılım zorunluluğu ve bunun meslek mensuplarının mesleki faaliyetlerini fiilen devam ettirmelerinin şartı olduğunun 3568 sayılı Kanun’un 44. maddesinde düzenlendiği, Yönetmelikte düzenlenen yaptırımların, Kanunda belirtilen fiilen mesleki faaliyette bulunmamaya yönelik yaptırımın tezahürleri olduğu, ayrıca, dava konusu Yönetmeliğin uluslararası kabul edilebilirlik için bir gerekliliğin bir ürünü olduğu, ABD’de bulunan Uluslararası Muhasebeciler Federasyonu üyesi olduğunu, bu üyeliğin meslek mensuplarının almış olduğu ruhsatlarında dünyada geçerliliğini sağladığını, IFAC üyeliğinin devam etmesinin belli taahhütlere bağlı olduğu, dava konusu düzenlemenin uluslararası eğitim standartlarının gereği olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Dava konusu Yönetmeliğin 10. maddesinin 1. fıkrasının iptaline, diğer maddeleri yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI : …
DÜŞÜNCESİ : Dava; 23/06/2018 tarihli ve 30457 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği Sürekli Mesleki Geliştirme Eğitimi Yönetmeliği’nin; 5., 6., 7., 8., 9., 10., 11., 12., 13., 14., 15., 16., 17., 18., 19., 20., 21., 22/b-d ve 23/ç-d maddelerinin iptali istemiyle açılmıştır.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasa’sının “Yönetmelikler” başlıklı 124. maddesinde; “Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilirler. Hangi yönetmeliklerin Resmî Gazetede yayımlanacağı kanunda belirtilir.”, “Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları” başlıklı 135. maddesinde ise; “Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşları; belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlakını korumak maksadı ile kanunla kurulan ve organları kendi üyeleri tarafından kanunda gösterilen usullere göre yargı gözetimi altında, gizli oyla seçilen kamu tüzelkişilikleridir.” hükmü yer almaktadır.
3568 sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik Ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanununun “Amaç” başlıklı 1. maddesinin 1. fıkrasında, “Bu Kanunun amacı, işletmelerde faaliyetlerin ve işlemlerin sağlıklı ve güvenilir bir şekilde işleyişini sağlamak, faaliyet sonuçlarını ilgili mevzuat çerçevesinde denetlemeye, değerlendirmeye tabi tutarak gerçek durumu ilgililerin ve resmi mercilerin istifadesine tarafsız bir şekilde sunmak ve yüksek mesleki standartları gerçekleştirmek üzere, “Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik” ve “Yeminli Mali Müşavirlik” meslekleri ve hizmetleri ile Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları, Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliğinin kurulmasına, teşkilat, faaliyet ve denetimlerine, organlarının seçimlerine dair esasları düzenlemektir. ” denildikten sonra,
“Birliğin görevleri” başlıklı 29. maddesinde; “Birliğin görevleri aşağıda gösterilmiştir.
a) Mesleğin geliştirilmesi ile ilgili çalışmalar yapmak.
b) Meslek mensuplarının menfaatlerini, mesleki ahlak, düzen ve geleneklerini korumak.
c) Odaları ilgilendiren konularda yetkili mercilere görüş bildirmek.
d) Odalar arasında çıkacak mesleki anlaşmazlıkları kesin olarak çözümlemek, uyulması zorunlu meslek kurallarını belirlemek.
e) Bu Kanuna göre çıkarılacak yönetmelikleri hazırlamak.
f) Milli ve milletlerarası mesleki kuruluşlara üye olmak, milletlerarası mesleki toplantılara katılmak., (…)”,
“Mesleki geliştirme eğitimi” başlıklı 44. maddesinde ise, “Meslek mensuplarının, mesleki faaliyetlerini fiilen devam ettirmeleri için Birlik ve odalar tarafından düzenlenecek mesleki geliştirme ve eğitim seminerlerine katılmaları zorunludur. Meslek içi eğitimle ilgili konular, eğitim programları ve süreleri ile diğer hususlara ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir.” kuralına yer verilmiş, 5786 sayılı Kanun tasarısının 44. maddeye ilişkin gerekçesi ise, “Madde ile Kanunun 44 üncü maddesi başlığı ile birlikte değiştirilerek gerek yeni Türk Ticaret Kanunu Tasarısının meslek mensupları açısından öngördüğü görev, yetki ve sorumlulukların daha iyi bir şekilde yerine getirilmesi, gerekse Avrupa Birliği revize 8 no’lu Şirketler Hukuku Direktifinin kanuni denetçiler hakkında eğitimle ilgili öngördüğü düzenlemelere uyum sağlanması için meslek mensuplarının sürekli eğitim faaliyetlerine katılımının temini hedeflenmektedir. Böylece, meslek mensupları katılacakları eğitim faaliyetleri sonucunda değişen mevzuat ile uluslararası denetim ve muhasebe standartları ve uygulamaları alanındaki gelişmeler hakkında güncel bilgiye sahip olacaklardır.” şeklinde belirtilmiştir.
