Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2022/1477 E. 2022/3196 K. 10.11.2022 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2022/1477 E.  ,  2022/3196 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/1477
Karar No : 2022/3196

TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVACI) : … Denizcilik Deniz ve Kara Taşımacılığı Petrol ve Petrol Ürünleri Madencilik Turizm İnşaat Sanayi Ticaret Anonim Şirketi
VEKİLİ : Av. …
2- (DAVALI) : … Kurumu
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onüçüncü Dairesinin 16/11/2021 tarih ve E:2020/1621, K:2021/3845 sayılı kararına karşı, davalı idare iptale ilişkin kısım yönünden, davacı ise vekalet ücreti yönünden temyiz isteminde bulunmakta ve kararın bozulmasını istemektedirler.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Dağıtıcı lisansı sahibi davacı şirketin lisansının iptal edilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (Kurul) kararı ile bu kararın dayanağı olan Petrol Piyasası Lisans Yönetmeliği’nin 17. maddesinin ikinci fıkrasının iptaline karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Onüçüncü Dairesinin 16/11/2021 tarih ve E:2020/1621, K:2021/3845 sayılı kararıyla;
Anayasa’nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Zaman bakımından uygulama” başlıklı 7. maddesinin birinci fıkrası, 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu’nun 1. maddesi, 3. maddesinin birinci ve dava konusu Kurul kararına ilişkin fiil tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan üçüncü fıkrası ile dokuzuncu fıkrası, 7. maddesinin üçüncü fıkrası, 9. maddesinin ikinci fıkrası, dava konusu Kurul kararına ilişkin fiil tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 20. maddesinin birinci fıkrası ve Petrol Piyasası Lisans Yönetmeliği’nin “Lisans Başvurusu” başlıklı 7. maddesinin yedinci fıkrasının (c) bendi ile 17. maddesinin ikinci fıkrasına yer verilerek,
Petrol Piyasası Lisans Yönetmeliği’nin dava konusu 17. maddesinin ikinci fıkrası yönünden;
08/06/2021 tarih ve 31505 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Petrol Piyasası Lisans Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’in 4. maddesiyle dava konusu Petrol Piyasası Lisans Yönetmeliği’nin 17. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan düzenlemede değişiklik yapılmış ise de, anılan değişiklik öncesinde söz konusu kuralın davacı şirkete uygulandığı görüldüğünden, Yönetmeliğin 17. maddesinin ikinci fıkrasının esasının incelenmesi gerektiği,
Düzenleyici kurumların, ilgili bulundukları piyasada düzenleme ve denetleme görevi üstlendiği, bu kuruluşların temel işlevinin, toplumsal ve ekonomik hayatın temel hak ve özgürlükler ile yakından ilişkili alanlarındaki kamusal ve özel kesim etkinliklerini, birtakım kurallar koyarak düzenlemek, konulan kurallara uyulup uyulmadığını izlemek ve denetlemek olduğu; petrol piyasası ile ilgili olarak düzenlemeler yapma yetkisine sahip olan davalı idarenin, 5015 sayılı Kanun’la kendisine tanınan bu yetkiyi dava konusu Yönetmelik maddesini yürürlüğe koymak suretiyle kullandığının görüldüğü,
İdarelerin düzenleme yapma yetkisine sahip olduğu alanlarda, bu alanları düzenleyici işlemler ile objektif bir şekilde düzenlemesi gerektiği; idarelerin, işlem tesis ederken kendilerine Anayasa ve kanunlarla çizilen çerçeve içinde takdir yetkilerini kullanmaları ve bu yetkilerini kullanırken kamu hizmetinin gereklerini ve kamu yararını göz önünde bulundurmaları gerektiği; idarelerin düzenleme yetkisinin, kanunlarla getirilen hükümleri aşacak bir şekilde kullanılamayacağının açık olduğu,
