Danıştay Kararı 7. Daire 2019/1266 E. 2022/4412 K. 10.11.2022 T.

Danıştay 7. Daire Başkanlığı         2019/1266 E.  ,  2022/4412 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
YEDİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/1266
Karar No : 2022/4412

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı adına
… Gümrük Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava Konusu İstem: Davacı adına tescilli … tarih ve … sayılı antrepo beyannamesi muhteviyatı eşyanın yapılan fiziki muayenesinde belirgin şekilde farklı cinste olduğunun teknik inceleme ve araştırmaya gerek olmaksızın tespit edildiğinden bahisle 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 236. maddesinin 5. fıkrası uyarınca eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı tutarında hesaplanarak karara bağlanan para cezasına vaki itirazın reddine dair işlemin iptali istemiyle dava açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; olayda, antrepo beyannamesi muhteviyatı eşyanın beyan edilenden farklı cinste olduğunun teknik inceleme ve araştırmaya gerek olmaksızın somut bir biçimde ortaya konulduğu, davacı tarafından da, eşyanın beyan ile uyumlu olduğuna dair herhangi bir veri veya iddianın hem itiraz hem de dava aşamasında sunulmadığı, gümrük müşavirliğine verilen vekaletnamenin süresinin sona erdiğinden bahisle kendisi adına ceza kesilemeyeceği ileri sürülmüş ise de, itiraz dilekçesinde söz konusu husustan bahsedilmediği gibi gümrük işlemlerinin yapılmasında beyan veren kişilerin teknik konularda deneyimsiz oldukları ve yedi adet makinenin de torna makinesi olduğu kanısına varılarak beyanda bulundukları yolundaki açıklamaları dikkate alındığında, uyuşmazlığa konu beyannamenin davacının bilgisi ve yetkisi dahilinde verildiği sonucuna ulaşılması ve gümrük vergileri ile ticaret politikası önlemleri açısından farklılık bulunması nedeniyle 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 236. maddesinin 5. fıkrası uyarınca alınan ceza kararında hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Beyanname muhteviyatı eşyalarda belirgin şekilde farklılık bulunmadığı ileri sürülmekte ve duruşma yapılması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : İstemin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’NUN DÜŞÜNCESİ : Antrepoda bulunan ile faturada yer alan eşyalar arasında bir farklılığın saptanmadığı, dolayısıyla cezayı gerektiren fiil ile davacı arasında illiyet bağının mevcut olmadığı anlaşılmakla, davacı adına ceza kararı alınması, “ceza sorumluluğunun şahsiliği” ilkesine aykırılık teşkil ettiğinden tesis edilen işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı anlaşıldığından temyiz isteminin kabulü ile kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, duruşma yapılmasına gerek görülmeyerek Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacı adına tescilli … tarih ve … sayılı antrepo beyannamesi muhteviyatı eşyanın yapılan fiziki muayenesinde belirgin şekilde farklı cinste olduğunun teknik inceleme ve araştırmaya gerek olmaksızın tespit edildiğinden bahisle 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 236. maddesinin 5. fıkrası uyarınca eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı tutarında hesaplanarak karara bağlanan para cezasına vaki itirazın reddine dair işlemin iptali istemiyle dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa’nın 38. maddesinin ilk fıkrasında, “Kimse, … kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz” denilerek “suçun kanuniliği”, 3. fıkrasında da “Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur” denilerek, “cezanın kanuniliği” ilkesi getirilmiştir. Anayasa’da öngörülen suçta ve cezada kanunilik ilkesi, insan hak ve özgürlüklerini esas alan bir anlayışın öne çıktığı günümüzde, ceza hukukunun da temel ilkelerinden birini oluşturmaktadır. Anayasa’nın 38. maddesine paralel olarak 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2. maddesinde yer alan “suçta ve cezada kanunilik” ilkesi uyarınca, hangi eylemlerin yasaklandığı ve bu yasak eylemlere verilecek cezaların hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak biçimde yasada gösterilmesi, kuralın açık, anlaşılır ve sınırlarının belli olması gerekmektedir. Kişilerin yasak eylemleri önceden bilmeleri düşüncesine dayanan bu ilkeyle temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması amaçlanmaktadır. Bu ilke, aynı zamanda temel hak ve özgürlükleri en geniş biçimiyle gerçekleştirip güvence altına almakla yükümlü olan hukuk devletinin esas aldığı değerlerden olup, uluslararası hukukta ve insan hakları belgelerinde de özel bir yere ve öneme sahip bulunmaktadır.
Ceza yaptırımına bağlanan fiilin kanunun “açıkça” suç sayması şartına bağlanmış olmasıyla, suç ve cezalara dair düzenlemelerin şekli bakımdan kanun biçiminde çıkarılması yeterli olmayıp, bunların içerik bakımından da belirli amacı gerçekleştirmeye elverişli olmaları gerekir. Bu açıdan kanunun metni, bireylerin hangi somut eylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını belirli bir açıklık ve kesinlikte öngörebilmelerine imkan verecek düzeyde kaleme alınmış olmalıdır. Bu nedenle belirli bir kesinlik içinde kanunda hangi eyleme hangi hukuksal yaptırımın bağlandığının bireyler tarafından bilinmesi ve eylemlerin sonuçlarının öngörülebilmesi gerekir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dosyanın incelenmesinden; davacı adına tescilli antrepo beyannamesi muhteviyatı eşyanın faturalarında, 2 adedinin “Planya Tezgahı”, 2 adedinin “Taşlama Tezgahı”, 3 adedinin ise “Tornalama Tezgahı” olarak gösterilmesine karşın, gümrük müşaviri tarafından imzalanan beyannamede 7 adet “Tornalama Tezgahı” beyan edildiğinden bahisle davaya konu edilen işlem tesis edilmiş ise de, antrepoda bulunan ile faturada yer alan eşyalar arasında bir farklılığın saptanmadığı, dolayısıyla cezayı gerektiren fiil ile davacı arasında illiyet bağının mevcut olmadığının anlaşılması karşısında, davacı adına ceza kararı alınması, “ceza sorumluluğunun şahsiliği” ilkesine aykırılık teşkil ettiğinden tesis edilen işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna ulaşılmış olup, davanın reddi yolunda verilen mahkeme kararına yönelik istinaf isteminin reddine dair temyize konu kararın bozulması gerekmiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin kabulüne,
2…. Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Daireye gönderilmesine,
4. Yargılama giderlerinin yeniden verilecek kararda karşılanması gerektiğine, 10/11/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.