DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/2156 E. , 2022/3240 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/2156
Karar No : 2022/3240
TEMYİZ EDENLER : 1-(DAVALI) : … Bakanlığı
VEKİLİ : …
2-(DAVALI YANINDA MÜDAHİL) : … Odası
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : … Odası
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU: Danıştay Sekizinci Dairesinin 19/01/2022 tarih ve E:2017/7299, K:2022/64 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 21/09/2017 tarih ve 30187 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Maden Yönetmeliği’nin 4. maddesinin 1. fıkrasının (ö) bendinin, 12. maddesinin 1. fıkrasının, 18. maddesinin 2. fıkrasının, 19. maddesinin 2. fıkrasının, Geçici 2. maddesinin 2. fıkrasının ve Yönetmeliğin ekinde yer alan Ek-8’in “Ön/Genel/Detay Arama Dönemi Termin Planı” kısmının belirtilen bölümleri ile hazırlayanın imza bölümünün, Ek-11’in hazırlayanın imza bölümünün, Ek-12’nin 6.3. maddesinin 1., 8. ve 10. fıkraları ile hazırlayanın imza bölümünün, Ek-13’ün raporda bulunması zorunlu olan asgari faaliyetlerin sayıldığı bölümünün 4. ve 5. maddeleri ile hazırlayanın imza bölümünün, Ek-14’ün 4.1. maddesinin 2. fıkrası ile 5.1. maddesinin (d) bendinin, Ek-25’in 4.1. ve 4.2. maddelerinin iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 19/01/2022 tarih ve E:2017/7299, K:2022/64 sayılı kararıyla; davalı idarenin usule ilişkin itirazı yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş,
Anayasa’nın 168. maddesi, 3213 sayılı Maden Kanunu’nun 3. maddesinde yer alan “Maden Arama Projesi”, “Ön İnceleme Raporu”, “Ön Arama Faaliyet Raporu”, “Genel Arama Faaliyet Raporu” ve “Detay Arama Faaliyet Raporu” tanımları ile 16. maddesinin 1., 6. ve 7. fıkraları, 17. maddesinin 1. ve 2. fıkraları, Türk Mühendis ve Mimarlar Odaları Birliği Jeofizik Mühendisleri Odası Ana Yönetmeliği’nin 5. maddesinde yer alan “Jeofizik” tanımı, Türk Mühendis ve Mimarlar Odaları Birliği Jeofizik Mühendisleri Odası Serbest Müşavirlik Mühendislik Hizmetleri, Büro Tescil ve Mesleki Denetim Yönetmeliği’nin 5. maddesi, Türk Mühendis ve Mimarlar Odaları Birliği Jeoleji Mühendisleri Odası Ana Yönetmeliği’nin 4. maddesinde yer alan “jeoloji mühendisliği” tanımı ile 6. maddesinde yer alan kurallar aktarılarak,
Davacı tarafından, dava dilekçesinin konu ve sonuç kısımlarında, dava konusu Yönetmelik’in ekinde yer alan “Genel Arama Faaliyet Raporu” başlıklı Ek-12’nin 6.3. maddesinin 1., 8. ve 10. fıkralarının, “Detay Arama Faaliyet Raporu” başlıklı Ek-13’ün raporda asgari faaliyetlere ilişkin bulunması zorunlu unsurların sayıldığı kısımda yer alan 4. ve 5. bendinin, Ek-14’ün 4.1. maddesinin 2. fıkrasının, “Fizibilite Raporu” başlıklı Ek-25’in 4.1. ve 4.2. maddelerinin iptali istemine yer verilmiş ise de, dilekçenin içeriğinden Ek-12’nin 6.3. maddesinin 1. ve 8. fıkralarında yer alan “gerektiğinde” ibaresi ile 10. fıkrasında yer alan “gerekli durumlarda” ibaresinin, Ek-13’ün 4. bendinde yer alan “gerekli görülmesi” ibaresi ile 5. bendinde yer alan “veya” ibaresinin, Ek-14’ün 4.1. maddesinin 2. fıkrasında yer alan “gerektiğinde” ibaresinin, Ek-25’in 4.1. maddesinde yer alan “gerektiğinde” ibaresi ile 4.2. maddesinde yer alan “veya” ibaresinin iptali istemine yönelik olduğu anlaşıldığından, incelemenin bu ibareler yönünden yapıldığı,