5015 sayılı Kanun ile petrol piyasası faaliyetlerinin güven ve istikrar içerisinde geliştirilerek sürdürülmesi amacıyla, tüketicinin ve piyasa taraflarının çıkar ve beklentileri ile kamu politikalarının ilkelerini ortak paydada buluşturacak, şeffaf, eşitlikçi ve verimli işleyişi sağlayacak, rekabet kurallarına uygun, güvenli ve istikrarlı bir yapının kurulmasının hedeflendiği,
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun, petrolün güvenli ve ekonomik olarak rekabet ortamı içerisinde kullanıcılara sunumuna ilişkin petrol piyasasında yönlendirme, gözetim ve denetim faaliyetlerinin düzenlenmesini sağlamakla görevli ve yetkili olduğu; Kurum’un, anılan Kanun’da tanınan yetkiler dâhilinde, lisans kapsamındaki faaliyetlerin kısıtlanması veya faaliyetin yürütülmesine ilişkin olarak özel şartlar belirlenmesi konularında düzenlemeler yapma yetkisi bulunduğu; nitekim, Kurumun bu işlevini yerine getirmek üzere, lisans kapsamında olsun veya olmasın piyasa ile ilgili faaliyetlerin yönlendirilmesi, gözetimi, denetimi ve benzeri konulara ait usûl ve esasları çıkardığı yönetmeliklerle düzenlediği,
Petrol piyasasının güvenli, istikrarlı ve sağlıklı bir şekilde işlemesi amacıyla yürürlüğe konulan 5015 sayılı Kanun’da, bu amacın gerçekleşmesi için, petrol piyasasında her türlü faaliyette bulunmanın lisans alma şartına bağlandığı ve dağıtıcıların serbest kullanıcılara akaryakıt toptan satışı ile bayilere akaryakıt dağıtımı faaliyetlerinde bulunmalarının öngörüldüğü; lisans gerektiren faaliyet ve/veya işlemlerin kapsamlarının, lisans ile kazanılan hak ve üstlenilen yükümlülükler, lisans kapsamındaki faaliyetlerin kısıtlanması, faaliyetin yürütülmesine ilişkin olarak özel şartlar belirlenmesi hususlarında düzenlemeler yapmaya Kurumun yetkili kılındığı,
5015 sayılı Kanun’da, dağıtıcı lisansı sahiplerinin lisans başvurularında asgarî yıllık 60.000 ton beyaz ürün (benzin, motorin) dağıtım projeksiyonu ile bayi bilgilerini Kurum’a vermek zorunda olduklarının kurala bağlandığı; ayrıca, dağıtıcıların yıllık pazarlama projeksiyonları yapmak ve ayrıntıları ile her yıl Kurum’a Şubat ayı içinde vermekle yükümlü oldukları, projeksiyonlarında oluşan yüzde ondan fazla artış ve eksilişleri açıklayacakları kural altına alınmış olup Kanun’da yer verilen dağıtıcı lisansı alabilmek için, asgarî yıllık 60.000 ton beyaz ürün (benzin ve motorin) dağıtım projeksiyonu ile bayi bilgilerinin Kurum’a verilmek zorunda olunması yönündeki kuralla, dağıtıcı firmaların yıllık 60.000 ton beyaz ürünü satacak kapasite, donanım ile ekonomik güce sahip olmalarının hedeflendiği,
Lisans kapsamındaki faaliyetlerin kısıtlanması veya faaliyetin yürütülmesine ilişkin olarak özel şartlar belirlenmesi konularında düzenlemeler yapmaya yetkili olan davalı idarece, dağıtıcı lisansı sahiplerine 60.000 ton beyaz ürün satışı yükümlülüğü getirilmesinin 5015 sayılı Kanun’un amacı doğrultusunda Kurum’a verilen yetki kapsamında olduğunun kabulü gerektiği; davalı idarece hedeflenen petrol piyasasının güvenli, istikrarlı ve sağlıklı bir şekilde işlemesi amacı ile petrol piyasasının işleyişi, piyasadaki dağıtıcı ve bayi sayısı dikkate alındığında kuralın ölçülü olduğu,
