Danıştay Kararı 13. Daire 2017/1008 E. 2022/4144 K. 10.11.2022 T.

Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2017/1008 E.  ,  2022/4144 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2017/1008
Karar No:2022/4144

TEMYİZ EDENLER : 1. (DAVACI) … Yapı İnşaat Ltd. Şti.
VEKİLİ : Av. …

2. (DAVALI) … Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Aydın ili, Didim ilçesi, … mevki … parselde bulunan … Parkı Peyzaj uygulama projesinin 5.500 m²’lik bölümünü yapım ihalesi üzerinde kalan davacı şirketin, anılan yapılardan tahliyesi nedeniyle ortaya çıktığı ileri sürülen, altyapı ve üstyapı harcamalarına karşılık olarak 750.000,00-TL ve sekiz yıllık gelir kaybına karşılık olarak 25.000,00 TL’nin ticari faiziyle birlikte tazmini istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi’nce; Dairemizin 06/03/2014 tarih ve E:2013/2124, K:2014/794 sayılı bozma kararına uyularak, davalı idarenin, hatalı işlemi sonucunda Hazine tarafından kamu lehine terk edilen taşınmazın amacı dışında kullanılmasına sebebiyet verecek şekilde ihale konusu … Parkı Peyzaj uygulama projesine konu ettiği, bu suretle ihaleyi üzerine alarak proje uyarınca yatırımları gerçekleştiren davacı şirketin birtakım masraflar yapmasına neden olduğu, sonrasında ise yapılan hatanın telafi edilebilmesi amacıyla davacının taşınmazdan tahliye edilmesi ve taşınmaz üzerindeki işliklerin yıkımının sağlanması için … gün ve … sayılı işlemin tesis edildiği dikkate alındığında, davacının idarenin kusuruna dayalı olarak zarara uğradığı ve davacının uğradığı zararın idare tarafından karşılanması gerektiği sonucuna varıldığı, uyuşmazlığın çözümü için mahkemelerinin 21/01/2016 tarihli ara kararıyla dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilerek “yapılan imalat, işçilik ve malzemeye yönelik 341.713.-TL bedel ile çevre düzenlemesi için yapılan harcamaları ispata yönelik 31.237,24.-TL fatura bedelinin davacı tarafından söz konusu işe yönelik olarak gerçekten yapılıp yapılmadığının, davacıya ait ticari defter ve belgeler incelenmesi” amacıyla Yeminli Mali Müşavirler tarafından düzenlenen 14/10/2016 tarihinde mahkemelerine sunulan bilirkişi raporunda özetle: “…İlgili projenin tatbikine ilişkin davacı şirketin yasal defter ve belgelerine göre 2008 yılında KDV dahil 46.506,16.TL, 2009 yılında 202.834,40.TL olmak üzere toplam 249.349,50.TL harcama gider ve maliyeti olduğu tespit edildiği, ancak mahkeme dosyasında yer almakla birlikte mükellefin (davacı şirketin) belge ve defter kayıtlarıyla ilişkilendirilmeyen işçilik harcama toplamının ise 63.024.TL olduğunun tespit edildiği, davacının yasal belge ve defter kayıtlarına göre malzeme ile malzemeli işçilik harcama toplamının 249.349,50.TL olduğu, ancak şayet Mahkemece davacının belge kayıtlarıyla ilişkilendirilmeyen toplam 63.024.TLtutarlı işçilik harcaması da kabul edilecek olur ise toplam harcama tutarının 312.373,50.TL olabileceği,…” görüş ve kanaatine yer verildiği, söz konusu rapora yapılan itirazların yerinde görülmediği; davacının, davalı idarenin yapmış olduğu ihale uyarınca mezkur tesise ilişkin olarak, malzeme ile malzemeli işçilik harcama toplamının, yasal belge ve defter kayıtlarına göre 249.349,50.TL olduğunun, dava dosyasında yer alan evraklardan, işçilik harcama toplamının ise 63.024.TL olduğunun bilirkişilerce tespit edildiği, buna göre davacının toplam zararının (249.349,50.TL+63.024.TL=) 312.373,50.TL olduğu ve fazlaya ilişkin davacı talebinin reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle davacının maddi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 312.373,50 TL’nin dava tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin ise reddine; hükmedilen miktar üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (A.A.Ü.T.) uyarınca hesaplanan 24.692,41-TL avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, reddedilen miktar üzerinden A.A.Ü.T. uyarınca hesaplanan 32.455,06-TL vekâlet ücretinin ise davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Sulh Hukuk Mahkemesi nezdinde yaptırılan tespit ile asgari inşaat maliyetlerinin 551.313,42-TL olarak hesaplandığı, reddedilen kısım yönünden İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği; davalı idare tarafından, davanın süresinde açılmadığı, delil tespitine ilişkin işlemlerin yapılması esnasında idare vekilinin yahut temsilcisinin bulunmadığı, gıyaplarında yapılan tespite dayanılarak karar verilemeyeceği, davacının ticarî defterleri yerine dava dosyasında bulunan belgelere göre hesaplama yapılmasının hatalı olduğu, davanın kabule ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı ve davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin vekâlet ücretine ilişkin kısım haricinde reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının vekâlet ücreti yönünden düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi’nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa’nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti’nin, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olduğu; 36. maddesinde ise, herkesin, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir.
