Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2016/3273 E. , 2022/4217 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2016/3273
Karar No:2022/4217
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Kurumu
VEKİLLERİ : Av…, Av…
KARŞI TARAF (DAVACI) : … İletişim Hizmetleri A.Ş.
VEKİLLERİ : Av…
Av. …
İSTEMİN_KONUSU : …. İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: … tarih ve … sayılı Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu (Kurul) kararına aykırı davrandığından bahisle Telekomünikasyon Kurumu Tarafından İşletmecilere Uygulanacak İdari Para Cezaları ile Diğer Müeyyide ve Tedbirler Hakkında Yönetmeliğin 5., 30. ve 32. maddeleri uyarınca davacı şirket hakkında 2.648.487,21-TL idari para cezası verilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı Kurul kararının 3. maddesi ve bu maddeye dayanılarak düzenlenen idari para cezası karar tutanağının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …. İdare Mahkemesi’nce verilen kararda; ceza yaptırımı kararları verilmeden önce suçun tüm maddi ve manevi unsurlarının hiçbir tereddüde yer vermeyecek şekilde ortaya konulması ve faile fiilinin karşılığı olan cezanın verilmesi gerektiği, idarî para cezaları yönünden değerlendirildiğinde ise, idarece yapılan tespitlerin gerekli inceleme ve araştırmanın sonucu olarak ortaya konulması, bilgi ve belgelere dayanmasının zorunlu olduğu;
Uyuşmazlıkta, tespit edilen hususlarla ilgili olarak öncelikle incelemeciler tarafından davacının savunmasının alındığı, konunun davacının savunmasıyla birlikte yeniden yapılan değerlendirmesinde; verilerin yüklenmesine ilişkin olarak Erişim ve Tarifeler Dairesi Başkanlığı’nın … tarih ve … sayılı yazısı sonrasında davacı şirket tarafından yapılan bildirimlerde, Mart 2010 yedeklerindeki ham verileri geri yükleme işlemine başlanmasına yönelik ifadelerinin bulunduğu, ancak 02/08/2012 tarihi ile 18/09/2012 tarihleri arasında geçen 1,5 aylık sürede Mart 2010 yedeklerindeki ham verilerin geri yüklenmesine ilişkin olarak herhangi bir çalışmanın yapılmadığı, nitekim 21/09/2012 tarihli yerinde denetim tutanağının ekinde yer verilen e-posta örneğinde de, Mart 2010 yedeklerindeki ham verileri geri yükleme işlemlerine başlanıldığının Kuruma bildirilmiş olmasına rağmen yerinde denetim başlanıldıktan sonra çalışmalara başlanılacağının ifade edildiği, bu çerçevede anılan yükleme işlemlerinin ancak 18/09/2012 tarihinde başladığı, davacının Kuruma yanıltıcı bilgi vermeye ilişkin kastının göstergesinin ise henüz başlamamış bir işlemi başlanmış gibi göstermesi olduğu hususlarının tespit edildiği;
Olayda, davalı idarece de kabul edildiği üzere, verilerin geri yükleme işleminin üç adımdan oluştuğu, bunların ise ilgili aya ilişkin kartuşların tespiti, akabinde ilgili aya ilişkin kartuşların açılması, sonrasında da ilgili aya ait verilerin yüklenmesi olduğu hâlde 18/09/2012 tarihi öncesinde gerekli ön çalışmalarının davalı şirket tarafından başlatılıp başlatılmadığı noktasında davalı idarece herhangi bir tespitin yapılmadığı, davacı şirketin yanlış veya yanıltıcı belge verdiği yönündeki 21/09/2012 tarihli yerinde denetim tutanağının ekinde yer verilen e-postanın niteliği ve içeriğinde yer alan ibareler dikkate alındığında ise söz konusu e-postanın yanlış veya yanıltıcı belge verildiğinin ispatı için yeterli olmadığı;
Bu itibarla, somut bilgi ve belgelerle ortaya konulmadan “yanlış veya yanıltıcı belge verme” eylemine yönelik olarak davacı şirket hakkında idari para cezası tesis edildiğinden dava konusu işlemlerde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, davacı şirketçe Kuruma sunulan bilgi ve belgeler ile yerinde denetim sırasında tespit edilen ve tutanak altına alınan iç yazışmalara ait belgelerden anlaşıldığı üzere, yanlış veya yanıltıcı bilgi verilmesine ilişkin tespitin somut verilerle ortaya konulduğu, yanıltıcı belge verme eylemine ilişkin en somut belgenin davacı şirketin Kuruma sunduğu bilgi ve belgeler ile eylemleri arasındaki uyumsuzluk olduğu, Mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, davalı idarenin temyiz dilekçesinde davaya konu idari para cezasının somut tespit, bilgi ve belgeye dayandığını ortaya koymaya elverişli hiçbir açıklama yer almadığı, aksine davalı idarenin beyanlarının tamamen varsayıma dayanarak ceza uyguladığını açıkça ortaya koyduğu, Mahkeme kararının onanması gerektiği belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi’nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalının temyiz isteminin reddine,
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptali yolundaki … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından anılan Mahkeme kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Dosyanın anılan Mahkeme’ye gönderilmesine,
5. 2577 sayılı Kanun’un Geçici 8. maddesi uyarınca, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (on beş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 14/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.