Ayrıca, Yönetmeliğin 17. maddesinin önceki hâline ilişkin olarak açılan iptal davalarında verilen yargı kararları dikkate alınarak, söz konusu düzenlemede belirtilen yükümlülüğün yerine getirilmemesi hâlinde lisansın doğrudan iptal edileceğine ilişkin bir ibareye yer verilmediği, onun yerine yükümlülüğü yerine getirmeyenler hakkında “Kanun’un ilgili maddeleri gereği idarî yaptırım uygulanır.” kuralına yer verilmek suretiyle bu konudaki yetkinin, Kurumca yapılacak soruşturma neticesine göre Kurulun takdirine bırakıldığı; Kurulun idarî yaptırım uygulama konusundaki takdir yetkisinin hukuka uygun kullanılıp kullanılmadığına ilişkin olarak değerlendirmenin yargı organlarınca olayın niteliği dikkate alınarak yapılacağı,
Bu itibarla, hukuken geçerli bir nedene dayanmaksızın, pazarlama projeksiyonunda beyan edilen asgarî yıllık 60.000 ton beyaz ürün (benzin, motorin) satışını gerçekleştiremediği tespit edilen dağıtıcılar hakkında Kanun’un ilgili maddeleri gereği idarî yaptırım uygulanacağına ilişkin kuralda hukuka aykırılık bulunmadığı,
Davacı şirketin dağıtıcı lisansının iptal edilmesine ilişkin 02/04/2020 tarih ve 9287-4 sayılı Kurul kararı yönünden;
Dosyanın incelenmesinden, dağıtıcı lisansı sahibi davacı şirket hakkında açılan soruşturma sonucunda, davacı şirketçe 2017 yılında piyasaya “0 (sıfır)” ton beyaz ürün teslim edildiği, dolayısıyla asgarî yıllık 60.000 ton beyaz ürün satma yükümlülüğünün yerine getirilmediğinden bahisle, 13/09/2018 tarih ve 8065-19 sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (Kurul) kararıyla, davacı şirketin dağıtıcı lisansının iptaline karar verildiği ve bu kararın yürürlük tarihinin 31/12/2018 olarak belirlendiği anlaşılmakta olup anılan karar ve bu kararın dayanağı olan Petrol Piyasası Lisans Yönetmeliği’nin 17. maddesinin üçüncü fıkrasının (güncel hâliyle ikinci fıkrasının) iptali istemiyle açılan davanın Dairelerinin 02/07/2020 tarih ve E:2018/3669, K:2020/1709 sayılı kararıyla reddedildiği,
Öte yandan, davacı şirket hakkında EBİS Bildirim Sistemi ile davalı idareye yapılan bildirimler ve 1240 sayılı Kurul kararı kapsamında otomasyon verilerine göre, 2018 yılında piyasaya “0 (sıfır)” ton beyaz ürün teslim edildiği, dolayısıyla, davacı şirketçe, asgarî yıllık 60.000 ton beyaz ürün satma yükümlülüğünün yerine getirilmediğinden bahisle 2019 yılında açılan soruşturma sonucunda davacı şirketten savunma istenilmesi üzerine verilen savunma yazısında özetle; 2018 yılında ülkenin içinde bulunduğu ekonomik sıkıntı ve belirsizlik nedeniyle, şirketlerine özgü durumlar da hesaba katılarak mâlî açıdan rasyonel olmadığı için piyasaya beyaz ürün dağıtımının yapılamadığı; diğer taraftan, 2017 yılında 60.000 ton beyaz ürün satışı yapılmadığının tespit edilmesi nedeniyle 13/09/2018 tarih ve 8065-19 sayılı Kurul kararı ile şirketlerinin dağıtıcı lisansının iptal edildiği, bu durumda, 2018 yılında, 5015 sayılı Kanun’a aykırı olarak getirilen asgarî yıllık 60.000 ton beyaz ürün satış miktarına ulaşılmasının beklenilmesinin isabetsiz olduğunun belirtildiği; davalı idarece, konuya ilişkin bilgi ve belgeler ile savunmanın değerlendirilmesi sonucunda, 02/04/2020 tarih ve 9287-4 sayılı dava konusu Kurul kararıyla, davacı şirketçe, 2018 yılı için öngörülen yıllık asgarî 60.000 ton beyaz ürün satış yükümlülüğünün yerine getirilmediğinden bahisle davacı şirketin dağıtıcı lisansının iptal edilmesine karar verildiği,
