Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2022/1451 E. 2022/3268 K. 14.11.2022 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2022/1451 E.  ,  2022/3268 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/1451
Karar No : 2022/3268

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … vasisi …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU: Danıştay Beşinci Dairesinin 26/10/2021 tarih ve E:2017/2652, K:2021/3293 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun … tarih ve … sayılı kararının iptali, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi ve 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 3. maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğundan bahisle iptali talebiyle Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 26/10/2021 tarih ve E:2017/2652, K:2021/3293 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları ile davacının Anayasa’ya aykırılık iddiası ciddi görülmemiş,
“Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 7 yıl 15 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusunun … Bölge Adliye Mahkemesi … Ceza Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararı ile reddedildiği, … Ceza Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararıyla da anılan kararın onandığı ve 12/08/2020 tarihinde mahkumiyet kararının kesinleştiğinin görüldüğü,
ByLock delili yönünden, davacı hakkında düzenlenen “ByLock Tespit Tutanağı”ndan, davacı tarafından … GSM numarasından, … IMEI numaralı cihazla ByLock uygulamasının yüklendiğinin anlaşıldığı,
Davalı idarece dosyaya sunulan … ID numaralı, kullanıcı adı “… ” olan … adlı ByLock kullanıcısına ait ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağında yer alan yazışma içeriklerinde davacının adı, soyadı ve görev yerine açıkça yer verilmesi hususunun, FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olarak değerlendirildiği,
Davacı hakkındaki tanık beyanları ile davacının kendi beyanları yönünden, davacının, üniversite sınavlarına hazırlık döneminde örgüte müzahir dershaneye gittiğine ve diğer hususlara yönelik kendi beyanları ile örgüt içerisinde yer aldığına, örgütün toplantı ve sohbetlerine katıldığına, T4 grubunun sorumlusu olduğuna, himmet topladığına, örgütün yapı evliliklerine aracılık ettiğine, abilik yaptığına, 2010 ve 2014 yılları HSK üye seçimleri döneminde örgütün sözde bağımsız adayları için oy istediğine ve diğer hususlara yönelik tanık ifadelerinin ve davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının tanık ifadelerine karşı beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
YARSAV üyeliği yönünden, üyeliğinin FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararlarla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi ve özlük haklarının iadesine karar verilmesine yönelik isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, aynı konu hakkında açılan davalarda birleştirme kararı verilmeyip üç ayrı dosya şeklinde devam ettirilmesi ve ayrı ayrı karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu, olağanüstü hal döneminde olağanüstü halin gerektirdiği ölçüde ve olağanüstü hal süresiyle sınırlı geçici tedbirlerin alınabileceği, olağanüstü hal döneminde alınan tedbirler çerçevesinde hakimlik savcılık mesleğinden çıkarıldığı, 18/07/2018 tarihinde olağanüstü hal uygulamasına son verildiğinden, kendisine uygulanan yaptırımın anayasal dayanağının kalmadığı, görevden uzaklaştırma kararından sonra yürürlüğe giren 667 sayılı KHK’nın kendisine uygulanma kabiliyetinin bulunmadığı, dava konusu işlemin niteliği itibarıyla meslekten çıkarma cezası olduğu, ceza mahiyetindeki bir kararın alınabilmesi için soruşturma yapılması gerektiği, savunma hakkının ihlal edildiği, meslekten çıkarma kararının verildiği tarihte FETÖ’nün silahlı terör örgütü olduğuna dair herhangi bir yargı kararı bulunmadığından, silahlı terör örgütüne mensubiyet, irtibat ve iltisaktan da bahsedilemeyeceği, hakkındaki iddiaların 17-25 Aralık 2013 sürecinden öncesine ait olduğu, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğine yönelik meslekten çıkarma kararında herhangi bir iddianın bulunmadığı, Dairenin söz konusu gerekçeyi üreterek tarafsızlığını kaybettiği, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 3. maddesi ile yeni bir tedbir getirildiğinin Daire kararı ile de kabul edildiği, bu tedbirin Ceza Hukuku anlamında bir ceza olması sebebiyle KHK’nın yayım tarihinden önceki olaylara uygulanma imkanının bulunmadığı, ByLock uygulamasını indirmediği ve kullanmadığı, söz konusu uygulamayı kullandığına dair adli veya idari merciler tarafından alınmış bilirkişi raporunun bulunmadığı, aleyhine beyanda bulunan tanıkların etkin pişmanlıktan yararlanan kişiler olduğu, salt kendini kurtarma gayesi ile beyanda bulundukları, YARSAV üyeliğinin aleyhine delil olarak kullanılması nedeniyle örgütlenme özgürlüğünün ihlal edildiği, hakkındaki mahkumiyet kararının meslekten çıkarma kararından sonra verildiği, bu nedenle söz konusu kararı hukuka uygun hale getirmeyeceği, kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesinin, masumiyet karinesinin, ayrımcılık yasağının, özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının, eğitim hakkının, mülkiyet hakkının ve gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği, davalı idare vekillerince tüm hâkim ve savcılar için matbu dilekçe hazırlandığı, vekalet ücreti olarak sadece “dilekçe ücreti” adı altında cüzi bir miktara hükmedilmesi gerekirken adil olmayan bir karar verildiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ … ‘NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 26/10/2021 tarih ve E:2017/2652, K:2021/3293 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına,
4. Kesin olarak, 14/11/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.