Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2020/1329 E. , 2022/4192 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2020/1329
Karar No:2022/4192
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Hafriyat İnşaat Nakliyat Otomotiv
Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurumu…
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: … Üretim A.Ş. (EÜAŞ) Genel Müdürlüğü Satın Alma ve Malzeme Yönetimi Daire Başkanlığı İç Satın Alma Müdürlüğü’nce 10/09/2019 tarihinde açık ihale usulüyle gerçekleştirilen … ihale kayıt numaralı “18 Mart Çan Termik Santralı İşletme Müdürlüğü Bünyesinde Bulunan Bakım Servislerindeki İşlerin Toplam 148 Personel İle 2 Yıl Süreli Yürütülmesi Hizmeti Alımı” ihalesine ilişkin olarak davacı şirket tarafından yapılan itirazen şikâyet başvurusunun reddine ilişkin 31/10/2019 tarih ve 2019/UY.II-1432 sayılı Kamu İhale Kurulu (Kurul) kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi’nce verilen kararda; davacının, ihaleye ilişkin Sözleşme Tasarısı’nın 29. maddesi ile 26. maddesinin ve İdari Şartname’nin 48. maddesinin birbiriyle çeliştiği, dokümandaki düzenlemelerin mevzuata aykırı olduğu yolundaki 1. iddiası yönünden;
İhaleye ilişkin Sözleşme Tasarısı’nın 29. maddesinin, 4735 sayılı Kanun’un 24. maddesine uygun olarak düzenlendiği, bu düzenleme ile iş eksilişi olması durumunda yüklenicinin sözleşme bedelini dikkate alarak yaptığı genel giderler ile uğradığı kâr kaybının telafi edilmesinin amaçlandığı, itiraz edilen diğer maddelerde ise 18 Mart Çan Termik Santralının özelleştirilmesi hâlinde, yüklenicinin kesin teminatın iadesi dışında kâr mahrumiyeti vb. bir istekte bulunamayacığının düzenlendiği, böylece Sözleşme Tasarısı’nın 29. maddesinde, işin mevcut şartlar dahilinde bitirilemeyeceğinin anlaşılması durumunda tasfiyeye ilişkin düzenleme yapıldığı hâlde, 36. maddesinde EÜAŞ bünyesindeki termik santraller için planlanan fakat nihai olarak takvime bağlanmayan özelleştirme işlemlerinin sözleşmeye etkisinin düzenlendiği, bu iki hususun birbirinden farklı olduğu ve bu anlamda çelişki ihtiva etmediği, kaldı ki özelleştirmeye ilişkin takvim açıklandığında sözleşmecinin de bundan haberdar olacağı ve Sözleşme Tasarısı’nda da sözleşmenin kendiliğinden sona ermesi için özelleştirme ihalesinin ilanı veya ihalenin yapım tarihi değil, devir sözleşmesinin yapım tarihinin belirlendiği, devir sözleşmesinin de özelleştirme ihalesinden sonraki bir takım süreçlerden sonra imzalanabileceği ve bu süreçlerin istekliler tarafından öngörülebileceği, anılan düzenlemenin ihaleye iştirak eden tüm istekliler için de eşit şartlar getirdiği anlaşıldığından, dava konusu Kurul kararında bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmadığı,
Davacının, kullanılacak araçların faydalı ömrünün 5 yıl, hizmet işinin 2 yıl süre ile gerçekleştirilecek olması nedeniyle, daha düşük model araç istenilmeyip 2019 model araç istenilmesinin, rekabetin sağlanamamasına ve katılımın daralmasına sebep olacağı yolundaki 2. iddiası yönünden;
İhale yapan idarelerin isteyecekleri belgelerin rekabeti engelleyecek şekilde belirlenmemesi gerektiği, böylece makine ve ekipmanın kendi malı olma şartının aranmaması gerektiği esas olmakla birlikte, ihale konusu işin niteliğine ve hizmet gereklerine göre idarelerce makine ve ekipmanın bir bölümünün kendi malı olma şartının aranmasının mümkün olduğu, ancak kendi malı olma şartı için tespit edilen oranın ve kriterlerin rekabeti engellemeyecek şekilde belirlenmesi gerektiği hususu değerlendirildiğinde, anılan ihalede makine ve ekipmandan bir kısmının kendi malı olmasına yönelik düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı,
Öte yandan, dava konusu ihaleye ilişkin Teknik Şartname’de, araçlara ilişkin 2019 model ve sonrası çift kabinli dört adet 4×4 pikap şartının getirildiği, bunun dışında araçlara ilişkin marka ve aracın ağırlığı, hızı gibi diğer özellikleri için özel şartlar getirilmediği, idare tarafından faydalı ömür ve işin süresi göz önüne alınarak araç istenebileceği gibi, işin özelliği ve kapsamı da değerlendirilerek daha yeni model araçlar da istenebileceği, bu nedenle salt model yılının yeni tutulmasının rekabeti engelleyici mahiyette olmadığı anlaşıldığından, dava konusu Kurul kararında bu yönüyle de hukuka aykırılık bulunmadığı,