Her ne kadar, davacı şirketçe, … tarih ve … sayılı Kurul kararıyla şirketlerinin dağıtıcı lisansının iptaline karar verildiği, dava konusu Kurul kararıyla ikinci kez, aynı sebebe dayanılmak suretiyle şirketlerinin dağıtıcı lisansının iptaline karar verildiği iddia edilmiş ise de, … tarih ve … sayılı Kurul kararının, 2017 yılına ilişkin asgarî yıllık 60.000 ton beyaz ürün satma yükümlülüğünün yerine getirilmediğinden bahisle tesis edildiği ve bu kararın yürürlük tarihi 31/12/2018 olarak belirlendiğinden, söz konusu Kurul kararının yürürlüğe gireceği 31/12/2018 tarihine kadar davacı şirketçe piyasa faaliyetinde bulunulabileceği; ayrıca, söz konusu Kurul kararına karşı Dairemizin E:2018/3669 sayılı esasına kayıtlı davanın açıldığı ve bu davaya ilişkin yargılama sürecinin de devam ettiği göz önünde bulundurulduğunda, dağıtıcı lisansının yürürlükte olduğu 2018 yılı kapsamında davacı şirketçe gerçekleştirilen piyasa faaliyetleri yönünden davalı idarece inceleme yapılmak suretiyle karar verilebileceğinden, davacı şirketin bu yöndeki iddiasına itibar edilmediği,
30/04/2021 tarih ve 31470 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7138 sayılı Vergi Usul Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 6. maddesi ile 5015 sayılı Kanun’un 3. maddesine eklenen onüçüncü fıkrada, “Kurum, lisans sahipleri için bayilik teşkilatı oluşturma ve asgarî satış miktarı sağlama şartları da dâhil olmak üzere teknoloji, kalite, güvenlik, hizmet ve teşebbüsün sürdürülebilirliğine ilişkin olarak teknik, ekonomik kriterler ve özel şartlar belirleyebilir. Belirlenen kriter ve şartları sağlayamayanların lisansı sona erdirilir. Bu fıkrada yer alan hususlara ilişkin düzenlemeler Kurum’ca çıkarılan yönetmelikle yapılır.” kuralının yer aldığı,
Anılan Kanun değişikliği gerekçesinde ise, “Yapılan düzenleme ile 5015 sayılı Kanunla hâlihazırda Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’na verilmiş olan lisans sahiplerinin faaliyetlerine ilişkin özel şart, teknik ve ekonomik kriter, bayilik teşkilatı, depolama kapasitesi gibi hususları belirleme yetkisine yönelik uygulamaların netleştirilmesi amaçlanmaktadır. Böylece bayilik teşkilatı oluşturma, asgarî satış miktarı ve benzeri hususlara ilişkin yükümlülüklerin serbest piyasa ekonomisi temelinde mâkûl seviyelerde tutularak, kademeli bir şekilde belirlenebilmesi mümkün olabilecektir. İlave olarak, piyasada katma değer üreten ve yatırım yapan lisans sahiplerine, yükümlülüklerini yerine getirmeleri hususunda esnek yapıların oluşturulabilmesi olanaklı hâle gelecektir. Bu hükümlerle 5015 sayılı Kanun’un amaç maddesinde belirtilen güvenli ve istikrarlı piyasa yapısı güçlendirilirken rekabet ortamının korunması hedeflenmektedir.” açıklamalarına yer verildiği,
