Danıştay Kararı 10. Daire 2019/4215 E. 2022/5209 K. 14.11.2022 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2019/4215 E.  ,  2022/5209 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/4215
Karar No : 2022/5209

KARARIN DÜZELTİLMESİNİ
İSTEYEN (DAVALI) : … Valiliği
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN_ÖZETİ : Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesinin 05/06/2018 tarih ve E:2016/7855, K:2018/5566 sayılı kararının, davalı idare tarafından, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 54. maddesi uyarınca düzeltilmesine karar verilmesi istenilmektedir.

SAVUNMANIN_ÖZETİ : Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Davalı idarenin karar düzeltme isteminin kabulü ile, kadastro çalışmaları tamamlanmış olan yerler için komisyon tarafından ayrıca keşfe gerek görülmeyip tapu kayıtları dikkate alınarak değerlendirme yapılmasının 5233 sayılı Yasanın ruhuna aykırı olmadığı, buna rağmen başvuru sahipleri tarafından yine de zararlarının bulunduğunun iddia edilmesi halinde ise zarara uğranıldığı ileri sürülen yıllarda kendilerinin taşınmaza / taşınmazlara malik olduğunu gösteren belgeleri, zarara uğranıldığı ileri sürülen taşınmaza / taşınmazlara ilişkin kadastro tespitine itiraz veya tapu iptali ve tescil talepli bir dava açtığını gösteren kayıtları veya kadastro sonrası adına ilk tescil yapılan kişinin 5233 sayılı Kanun’dan kaynaklı haklarını kendisine devrettiğini belirten bir muvafakatnameyi sunmalarının gerektiği, uyuşmazlık konusu olayda yerleşim biriminden kadastro geçmesine rağmen davacı adına tapu kaydı oluşturulmadığı ancak bu durumun zarara uğranıldığı ileri sürülen yıllarda tapusuz olan veya tapusu bulunmakla birlikte henüz yeni sicile işlenmeyen taşınmazda / taşınmazlarda davacının mülkiyet hakkının bulunabileceği gerçeğini değiştirmediği, öte yandan Kadastro Kanunu hükümleri uyarınca yapılan işlemlerin geçmişe ilişkin veriler dikkate alınarak gerçekleştirildiği, dolayısıyla anılan Kanun uyarınca yapılan işlemlerin taşınmazın / taşınmazların kadastro işlemi öncesinde kimin malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduğu hususunda tespitler içerdiğinden bağlayıcı işlemler olduğu, bundan dolayı zarara uğranıldığı ileri sürülen yıllarda davacının taşınmaza malik olup olmadığının taşınmazın / taşınmazların kesinleşen kadastro tutanakları dikkate alınarak belirlenmesi gerektiği, bu inceleme neticesinde davacının o dönem taşınmaza / taşınmazlara malik olmadığı tespit edilirse davacıdan zarar iddiasında bulunduğu taşınmazın / taşınmazların kadastro sonrası adına ilk tescil yapılan ve 5233 sayılı Kanun’dan kaynaklı olarak haklarını kullanmayan kişiden (mal varlığına ulaşamadığından bahisle kendisine ödeme henüz ödeme yapılmayan), taşınmaz / taşınmazlar için 5233 sayılı Kanun’dan kaynaklı haklarını davacıya devrettiğini belirten bir muvafakatname istenilmesi, davacının zarara uğradığını ileri sürdüğü yıllarda taşınmaza / taşınmazlara malik olmadığının tespit edilmesi ve davacı tarafından muvakafatname de sunulamaması durumunda davanın reddine karar verilmesi, diğer durumlarda ise davacının talebinin esastan incelenerek yeniden bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince gereği görüşüldü:
Danıştay dava daireleri ile İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurullarının temyiz üzerine verilen kararları hakkında, ancak 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmaya devam edilen) 54. maddesinde yazılı nedenlerle kararın düzeltilmesi istenebilir. Kararın düzeltilmesi dilekçesinde öne sürülen hususlar ise, anılan maddede yazılı nedenlerden hiçbirine uymamaktadır.
Ayrıca kadastro çalışması tamamlanan yerlerde yapılmış ya da yapılacak keşiflerde, tespit edilen taşınmazların tapu kayıtlarının davacı taraftan isteneceği, tapu kayıtlarının bulunmaması halinde ise zilyetlik ve kadastro sonucu arasındaki farkın bilgi, belge (dava, belge, sözleşme…) ile davacı tarafından açıklanması gerektiği, açıklanmadığı takdirde keşifte tespit edilen tapusuz taşınmazların değerlendirilemeyeceği, öte yandan mükerrer ödemeye sebebiyet verecek şekilde işlem tesis edilemeyeceği açıktır.

Açıklanan nedenle, kararın düzeltilmesi isteminin yukarıda belirtilen açıklama ile reddine, karar düzeltme yargılama giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretinin iadesine, 14/11/2022 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.