Yukarıda belirtilen mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; I. Grup, II. Grup (a) ve (c) bendi madenler için doğrudan işletme ruhsatı verileceği, II. Grup (b) bendi, III. Grup, IV. Grup ve V. Grup madenlerin ise arama ruhsatı ile aranacağı, I. Grup (b) bendi ve IV. Grup madenler dışındaki ruhsatların ihale ile verileceği, ihale yolu ile hak sağlanan sahaların ihâle bedelinin yatırılmasını müteakip iki ay içinde ön inceleme raporu ile arama dönemi faaliyetlerinin yerine getirilebilmesi için gerekli olan mali yeterliliği de içeren maden arama projesinin verilmesi ve ruhsat bedelinin yatırılması hâlinde arama ruhsatı verileceği, II. Grup (b) bendi ve IV. Grup madenler için müracaatların Genel Müdürlüğe doğrudan yapılacağı, talep edilen alanın müsait olan kısmının müracaat tarihinde müracaat edene bildirileceği ve iki ay içinde ön inceleme raporu, arama dönemi faaliyetlerinin yerine getirilebilmesi için gerekli olan mali yeterliliği de içeren maden arama projesinin verilmesi ve ruhsat bedelinin yatırılması hâlinde arama ruhsatının verileceğinin anlaşıldığı,
Ayrıca, arama ruhsatının düzenlenmesinden sonraki ilk bir yılın ön arama dönemi olduğu, ön arama süresi sonuna kadar, asgari faaliyetlerin tamamlandığını ve bu faaliyetlere ilişkin yatırım harcamalarını gösteren ön arama faaliyet raporunun verilmesinin zorunlu olduğu, arama ruhsatının, IV. Grup madenlerde iki yıl, diğer gruplarda bir yıl olmak üzere genel arama dönemine hak sağlayacağı, genel arama dönemi süresi sonuna kadar maden arama projesinde belirtilen maden kaynağına ilişkin bilgilerin ve bu dönemde yapılan arama faaliyetlerine ilişkin yatırım harcamalarını da gösteren genel arama faaliyet raporunun verilmesinin zorunlu olduğu, arama ruhsatının, IV. Grup madenlerde dört yıl detay arama dönemine hak sağlayacağı, II. Grup (b) bendi, III. ve V. Grup ruhsatlarda ise genel arama dönemi sonuna kadar işletme ruhsat talebinde bulunulmaması hâlinde ruhsatın iptal edileceği, detay arama dönemi sonuna kadar görünür maden kaynağına ilişkin bilgilerin ve bu dönemde yapılan arama faaliyetlerine ilişkin yatırım harcamalarını gösteren detay arama faaliyet raporunun verilmesinin zorunlu olduğu, IV. Grup (b), (c) ve (ç) bendi maden arama ruhsatlarında detay arama dönemini takiben fizibilite çalışmalarına ihtiyaç duyularak gerekçesi ile birlikte Genel Müdürlüğe müracaatta bulunulması ve talebin uygun bulunması hâlinde, detay arama dönemi sonrasında iki yıllık bir fizibilite dönemine hak sağlanacağı, iki yıllık süre sonuna kadar fizibilite raporunun verilmesinin zorunlu olduğunun görüldüğü,
Dava konusu Yönetmelik maddelerinde de, ön, genel, detay ve fizibilite dönemlerinden oluşan maden arama dönemi ile ön inceleme raporu, maden arama projesi ve işletme projesinin düzenlenmesi aşamalarında hangi çalışmaların yapılacağı ve arama dönemleri ile ilgili proje ve faaliyet raporlarını hazırlamaya kimlerin yetkili olduğunun düzenlendiği,
Davacı Oda tarafından, maden arama faaliyetlerinin her aşamasında jeofizik çalışmaların zorunlu olduğu, dava konusu maddelerde ise, jeofizik mühendislerinin maden arama faaliyetlerine ilişkin mesleki yetkilerinin sınırlandırıldığı, bu sınırlandırmanın da üç farklı şekilde yapıldığı; dava konusu maddelerin bir kısmında, jeofizik çalışmalara hiç yer verilmeyerek eksik düzenleme yapıldığı, bir kısmında, “gerektiğinde/gerekli görülmesi halinde” ibarelerine yer verilerek jeofizik çalışmanın idarenin tercihine bırakıldığı, bu konuda idareye keyfiyet getirildiği, maddelerin bazılarında ise, jeofizik uygulamaya yer verildiği ancak jeofizik mühendisinin yaptığı iş için başka bir mühendislik dalı olan jeoloji mühendisine imza yetkisi verildiğinin ileri sürüldüğü,
İptal davalarının, idarî işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan davalar olduğu, idari işlemin ise, idarenin kamu gücü kullanarak tek taraflı olarak tesis ettiği hukuki sonuç doğuran işlem olduğu, idareyi işlem yapmaya sevk eden hukuki ve maddi etkenlerin ise idari işlemin sebep unsurunu oluşturduğu, dava konusu işlemin sebep unsuru yönünden hukuki denetiminin yapılabilmesinin; bu değerlendirmeyi doğrulayan maddi sebeplerin davalı idarece somut şekilde ortaya konulmasına ve izah edilmesine bağlı olduğu, bu konudaki yükümlülüğün ise dava konusu işlemi tesis eden davalı idareye ait olduğu,