Söz konusu Kanun değişikliği sonrasında, 08/06/2021 tarih ve 31505 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Petrol Piyasası Lisans Yönetmeliği’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’in 4. maddesiyle Petrol Piyasası Lisans Yönetmeliği’nin 17. maddesinin ikinci fıkrası değiştirilerek, “Dağıtıcı lisansı sahiplerinin, lisans alınmasını takip eden ikinci takvim yılında asgarî 20.000 ton, üçüncü takvim yılında asgarî 30.000 ton, dördüncü takvim yılında asgarî 40.000 ton, beşinci takvim yılından itibaren ise yıllık asgarî 60.000 ton beyaz ürün (benzin ve motorin) satışını gerçekleştirmesi zorunludur. Asgarî satış yükümlüğünü yerine getirmeyen dağıtıcı lisansı sahibinin lisansı sona erdirilir. Asgarî satış yükümlüğünün %10 veya daha az sapma ile yerine getirilememesi durumunda ise lisans sona erdirilmeksizin izlemeye alınır ve bir sonraki takvim yılındaki asgarî satış yükümlülüğünün yerine getirilmemesi durumunda ilgilinin lisansı sona erdirilir, yerine getirilmesi durumunda ise izleme kaldırılır. Asgarî satış yükümlülüğünün değerlendirilmesinde, dağıtıcıların kendi aralarında yaptıkları akaryakıt ticaretine ve ilgili ve diğer mevzuat kapsamında yapılan akaryakıt ihracatına ilişkin miktarlar dikkate alınmaz.” kuralına yer verilmiş, ayrıca, anılan Yönetmelik değişikliği kapsamında, Petrol Piyasası Lisans Yönetmeliği’ne, “Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte dağıtıcı lisansı bulunan kişiler bu Yönetmeliğin 17. maddesinin ikinci fıkrasının uygulanması açısından bu maddenin yürürlük tarihi itibarıyla yeni lisans almış olarak değerlendirilir.” şeklinde Geçici 28. maddenin eklendiği,
İdarî yaptırımların, idarenin bir yargı kararına gerek olmadan kanunların verdiği yetkiye dayanarak idare hukuku ve bazı ceza hukuku ilkelerini dikkate almak suretiyle idarî işlemlerle uyguladığı yaptırımlar olduğu; bu itibarla idarî yaptırımların cezaî nitelikleri olan idarî işlemler olduğu ve bu anlamda idarî yaptırımların iki belirgin özelliğinden birinin idarî işlem olmaları, diğeri ise cezalandırıcı nitelik barındırmaları olduğu,
İdarî yaptırımların cezaî nitelikleri ve bu anlamda ceza hukukunu ilgilendiren yönleri mevcut olduğundan, bunların idare tarafından uygulanması ve yargısal denetimi açısından klasik idarî işlemlerden ayrıldığı; bu çerçevede, suç ve cezaların kanunîliği, lehe olan kanunun uygulanması gibi ilkelerin idarî yaptırımlar alanında da uygulanması gerektiği,
Ceza hukukunun temel ilkelerinden olan suçta ve cezada kanunîlik ilkesinin idarî yaptırımlar açısından da uygulanması, hangi fiillerin idarî yaptırım gerektirdiğinin kanunda açıkça tanımlanması, bunun doğal sonucu olarak bir fiile yaptırım uygulanabilmesi için yaptırım uygulanacak fiilin belirli olması ve kıyas yoluyla yaptırıma başvurulmaması gerektiği; bu ilkenin doğal bir sonucunun ise, ceza öngören kanunları lehe olmadıkça geçmişe etkili olarak uygulama yasağı olduğu; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7. maddesinde öngörülen, bir suçun işlendiği zamanki kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanun hükümlerinin birbirinden farklı olması hâlinde failin lehine olan kanunun uygulanması şeklinde ifadesini bulan lehe uygulama ilkesinin de idarî yaptırımlar açısından uygulanması gerektiği,
O hâlde, idari işlemin yargısal denetimi açısından işlemin tesis edildiği andaki hukukî duruma göre değerlendirme yapılması kural olmakla beraber, idarî yaptırımlar alanında, ihlâlin vakî olduğu tarihten sonra yürürlüğe giren kanun, fiili, ihlal konusu olmaktan çıkarıyorsa veya o fiil için öngörülen yaptırımı azaltıyorsa ilgili kuralların geçmişe etkili biçimde uygulanacağı, yargısal denetimin de bu çerçevede yapılacağı,
