Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2018/2831 E. , 2022/6437 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2018/2831
Karar No : 2022/6437
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:…sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, kanuni temsilcisi olduğu şirketin muhtelif vergi borçlarının tahsili amacıyla müteselsil sorumlu sıfatıyla adına düzenlenen … tarih ve …,…,… sayılı ödeme emirlerinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen …tarih ve E:…, K:…sayılı kararda; davacının yönetim kurulu üyesi olduğu şirketin anonim şirket olması, davacının dava konusu yaptığı ödeme emirleri içeriği vergi borçlarının 2009 ve sonraki dönemlerinden kaynaklanması karşısında, şirket adına ilgili dönemlerde yetkisi bulunmayan davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ödeme emirlerinde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü ve Dokuzuncu Dairelerince 2575 sayılı Danıştay Kanunu’na 3619 sayılı Kanunla eklenen Ek 1. Maddesi uyarınca birlikte yaptığı toplantıda, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7. maddesinde, dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay’da ve idare mahkemelerinde altmış, vergi mahkemelerinde otuz gün olduğu, vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezalarından doğan uyuşmazlıklarda, tebliğ yapılan hallerde veya tebliğ yerine geçen işlemlerde tebliğin yapıldığı tarihi izleyen günden itibaren dava açma süresinin başlayacağı, 14. maddesinin 3/e bendinde, dilekçelerin süre aşımı yönünden de inceleneceği, 6. bendinde, yukarıdaki hususların ilk incelemeden sonra tespit edilmesi halinde de davanın her safhasında 15. madde hükmünün uygulanacağı, 15. maddesinin 1/b bendinde de, süresinde açılmayan davanın reddine karar verileceği kurala bağlanmıştır.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un olay tarihinde yürürlükte olan 58. maddesinde, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödendiği veya zamanaşımına uğradığı iddiasıyla tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait dava işlerine bakan vergi mahkemesi nezdinde dava açabileceği hükmüne yer verilmiştir.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun “Tebliğ Esasları” başlıklı 93. maddesinin 1. fıkrasında, tahakkuk fişinden gayrı, vergilendirme ile ilgili olup hüküm ifade eden bilumum vesikalar ve yazıların adresleri bilinen gerçek ve tüzel kişilere posta vasıtasıyla ilmühaberli taahhütlü olarak, adresleri bilinmeyenlere ilan yolu ile tebliğ edileceği, “Tebliğ Yapılacak Kimseler” başlıklı 94. maddesinin 1. fıkrasında, tebliğin mükelleflere, bunların kanuni temsilcilerine, umumi vekillerine veya vergi cezası kesilenlere yapılacağı, 3. fıkrasında da; tebliğin, kendisine tebligat yapılacak kimsenin bulunmaması halinde ikametgah adresinde bulunanlardan veya işyerlerinde memur ya da müstahdemlerinden birine yapılacağı, muhatap yerine bu şekilde kendisine tebliğ yapılacak kimsenin görünüşüne nazaran 18 yaşından aşağı olmaması ve bariz bir surette ehliyetsiz bulunmaması gerektiği düzenlemelerine yer verilmiştir.
Anılan mevzuat hükmüne göre, muhatabın bulunmaması halinde onun yerine tebligat yapılacak kişinin, muhatabın ikametgah adresinde bulunması veya muhatabın işyerinde memur ya da müstahdem olması, bunun yanında bariz bir şekilde ehliyetsiz ve görünüş itibarıyla 18 yaşından küçük olmaması yeterli olmaktadır.
Dosyanın incelenmesinden, dava dilekçesinde dava konusu ödeme emrine ilişkin tebliğ tarihinin 17/06/2016 olarak belirtilmesine karşın dilekçe ekinde yer alan tebliğ alındısına ilişkin bilgilerin dava konusu ödeme emri bilgileriyle uyumlu olmadığı, asıl ödeme emri tebliğ alındısı tarihine ilişkin bu hususun davalı idare tarafından savunma dilekçesinde usul yönünden de itiraz konusu edildiği, dava konusu ödeme emrinin 14/06/2016 tarihinde davacının ikametgah adresinde kızı …’a tebliğ edildiği, 24/06/2016 tarihinde Vergi Mahkemesi esasına kaydolan dilekçe ile de bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, 14/06/2016 tarihinde tebliğ edilen dava konusu ödeme emrine karşı tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde 21/06/2016 tarihine kadar dava açılması gerekirken, 24/06/2016 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenmesine olanak bulunmadığından, davayı kabul eden Vergi Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine dair Vergi Dava Dairesi kararında hukuka uyarlık görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kabulüne,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 10/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.