Uyuşmazlıkta; davalı idarece, dava konusu düzenlemelerde hukuka aykırılık bulunmadığı savunulmakta ise de, söz konusu düzenlemelerin bilimsel gerekçesinin ortaya konulamadığının anlaşıldığı,
Bu durumda, ön, genel, detay ve fizibilite dönemlerinden oluşan maden arama dönemi ile ön inceleme raporu, maden arama projesi ve işletme projesinin düzenlenmesi aşamalarında hangi çalışmaların yapılacağı ve arama dönemleri ile ilgili proje ve faaliyet raporlarını hazırlamaya kimlerin yetkili olduğu hususunda bilimsel bir rapor esas alınarak düzenleme yapılması ve gerekirse bilimsel rapor oluşturulurken sektör temsilcilerinin de katılımının sağlanması gerekirken, bilimsel bir rapora dayanılmaksızın jeoloji mühendislerine öncelik hakkı tanıyacak ve jeofizik biliminden yararlanılması konusunda keyfiyete sebebiyet verecek şekilde yapılan dava konusu düzenlemelerde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle,
21/09/2017 tarih ve 30187 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Maden Yönetmeliği’nin 4. maddesinin 1. fıkrasının (ö) bendinin, 12. maddesinin 1. fıkrasının, 18. maddesinin 2. fıkrasının, 19. maddesinin 2. fıkrasının, Geçici 2. maddesinin 2. fıkrasının ve Yönetmeliğin ekinde yer alan Ek-8’in “Ön/Genel/Detay Arama Dönemi Termin Planı” kısmının belirtilen bölümleri ile hazırlayanın imza bölümünün, Ek-11’in hazırlayanın imza bölümünün, Ek-12’nin 6.3. maddesinin 1. ve 8. fıkralarında yer alan “gerektiğinde” ibaresi ile 10. fıkrasında yer alan “gerekli durumlarda” ibaresinin ve hazırlayanın imza bölümünün, Ek-13’ün raporda bulunması zorunlu olan asgari faaliyetlerin sayıldığı bölümünün 4. bendinde yer alan “gerekli görülmesi” ibaresi ile 5. bendinde yer alan “veya” ibaresinin ve hazırlayanın imza bölümünün, Ek-14’ün 4.1. maddesinin 2. fıkrasında yer alan “gerektiğinde” ibaresinin ve 5.1. maddesinin (d) bendinin, Ek-25’in 4.1. maddesinde yer alan “gerektiğinde” ibaresi ile 4.2. maddesinde yer alan “veya” ibaresinin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davalı idare ve davalı yanında müdahil tarafından, dava konusu düzenlemelerin bir kısmında jeofizik çalışmalara ihtiyaç bulunmaması nedeniyle hiç yer verilmediği, bir kısmında ise jeofizik çalışmalara ihtiyaç bulunması halinde yaptırılabileceğine yönelik düzenleme yapıldığı, idari yargıda resen araştırma ilkesinin geçerli olduğu, dava konusu düzenlemelerde belirtilen proje ve faaliyet raporlarını hazırlamaya kimlerin yetkili olduğu konusunda bilimsel rapor alınması gerektiği düşünülüyor ise bunun Dairece yaptırılması gerektiği, idarenin dava konusu işlemin sebep unsurunu açıklamadığı gerekçesiyle iptal kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, Danıştay Sekizinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçelerinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idare ve davalı yanında müdahilin temyiz istemlerinin reddine,
2. Dava konusu düzenlemelerin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin Danıştay Sekizinci Dairesinin temyize konu 19/01/2022 tarih ve E:2017/7299, K:2022/64 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 14/11/2022 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X- Uyuşmazlık; ön, genel, detay ve fizibilite dönemlerinden oluşan maden arama dönemi ile ön inceleme raporu, maden arama projesi ve işletme projesinin düzenlenmesi aşamalarında hangi çalışmaların yapılacağına ve arama dönemleri ile ilgili proje ve faaliyet raporlarını hazırlamaya kimlerin yetkili olduğuna ilişkindir.