Bununla birlikte idarî yaptırımlar bakımından ceza verilmesinin dayanağı kuralın yürürlükten kaldırılması veya lehe düzenleme yapılması yoluyla ortaya çıkan yeni hukukî durumun dikkate alınabilmesi, uyuşmazlık konusu fiilin işlendiği tarihten sonra yürürlüğe giren ve önceki düzenlemeye göre fâilin lehine olan düzenlemenin olayda uygulanabilmesi için tesis edilen işlemin idarî yaptırım niteliğinde olması gerektiği,
Petrol Piyasası Lisans Yönetmeliği’nin 17. maddesinin ikinci fıkrasında yapılan düzenleme ile, yıllık asgarî 60.000 ton beyaz ürün satışını gerçekleştiremediği tespit edilen dağıtıcılar hakkında Kanun’un ilgili maddeleri gereğince idarî yaptırım uygulanacağı kurala bağlandığından, bu şartın yerine getirilmemesi nedeniyle davacı şirketin dağıtıcı lisansının iptaline ilişkin işlemin cezaî nitelik taşıdığı ve idarî yaptırım niteliğinde bir işlem olduğu sonucuna varıldığı,
Belirtilen çerçevede yapılan incelemede, dava konusu Kurul kararına ilişkin fiil tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan Petrol Piyasası Lisans Yönetmeliği’nin 17. maddesinin ikinci fıkrasında, hukuken geçerli bir nedene dayanmaksızın, pazarlama projeksiyonunda beyan edilen asgarî yıllık 60.000 ton beyaz ürün satışını gerçekleştiremediği tespit edilen dağıtıcılar hakkında Kanun’un ilgili maddeleri gereği idarî yaptırım uygulanacağı belirtilmiş olup; 08/06/2021 tarih ve 31505 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Petrol Piyasası Lisans Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’in 4. maddesiyle Petrol Piyasası Lisans Yönetmeliği’nin 17. maddesinin ikinci fıkrasında yapılan değişiklikle, dağıtıcı lisansı sahiplerinin, lisans alınmasını takip eden ikinci takvim yılında asgarî 20.000 ton, üçüncü takvim yılında asgarî 30.000 ton, dördüncü takvim yılında asgarî 40.000 ton, beşinci takvim yılından itibaren ise yıllık asgarî 60.000 ton beyaz ürün satışını gerçekleştirmesinin zorunlu olduğu; Geçici 28. maddesinde ise, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte (08/06/2021) dağıtıcı lisansı bulunan kişilerin, bu Yönetmeliğin 17. maddesinin ikinci fıkrasının uygulanması açısından bu maddenin yürürlük tarihi itibarıyla yeni lisans almış olarak kabul edileceği kurala bağlanmak suretiyle, yıllık asgarî beyaz ürün satış yükümlülüğü, dağıtıcı lisansının alınmasını takip eden ikinci takvim yılından itibaren kademeli olarak arttırıldığından, beşinci takvim yılından itibaren yıllık asgarî 60.000 ton beyaz ürün satışının gerçekleştirilmesi gerektiğinden ve 08/06/2021 tarihi itibarıyla dağıtıcı lisansı bulunan kişiler yeni lisans almış olarak değerlendirileceğinden, Petrol Piyasası Lisans Yönetmeliği’nde yapılan söz konusu değişikliklerin davacı şirketin lehine olduğu sonucuna varıldığı,
Bu itibarla, davacı şirketçe, 2018 yılına ilişkin asgarî 60.000 ton beyaz ürün satış yükümlülüğünün yerine getirilmediği ve bu yükümlülüğün yerine getirilmemesine ilişkin hukuken kabul edilebilir bir gerekçe sunulamadığı açık ise de, 08/06/2021 tarih ve 31505 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmelik ile Petrol Piyasası Lisans Yönetmeliği’nde yapılan değişiklikler davacı şirketin lehine olduğundan ve bu değişikliklerin davacı şirkete de uygulanması gerektiğinden, davacı şirketin dağıtıcı lisansının iptaline ilişkin … tarih ve … sayılı Kurul kararının iptal edilmesi gerektiği gerekçesiyle,