Davacının, EKAT belgesine ilişkin personelin ulaşım, konaklama ve eğitim ücretlerinin maliyetlerinin belirsiz olması nedeniyle sağlıklı bir teklif hazırlamanın mümkün olmadığı yolundaki 3. iddiası yönünden;
İhaleye ait Teknik Şartname’de, elektrik bakım servisinde çalışacak olan tüm personellerde Yüksek Gerilim Altında Çalışma İzin Belgesi (EKAT) aranacağı, personelde bu belgenin olmaması hâlinde, yüklenicinin personellerine sözleşmenin imzalanmasından itibaren atı ay içerisinde mesai saatleri içerisinde aldırılabileceği hususunun düzenlendiği, bu düzenlemeyle çalıştırılacak personelin EKAT belgeli olması veya sonradan bu belgenin alınması konusunda sözleşmeciye imkân tanındığı, eğitimin EÜAŞ, TEİAŞ ve TEDAŞ tarafından düzenlendiği, eğitimin rutin bir takvimi olmadığı, planlanan eğitimlerin maliyetinin eğitimi veren kuruluş, eğitimin verildiği yer gibi şartlara bağlı olarak değişebileceği, eğitimin söz konusu kuruluşların ilgili merkezlerinde ve kamu kurum ve kuruluşları ile özel şirketlerin kendi tesislerinde gerçekleştirilebileceği, anılan kurumlar tarafından yemek ve konaklama ücretleri dahil eğitim şartları ve ücretlerinin her yıl ilan edildiği, dolayısıyla personelin ne kadarının daha önceden EKAT belgeli olup olmadığı ve sözleşmecinin EKAT belgesi olmayan personel için eğitim aldıracağı kuruluş ve yere göre maliyetlerin değişken olduğu, bu maliyetlerin her istekli yönünden değişkenlik arz edebileceği, ancak istekliler tarafından öngörülebilir nitelikte olduğu, bu nedenle istekliler yönünden herhengi bir belirsizlik söz konusu olmadığı anlaşıldığından, dava konusu Kurul kararında bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmadığı,
Davacının, ihale dokümanında yemeğin nerede yenileceği, yer tahsis edilip edilmeyeceği hususlarında açıklama yapılmamasının ve servis güzergahının nasıl olacağının belirlenmemiş olmasının, sağlıklı teklif hazırlamaya engel oluşturduğu yolundaki 4. iddiası yönünden;
İdari Şartname’de, çalışacak personelin yol ve yemek maliyetlerinin isteklilerce ayni olarak karşılanacağının belirtildiği, yemeklerin kaç kişilik olacağı, çeşit sayısı, kalorisi ve yemek giderinin ayni olarak karşılanacağı hususunda düzenleme yapıldığı, yer tahsisine ilişkin bir anlamda taahhüt beyanına yer verilmeyerek yemek organizasyonunun isteklilerin değerlendirmesine bırakıldığı, işletme müdürlüğünün Çan ilçesine 15 km uzaklıkta olduğu, Çan ilçe merkezi ile işletme müdürlüğü için ortalama bir mesafenin tespit edildiği, işçilerin ikamet durumu, isteklinin tercihi gibi nedenlerle güzergahın farklı bir şekilde belirlenmesine imkân tanındığı, bununla birlikte yerleşim yerinin çok büyük olmaması nedeniyle belirlenebilecek güzergahlar arasında da büyük mesafe farklarının bulunmadığı, dolayısıyla sağlıklı teklif verilmesini engelleyici bir hususun bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu Kurul kararında bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Sözleşme Tasarısı ile İdari Şartname’nin 29. maddesinin çelişkili hükümler ihtiva ettiği, araçlar için 2019 model ve üzeri olması yönündeki düzenlemenin katılımı azlatıcı ve rekabeti engelleyici nitelikte olduğu, EKAT belgesi için eğitim masraflarının ayrı bir maliyet kalemi olarak öngörülmemesi nedeniyle teklifin sağlıklı olarak hazırlanmadığı, yol güzergah mesafesinin belirli olmamasının öngörülemeyen bir hâl olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi’nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddi yolundaki … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından anılan Mahkeme kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine,
5. Dosyanın anılan Mahkeme’ye gönderilmesine,
6. 2577 sayılı Kanun’un 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (i) bendi uyarınca kesin olarak (karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere), 14/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.