Davalı idarece, yapılacak iş tanımlarının ayrıntılı olarak ortaya konulması ve bu işleri yapmaya hangi mühendislerin yetkin olduğu hususunun gerekirse ilgili kurum ve kuruluşlardan görüş sorulduktan sonra tespit edilmesi suretiyle düzenleme yapılması gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak tesis edilen dava konusu düzenlemelerde sebep unsuru yönünden hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu düzenlemelerin iptali yolunda verilen temyize konu Daire kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile onanması gerektiği oyuyla, karara gerekçe yönünden katılmıyorum.
KARŞI OY
XX- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesinin bilirkişi konusunda göndermede bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 266. maddesinde, “Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz…” hükmüne yer verilmiştir.
Dava konusu Yönetmelik hükümlerinde, ön, genel, detay ve fizibilite dönemlerinden oluşan maden arama dönemi ile ön inceleme raporu, maden arama projesi ve işletme projesinin düzenlenmesi aşamalarında hangi çalışmaların yapılacağı ve arama dönemleri ile ilgili proje ve faaliyet raporlarını hazırlamaya kimlerin yetkili olduğu düzenlenmiştir.
Davacı Oda tarafından; maden arama faaliyetlerinin her aşamasında jeofizik çalışmaların zorunlu olduğu, dava konusu maddelerde ise, jeofizik mühendislerinin maden arama faaliyetlerine ilişkin mesleki yetkilerinin sınırlandırıldığı, bu sınırlandırmanın da üç farklı şekilde yapıldığı; dava konusu maddelerin bir kısmında, jeofizik çalışmalara hiç yer verilmeyerek eksik düzenleme yapıldığı, bir kısmında, “gerektiğinde/gerekli görülmesi halinde” ibarelerine yer verilerek jeofizik çalışmanın idarenin tercihine bırakıldığı, maddelerin bazılarında ise, jeofizik uygulamaya yer verildiği ancak jeofizik mühendisinin yaptığı iş için başka bir mühendislik dalı olan jeoloji mühendisine imza yetkisi verildiği ileri sürülmektedir
Davalı idare tarafından ise; ön inceleme döneminin seçilecek hedef saha için literatür-bilgi araştırma, şifahi görüşme yapılarak öngörüde bulunma, aranacak maden grubuna yönelik tahminde bulunarak ruhsat talebinde bulunma dönemi olduğu, dolayısıyla, bu dönemde jeofizik çalışma yapılmasına ihtiyaç olmadığı, genel arama döneminin, madenin genel özelliklerinin belirlendiği dönem olduğu, yarma, kuyu, sondaj, galeri vb. fiziksel çalışmalar olmadan jeofizik çalışmaların tek başına yeterli olmayacağı, jeofizik çalışmaların arama faaliyetlerini destekleyen/tamamlayan mahiyette olduğu ve ihtiyaç duyulursa yapılması gerektiği, detay arama döneminin kaynağın üç boyutlu olarak belirlendiği dönem olduğu, bu dönemde de jeofizik çalışmaların arama faaliyetlerini destekleyen/tamamlayan mahiyette olduğu ve ihtiyaç duyulursa yapılması gerektiği, fizibilite döneminde arama çalışması yapılmadığı, bu nedenle jeofizik çalışma yapılmasına ihtiyaç olmadığı, Tuz Gölü havzasında verilen ruhsatların sadece göl yüzeyinde, her yıl ağırlıklı olarak 25 cm’yi geçmeyen derinlikte verildiği, dolayısıyla, çok derinlerdeki tuz yataklarına yönelik ruhsatlandırma yapılmadığından jeofizik çalışmalara ihtiyaç olmadığı belirtilmektedir.
Uyuşmazlıkta, jeofizik ve jeoloji bilim dallarının benzer disiplinler içerisinde yer almaları ve bu bilim dallarında görev alan mühendislerin çalışma alanlarındaki yakınlık dikkate alındığında, davacının iddialarının ve davalı idarenin savunmasının hukuken değerlendirilebilmesi için, jeofizik ve jeoloji mühendislerinin, aldıkları eğitim bağlamında faaliyet alanlarının ve meslek disiplinlerinin ayrı ayrı ortaya konulması, madencilik faaliyetlerinin hangi aşamalarında rol aldıkları ve/veya almaları gerektiğinin tespit edilmesi gerekmektedir.
Bu çerçevede yapılacak inceleme ise özel ve teknik bilgiyi gerektirdiğinden, Dairesince davacının ve davalı idarenin ileri sürdüğü hususlar ve dosyadaki bilgiler de dikkate alınarak alanındaki uzman kişilere dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırıldıktan sonra bir karar verilmesi gerekirken, davalı idarece dava konusu düzenlemelerin bilimsel gerekçesinin ortaya konulamadığı gerekçesiyle söz konusu düzenlemelerin iptaline karar verilmesinde hukuki isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, eksik incelemeye dayalı olarak verilen temyize konu Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.