Petrol Piyasası Lisans Yönetmeliği’nin dava konusu 17. maddesinin ikinci fıkrası yönünden davanın reddine; davacının dağıtıcı lisansının iptaline ilişkin … tarih ve … sayılı Kurul kararının ise iptaline karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
Davacı tarafından, temyize konu kararın isabetli olduğu fakat Yönetmelik maddesinin değişmesinde kusuru olmadığı gözetilerek aleyhlerine vekalet ücretine hükmedilmesinin haksız olduğu ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, Danıştayın bu konudaki yerleşik görüşünün, Kurumun, yıllık 60.000 ton beyaz ürünü satamayan dağıtıcı lisansı sahiplerinin lisanslarını Kurumca Yönetmeliğin 20. maddesi çerçevesinde yapılacak soruşturma neticesinde sona erdirebileceği, diğer bir ifade ile Kurumun yapacağı inceleme neticesinde kullanacağı takdir yetkisi ile 60.000 beyaz ürün satamayan dağıtıcı lisansı sahiplerinin lisanslarının sona erdirebileceği yönünde olduğu; Danıştay tarafından yıllar içinde önüne gelen söz konusu mevzuat iptaline ilişkin davalarda 60.000 ton beyaz ürün satamayan dağıtıcı firmalar hakkında lisans iptali dışında herhangi bir yaptırım uygulanması gerektiği konusunda bir karar verilmediği, dağıtıcıların sahip olduğu lisansın Kurul kararı ile iptali yoluna gidilirken nasıl bir prosedür uygulanması gerektiği üzerinde durulduğu; 60.000 ton satış yükümlüğünü yerine getirmeyen dağıtıcıların, 5015 sayılı Kanun’un 1.maddesinde yer alan “piyasa faaliyetlerinin istikrarlı bir şekilde sürdürülmesine” ve “piyasaların sağlıklı ve düzenli işlemesine” hedeflerine engel oluşturduğu, “petrolün rekabet ortamı içinde kullanıcılara sunulması” kapsamında katkı sağlamadığı ve Kanun’un 20. maddesinin birinci fıkrasının sonunda yer alan “Lisans iptalleri Kurumca yapılacak soruşturma neticesine göre karara bağlanır.” hükmü doğrultusunda Kurulun takdir yetkisini kullanarak lisans iptaline ilişkin yaptırım uygulamasının hukuka uygun olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI :
Davacı tarafından, Danıştay Onikinci Dairesince verilen kararın iptale ilişkin kısım yönünden usul ve hukuka uygun bulunduğu ve davalı idarenin temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bu yönden bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek, davalı idarenin temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve hukuka uygun olan Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Davacının temyiz istemi yönünden;
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması”,
sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın vekalet ücretine ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Davalı idarenin temyiz istemi yönünden;
Uyuşmazlık konusu olayda, dağıtıcı lisansı sahibi davacı şirketin, 2018 yılı içinde 60.000 ton beyaz ürün (benzin ve motorin) satışı yapmadığının tespit edilmesi üzerine davacı şirket hakkında soruşturma açılmış, davacı şirketten alınan savunmada ileri sürülen hususların mevzuata aykırı fiili haklı gösterecek gerekçeler olmadığı kanaatine varılarak davacı şirketin 60.000 ton beyaz ürün satışı gerçekleştirmemesinin 5015 sayılı Kanun’un 9. maddesinin ikinci fıkrası ile Petrol Piyasası Lisans Yönetmeliği’nin 7. maddesinin yedinci fıkrasının (c) bendine ve 17. maddesinin ikinci fıkrasına aykırılık teşkil ettiğinden bahisle 5015 sayılı Kanun’un 20. maddesinin birinci fıkrası uyarınca davacı şirketin … tarih ve … sayılı dağıtıcı lisansının iptaline yönelik … tarih ve … sayılı Kurul kararı alınması üzerine davacı tarafından, … tarih ve … sayılı Kurul kararı ile bu kararın dayanağı Petrol Piyasası Lisans Yönetmeliği’nin 17. maddesinin ikinci fıkrasının iptaline karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