Meslek mensuplarının yetki, görev ve sorumluluklarıyla ilgili yüksek mesleki standartlara kavuşturulması amacının gerçekleştirilmesi için yürürlüğe konulan dava konusu Yönetmelikle; meslek mensuplarının katılmaları zorunlu olan, Birlik ve odalar tarafından düzenlenecek eğitim programlarının; planlanması, amacı, kapsamı, süresi, eğitime katılacak eğiticilerin niteliği, eğitim programının yürütülmesi ve denetlenmesiyle ilgili birimlerin oluşturulması, eğitimle ilgili merkezin mali kaynağı ve bu eğitime katılmayan meslek mensupları hakkında uygulanılacak yaptırımlar düzenlenmiştir.
Davacılar tarafından; meslek mensuplarının zaten mesleğe başlarken yeterliliklerini ispat ettikleri, bunun dışında ihtiyaç oldukça zaten teknolojik ve mevzuatla ilgili eğitimleri almak zorunda oldukları, mesleki zorunlu eğitimin, çıraklık yasasında veya mesleki yeterlilik kurumunca mesleği tanımlanmamış mesleklerde sertifikasyon vermek ve meslek edindirmek adına öngörülen hususlar olduğu, hangi meslek grubunda olursa olsun tüm meslek mensuplarına zorunlu sorumluluk getirilmekle beraber mesleği kanunla belirlenmiş, ruhsat ve yetki almış serbest meslek mensuplarına eğitim zorunluluğu getirilmediği, Sürekli Mesleki Geliştirme Eğitimi Merkezi Yönetim Kurulu ve Sürekli Mesleki Geliştirme Merkezi Denetleme Kurulu’nun Yasada verilmeyen yetkilerle düzenlendiği, bu nedenle bu kurulların hükmi şahsiyeti olmayan hukuka aykırı kuruluşlar olduğu; “Sürekli mesleki geliştirme eğitim programları” başlığı altında yer alan konuların hiçbirisinin muhasebe ve mali müşavirlik mesleği ile ilgisi olmayan diğer yan unsurlar olduğu, bir kısmı ücretli yada daha önceden alınmış, bir kısmı kişisel gelişim kursu niteliğinde olup, mesleği uzun yıllar icra etmiş kişilerin elde ettiği hakların ve yetkilerin üstüne hiçbir katkı sağlamayacak konularla meslektaşı disiplinle tehdit edecek biçimde planlanmış hususlar olduğu; zorunlu katılmayı öngören düzenlemenin kazanılmış hak olarak yıllara mal olan eğitimlerin, deneyimlerin, ruhsat ve yetkilerin tamamen elden alınması ve mesleğin yapılmamasına sebep olduğu, Anayasaya, uluslararası mevzuata, 3568 sayılı Kanuna aykırı olduğu, meslek ve meslektaşın hakkını korumak, çalışma ortam ve imkanlarını geliştirmek üzere kurulmuş meslek mensuplarının meslektaşın haklarını gasp edecek bu tür yaptırımlarının kabul edilmesinin mümkün olmadığı, eğitimlere herhangi bir katkısı olmayanlara huzur hakkı öngörülmesinin yöneticilerin kötü niyetini ortaya koyduğu belirtilerek Yönetmeliğin mesleğin ve meslektaşın gelişmesi, işinin kolaylaşması, yetki ve sorumluluklar yanında haklarının savunulması anlamında hiçbir kayda değer yanı ve yasallığı bulunmadığı iddia edilmekte ise de;
Avrupa Birliği müktesebatına uyum kapsamında yapılan çalışmalar sonucunda 3568 sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu’nun 44. maddesinde yapılan düzenleme ile Birliğe verilen ve yüksek mesleki standartlar oluşturulması amacıyla düzenlenecek meslek içi eğitimle ilgili eğitim konularını, sürelerini ve diğer hususlara ilişkin usul ve esasları düzenlemek konusundaki görevlendirmenin bir sonucu olarak Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği tarafından yürürlüğe konulan Sürekli Mesleki Geliştirme Eğitimi Yönetmeliğinin dava konusu edilen maddelerinde, kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, yasal dayanaktan yoksun bulunan davanın reddine karar verilmesi gerektiği, düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ SÜREÇ :
Dava konusu Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği Sürekli Mesleki Geliştirme Eğitimi Yönetmeliği, 26/07/2008 tarih ve 26948 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 5786 sayılı Kanunun 17. maddesi ile 3568 sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanununa eklenen “Mesleki geliştirme eğitimi” başlıklı 44. maddesi uyarınca 23/06/2018 tarih ve 30457 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE:
USUL YÖNÜNDEN:
Davalı Hazine ve Maliye Bakanlığının davacıların dava açma ehliyetinin bulunmadığına yönelik itirazı yerinde görülmeyerek işin esasına geçildi.

