Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2019/13479 E. , 2022/9375 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2019/13479
Karar No : 2022/9375
DAVACI : …
VEKİLİ : Av. …
DAVALI : … Bakanlığı/ANKARA
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri …
İSTEMİN KONUSU: Mersin ili, Mezitli ilçesi, … Mahallesi, … parsel sayılı taşınmazın bulunduğu alana ilişkin 03/04/2017 tarihli 1/100.000 ölçekli Mersin-Adana Planlama Bölgesi Çevre Düzeni Planı (ÇDP) Revizyonunun taşınmaza ilişkin kısmının iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Davacı tarafından, uyuşmazlık konusu planın 30 gün yerine 29 gün askıya çıkarılmasının Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğine aykırı olduğu, taşınmazın 2013 yılında onaylanan 1/100.000 ölçekli ÇDP’nda olduğu gibi “kentsel gelişme alanı” olarak planlanması gerektiği, dava konusu ÇDP ile taşınmazda getirilen “orman alanı” kullanım kararının mevzuata uygun olmadığını, 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı plan notlarının 8.27.5 hükmü gereği, orman alanında kalıp da özel mülkiyete tabi olarak kesin tapusu bulunan ve orman vasfında olmayan parsellerin uyuşmazlığa konu ÇDP’nın tarım alanlarına ilişkin hükümlerine tabi olduğu düzenlendiğinden kendi taşınmazının da tarım alanı gibi değerlendirileceği, oysaki taşınmazın Toprak Koruma Kurulu Kararı ile tarımsal arazi vasfı kaldırılan yerlerden olduğu, buna rağmen anılan plan notu nedeniyle tarım arazisi gibi kullanılmak zorunda kalınacağı, dolayısıyla davaya konu ÇDP’nın imar mevzuatına aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ : Uyuşmazlığa konu taşınmazın dava konusu planda orman alanında kaldığı, orman alanlarının orman amenajman planları esas alınarak plana işlendiği, “8.27. Orman Alanları” başlıklı plan notu uyarınca planda orman alanı olarak belirlenmiş ancak özel mülkiyete tabi olup mülkiyeti kesinleşmiş veya tapuya tescil edilmiş parsellerde kadastral bir yola cephesi olmak şartıyla tarım arazileri plan hükümlerinin geçerli olacağı, dava konusu planın ölçeği göz önünde bulundurulduğunda parsel bazlı fonksiyon belirlemesi yapılmasının mümkün olmadığı, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Dava, Mersin ili, Mezitli ilçesi, … Mahallesi, … parsel sayılı taşınmazın bulunduğu alana ilişkin 03/07/2017 tarihli 1/100.000 ölçekli Mersin-Adana Planlama Bölgesi Çevre Düzeni Planının taşınmaza ilişkin kısmının iptali istemiyle açılmıştır.
Taşınmazın davaya konu çevre düzeni planında orman alanı sınırlarında kaldığı, davacının ise taşınmazının kentsel gelişme alanı olarak gösterilmesi gerektiği iddialarıyla görülmekte olan davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Leke plan niteliğinde bulunan dava konusu planın ölçeği (1/100.000) göz önünde bulundurulduğunda parsel bazında kararların üretilmesinin mümkün olmayacağı, bununla birlikte genel arazi kullanım kararlarının değerlendirildiği dava konusu planın bölge ve havza bazında ve mevzuata uygun olarak tesis edildiği, planlama bölgesinde koruma kullanma dengesinin gözetilmesi gereken alanlardaki yapılaşmalarda keyfiliğin önlenmesi ve azami ölçüde korumanın sağlanması için alt ölçekli plan kararlarına esas olacak yapılaşma şartlarını ortaya koyan genel arazi kullanım kararlarının üretildiği görüldüğünden davaya konusu planda taşınmaz yönünden şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına aykırılık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI …’IN DÜŞÜNCESİ : Dava, Mersin İli, Mezitli İlçesi, … Mahallesi, … parsel sayılı