Anayasa’nın 90. maddesinin son fıkrasında; usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümlerinin esas alınacağı kuralı yer almaktadır.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinde, herkesin medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemek hakkına sahip olduğu kurala bağlanmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 24. maddesinin (f) bendinde, kararlarda yargılama giderleri ve hangi tarafa yükletildiğinin belirtileceği; 31. maddesinde, yargılama giderleri hususunda Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı kuralı yer almış; anılan madde ile atıfta bulunulan Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Yargılama giderlerinin kapsamı” başlıklı 323. maddesinin (ğ) bendinde, “vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti” yargılama giderleri arasında sayılmış; 326. maddesinde, yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği; 330. maddesinde, vekil ile takip edilen davalarda mahkemece kanuna göre takdir olunacak vekâlet ücretinin taraf lehine hükmedileceği; 332. maddesinde ise, yargılama giderlerine mahkemece re’sen hükmedileceği belirtilmiştir.
2577 sayılı Kanun’un “Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar” başlıklı 49. maddesinin birinci fıkrasında, “Temyiz incelemesi sonunda Danıştay; a) Kararı hukuka uygun bulursa onar. Kararın sonucu hukuka uygun olmakla birlikte gösterilen gerekçeyi doğru bulmaz veya eksik bulursa, kararı, gerekçesini değiştirerek onar. b) Kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onar.” kuralına yer verilmiştir.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun “Avukatlık Ücreti” başlıklı 164. maddesinde, avukatlık ücretinin, avukatın hukukî yardımının karşılığı olan meblağı veya değeri ifade ettiği belirtilmiş; 168. maddesinin son fıkrasında ise, avukatlık ücretinin takdirinde, hukukî yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarifenin esas alınacağı; 21/12/2015 tarih ve 29569 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan ve kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin “Tarifelerin üçüncü kısmına göre ücret” başlıklı 13. maddesinde ise, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukukî yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için Tarifenin İkinci Kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla Tarifenin üçüncü kısmına göre yani nispî olarak belirleneceği kurala bağlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Temyiz başvurusuna konu mahkeme kararının davacının maddi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 312.373,50-TL’nin dava tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin ise reddine ve davalı idare aleyhine hükmedilen vekâlet ücreti ile taraflar aleyhine hükmedilen harçlara ilişkin kısmında hukukî isabetsizlik görülmemiştir.
Mahkeme kararının, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 32.455,06-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine ilişkin kısmı incelendiğinde:
Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün temel unsurlarından biri mahkemeye erişim hakkıdır. Kişinin uğradığı bir haksızlığa veya zarara karşı kendisini savunabilmesi ya da maruz kaldığı haksız bir uygulama veya işleme karşı haklılığını ileri sürüp kanıtlayabilmesi ve zararını giderebilmesinin en etkili yolu, yargı mercileri önünde dava hakkını kullanabilmesidir. Mahkemeye erişim hakkı, bireylerin iddia ve savunmalarını yargı mercileri önünde ileri sürebilmelerine imkân sağlayan ve adil yargılanma hakkının bir unsuru olarak kabul edilen haktır.
Söz konusu hakkın yorumlanması, hayata geçirilmesi bakımından Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları referans olarak görülmektedir. Mahkeme kararlarında görüleceği üzere adil yargılanma hakkının temini için tarafların mahkemeye erişim hakkının sağlanması hususu önem arz etmektedir. Yargı yolunun bulunmaması ve yasal yollarla doğrudan engellenmesi hususları hak ihlâli olarak kabul edildiği gibi, usul kurallarının katı yorumlanarak dolaylı bir şekilde mahkemeye erişim hakkının kısıtlanması da adil yargılanma hakkının ihlâli kapsamında değerlendirilmektedir.
Bu bağlamda, kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını anlamsız hâle getiren, bir başka ifadeyle mahkeme kararını önemli ölçüde etkisizleştiren ya da dava açılmış olmasının davacının davayı açtığı konumdan daha geriye götürülmesi sonucunu doğuran hâllerde, mahkemeye erişim hakkının özüne dokunulacak şekilde sınırlandığının kabulü gerekmektedir.