ESAS YÖNÜNDEN:
İlgili Mevzuat:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Çalışma hakkı ve ödevi” başlıklı 49. maddesinde, “Çalışma, herkesin hakkı ve ödevidir.” düzenlemesine; “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13. maddesinde, “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” düzenlemesine; “Yönetmelikler” başlıklı 124. maddesinin 1. fıkrasında, “Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilirler.” düzenlemesine; “Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları” başlıklı 135. maddesinin 1. fıkrasında, “Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşları; belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlakını korumak maksadı ile kanunla kurulan ve organları kendi üyeleri tarafından kanunda gösterilen usullere göre yargı gözetimi altında, gizli oyla seçilen kamu tüzelkişilikleridir.” düzenlemesine yer verilmiştir.
3568 sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu’nun “Amaç” başlıklı 1. maddesinde, “Bu Kanunun amacı, işletmelerde faaliyetlerin ve işlemlerin sağlıklı ve güvenilir bir şekilde işleyişini sağlamak, faaliyet sonuçlarını ilgili mevzuat çerçevesinde denetlemeye, değerlendirmeye tabi tutarak gerçek durumu ilgililerin ve resmi mercilerin istifadesine tarafsız bir şekilde sunmak ve yüksek mesleki standartları gerçekleştirmek üzere, (…) “Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik” ve “Yeminli Mali Müşavirlik” meslekleri ve hizmetleri ile Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları, Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliğinin kurulmasına, teşkilat, faaliyet ve denetimlerine, organlarının seçimlerine dair esasları düzenlemektir. (Ek cümle: 10.07.2008 – 5786 S.K/Madde 1) Birliğin kısa adı TÜRMOB’dur.”,
“Genel şartlar” başlıklı 4. maddesinde, “Meslek mensubu olabilmenin genel şartları şunlardır:
a) T.C. vatandaşı olmak (yabancı serbest muhasebeci mali müşavirler hakkındaki hüküm saklıdır).
b) Medeni hakları kullanma ehliyetine sahip bulunmak.
c) Kamu haklarından mahrum bulunmamak.
d) (Değişik bend: 10.07.2008 – 5786 S.K/Madde 2) Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, (…) zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkum olmamak.
e) Ceza veya disiplin soruşturması sonucunda memuriyetten çıkarılmış olmamak.
f) Meslek şeref ve haysiyetine uymayan durumları bulunmamak.”
“Serbest muhasebeci mali müşavir olabilmenin özel şartları” başlıklı 5. maddesinde, ” A) Serbest muhasebeci mali müşavir olabilmek için aşağıdaki özel şartlar aranır.
a) Hukuk, iktisat, maliye, işletme, muhasebe, bankacılık, kamu yönetimi ve siyasal bilimler dallarında eğitim veren fakülte ve yüksekokullardan veya denkliği Yükseköğretim Kurumunca tasdik edilmiş yabancı yükseköğretim kurumlarından en az lisans seviyesinde mezun olmak veya diğer öğretim kurumlarından lisans seviyesinde mezun olmakla beraber bu fıkrada belirtilen bilim dallarından lisansüstü seviyesinde diploma almış olmak.
b) (Değişik bend: 10.07.2008 – 5786 S.K/Madde 3) En az üç yıl staj yapmış olmak.
c) Serbest muhasebeci mali müşavirlik sınavını kazanmış olmak.