taşınmazın bulunduğu alana ilişkin 03.07.2017 tarihli 1/100.000 ölçekli Mersin-Adana Planlama Bölgesi Çevre Düzeni Planının taşınmaza ilişkin kısmının iptali istemiyle açılmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, davacıya ait, Mersin İli, Mezitli İlçesi, … Mahallesi, … parsel sayılı taşınmazın, 03.07.2017 tarihli dava konusu Mersin- Adana 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında “orman alanı”nda kaldığı, 28.07.2017 – 05.09.2017 tarihleri arasında askıya çıkarıldığı, davacının askı süresi içerisinde plana itiraz etmediği, Akdeniz-Toroslar-Yenişehir-Mezitli İlçeleri 1/5000 ölçekli İlâve Revizyon Nazım İmar Plânının 06.02.2018 tarih ve 91 sayılı Meclis Kararı ile onaylandığı ve kararın 09.02.2018 – 09.03.2018 tarihleri arasında ilân edildiği, davacının ilân süresi içerisinde anılan plana itirazda bulunduğu, davacının itirazının Mersin Büyükşehir Belediye Meclisinin … gün ve … sayılı kararı ile reddedildiği, … gün ve … sayılı meclis kararının 06.08.2018 – 06.09.2018 tarihleri arasında ilân edildiği; davacının askı süresi içinde bu meclis kararına itiraz ettiği, 31.07.2018 tarihli meclis kararına yapılan itirazların …. tarih ve .. sayılı meclis kararı ile reddedildiği ve 12.10.2018 tarihli meclis kararının 26.10.2018 – 26.11.2018 tarihleri arasında ilan edildiği, askıya çıkarılan imar planının yeni bir plan niteliğinde ve 03.07.2017 tarihli dava konusu Mersin-Adana 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planın yeni bir uygulama işlemi olduğu, düzenleyici işlem olan dava konusu çevre düzeni planına karşı dava açma süresinin, uygulama işlemi niteliğindeki bu imar planının son ilan tarihinden itibaren yeniden başlayacağından, 27.12.2018 tarihinde açılan dava süresinde kabul edilerek işin esasına geçilmiştir.
İncelenen davada, Mersin Büyükşehir Belediye Meclisi’nin … tarih ve … sayılı kararı ile onaylanan “Mersin 1/25000 Ölçekli Nazım İmar Planında” dava konusu taşınmaz ve yakın çevresinin “Tarımsal Niteliği Korunacak Alanlar” ve “Orman Alanları” olarak belirlendiği, dava konusu taşınmazın, 16.09.2013 tarihli 1/100.000 ölçekli Mersin-Adana Planlama Bölgesi Çevre Düzeni Planının “yerleşim alanları kapsamında kentsel gelişme alanı” olarak belirlendiği, 03.07.2017 tarihli dava konusu Mersin- Adana 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında ise “orman alanı”nda gösterildiği, uyuşmazlık konusu taşınmaza ilişkin olarak Mersin Büyükşehir Belediye Meclisi’nin … tarihli, … sayılı kararı ile kabul edilen 1/5.000 ölçekli nazım imar planı ve Mersin Büyükşehir Belediye Meclisinin … tarihli, .. sayılı kararı ile kabul edilen 1/100.000 ölçekli Mersin İl Çevre Düzeni Planında dava konusu taşınmaza isabet eden orman lekesinin iptali istemiyle … İdare Mahkemesinin E:… esasına kayıtlı olarak açılan davada yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda özetle; Mezitli Belediye Meclisi’nin … tarih ve … sayılı kararı ile onaylanmış 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planında, plan onama sınırları dışında kalan dava konusu taşınmazın, Mersin Büyükşehir Belediye Meclisi’nin … tarih ve … sayılı kararı ile onaylanmış “Mersin 1/25000 Ölçekli Nazım İmar Planında” dava konusu taşınmaz ve yakın çevresinin “Tarımsal Niteliği Korunacak Alanlar” ve “Orman Alanları” olarak öngörülen alanlarda kaldığı, 16.09.2013 onama tarihli 1/100.000 Ölçekli Çevre Düzeni Planında ise dava konusu taşınmaz ve yakın çevresinin “Kentsel Gelişme Alanı” olarak öngörüldüğü; ancak bu noktada dikkat edilmesi gereken hususun, 