Öte yandan, dağıtıcı lisansı sahibi davacı şirket hakkında açılan soruşturma sonucunda, davacı şirketçe 2017 yılında piyasaya “0 (sıfır)” ton beyaz ürün teslim edildiği, dolayısıyla asgarî yıllık 60.000 ton beyaz ürün satma yükümlülüğünün yerine getirilmediğinden bahisle, … tarih ve … sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (Kurul) kararıyla, davacı şirketin dağıtıcı lisansının zaten iptaline karar verildiği ve bu kararın yürürlük tarihinin 31/12/2018 olarak belirlendiği anlaşılmıştır. Anılan lisans iptaline ilişkin Kurul kararı ile bu kararın dayanağı olan Petrol Piyasası Lisans Yönetmeliği’nin 17. maddesinin üçüncü fıkrasının (güncel hâliyle ikinci fıkrasının) iptali istemiyle açılan davada Danıştay Onüçüncü Dairesinin 02/07/2020 tarih ve E:2018/3669, K:2020/1709 sayılı kararıyla davanın reddine karar verildiği; Daire kararının ise, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun E:2020/2685, K:2021/3024 sayılı kararıyla onanarak kesinleştiği anlaşılmıştır.
Bu durumda, davacı şirketin dağıtıcı lisansı, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun … tarih ve … sayılı kararıyla iptal edildiğinden ve iptal kararının yürürlük tarihi de 31/12/2018 tarihi olarak belirlendiğinden, iptal edilen lisansın tekrar 02/04/2020 tarihinde Kurul kararı ile iptal edilmesinin bir geçerliliği olmadığı, anılan tarih itibarıyla davacı şirketin dağıtıcı lisansının bulunmadığı görüldüğünden, dava konusu işlem de sebepsiz kalmıştır. Dolayısıyla, anılan işlemde bu nedenle hukuka uygunluk görülmemiş olup, Daire kararında sonucu itibarıyla isabetsizlik bulunmamaktadır.
Öte yandan, bu davada Dairece verilen ve sonucu itibarıyla hukuka uygun bulunan iptal kararının; davacı şirket açısından dağıtıcı lisansının tekrar yürürlüğe girmesi sonucunu doğuracak nitelikte bir karar olmadığı, aksine, davacı şirketin dağıtıcı lisansı iptal edildiğinden ve anılan işlemin iptali istemiyle açılan davanın “ret” kararı ile sonuçlanmış olması nedeniyle, işbu davaya konu işlemin tesis edildiği 02/04/2020 tarihinde davacının dağıtıcı lisansı bulunmadığını, dolayısıyla, bulunmayan dağıtıcı lisansının iptalinin de mümkün olmadığını vurgulayan bir karar olduğu açıktır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların temyiz istemlerinin reddine,
2. Yukarıda özetlenen gerekçeyle davanın kısmen reddine, kısmen dava konusu işlemin iptaline ilişkin Danıştay Onüçüncü Dairesinin 16/11/2021 tarih ve E:2020/1621, K:2021/3845 sayılı kararının temyize konu kısımlarının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 10/11/2022 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY
X- Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; Danıştay Onüçüncü Dairesinin 16/11/2021 tarih ve E:2020/1621, K:2021/3845 sayılı kararının temyize konu kısımlarının usul ve hukuka uygun bulunduğu, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, tarafların temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının aynen onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.