(Değişik 2. paragraf: 10.07.2008 – 5786 S.K/Madde 3) Kanunları uyarınca vergi inceleme yetkisini almış ve mesleki yeterlilik sınavında başarılı olduktan sonra yeminli mali müşavirlik sınavını vermiş olanlarda, serbest muhasebeci mali müşavirlik sınavını kazanmış olma şartı aranmaz.
d) Serbest muhasebeci mali müşavirlik ruhsatını almış olmak.”;
“Birliğin görevleri” başlıklı 29. maddesinde, “Birliğin görevleri aşağıda gösterilmiştir.
a) Mesleğin geliştirilmesi ile ilgili çalışmalar yapmak.
b) Meslek mensuplarının menfaatlerini, mesleki ahlak, düzen ve geleneklerini korumak.
(…)
e) Bu Kanuna göre çıkarılacak yönetmelikleri hazırlamak.
f) Milli ve milletlerarası mesleki kuruluşlara üye olmak, milletlerarası mesleki toplantılara katılmak. (…)”;
26/07/2008 tarih ve 26948 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 5786 sayılı Kanunun 17. maddesi ile 3568 sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanununa eklenen “Mesleki geliştirme eğitimi” başlıklı 44. maddesinde, “Meslek mensuplarının, mesleki faaliyetlerini fiilen devam ettirmeleri için Birlik ve odalar tarafından düzenlenecek mesleki geliştirme ve eğitim seminerlerine katılmaları zorunludur. Meslek içi eğitimle ilgili konular, eğitim programları ve süreleri ile diğer hususlara ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir.”;
“Yönetmelikler” başlıklı 50. maddesinde ise, “Bu Kanunla ilgili olarak aşağıda belirtilen hususlar çıkarılacak yönetmeliklerle düzenlenir. (…) k) Disiplin kovuşturması yapılması konusunda karar verecek merci, disiplin cezalarını vermeye yetkili merciler, disiplin cezalarına karşı yapılacak itirazın usul ve şartları ve disiplinle ilgili diğer hususlar,… m) Kanunun uygulaması ile ilgili diğer hususlar. (…) a, b, c, j, k, l, m bentlerinde belirtilen yönetmelikler Odalar Birliğince birliğin kurulmasından itibaren bir yıl içinde hazırlanır. Maliye Bakanlığının uygun görüşü alındıktan sonra Resmi Gazete’de yayımlanır. (n) bendinde belirtilen yönetmelik en geç altı ay içinde Maliye Bakanlığınca, diğer yönetmelikler Birlikçe, Birliğin kurulmasından itibaren altı ay içinde çıkarılır.” hükmüne yer verilmiştir.
Dava Konusu Yönetmeliğin 10. maddesi hariç diğer maddelerinin incelenmesi:
Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği, Anayasanın 135. maddesi uyarınca kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu olarak tanımlanmış, 3568 sayılı Kanun’un 29. maddesi gereği kendisine mesleğin geliştirilmesi ile ilgili çalışmalar yapma, meslek mensuplarının menfaatlerini, mesleki ahlak, düzen ve geleneklerini koruma görevleri verilmiş, 26/07/2008 tarih ve 26948 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 5786 sayılı Kanunun 17. maddesiyle 3568 sayılıı Kanuna eklenen 44. madde ile meslek mensuplarının, mesleki faaliyetlerini fiilen devam ettirmeleri için Birlik ve odalar tarafından düzenlenecek mesleki geliştirme ve eğitim seminerlerine katılmaları zorunluluğu düzenlenmiştir.
5786 sayılı Kanun tasarısında yer alan “Mesleki geliştirme eğitimi” başlıklı 15. maddesinin gerekçesinde ise, “Madde ile Kanunun 44. maddesi başlığı ile birlikte değiştirilerek gerek yeni Türk Ticaret Kanunu Tasarısının meslek mensupları açısından öngördüğü görev, yetki ve sorumlulukların daha iyi bir şekilde yerine getirilmesi, gerekse Avrupa Birliği revize 8 no’lu Şirketler Hukuku Direktifinin kanuni denetçiler hakkında eğitimle ilgili öngördüğü düzenlemelere uyum sağlanması için meslek mensuplarının sürekli eğitim faaliyetlerine katılımının temini hedeflenmektedir. Böylece, meslek mensupları katılacakları eğitim faaliyetleri sonucunda değişen mevzuat ile uluslararası denetim ve muhasebe standartları ve uygulamaları alanındaki gelişmeler hakkında güncel bilgiye sahip olacaklardır.” şeklinde belirtilmiştir.