1/25.000 ölçekli Nazım İmar Planının, Mersin Büyükşehir Belediye Meclisi’nin … tarih ve … sayılı kararı ile iptal edilmesi olduğu, 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında da kapsamlı bir revizyon yapıldığı, bu nedenle, yürürlükteki üst ölçekli Çevre Düzeni Planı açısından ve şehircilik ilkeleri açısından bir değerlendirme yapılmasının yerinde olacağı, dava konusu Akdeniz-Toroslar-Yenişehir-Mezitli İlçeleri 1/5000 ölçekli İlave ve Revizyon Nazım İmar Planını incelendiğinde, dava konusu … parsel sayılı taşınmazın kısmen Tarım alanı sınırları içerisinde kaldığı, dava konusu … parsel sayılı taşınmaz ve yakın çevresine ilişkin mevcut durum değerlendirmesinde de belirtildiği üzere, taşınmazın batısında kalan ve kadastral sınırları Adana-Mersin Otoyolunun kuzeyine devam eden yaklaşık 15 hektar büyüklüğündeki … parsel sayılı taşınmaz ve dava konusu taşınmazın 600 metre güneybatısında kalan … parsel sayılı taşınmazın, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü, Parsel Sorgulama Sistemine göre “Orman” vasfında olduğu, dava konusu 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planında yapılaşma sınırlarının belirlenmesinde ulaşım eksenlerinin ve yerleşik alanların kuzeyinde kalan tarım alanlarının belirleyici olduğu, daha açık bir ifadeyle, güneyde D-400 Karayolu çevresinden başlayarak kuzeye doğru yoğunluk kararları kademeli olarak düşürülmek ve tarım alanları üzerinde yapılaşma baskısının kontrol altında tutulması hedeflendiği, Mersin kentinin gelişme süreci incelendiğinde, doğrusal bir kent makro-formuna sahip olan kentin batı koridoru ve kuzey yönünde tarım alanlarının farklı dönemlerde kentsel gelişme için tahrip edilerek yapılaşmaya açıldığının görüldüğü, bu süreçte tarım alanlarını korumak için konut alanlarında öngörülen yapılaşma yoğunluğunun kentin çeperlerine gelince kademeli olarak düşürülmesinin sıkça kullanılan bir planlama aracı olduğu, Adana-Erdemli Otoyolunun ise tüm Mersin kentsel alanında kuzeydeki eşik sınır olduğu, yapılaşma için diğer sınırın ise dava konusu taşınmazın da içerisinde kaldığı gibi Tarım Alanları olduğu, taşınmazın güneyinde kalan orman vasfındaki taşınmazların, spor alanı ve sosyal-teknik donatı alanlarının ise kentsel gelişmenin sınırlarını belirlediği, bu nedenle, şehirlik ilkelerine aykırı bir durum ortaya çıkmadığı, dava konusu 1/5000 ölçekli nazım plan revizyonunda tüm Mersin metropoliten alanı içerisinde kalan alanda nüfus projeksiyonuna göre yeterli imarlı alan açılması öngörülmekte olup, bu öngörü geliştirilirken İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğünden görüş alındığı ve imara açılacak alanların bu görüş doğrultusunda belirlendiğinin anlaşıldığı, bu durumda dava konusu alanın tarımsal niteliğinin korunması öngörülmüş olup, bu kararın yalnızca dava konusu taşınmaza özel olmadığı, dava konusu taşınmazın da içerisinde yer aldığı, Eski Mezitli yerleşik alanı ve gelişme konut alanlarından başlayarak Çeşmeli Otoyol çıkışına kadar çok geniş bir alanın Tarım Alanı olarak öngörüldüğü, bu alan içerisinde kalan sadece Orman Alanları ve Teknik Altyapı alanlarının belirtildiği, plan açıklama raporuna göre, söz konusu kentsel gelişme sınırının belirlenmesinde öngörü nüfusun belirleyici olduğu, projeksiyon nüfusa göre yeterli büyüklükte gelişme alanı açıldığı, bu çerçevede dava konusu 1/5000 ölçekli nazım plan revizyonunun dava konusu taşınmaza ilişkin kararları bakımından şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararına uygun olduğu sonucuna varıldığı belirtilmiştir.
