Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2022/2281 E. 2022/3261 K. 14.11.2022 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2022/2281 E.  ,  2022/3261 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/2281
Karar No : 2022/3261

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- … Başkanlığı
VEKİLİ: Av. …
2-… Üniversitesi Rektörlüğü
VEKİLİ: Av. …

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Sekizinci Dairesinin 23/03/2022 tarih ve E:2020/7795, K:2022/1973 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Muş Alparslan Üniversitesi Rektörlüğünün, davacının kefalet ve taahhüt senedi vermesi gerektiği yönündeki 05/03/2015 tarihli işlemi ile bu işlemin dayanağı 23/05/1997 tarih ve 22997 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Bir Üniversite Adına Bir Diğer Üniversitede Lisansüstü Eğitim Gören Araştırma Görevlileri Hakkında Yönetmelik’in 4. maddesinin iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 13/07/2020 tarih ve E:2020/33, K:2021/1464 sayılı usuli bozma kararına uyularak, Danıştay Sekizinci Dairesinin 23/03/2022 tarih ve E:2020/7795, K:2022/1973 sayılı kararıyla;
Dava konusu Yönetmelik hükmünün incelenmesi neticesinde;
Uyuşmazlık, 23/05/1997 tarih ve 22997 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Bir Üniversite Adına Bir Diğer Üniversitede Lisansüstü Eğitim Gören Araştırma Görevlileri Hakkında Yönetmelik’in “Öğretim Elemanı Yetiştirilmesi” başlıklı 4. maddesinin 4. fıkrasına hasren incelenerek,
Davacı tarafından, Yönetmelik düzenlemesinin Kanun’da yer almayan taahhüt-kefalet senedi alınmasını kurala bağlaması sebebiyle Kanun’u aşan düzenleme içerdiği öne sürülmüş ise de; dava konusu Yönetmelik kuralı ile ilgilisinden istenen taahhütname ve kefalet senedinin, Kanun’un öngördüğü mecburi hizmet yükümlülüğünün yerine getirilmesini sağlamaya yönelik olduğu,
Bu yönüyle dava konusu Yönetmelik maddesinde Kanun’a aykırılık bulunmadığı gibi, üniversitelerin sınırlı kaynaklarıyla yetiştirilen öğretim elemanlarının ihtiyaç duyulan kadrolarda değerlendirilmesini sağlamak açısından kamu yararı ve hizmetin gereklerine uygun olduğu,
Dava konusu bireysel işlemin incelenmesi neticesinde;
657 sayılı Kanun’un Ek 35. maddesine ilişkin olarak 4160 sayılı Kanun’un tasarısında yer verilen madde gerekçesi ve 4160 sayılı Kanun’un bazı maddelerinin Anayasa’ya aykırı olduğundan bahisle Anayasa Mahkemesine yapılan iptal başvurusu üzerine, Anayasa Mahkemesinin 13/01/2005 tarih ve 25699 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 24/06/1997 tarih ve E;1996/56, K:1997/58 sayılı iptal isteminin reddine ilişkin kararına değinilerek anılan maddede yer verilen düzenlemenin, kamu kurum ve/veya kuruluşları adına bu kuruluşların personel kanununda ve kendi özel kanunlarında yer alan hükümler çerçevesinde mecburi hizmet karşılığı okutulan öğrencileri, dolayısıyla bu kapsamda öğrenim gören öğrencilerin mecburi hizmet yükümlülüğünü kapsadığının anlaşıldığı; araştırma görevlilerinin ise kamu kurum ve kuruluşları hesabına okuyan öğrenci olmayıp, 2547 sayılı Kanun’un 35. maddesine göre, yüksek öğretim kurumlarında araştırma, inceleme ve deneylerde yardımcı olan ve yetkili organlarca verilen ilgili diğer görevleri yapan öğretim yardımcıları olduğu,
Ayrıca, araştırma görevlilerinin kadrolarının öğretim elemanı yetiştirme amacıyla başka bir üniversiteye tahsis edilmesi suretiyle görevlendirilmiş olmalarının da, onların 657 sayılı Kanun’un Ek 35. maddesinde düzenlenen öğrencilerden olmadığının bir diğer kanuni kanıtı olduğu,