Avrupa Parlamentosu ve Konseyi’nin 17 Mayıs 2006 tarih ve 2006/43/EC sayılı Direktifinin (Revize 8 numaralı Direktif) 13. maddesinde, üye ülkelerin yasal denetçilerin, teorik bilgi, mesleki beceri ve değerlerinin yeterince yüksek düzeyde olduğunu teyit etmek üzere uygun sürekli eğitim programlarına katılmalarını ve sürekli eğitim konusunda öngörülen koşullara uymayanların uygun yaptırımlara tabi olmalarını sağlama yükümlülüğü bulunduğu, 30. maddesinde ise yükümlülüklere uymayan yasal denetçiler ile denetim firmaları hakkında üye ülkelerce etkin, doğru orantılı ve caydırıcı yaptırımlar uygulanabileceği öngörülmüştür.
Buna göre, 3568 sayılı Kanuna eklenen 44. madde ile Avrupa Birliği müktesebatına uyum sağlanması hedeflenerek meslek mensuplarının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile genişleyen yetki, görev ve sorumlulukların yüksek mesleki standartlara kavuşturulması amaçlanmış, bu doğrultuda meslek mensuplarının mesleki faaliyetlerini fiilen devam ettirmeleri için Birlik ve odalar tarafından düzenlenecek mesleki geliştirme ve eğitim seminerlerine katılmaları zorunlu hale getirilmiş ve meslek içi eğitimle ilgili konular, eğitim programları ve süreleri ile diğer hususlara ilişkin usul ve esasların Yönetmelikle düzenleneceği belirtilmek suretiyle davalı idareye bu hususta yetki verilmiştir. Nitekim dava konusu Yönetmeliğin “Amaç” başlıklı 1. maddesinde de serbest muhasebeci mali müşavir ve yeminli mali müşavirlerin, yaşam boyu öğrenme sürecini benimsemelerini, uzmanlık alanları, üst unvanlar ve yeni iş alanları için hazırlanmalarını, uygulama, mevzuat ve yöntem bilgilerinde yeterli ve yetkin olmalarını, müşterilerine ve diğer paydaşlara yüksek kaliteli hizmet sunmaları için mesleki yetkinliklerini artırmalarını ve geliştirmelerini sağlamak; sürekli mesleki gelişim fırsat ve kaynaklarına erişimlerini kolaylaştırmak; kamu çıkarının korunması ve kamu güveninin sağlanması için mesleki yeterliklerini geliştirmek ve korumak; mesleki standartlar ile etik kurallara uyumunu tesis ve teşvik etmek üzere gerçekleştirilecek katılımı zorunlu eğitim faaliyetlerini, bu faaliyetlerin gerçekleştirilme yöntemlerini, zorunlu eğitim faaliyetlerine katılmama halinde uygulanacak yaptırımları belirlemek olarak ifade edilmiştir.
Dava konusu Yönetmeliğin 5. maddesinde ise, Sürekli mesleki geliştirme eğitim programlarının amaçları, 6. maddesinde, Sürekli Mesleki Geliştirme Eğitimi Merkezi Yönetim Kurulu, 7. maddesinde, Sürekli Mesleki Geliştirme Merkezi Denetleme Kurulu, 8. maddesinde, Sürekli mesleki geliştirme eğitim programları, 9. maddesinde, Sürekli mesleki geliştirme eğitim programlarına katılım, 11. maddesinde, Sürekli mesleki geliştirme eğitim süreleri, 12. maddesinde, Sürekli mesleki geliştirme eğitiminde en az sürelerin yerine getirilmesi, 13. maddesinde, Sürekli mesleki geliştirme eğitimi kapsamında değerlendirilecek diğer faaliyetler, 14. maddesinde, Sürekli mesleki geliştirme eğitim sicili, 15. maddesinde, Sürekli mesleki geliştirme eğitim sertifikası, 16. maddesinde, Odalar ve TESMER Şubelerince yürütülecek programlarda eğitmenler, 17. maddesinde Eğitim sorumluları, 18. maddesinde, Eğitimin faaliyetlerinin planlanması, 19. maddesinde, Eğitimin faaliyetlerinin yürütülmesine ilişkin faaliyetler, 20. maddesinde, Sürekli mesleki geliştirme eğitimi kapsamında değerlendirilecek diğer faaliyetlere ilişkin esaslar, 21. maddesinde, Akreditasyon, 22. maddesinde, Merkezin mali kaynakları, 23. maddesinde, Merkezin giderleri, 24. maddesinde ise, faaliyette bulunmayanların durumuna ilişkin düzenlemelere yer verilmiştir.