Dava dosyasında mevcut bilgi ve belgeler ile yukarıda özetlenen bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden, dava konusu Çevre Düzeni Plan hükümlerinin “orman Alanları” başlıklı 8.27. Maddesinde, planda orman alanı olarak belirlenmiş, ancak özel mülkiyete tabi olup mülkiyeti kesinleşmiş ve tapuya tescil edilmiş orman vasfında olmayan parsellerde, kadastral bir yola cephesi olmak şartıyla, 1/100.000 ölçekli ÇDP’nin “Tarım Alanları” başlığı altında yer alan plan hükümlerinin geçerli olduğu, dört tarafı orman alanı ile çevrili olan özel mülkiyete tabi olup mülkiyeti kesinleşmiş ve tapuya tescil edilmiş orman vasfında olmayan parsellerde, kadastral bir yola cephesi olmak şartıyla, 1/100.000 ölçekli ÇDP’nin Dikili tarım arazilerine ilişkin hükümlerin geçerli olduğu hükmü uyarınca davaya konu orman alanda kalan özel mülkiyete konu taşınmazlar için tarım arazileri ile ilgili plan hükümlerinin geçerli olduğu, bölge ve havza bazında mevzuata uygun olarak planlama yapıldığı, koruma kullanma dengesinin gözetilmesi gerektiği alanlarda yapılaşmalarda keyfiliğin önlenmesi ve azami ölçüde korumanın sağlanması için alt ölçekli plan kararlarına esas olacak yapılaşma şartlarını ortaya koyan genel arazi kullanım kararlarının üretildiği, şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararına uygun olduğu sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddinde karar verilmesi gerektiği, düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 29/10/2021 tarihli ve 31643 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 85 sayılı Bazı Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 1. maddesi ile 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin Altıncı Kısmının Dördüncü Bölümünün başlığının Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, 2. maddesi ile de aynı Kararnamenin 97. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “Çevre ve Şehircilik” ibaresinin “Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği” şeklinde değiştirildiği görüldüğünden, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının davalı olarak belirlenmesi suretiyle ve Üyeler … ve …’nun, 1/100.000 ÇDP’na askıda itiraz edilmediği, askı süresinin son gününden itibaren altmış gün içinde dava açılması gerekirken 1/5000 ölçekli nazım imar planında yapılan değişiklik üzerine dava açıldığı, bu durumda nazım imar planının dayanağını oluşturmayan 1/100.000 ölçekli plan yönünden dava açma süresinin yeniden işlemeye başlamasının mümkün olmadığı sonucuna varıldığından davanın süre aşımı yönünden reddi gerektiğine yönelik ayrışık oylarına karşılık, 1/5000 ölçekli nazım imar planının 1/100.000 ölçekli ÇDP’nın uygulama işlemi niteliğinde olduğu, bu kapsamda 1/5000 ölçekli nazım imar planında yapılan değişiklik üzerine başlayan dava açma süresi içinde 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile dayanak 1/100.000 ölçekli ÇDP’na birlikte veya ayrı ayrı dava açılabileceği gerekçesiyle oyçokluğuyla davanın süresinde olduğuna karar verilerek işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Dava konusu taşınmaz 16/09/2013 tarihli Adana-Mersin ÇDP’nda gelişme konut alanı olarak planlanmıştır. Anılan plan kapsamında plan hükümlerinin ve plan kararlarının yeniden ele alınmasına gereklilik duyulması üzerine Çevre ve Şehircilik Bakanlığının 03/04/2017 tarihli oluru ile onaylanan Mersin-Adana Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Revizyonu yapılmıştır.
Askıda yapılan itirazların değerlendirilmesi üzerine Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca 19/07/2017 tarihinde onaylanan ÇDP, 28/07/2017-05/09/2017 tarihleri arasında askıda ilan edilmiştir.
1/100.000 ölçekli Adana-Mersin ÇDP kapsamında yer alan Mersin ili, Mezitli ilçesi,…. Mahallesi, …parsel sayılı taşınmazın orman alanı kullanımında kaldığı görülmektedir.
