Danıştay 12. Daire Başkanlığı 2022/197 E. , 2022/5453 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONİKİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/197
Karar No : 2022/5453
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Başkanlığı
VEKİLİ : I. Hukuk Müşaviri …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : …. İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Ankara İli, Çankaya İlçesi, … Merkez Camisi müezzin kayyımı olarak görev yapan davacının, Diyanet İşleri Başkanlığı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği’nin 5. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan “Atamalarında dini öğrenim şartı esas alınan unvanlarda; itikat, ibadet, tavır ve hareketlerinin İslâm törelerine uygunluğunun çevresinde bilinir olduğu şeklinde ortak bir nitelik taşımak” şartını kaybettiğinden bahisle, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 98. maddesinin (b) bendi uyarınca görevine son verilmesine ilişkin … tarih ve …sayılı işlemin iptali ile yoksun kaldığı özlük ve parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince, Danıştay Onikinci Dairesinin … tarihli ve E:…, K:… sayılı bozma kararına uyularak; davacıya atfedilen fiil ve davranışları hakkında görgü ve bilgiye dayalı tanık anlatımlarının bulunmadığı, soruşturma raporunda; iddia ile ilgili olarak mahallinde ve daha sonra da Başkanlıkça tahkikat yapılması sırasında bahse konu ilişkinin çevrede duyulduğu belirtilmesine karşın çevrede kimler tarafından duyulduğu hususunun açıklığa kavuşturulmadığı gibi olayı duyan kişi veya kişilerin ifadelerine başvurulmadığı açık olup söz konusu fiillerin alenileştiğine, mesleğine ya da sosyal çevresine yansımaları olduğuna ilişkin yeterli bir bulgunun ortaya konulamadığı, dolayısıyla, davacıya isnat edilen fiillerin, Yönetmelik’te aranan çevresinde bilinir olduğu hususunun her türlü şüpheden uzak, somut, inandırıcı ve tereddüte yer bırakmayacak kesin deliller ile ispat edilememesi nedeniyle davacının, Diyanet İşleri Başkanlığı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği’nin 5. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde düzenlenen ortak nitelik şartını kaybettiğinden bahsedilemeyeceği sonucuna ulaşıldığından, davacının görevine son verilmesi yönünde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı; öte yandan, Anayasa’nın 125. maddesinin son fıkrası gereğince, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödeme yükümlülüğü karşısında, davacının yoksun kaldığı parasal haklarının tazmini gerektiğinden dava konusu işlemin iptaline, davacının bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının tahakkuk tarihlerinden itibaren her ay ayrı ayrı işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesi isteminin kabulüne hükmedilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacının Yönetmelik’te aranılan ortak nitelik şartını kaybettiği, davacının H.B. isimli kadınla gayri meşru ilişkisinin olduğu, kadının komşularının bu hususu bildiği ve dolayısıyla çevrede bilinirlik şartının gerçekleştiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 6545 sayılı Kanun ile değişik 50. maddesinin 4. fıkrasında , Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesinin bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılacağı hükmüne yer verilmiştir.
Temyizen incelenen kararda, İdare Mahkemesince bozma kararında belirtilen esaslara uyulduğu anlaşılmış olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 6545 sayılı Kanun’un 22. maddesiyle değişik “Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar” başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde; temyiz incelemesi sonunda kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa Danıştayın kararı düzelterek onayacağı kurala bağlanmıştır.
Bilindiği üzere faiz; bir işlem nedeniyle hakları ihlal edilen ilgililerin, bu işlem nedeniyle uğradıkları parasal kayıplarının veya yoksun kaldıklarını öne sürdükleri mali haklarının gecikerek ödenmesi ya da hiç ödenmemesi durumunda, bu gecikmeden doğacak zararı karşılayan bir meblağ olup, bu niteliği itibariyle yasal faiz, asıl alacağa bağlı fer’i bir alacak niteliğindedir.
Bir idari işlem veya eylemden dolayı uğranılan zararın tazmini istemiyle açılan davalarda, uygulanacak yasal faizin başlangıç tarihi olarak;
a) İdareye başvuru var ise, bu başvuru tarihinin;
b) İdareye başvuru yok ise, davanın açıldığı tarihin;
c) Önce, yalnızca idari işlemin iptaline yönelik iptal davası açılması ve işlemin iptaline karar verilmesini takiben yasal süresi içerisinde iptale dayalı olarak tam yargı davası açılması durumunda, ilk davanın (iptal) açıldığı tarihteki başvuru tarihinin; başvuru yok ise, anılan (iptal) davasının açıldığı tarihin;
esas alınması gerektiği, istikrar kazanmış Danıştay İçtihatlarıyla kabul edilmektedir.
Bu bağlamda, davacıya ödenen parasal haklara uygulanacak “yasal faizin başlangıç tarihi” olarak, görevine son verilmesine ilişkin işleme karşı dava açtığı tarihin esas alınması ve anılan tarihten davalı idarece ödemelerin yapıldığı tarihlere kadar hesaplanacak yasal faizin davacıya ödenmesine karar verilmesi gerekirken; söz konusu parasal haklara, ödenmesi gereken tarihlerden itibaren her ay ayrı ayrı işletilecek yasal faizin davalı idarece hesaplanarak davacıya ödenmesine şeklinde hüküm kurulmasında hukuka ve Danıştay içtihatlarına uygunluk bulunmamakta ise de; bu yanlışlık; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan eksiklik ve yanlışlık kapsamında olduğundan, İdare Mahkemesi kararının yasal faize ilişkin bölümünün, “davacının yoksun kaldığı parasal hakların, iptal davasının açıldığı tarihten ödemelerin yapıldığı tarihe kadar hesaplanacak yasal faizinin davacıya ödenmesine” şeklinde düzeltilerek onanması gerektiği sonucuna varılmıştır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine,
2. … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararının yasal faize ilişkin kısmının, yukarıda belirtilen şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
5. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 14/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.