Öte yandan, 657 sayılı Kanun’a 4160 sayılı Kanun’la eklenen Ek 35. maddenin, 2547 sayılı Kanun’un 35. maddesi uyarınca başka bir üniversitede eğitim-öğretim gören araştırma görevlilerini kapsamadığının somut bir diğer kanıtının da, 08/07/2006 tarih ve 26222 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5535 sayılı “Bazı Kamu Alacaklarının Tahsili ve Terkinine İlişkin Kanun”un 2. maddesi ile 2547 sayılı Kanun’a eklenen Geçici 53. maddesi olduğu; bu düzenlemenin, 2547 sayılı Kanun’un 35. maddesi uyarınca başka bir üniversitede görevlendirilen araştırma görevlilerini de kapsadığı ve bunların mecburi hizmet yükümlülükleri ile bu yükümlülükten doğan borçların yeniden yapılandırılmasına ilişkin bazı hükümleri içerdiğinin görüldüğü,
657 sayılı Kanun’a 4160 sayılı Kanunla eklenen Ek 35. maddenin 1996 yılında, 5535 sayılı Kanun’un ise 2006 yılında yürürlüğe girdiği göz önüne alındığında, 657 sayılı Kanun’un Ek 35. maddesi ile, 2547 sayılı Kanun’un 35. maddesine göre lisansüstü eğitim-öğretim amacıyla başka bir üniversitede görevlendirilen araştırma görevlilerinin mecburi hizmet yükümlülüğü ve tazminat borçları kaldırılmış olsaydı, kanun koyucunun bu Kanun’dan yaklaşık on yıl sonra zaten kalkmış olan bir mecburi hizmet yükümlülüğü için yeniden yapılandırma hükümleri içeren bir kanuni düzenleme yapmaya ihtiyaç duymayacağı,
Dolayısıyla, 5535 sayılı Kanun ile 2547 sayılı Kanun’a eklenen geçici 53. madde ile yapılan düzenlemede, 657 sayılı Kanun’un Ek 35. maddesinin, 2547 sayılı Kanun’un 35. maddesi uyarınca başka bir üniversitede görevlendirilen araştırma görevlilerini kapsamadığını gösterdiği,
Bu bağlamda, davalı Üniversitede araştırma görevlisi iken 2547 sayılı Kanun’un 35. maddesi uyarınca lisansüstü eğitim-öğretim amacıyla Selçuk Üniversitesi’nde görevlendirilen davacıdan, kefalet ve taahhüt senedi istenilmesine ilişkin bireysel işlemde üst hukuk normlarına ve hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu Yönetmeliğin dayanağı olan 2547 sayılı Kanun’da mecburi hizmeti yerine getirmeyenlerin sadece yükseköğretim kurumlarında görev alamayacağının belirtildiği buna karşın, dava konusu Yönetmelik hükmü ile bu hususun genişletildiği, 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanununun 20. maddesinin atıfta bulunduğu 657 sayılı Kanun’un Ek 35. maddesinde; “Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte mecburi hizmet karşılığı okutulmakta olan öğrenciler, mezuniyetlerinden veya memuriyete atamalarından sonra kurumlarından mecburi hizmet yükümlüğünün kaldırılmasını talep edebilirler. Bu takdirde başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın, mecburi hizmet yükümlülüğü ve tazminat borçları ortadan kalkar. Yurt dışında okutulanlar ile Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından okutulanlar hakkında bu madde hükmü uygulanmaz.” hükmüne yer verildiği, 2547 sayılı Kanun’un 35. maddesinin ve dava konusu Yönetmeliğin 4. maddesinin kendisine uygulanma imkanı bulunmadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalı idareler tarafından, Danıştay Sekizinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Üyeler … ve …’nun, “dava dilekçesinde, 23/05/1997 tarih ve 22997 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Bir Üniversite Adına Bir Diğer Üniversitede Lisansüstü Eğitim Gören Araştırma Görevlileri Hakkında Yönetmelik’in “Öğretim Elemanı Yetiştirilmesi” başlıklı 4. maddesinin tümünün iptali istenilmesine rağmen, Daire tarafından uyuşmazlığın anılan Yönetmeliğin 4. maddesinin 4. fıkrasına hasren incelenmesinde hukuken isabet olmadığı ve eksik inceleme yapıldığı” yönündeki usule yönelik oylarına karşılık, davacı hakkında tesis edilen işlemin dayanağını dava konusu Yönetmeliğin 4. maddesinin 4. fıkrası oluşturduğundan, Dairece hasren inceleme yapılarak karar verilmesinde, yargılama usulüne bir aykırılık görülmeyerek, uyuşmazlığın esasının incelenmesine geçildi:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Sekizinci Dairesinin temyize konu 23/03/2022 tarih ve E:2020/7795, K:2022/1973 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 14/11/2022 tarihinde usul ve esasta oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY
X- Davacının, Muş Alparslan Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü Fotoğrafçılık ve Grafik alanında araştırma görevlisi olarak görev yaptığı, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 35. maddesi kapsamında Selçuk Üniversitesi’nde yüksek lisans eğitimi için görevlendirildiği, Muş Alparslan Üniversitesince, görevlendirme işlemi ile ilgili olarak, üniversiteden ilişik kesilebilmesi için davacıdan noter onaylı kefalet ve taahhüt senedi getirilmesinin talep edilmesi üzerine, davacı tarafından noter onaylı kefalet ve taahhüt senedi getirilmesi işlemi ile bu işlemin dayanağı Yönetmelik hükmünün iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun “öğretim elemanı yetiştirme” başlıklı 35. maddesinde; “…Öğretim elemanı yetiştirilmesi amacıyla üniversitelerin araştırma görevlisi kadroları, araştırma veya doktora çalışmaları yaptırmak üzere başka bir üniversiteye, Yükseköğretim Kurulunca geçici olarak tahsis edilebilir. Bu şekilde doktora veya tıpta uzmanlık veya sanatta yeterlik payesi alanlar, bu eğitimin sonunda kadrolarıyla birlikte kendi üniversitelerine dönerler. Yurt içi veya yurt dışında yetiştirilen öğretim elemanları, genel hükümlere göre bağlı oldukları yükseköğretim kurumlarında mecburi hizmetlerini yerine getirmek zorundadırlar. Bu mecburi hizmet, eş durumu ve sağlık mazeretleri hariç olmak başka yükseköğretim kurumlarında ve yeni kamu kurum ve kuruluşlarında yerine getirilemez. Bu yükümlülüğü yerine getirmeyenlere, yükseköğretim kurumlarında görev verilmez. Özel kanunlarla getirilen mecburi hizmet çalışmaları bu hüküm dışındadır,” hükmü bulunmaktadır.
2547 sayılı Kanun’un 35. maddesi uyarınca hazırlanan, Bir Üniversite Adına Bir Diğer Üniversitede Lisansüstü Eğitim Gören Araştırma Görevlileri Hakkında Yönetmeliğin “Öğretim elemanı yetiştirilmesi” başlıklı 4. maddesinin 4. fıkrasında ise; “Görevlendirme veya atama işleminden önce adaylardan, kendilerine kadrosu tahsis edilen üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsünde 2547 sayılı Kanun’un 35 inci maddesi şartları içinde lisansüstü eğitim-öğretim süresi (tatiller dahil) kadar mecburi hizmeti yerine getirmek zorunda bulunduklarına dair bir taahhüt ve kefalet senedi alınır. Bu senette ilgili araştırma görevlilerinin lisansüstü eğitim – öğretimlerinin tamamlanmasından ne kadar süre sonra kadroyu tahsis eden üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsüne döneceğini belirten bir hüküm de yer alır.” düzenlemesi yer almaktadır.
Yukarıda yer alan hükümlerin birlikte değerlendirilmesinden; hakkaniyet gereği ve dayanağı Kanun hükmündeki mecburi hizmet yükümlülüğünün yerine getirilmesi amacıyla, idarece bir taahhüt-kefalet senedinin düzenlenip, söz konusu madde kapsamındaki araştırma görevlileri ile ilgili yapılan masrafların istenebileceği açık olmakla birlikte, anılan kapsamdaki kişilerin eğitim araştırma faaliyetleri dışında, üniversite idaresi tarafından kendilerine verilen idari görevleri de yerine getirdiği, yani bir kamu görevi icra ettikleri ve bu görevi bir kadroya atanmış olarak yerine getirdikleri dikkate alındığında, davalı idareye, anılan araştırma görevlilerine ödenen maaşları dahi talep etme yetkisi veren söz konusu düzenlemede hukuka ve hakkaniyete uygunluk bulunmamaktadır.
Öte yandan, 2547 sayılı Kanun’da mecburi hizmet yükümlülüğünün yerine getirilmemesi durumunda mecburi hizmet yükümlüleriyle ilgili mali bir yaptırım da düzenlenmemiş olduğundan, bu Kanunda öngörülen; bu yükümlülüğü yerine getirmeyenlere, yükseköğretim kurumlarında görev verilmeyeceği yaptırımını aşar mahiyette Yönetmelik ile mali yaptırım öngörülmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Bu durumda, dava konusu Yönetmelik hükmünde usul ve hukuka uygunluk bulunmadığından, temyiz isteminin kabulü ile temyize konu Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.