Bunun üzerine anılan taşınmaz yönünden 1/100.000 ölçekli ÇDP’nın iptali istemiyle bakılan açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2872 sayılı Çevre Kanununun 9. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, “Ülke fizikî mekânında, sürdürülebilir kalkınma ilkesi doğrultusunda, koruma-kullanma dengesi gözetilerek kentsel ve kırsal nüfusun barınma, çalışma, dinlenme, ulaşım gibi ihtiyaçların karşılanması sonucu oluşabilecek çevre kirliliğini önlemek amacıyla nazım ve uygulama imar plânlarına esas teşkil etmek üzere bölge ve havza bazında 1/50.000-1/100.000 ölçekli çevre düzeni plânları Bakanlıkça yapılır, yaptırılır ve onaylanır. Bölge ve havza bazında çevre düzeni plânlarının yapılmasına ilişkin usûl ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.” hükmüne yer verilmiştir.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca çıkarılan 14.06.2014 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 4.maddesinin 1.fıkrasının (c) bendinde, “Çevre düzeni planı: Varsa mekânsal strateji planlarının hedef ve strateji kararlarına uygun olarak orman, akarsu, göl ve tarım arazileri gibi temel coğrafi verilerin gösterildiği, kentsel ve kırsal yerleşim, gelişme alanları, sanayi, tarım, turizm, ulaşım, enerji gibi sektörlere ilişkin genel arazi kullanım kararlarını belirleyen, yerleşme ve sektörler arasında ilişkiler ile koruma-kullanma dengesini sağlayan 1/50.000 veya 1/100.000 ölçekteki haritalar üzerinde ölçeğine uygun gösterim kullanılarak bölge, havza veya il düzeyinde hazırlanabilen, plan notları ve raporuyla bir bütün olarak yapılan planı ifade eder.” kuralı yer almaktadır.
Yönetmeliğin “Planlama alanı” başlıklı 18.maddesinde, “Çevre düzeni planı; coğrafi, sosyal, ekonomik, idari, mekânsal ve fonksiyonel nitelikleri açısından benzerlik gösteren bölge, havza veya en az bir il düzeyinde yapılır.” kuralına, “Plan ilke ve esasları” başlıklı 19. maddesinin 1.fıkrasında ise, “Çevre düzeni planları hazırlanırken; a) Varsa mekânsal strateji planlarına uygunluğun sağlanması, b) Yeni gelişmeler ve bölgesel dinamiklerin dikkate alınması, c) İlgili kamu kurum ve kuruluşlarının mekânsal kararları etkileyecek nitelikteki bölge planı, strateji planı ve belgesi, sektörel yatırım kararlarının dikkate alınarak değerlendirilmesi, ç) Sürdürülebilir kalkınma amacına uygun olarak ekolojik ve ekonomik kararların bir arada değerlendirilmesi, d) Tarihi, kültürel yapı ile orman alanları, tarım arazileri, su kaynakları ve kıyı gibi doğal yapı ve peyzajın korunması ve geliştirilmesi, e) Doğal yapının, ekolojik dengenin ve ekosistemin sürekliliğinin korunması amacıyla arazi kullanım bütünlüğünün sağlanması, f) Ulaşım ağının arazi kullanım kararlarıyla birlikte ele alınması suretiyle imar planlarında güzergahı netleştirilecek yolların güzergah ve yönünün genel olarak belirlenmesi, g) Çevre sorunlarına neden olan kaynaklara yönelik önleyici strateji ve politikaların belirlenerek arazi kullanım kararlarının oluşturulması, ğ) İmar planlarına esas olacak şematik ve grafik dil kullanılarak arazi kullanım kararları ile koruma ve gelişmenin sağlanması, h) Afet tehlikelerine ilişkin mevcut raporlar ve jeolojik etütler dikkate alınarak afet risklerini azaltıcı önerilerin dikkate alınması esastır.” kuralına yer verilmiştir.