Dava konusu Yönetmeliğin “Sürekli mesleki geliştirme eğitim süreleri” başlıklı 11. maddesinde yer verilen, “Her meslek mensubunun yılda en az 30 saatlik ve her üç yılda en az 120 saatlik sürekli mesleki geliştirme eğitim programına katılması gereklidir. Üç yıllık dönemde 120 saatin üzerinde mesleki gelişim eğitimi alınması halinde, bu eğitimler izleyen üç yıla devredilmez.” düzenlemesi, “Sürekli mesleki geliştirme eğitiminde en az sürelerin yerine getirilmesi” başlıklı 12. maddesi ve “Sürekli mesleki geliştirme eğitimi kapsamında değerlendirilecek diğer faaliyetler” başlıklı 13. maddesinde yer verilen düzenlemelere bakıldığında da, meslek mensuplarının mesleğini ifa edebilmesi için her yıl meslek içi eğitim almasının zorunlu görülmesinin Anayasanın 48. maddesinde yer alan çalışma hak ve özgürlüğünün ölçülülük ilkesine aykırı olarak sınırlanmasına yol açmayacağı da anlaşılmaktadır.
Bu durumda, dava konusu Yönetmelik ile, 3568 sayılı Kanunun 44. madde düzenlemesi çerçevesinde mesleki geliştirme ve eğitim zorunluluğu öngörülmesinde ve meslek içi eğitimle ilgili konular, eğitim programları, süreleri ve diğer hususları düzenleyen maddelerinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Dava Konusu Yönetmeliğin 10. maddesinin 1. fıkrasının incelenmesi:
3568 sayılı Kanunun “Disiplin cezaları” başlıklı 48. maddesinde, “Mesleğin vakar ve onuruna aykırı fiil ve hareketlerde bulunanlarla, görevlerini yapmayan veya kusurlu olarak yapan yahut da görevinin gerektirdiği güveni sarsıcı hareketlerde bulunan meslek mensupları hakkında, muhasebe ve müşavirlik hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesi maksadı ile durumun niteliğine ve ağırlık derecesine göre aşağıdaki disiplin cezaları verilir.
Disiplin cezaları şunlardır:
a) Uyarma; meslek mensubuna mesleğinin icrasında daha dikkatli davranması gerektiğinin yazı ile bildirilmesidir.
b) Kınama; meslek mensubuna görevinde ve davranışında kusurlu sayıldığının yazı ile bildirilmesidir.
c) Geçici olarak mesleki faaliyetten alıkoyma; mesleki sıfatı saklı kalmak şartıyla altı aydan az, bir yıldan çok olmamak üzere mesleki faaliyetten alıkoymadır.
d) Yeminli sıfatını kaldırma; yeminli mali müşavirin yeminli sıfatının kaldırılmasıdır.
e) Meslekten çıkarma; meslek mensubunun ruhsatnamesinin geri alınarak bir daha bu mesleği icra etmesine izin verilmemesidir.
Mesleki kurallara, mesleğin vakar ve onuruna aykırı fiil ve harekette bulunanlarla, görevin gerektirdiği güveni sarsıcı harekette bulunan meslek mensupları hakkında, ilk defasında uyarma, tekrarında ise kınama cezası uygulanır…” düzenlemesine yer verilmiştir.
31.10.2000 tarih ve 24216 sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu Disiplin Yönetmeliğinin 6. maddesinin (z) bendinde, “Bu Yönetmelikte yer almayan, 3568 sayılı Kanuna aykırı diğer eylemlerde bulunulması ve Birlikçe çıkarılmış diğer yönetmelik hükümlerine ve zorunlu meslek kararlarına uyulmaması” kınama cezasını gerektiren haller arasında düzenlenmiştir.