Dava sonucundaki başarıya dayalı olarak taraflara vekâlet ücreti ödeme yükümlülüğü öngörülmesi de bu kapsamda mahkemeye erişim hakkına yönelik bir sınırlama oluşturur. Buna karşılık bir hukuki uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyanların, reddedilen dava konusu miktar üzerinden hesaplanan vekâlet ücretini karşı tarafa ödemeye mahkûm edilmeleri ihtimali veya olgusu, belirli dava koşulları çerçevesinde mahkemeye başvurmalarını engelleme ya da mahkemeye başvurmalarını anlamsız kılma riski taşımaktadır. Bu çerçevede, davanın özel koşulları çerçevesinde masrafların makul ve orantılı olması mahkemeye erişim hakkının asgari sınırını teşkil etmektedir.
Kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin, “Tarifenin üçüncü kısmına göre ücret” başlıklı 13. maddesindeki düzenlemede, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukukî yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücretine, tarifenin üçüncü kısmına göre, yani nispî olarak hükmedileceği, belirlenecek ücretin ikinci kısma göre hükmedilen maktu ücretten az olamayacağı, ancak, hükmedilen ücretin kabul veya reddedilen miktarı geçemeyeceği kuralı yer almaktadır.
Tarife’deki mevcut düzenleme, maddi tazminat talebiyle açılan davalarda, kısmen kabul edilen tazminat miktarının reddedilen tazminat tutarı üzerinden önemli kısmının vekâlet ücreti olarak davalı idareye ödenmesi sonucunu doğurduğundan, açılan tazminat davasını davacı açısından anlamsız hâle getirmektedir.
Nitekim Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuru yoluyla önüne gelen bir uyuşmazlıkta, 07/11/2013 tarih ve Başvuru No:2012/791 sayılı kararıyla; hak edilen tazminatın 3/4’ünün vekâlet ücreti adı altında idareye verilmesini, Anayasanın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğü kapsamında mahkemeye erişim hakkının ihlâli niteliğinde değerlendirmiştir.
Nitekim Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 27/02/2017 tarih ve E:2017/4, K:2017/848 sayılı kararı da bu yöndedir.
Bu durumda, davalı idare lehine reddedilen miktar üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin üçüncü kısmına göre nispi vekâlet ücretine hükmedileceği, ancak bu ücretin kabul edilen miktar üzerinden davacı lehine hükmedilen vekâlet ücreti miktarını geçemeyeceği sonucuna varılmıştır.
2577 sayılı Kanun’un 49. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca, Danıştay’ın, temyize konu kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onayabileceği kuşkusuzdur.
İdari Yargılama Usulü Kanunu ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yargılama giderlerine ilişkin hükümlerine göre, vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti yargılama giderlerinden olup, vekâlet ücretinin tutarı ve hangi tarafa yükletildiğinin kararda gösterilmesi gerekmektedir.
Avukatın hukukî yardımının karşılığı olan vekâlet ücretinin tutarı ise, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi esas alınmak suretiyle tespit edilmelidir. Anılan Tarife incelendiğinde, idare mahkemelerinde avukatın hukukî yardım sağladığı davanın konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla tarifenin üçüncü kısmına göre nispî olarak belirlenecektir.
Dosyanın incelenmesinden, bakılan davanın konusunun davacının uğradığını iddia ettiği 750.000,00-TL ve sekiz yıllık gelir kaybına karşılık olarak 25.000,00-TL’nin yasal faiziyle birlikte tazmini talebini içerdiği, diğer bir ifadeyle davanın konusu belli bir miktar para olduğundan avukatlık ücretinin tarifenin üçüncü kısmı uyarınca nispî olarak hesaplanması gerektiği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, davacının maddi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 312.373,50 TL’nin dava tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin ise reddi ile sonuçlanan davada, davacı için, davacı lehine kabul edilen dava konusu miktar üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin üçüncü kısmı uyarınca belirlenen 24.692,41 TL nispî vekâlet ücreti ve davalı idare lehine de hükmedilecek vekâlet ücretinin bu miktarı geçemeyeceği sonucuna varıldığından aynı miktarda nisbî vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken davalı idare lehine 32.455,06-TL vekâlet ücretine hükmedilmesinde usûl kurallarına uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Ancak, bu eksikliğin giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca, İdare Mahkemesince verilen kararın hüküm fıkrasında yer alan “…6- Reddedilen miktar üzerinden A.A.Ü.T. uyarınca hesaplanan 32.455,06 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine…” ibaresinin, “…6- Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 24.692,41-TL nispî vekâlet ücretinin davacıdan davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine…” şeklinde düzeltilmesi gerekmektedir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların temyiz istemlerinin reddine,
2. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararının hüküm fıkrasında yer alan “…6- Reddedilen miktar üzerinden A.A.Ü.T. uyarınca hesaplanan 32.455,06 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine…” ibaresinin, “…6- Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 24.692,41-TL nispî vekâlet ücretinin davacıdan davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine…” şeklinde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın taraflara iadesine,
5. Dosyanın anılan Mahkeme’ye gönderilmesine,
6. 2577 sayılı Kanun’un Geçici 8. maddesi uyarınca, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (on beş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 10/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.