Anılan 19.maddenin 2.fıkrasında, “Çevre düzeni planlarının hazırlanması sürecinde, planlama alanı sınırları kapsamında aşağıda genel başlıklar halinde belirtilen konular ile diğer konularda ilgili kurum ve kuruluşlardan veriler elde edilir; bu veriler kapsamında analiz, etüt ve araştırmalar yapılır: a) Sınırlar. b) İdari ve bölgesel yapı. c) Fiziksel ve doğal yapı. ç) Sit ve diğer koruma alanları, hassas alanlar, doğal karakteri korunacak alanlar. d) Ekonomik yapı. e) Sektörel gelişmeler ve istihdam. f) Demografik ve toplumsal yapı. g) Kentsel ve kırsal yerleşme alanları ve arazi kullanımı. ğ) Altyapı sistemleri. h) Yeşil ve açık alan kullanımları. ı) Ulaşım sistemleri. i) Afete maruz ve riskli alanlar. j) Askeri alanlar, askeri yasak bölgeler ve güvenlik bölgeleri. k) Planlama alanına yönelik bölgesel ölçekli kamu projeleri ve yatırım kararları. l) Her tür ve ölçekteki plan, program ve stratejiler. m) Göller, barajlar, akarsular, taşkın alanları, yeraltı ve yüzeysel su kaynakları ve benzeri hidrolojik, hidrojeolojik alanlar. n) Çevre sorunları ve etkilenen alanlar.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Aynı maddenin 3.fıkrasında, ” Çevre Düzeni Planlarının hazırlanması sürecinde planlama alanı sınırları kapsamındaki tüm veriler 1/25.000 ölçekli harita hassasiyetinde hazırlanır.” kuralı, 4.fıkrasında, “Plan hazırlık sürecinde ihtiyaç duyulan veri, bilgi ve belgeler; ilgili veriyi hazırlamakla sorumlu kurum ve kuruluşlardan, bilimsel çalışmalardan ve uzmanlarca arazide yapılacak çalışmalardan elde edilir.” kuralı, 5.fıkrasında, “Planlama sürecinde coğrafi bilgi sistemleri ve uzaktan algılama yöntemleri kullanılarak güncellenebilir ve sorgulanabilir sayısal veri tabanı oluşturulur.” kuralı bulunmaktadır.
Davaya konu çevre düzeni planının plan notlarının 4.4 sayılı maddesinde, kentsel yerleşme alanlarının, kentsel yerleşik alanlar ve kentsel gelişme alanlarını birlikte ifade ettiği, 4.5 sayılı maddesinde, kentsel yerleşik alanların büyükşehir ve/veya il, ilçe ve diğer kentsel yerleşimlerin sınırları içinde var olan, içinde boş alanları barındırsa da büyük oranda yapılaşmış alanlar olduğu, 4.6 sayılı maddesinde, kentsel gelişme alanlarının bu planın hedef yılına ilişkin nüfus kabulleri ile ilke ve stratejileri doğrultusunda, kentsel gelişmeye ayrılmış alanlar olduğu, “Koruma İlkeleri” başlıklı 5.1 sayılı bölümün 5.1.12 sayılı maddesinde, korunacak alanlarda, kentsel gelişme baskılarını azaltacak tedbirlerin alınmasının, planın koruma ilkeleri arasında yer sayıldığı, 5.2.4 sayılı maddesinde planlama bölgesinde yer alan tüm gelişme alanlarının verimi yüksek tarım arazilerine ve enerji kaynak alanlarına zarar vermeyecek biçimde geliştirilmesi ile 5.3.1 sayılı maddesinde, kentsel gelişme alanlarının, nüfus projeksiyonları ile birlikte, yerleşmelerdeki olası gelişme potansiyellerinin de dikkate alınarak belirlenmesinin planlama ilkelerinin gereklerinden olduğu, 7.1 sayılı maddesinde, bu çevre düzeni planının, plan hükümleri ve plan açıklama raporuyla bir bütün olduğu, 7.2 sayılı maddesinde, bu plandan ölçü alınarak uygulama yapılmayacağı, 7.9 sayılı maddesinde, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının onayından önce onaylanmış nazım imar planları ve uygulama imar planlarının, bu plan kararlarına ve hükümlerine aykırı olmayan karar ve hükümlerinin geçerli olduğu, imar uygulaması görmüş olan alanlarda, imar planlarında verilmiş hakları çerçevesinde uygulamalara devam edileceği, 7.10 sayılı maddesinde, bu planın