Dava konusu Yönetmeliğin “Sürekli mesleki geliştirme eğitim programlarına katılım” başlıklı 9. maddesinde, “Tüm meslek mensuplarının, meslek ruhsatlarını edindikleri yılı takip eden yılın ilk gününden başlayarak, meslekle ilişiklerinin kesildiği güne kadar sürekli mesleki geliştirme eğitim programlarına düzenli olarak katılımı zorunludur.”, “Yaptırım” başlıklı 10. maddesinde ise, “(1) Sürekli mesleki geliştirme eğitim programlarına katılmayan meslek mensupları hakkında 31/10/2000 tarihli ve 24216 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu Disiplin Yönetmeliği hükümleri uygulanır.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Anayasa’nın 38. maddesinin birinci fıkrasında “Kimse, …kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz.” denilerek suçun kanuniliği, üçüncü fıkrasında da “Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur.” denilerek cezanın kanuniliği ilkesi getirilmiştir. Anayasa’da öngörülen suçta ve cezada kanunilik ilkesi, ceza hukukunun da temel ilkelerinden birini oluşturmaktadır. Suçta ve cezada kanunilik ilkesi uyarınca hangi fiillerin suç sayıldığının ve bu fiillere verilecek cezaların hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak bir şekilde kanunda gösterilmesi; kuralın açık, anlaşılır ve sınırlarının belli olması gerekmektedir. (AYM, E.2018/30, K.2018/94, 25/09/2018, §.12)
Gerek adli gerekse idari suçlarda, davranış normlarına aykırı ve haksızlık teşkil eden bir fiille kanun koyucunun koruma altına aldığı bir hukuki değerin ihlali söz konusu olduğundan her iki suç türü arasında büyük benzerlikler bulunmaktadır. Adli suçlarla idari suçlar arasındaki fark, esas itibarıyla nicelik yönünden olup adli suçlardaki haksızlık içeriği idari suçlara nazaran daha yoğundur. Öte yandan adli suçlar karşılığında öngörülen yaptırımlar idari suçlardan farklı olarak hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektirse de her iki alanda öngörülen yaptırımlar yoğun maddi cebir içermektedir. Bu nedenle Anayasa’nın 38. maddesinde öngörülen ilkelerin idari suçlar yönünden de uygulanması gerekmektedir. (AYM, E.2018/30, K.2018/94, 25/09/2018, §.13)
Bununla birlikte idari suçlarda kanun koyucunun daha az önem atfettiği bir hukuki değerin ihlal edilmesi nedeniyle hürriyeti bağlayıcı ceza dışında bir yaptırımın öngörülmesi karşısında Anayasa’nın 38. maddesindeki ilkelerin aynı boyut ve kapsamıyla idari suçlara da uygulanması işin mahiyetine uygun düşmemektedir. Bu bağlamda yasama organının ağır işleyen yapısı ile ekonomik ve teknik hayatın hızla değişen ve gelişen şartları gözetilerek suç ve cezalarda kanunilik ilkesinin idari suçlar yönünden daha esnek uygulanması gerekmektedir. (AYM, E.2018/30, K.2018/94, 25/09/2018, §.14)
Anayasa Mahkemesi kararlarında vurgulandığı üzere disiplin suçunun kanunda belirlenerek karşılığında bir disiplin cezasının gösterilmiş olması yeterli olup suç sayılan eylemler ve cezası kanunda gösterildikten sonra yasama organının uzmanlık ve idare tekniğine ilişkin konularda alınacak önlemlerin kamu hizmetlerinin ve toplumsal ihtiyaçların değişkenliği çerçevesinde duyulan gereksinmelere uygunluğunu sağlamak amacıyla yürütme organına yetki vermesi idari kararlarla suç ihdası ve dolayısıyla kanunilik ilkesinin ihlali anlamına gelmemektedir. (AYM, E.2018/30, K.2018/94, 25/09/2018, §.15)

3568 sayılı Kanunun 48. maddesinde disiplin cezaları düzenlenmiş, Kanunun 50. maddesinin (k) bendinde ise, disiplin kovuşturması yapılması konusunda karar verecek merci, disiplin cezalarını vermeye yetkili merciler, disiplin cezalarına karşı yapılacak itirazın usul ve şartları ve disiplinle ilgili diğer hususların çıkarılacak yönetmeliklerle düzenleneceği belirtilmiştir.