onama tarihinden önce mevzuata uygun olarak onaylanmış mevzi imar planları geçerli olduğu, bu alanlarda yoğunluk artışı ve türdeğişikliği getirecek plan değişikliği/revizyonu yapılamayacağı, 7.11 sayılı maddesinde, bu planın onayından önce, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun “Plansız Alanlar İmar Yönetmeliği” kapsamında ya da dönemin ilgili diğer mevzuatına göre uygulama görmüş alanların haklarının saklı olduğu, bu alanlarda yoğunluk artışı ve kullanım değişikliği getirecek plan değişikliği/revizyonu yapılamayacağı, 8.1.2 sayılı maddesinde, kentsel yerleşme alanlarına ilişkin sınırların, bu plan ile belirlenen alansal büyüklük aşılmaksızın; ilgili kurum/kuruluş görüşleri ile yasal, doğal ve yapay eşikler doğrultusunda, alt ölçekli plan çalışmalarında kesinleşeceği, 8.1.3 sayılı maddesinde, bu planla belirlenen kentsel gelişme alanlarının nazım imar planları, bu planın ilke ve stratejileri ile nüfus kabullerine göre, bütün olarak yapılacağı, uygulama imar planlarının etaplar halinde yapılabileceği, 8.1.4 sayılı maddesinde, bu planda kentsel yerleşik alan olarak gösterilen, fakat imar planı bulunmayan alanların nazım imar planlarının, bu planın ilke ve stratejileri ile nüfus kabullerine göre, bütün olarak yapılacağı, uygulama imar planlarının etaplar halinde yapılabileceği, 8.1.5 sayılı maddesinde, kentsel yerleşme alanlarındaki yoğunluk dağılımının, bu planda kentsel yerleşme alanları için yapılmış olan nüfus kabulü esas alınarak, alt ölçekli planlarda yapılacağı, alt ölçekli planlarda yer alacak nüfusun, o yerleşme için bu planla getirilen toplam nüfus kabulünü aşamayacağı, 8.1.6 sayılı maddesinde, bu alanlarda yapılacak alt ölçekli planlarda, bu planda kabul edilen nüfusun gereksinimi olan kentsel sosyal ve teknik altyapı alanlarının, 3194 sayılı “İmar Kanunu”nda belirtilen standartlar çerçevesinde sağlanacağı, 8.1.7 sayılı maddesinde, bu planda kentsel yerleşme alanı olarak gösterilmiş olsun ya da olmasın, bağlı bulundukları kentsel yerleşme merkezlerinden kopuk biçimde konumlanan, belediye sınırları içine alınarak mahalleye dönüşmüş/dönüşecek kırsal yerleşme alanlarında; varsa çevre düzeni planında önerilmiş alan sınırları dikkate alınarak, yoksa daha önce belirlenmiş yerleşik alanı ve civarına ilişkin sınırlar dikkate alınarak, yerleşmenin kendi ihtiyacı kadar alanın alt ölçekli planlarının hazırlanacağı, alt ölçekli planlarda, yerleşmenin sahip olduğu geleneksel doku ve yapılaşma özellikleri ile çevresindeki alanın doğal özelliklerinin, planlama aşamasında dikkate alınması ve koruma kararlarına dönüştürülmesinin zorunlu olduğu, 8.25 sayılı maddesinde, tarım arazileri/alanlarının bu planda tek gösterim altında (tarım alanları olarak) gösterildiği, 5403 sayılı Kanun ve ilgili Yönetmeliğinde tanımlanan “tarım arazileri sınıflarına” ayrılmadığı, 8.27.1 sayılı maddesinde, bu planda “orman alanı” olarak gösterilen alanların, devlet ormanları, hükmi şahsiyeti haiz amme müesseselerine ait ormanlar, özel ormanlar, muhafaza ormanları olduğu, bu alanlarda 6831 sayılı “Orman Kanunu” hükümlerinin uygulanacağı, 8.27.2 sayılı maddesinde, planlama bölgesi içindeki orman alanlarının, Orman Genel Müdürlüğü’nden alınan orman amenajman planı esas alınarak bu plana işlendiği, 8.27.3 sayılı maddesinde, sınırlar konusunda tereddüt oluşması veya imar planlarının yapımı sırasında orman kadastro sınırlarının esas alınacak olup ilgili kurum görüşünün alınmasının şart olduğu, 8.27.4 sayılı maddesinde, planlama bölgesi bütününde, hangi kullanımda kaldığına bakılmaksızın, orman mülkiyetinde olan ve orman genel müdürlüğünce tahsisi yapılan alanların, tahsis süresi dahilinde tahsis amacına uygun olarak kullanılabileceği, 8.27.5 sayılı maddesinde, bu planda orman alanı olarak belirlenmiş, ancak özel mülkiyete tabi olup mülkiyeti kesinleşmiş ve tapuya tescil edilmiş orman vasfında olmayan parsellerde, kadastral bir yola cephesi olmak şartıyla, bu planın “tarım alanları” başlığı altında yer alan plan hükümlerinin geçerli olduğu, ancak, dört tarafı orman alanı ile çevrili olan özel mülkiyete tabi olup mülkiyeti kesinleşmiş ve tapuya tescil edilmiş orman vasfında olmayan parsellerde, kadastral bir yola cephesi olmak şartıyla, bu planın dikili tarım arzilerine ilişkin hükümlerinin geçerli olduğu düzenlemelerine yer verildiği görülmektedir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Çevre düzeni planı kararlarının, kurumlardan ve arazi çalışmalarından elde edilen veriler, nüfus projeksiyonları ve yerel idarelerin imar planları, bölgesel yatırım kararları, koruma statülü alanlar ulaşım ağları gibi plana girdi sağlayan verilerin değerlendirilmesi sonucunda oluşturulması, dolayısıyla nüfus projeksiyonlarına göre, yerleşim alanlarının belirlenmesi, bu doğrultuda, tarım alanları, orman alanları, meralar, jeolojik açıdan sakıncalı alanlarının korunması, bu tür alanlarda, münferit kentsel gelişme taleplerinin ise plan bütünlüğü gözönünde bulundurularak değerlendirilmesi gerekmektedir.
Genel ilke olarak, plan kararları ile fiziksel çevreyi sağlıklı bir yapıya kavuşturmak, yatırımların yer seçimlerini ve gelişme eğilimlerini yönlendirmek ve toprağın korunma, kullanma dengesini en rasyonel biçimde belirlemek amaçlanır.
Bu amaç çerçevesinde, Çevre Düzeni Planı ölçeğinde hangi usül ve esaslara göre planlama yapılacağı ayrıntıları ile ilgili Kanun ve Yönetmeliklerde düzenlenmiştir.
Ayrıca, bir bölgede önceki plan kararları ile belli bir amaca yönelik tanımlama yapılmış olmasının o bölgenin tamamının amacı, kapsamı, niteliği ve esasları ilgili mevzuatta belirlenmiş olan çevre düzeni planında aynı amaca tahsis edileceği sonucunu doğurmayacağı açıktır.
Taşınmazın davaya konu çevre düzeni planında orman alanı sınırlarında kaldığı, davacının ise taşınmazının kentsel gelişme alanı olarak gösterilmesi gerektiği iddialarıyla görülmekte olan davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Leke plan niteliğinde bulunan dava konusu planın ölçeği (1/100.000) göz önünde bulundurulduğunda parsel bazında kararların üretilmesinin mümkün olmayacağı, bununla birlikte genel arazi kullanım kararlarının değerlendirildiği dava konusu planın bölge ve havza bazında ve mevzuata uygun olarak tesis edildiği, planlama bölgesinde koruma kullanma dengesinin gözetilmesi gereken alanlardaki yapılaşmalarda keyfiliğin önlenmesi ve azami ölçüde korumanın sağlanması için alt ölçekli plan kararlarına esas olacak yapılaşma şartlarını ortaya koyan genel arazi kullanım kararlarının üretildiği görüldüğünden davaya konusu planda taşınmaz yönünden şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına aykırılık görülmemiştir.
Kaldı ki, plan notlarında belirtildiği gibi bu planın onayından önce mevzuata uygun olarak onaylanmış mevzi imar panlarının geçerli ve uygulama görmüş alanların haklarının saklı olduğu da açıktır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca …-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 10/11/2022 tarihinde usulde oyçokluğu, esasta oybirliğiyle karar verildi.