Bu durumda, 3568 sayılı Kanunda ve 3568 sayılı Kanunun verdiği yetkiye dayanılarak çıkarılan Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu Disiplin Yönetmeliğinde, sürekli mesleki geliştirme eğitim programlarına katılmama durumunda ilgili kişi hakkında disiplin cezası uygulanacağına dair bir düzenlemeye yer verilmediği, Disiplin Yönetmeliğinde, “Bu Yönetmelikte yer almayan, 3568 sayılı Kanuna aykırı diğer eylemlerde bulunulması ve Birlikçe çıkarılmış diğer yönetmelik hükümlerine ve zorunlu meslek kararlarına uyulmaması” fiilinin disiplin cezasını gerektirdiğine ilişkin genel bir düzenlemeye yer verildiği anlaşılmakta olup, suç ve cezaların kanuniliği ilkesine aykırı düzenleme getiren dava konusu düzenlemenin hukuka aykırı olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.
Dava Konusu Yönetmeliğin 10. maddesinin 2. fıkrasının incelenmesi:
Dava Konusu Yönetmeliğin 10. maddesinin 2. fıkrasında, “Katılım zorunluluğu yerine getirilinceye kadar, çalışanlar listesine kayıtlı meslek mensuplarının büro tescil belgeleri vize edilmez, çalışanlar listesi kayıt ve faaliyet belgesi alma talepleri yerine getirilmez. Sürekli mesleki geliştirme eğitim programını tamamlamayan meslek mensupları stajyer mentorluğu yapamazlar.” hükmüne yer verilmiştir.
3568 sayılı Kanunun 50. ve Geçici 4. maddesine dayanılarak 03.01.1990 tarih ve 20391 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ve Yeminli Mali Müşavirlerin Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 11. maddesi gereğince, ruhsat almış olan meslek mensuplarının; bağımsız olarak tek başına veya ortaklık veyahut şirket kurarak mesleki faaliyette bulunmak istedikleri takdirde; “çalışanlar listesine” kayıt olmak üzere işyerlerinin bağlı olduğu ilgili odaya başvurmaları gerektiği, 14. maddesi gereğince, her meslek mensubu mesleki faaliyetine başlamadan önce bağlı olduğu oda bilgisinde iş yeri açmak zorunda olduğu, büro edinen meslek mensuplarının odaya kayıt olduktan itibaren üç ay içinde Büro Tescil Belgesi almak zorunda oldukları ve Büro Tescil Belgelerinin iki yılda bir vize ettirileceği kurala bağlanarak meslek mensuplarının mesleki faaliyetini fiilen yerine getirebilmesi için birtakım yükümlülükler öngörülmüştür.
Dava konusu Yönetmelik fıkrasında ise, mesleğin fiilen yapılabilmesi için gerekli olan çalışanlar listesi kayıt ve faaliyet belgesi alma, büro tescil belgelerinin vize edilmesi taleplerinin sürekli mesleki geliştirme eğitim programlarına katılım zorunluluğu sağlanıncaya kadar yerine getirilmeyeceği yönünde düzenleme yapıldığından bu hususta dava konusu düzenlemede dayanağı Kanun maddesine ve hukuka aykırılık görülmemiştir.
Öte yandan, stajın aday meslek mensuplarının kendilerini yetiştirmelerine imkan sağlayacak şekilde bir meslek mensubunun yanında veya gözetim ve denetimi altında yapılması gerektiği, stajda temel hedefin mesleki disiplin, bilgi, deneyim, ve yeterliliğe sahip meslek mensubu yetiştirmek olduğu dikkate alındığında meslek mensupları için öngörülen mesleki standartların aday meslek mensupları için de geçerli olduğu açıktır. Buna göre, 3568 sayılı Kanun ile davalı idareye verilen görev, yetki ve sorumluluklar çerçevesinde dava konusu fıkrada yer alan “sürekli mesleki geliştirme eğitim programını tamamlamayan meslek mensupları stajyer mentorluğu yapamazlar.” düzenlemesinde de dayanağı Kanun maddesine ve hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Dava konusu Yönetmeliğin 10. maddesinin 1. fıkrasının İPTALİNE,
2. Dava konusu Yönetmeliğin 10. maddesinin 1. fıkrası hariç diğer maddeleri yönünden DAVANIN REDDİNE,
3. Dava kısmen iptal, kısmen ret ile sonuçlandığından ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …-TL yargılama giderinin yarısı olan …-TL tutarın davacı üzerinde bırakılmasına ve karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca …TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, yargılama giderinin yarısı olan …TL tutar ile karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca …-TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere,
15/11/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.